GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Hasta mahpusların cezaevinde yaşamlarını yitirdiğine, cezaevi gözlem kurullarının yargı mekanizması gibi çalıştığına, Siirt'in Botan Vadisi'nin durumuna, Rize'deki Çay Çarşısı'nın artan maliyetine, İstanbul Sözleşmesi'ni savunan 3 kadın öğretmenin sürgün edildiğine ve IŞİD'in Ankara'daki evlerine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:5
Birleşim:77
Tarih:07.04.2022

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Mehmet Sevinç bugün cezaevinde öldü, acı bir haber daha aldık, ailesi bunu açıkladı. Manisa Akhisar Cezaevinde yirmi sekiz yıldır tutukluydu, çokça hikâyesi var, yaşam öyküsü var, onları anlatmayacağım ama kızı Berivan basına şunu söylemiş: "Babamı tek kişilik hücreye atıp orada öldürdüler, bize de hiçbir bilgi verilmedi. Neden öldüğünü, başına ne geldiğini bilmiyoruz. Ölüm haberlerini bile doktorlar değil, askerler verdi." Hasta mahpuslar cezaevinde tek tek ölüyor, yaşamını yitiriyor. Bunun adı "ölüme sevk etmek"tir, "cinayet"tir; bu cinayetleri derhâl durdurun diye tekrar seslenmek istiyorum.

Erdal Tuncel, Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevinde tutuluyor, 16 Mart 2022'de tahliye olması gerekirken bırakılmadı. Gözlem kurulu şu gerekçelerle infazını yaktı ve erteledi, diyor ki: "Fazla su ve elektrik kullanıyorsun. Tekrar suç işleme olasılığın yüksek. Kurum personelinin çalışmasını kolaylaştırmıyorsun." Cezaevinden sonra planının ne olduğunun anlaşılmadığı, kurslara katılmak istediği hâlde kurslara katılması engellenmiş ve kurslara katılmadığı... Böyle absürt gerekçelerle infazı yakmış, disiplin cezası yok. Gözlem kurulları hürriyeti tahdit suçu işliyor, yargı mekanizması gibi çalışıyor. Bu suçun derhâl soruşturulması ve bu uygulamanın durdurulması gerekiyor.

Vekili olduğum Siirt'teki Botan Vadisi kapkara vaziyette üç gündür. Doğrusu, Türkiye'den ve dünyadan yılda binlerce turist gidip geziyor ve hâlâ gerekçesi açıklanmadı. Çağrımız, net bir açıklama yapılması, suyun temizlenmesi ve vatandaşların bu konudaki kaygılarının, hepimizin kaygılarının giderilmesi. Bir an önce Botan Vadisi'ndeki durumun açıklığa kavuşturulmasını ve açıklama yapılmasını istiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayıştay raporunda Kıyı Kanunu'na aykırı olduğu ortaya çıkan 29 metrelik çay bardağı şeklindeki Rize'deki Çay Çarşısı'nın maliyeti katlanarak büyüyor. Önce 23 milyon TL'ye ihalesi yapılmıştı, şimdi 47 milyon TL'ye çıktı. Şimdi, bu, bir mimari facia hakikaten, şehrin doğal yapısına da aykırı, daha da önemlisi böyle bir ekonomik kriz içinde niye böyle büyük bir para harcanıyor? Bunu da merak ediyoruz. Bu nasıl bir çay bardağıdır ki -gerçekten soruyoruz- böyle büyük bir parayla ülkeyi içine alacak bir çay bardağı yapılıyor? Çaya zam geldikçe Çay Çarşısı'nın maliyeti de mi artıyor? Bunu merak ediyoruz. Eskiden Melih Gökçek böyle şeyler yapıyordu, şimdi bir değil, onlarca Melih Gökçek var, öyle anlaşılıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Yarın öbür gün kalkıp "Çay bardağının altlığını da yapacağız." derlerse 50 milyon TL de ona harcayacaklar. Sorun çay ve çay bardağı değil, direkt çıkar ve ranttır; açıkçası iktidarın gerçek yüzüdür, gerçek gündemidir, bunu herkes bilmelidir.

İstanbul Sözleşmesi'ni savunan 3 kadın öğretmen sürgün edildi ve disipline sevk edildi. İstanbul Sözleşmesi'ni açıkçası savunmak suç değildir ama kadınları cinayetlerle yüz yüze, şiddetle yüz yüze bırakan zihniyet suç işlemeye devam ediyor ve üstelik metinde, HDP'nin de katıldığı basın açıklamasına katılmaları da suç olarak nitelendirilmiş. Yani ismini sanırım söylemem de bir sakınca yok, birisi Belkıs Kahraman. Bu kararın derhâl geri alınmasını ve gereğinin yapılmasını istiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Son olarak, IŞİD'lilerin kaçırdığı -Rojda isimli bir genç- Ezidi kız çocuğu Rojda 23 yaşında, Ankara'da Kazan'da altı yıldır tutuluyormuş, en son 8 bin dolar karşılığında ailesini aramışlar ve teslim edilmiş. Sağlık durumu çok kötü, serumlarla ayakta duruyor. Kız kardeşi de IŞİD tarafından kaçırılmıştı ve onun gibi, o da şu anda rehabilitasyonda, tedavi görüyor.

Tek sorun var: Ankara'daki bu evler neden tespit edilemiyor? IŞİD'liler neden Ankara'da cirit atıyor ve bu Ezidi kız çocuklarını rehin tutacak kadar, köle olarak kullanacak kadar, cinsel istismar yapacak kadar, satacak kadar rahat hareket edebiliyorlar? Bu konuda, derhâl İçişleri Bakanlığının açıklama yapmasını, Ankara Valiliğinin açıklama yapmasını talep ediyoruz.

Teşekkür ederim.