GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:76
Tarih:06.04.2022

MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teklifin 2'nci maddesi hekimlerle ilgili, özel hastanede çalışan hekimlerle ilgili. Bir yenilik getiriyormuş gibi görünmekle birlikte aslında durumu tespit ediyor, herhangi bir yenilik getirmiyor ve hekimlerin içerisinde bulunduğu kaosu da görmezden geliyor ve buradaki bu hukuki kargaşayı çözmeye dönük hiçbir yenilik ve hiçbir uygulama söz konusu değil.

Değerli arkadaşlar, buna muvazaa desek aslında muvazaa değil çünkü muvazaa kanunun arkasından dolanmaktır. Siz diyorsunuz ki hekimlere ve özel hastane sahiplerine: "Siz bizim kanunlarımızın arkasından dolanın." Bakın, hekimler özel hastanelerde... Hani "Giderlerse gitsinler." diye aşağıladığınız ve özel hastaneye mahkûm ettiğiniz, açlık sınırının altında yaşamaya mecbur ettiğiniz hekimler, bir şekilde özel sektörde çalışmak için, ekmeklerini kazanmak için çalıştıklarında binbir türlü güçlükle karşılaşıyorlar. Bir defa diyorsunuz ki: "Muayenehane kolunda iş yeri açacaksın." Buna bir yenilik getirmiyor ve hekimler -şaşıracaksınız eğer dinlerseniz- evlerini muayenehane gibi göstermek zorundalar. Çünkü bu yasa diyor ki size: "Serbest meslek erbabı sayılır." diyor. Nasıl sayılacak, soruyorum. Bir hekim serbest meslek erbabı sayılacaksa nasıl açacak iş yerini, nerede açacak? Hem de "Muayenehanesi olmayacak." diyorsunuz yani saçmalığa bakar mısınız? Hekim gidecek, evini muayenehaneymiş gibi gösterecek, oradan bir makbuz kesme yetkisi alacak ve serbest meslek makbuzu kesecek ve biz de buna kanun diyeceğiz, uygulama diyeceğiz, usul diyeceğiz; son derece yanlış.

Bakın, bu getirilen model hekimleri esnaf-işçi arası bir modele sürüklemektir ve hekimlerin özlük haklarını işverenler lehine yani özel hastane lehine azaltmaktır, onları sömürmektir. Ve bunu da aslında özel hastaneler zinciri sahibi olan bir Sağlık Bakanının yapmasından şaşırmıyoruz ama sizlerin buna bu denli kayıtsız kalmanızı doğrusu yadırgıyoruz. Burada vergi kaybı var, kamunun SGK priminden kaynaklanan kayıpları var, hekimlerin özlük haklarında olmaksızın çalıştırılması var.

Bakın, normalde işin tanımı yapılır. Hekim olsun, bir başkası olsun, diş hekimi olsun, bir mühendis veya bir başka beyaz yakalı olsun, özel sektörde iş sözleşmesi gereğince çalışır ve İş Kanunu hükümlerine göre de hakları olur. Peki, hekimler niye serbest meslek erbabı gibi çalışacaklar? Bunun bir gerekçesi olması lazım. Niye? Çünkü siz özel hastane sahibinin sorumluluğunu azaltmak istiyorsunuz, özel hastane sahibi vergi versin istemiyorsunuz, vergi mükellefi olsun istemiyorsunuz. Özel hastane sahibi -Türkiye'deki yaygın uygulama budur- diyor ki arkadaşlar: "Ben seni çalıştırırım ama senin hiçbir sorumluluğuna katılmam. Seni işveren gibi çalıştırmam, sen serbest meslek erbabı gibi çalışırsın. Vergi dairesine kendini gider kendin anlatırsın, kendi makbuzunu kendin çıkartırsın ve mesela iş kazası olduğunda hiçbir hakkın olmaz çünkü ben seni çalıştıran görünmüyorum."

Bu kanunu niye yapıyoruz, niye yapıyoruz? Özel hastane sahiplerini sorumluluktan kurtarmak için yapıyoruz. Mesela bir malpraktis davası düşünün, hastanede bir tıbbi işlemden sonra sorun çıkmış olsun. Peki, buradaki sorumluluk kime ait? Bakın, buradaki sorumluluk da bir şekliyle, direkt demiyorum, bir şekliyle yine hekimin sırtına yüklenmiş oluyor. Şimdi, bizim yapmamız gereken ne? Bu saçmalığa son vermek. Yani bir hekim şirket kurup vergilendirilebilir, serbest meslek makbuzu alıp vergisini ödeyebilir veya iş sözleşmesi yapıp vergisini verebilir ama gerçek ne? Aslında, burada, hekimler işçiler, iş hukukuna tabi olmalılar, iş hukukunun getirdiği güvencelere sahip olmalılar. Dolayısıyla burada yapılması gereken budur. Şimdi, il sağlık müdürlüğü "İş sözleşmesi yaptın." diyor, Maliye Bakanlığı "Bana makbuz getir." diyor, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı "Sen işçi değilsin." diyor. Yani böyle bir saçmalığın, böyle bir kargaşanın içerisinde hekimler çalışmak zorunda. Bunu düzeltmek yerine, bunu bir şekilde halletmek yerine, bunu en geniş şekilde, hem hekimleri rahatlatacak ama vergiyi de son kuruşuna kadar alacak şekilde, SGK primlerini son kuruşuna kadar alacak şekilde düzenlemek yerine "Biz kafamızı kuma gömdük, siz de buna artık bundan sonra itiraz etmeyin." yasasıdır bu ve bu yönüyle de son derece sakıncalı, son derece yanlış ve mevcut, karmakarışık, hekimlerin de hastaların da haklarını ihlal eden, hekimlerin, hastaların haklarını özel hastane sahiplerine peşkeş çeken uygulamanın yasallaştırılmaya çalışılmasıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.

MURAT EMİR (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

Ama bu bir yasa da değildir çünkü yasanın da ne dediği çok açık ortada değil. Bu yönüyle, değerli arkadaşlar, bu konuya mutlaka el atılması lazım. Çalışan hekimlerin İş Kanunu'ndan kaynaklanan -çünkü iş yapıyorlar, iş sözleşmesi üzerinden çalışıyorlar- haklarının da sağlanacağı bir yasal düzenlemeye ihtiyaçları var.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)