GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 5 Nisan Avukatlar Günü'ne, İdris Baluken'in "Sincan'dan Edirne'ye Hasbıhal-Name" adlı yeni çıkan kitabına, Yüksekova Belediyesinin kapalı ihaleyle satışa çıkardığı taşınmazlara ve cezaevlerinde mahkûmlara gelen elektrik faturalarına ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:5
Birleşim:75
Tarih:05.04.2022

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Bugün Avukatlar Günü. Evet, tarafsız ve bağımsız yargının mayası tabii ki adalettir. Bu kapsamda, savunmaya yönelik artan, sürekli devam eden saldırılar adaleti de aslında yok etme amaçlıdır. Adaleti yerine getirme görevini icra eden son kale avukatlar olarak kalmıştır ve son kale savunmadır. Hukukun bugünlerde yok sayıldığını sürekli ifade ediyoruz ve şimdi, adalet hakkında, hukuk konusunda savunmasız bırakılmak istenen bir tabloyla da karşı karşıyayız. Fakat bilinmelidir ki savunma makamını teşkil eden avukatlar hiç kimsenin, hiçbir gücün önünde boyun eğmez, teslim olmaz. Avukatlara yönelik hiçbir yöntem amacına ulaşmaya muktedir değildir. Mücadelemiz gerçek adalet ve eşitlik içindir. Savunma makamı bu mücadelenin en temel direğidir ve iktidarların ne denli uğraşırlarsa uğraşsınlar teslim alamayacakları tek kale savunma kalesidir. Her türlü zor şartta adaletin tecellisi için dimdik ayakta kalmaya devam eden tüm meslektaşlarımın, hak savunucularının gününü kutluyorum ve kaybettiğimiz tüm avukatlar adına sevgili Tahir Elçi'yi de anmak istiyorum.

Sayın Başkan, İdris Baluken bu Meclisin çok yakından tanıdığı bir isim, daha önce grup başkan vekilimizdi; yeni bir kitabı çıktı, onunla ilgili birkaç söz söylemek isterim. Evet, iktidar yargı süreçlerini maskeli balolara dönüştürmek istese de aradan geçen beş buçuk yılda arkadaşlarımız kör kapı, demir parmaklıklar ardında büyük irade savaşıyla üretmeye devam ediyor. Gültan Kışanak, Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, İdris Baluken arkadaşlarımız hem duruşma salonlarında hukuksuz sistemi yargıladı...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - ...hem de edebiyatı sözün ve direnişin adresi hâline getirdi. Bu sıralarda duruşuyla ve sözüyle Türkiye halklarının barış ve demokrasi sözcülerinden olan İdris Baluken, sevgili İdris Baluken "Sincan'dan Edirne'ye Hasbıhal-Name" adlı bir eser yayınladı; kısa süre içinde baskıları arttı ve büyük bir sahiplenme yaşıyor. Baluken, her bir satırında edebiyat ile yoldaşlığın bir aradaki ruhunu yansıtıyor, Sincan'dan Edirne'ye kâğıtlara nakşedilmiş dostluğun sözünü iletiyor. Dava sevdasını kâğıda mürekkeple akıtan, nezaket ile siyaseti hiç olmadığı kadar yüreğinde hisseden bir yazarın, yoldaşımız İdris Baluken'in eseri esasında, haksızlık ve hukuksuzluğa karşı da bir mesaj veriyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Eğer 4 Kasımdan beri temel amacınız sözü engellemekse, sözümüzün çoğaldığına, edebiyatla yoğrulduğuna, büyüyerek her yere ulaştığına emin olabilirsiniz. Ne yaparsanız yapın söz yürüyecek ve yürüyor. Evet, herkesi de bu kitabı okumaya davet ediyorum tabii ki.

Yüksekova Belediyesi yaptığı bir duyuruyla ilçenin Yeni Mahalle, Güngör ve Cumhuriyet Mahallelerinde bulunan 3 ayrı taşınmazı kapalı ihaleyle satışa çıkardığını duyurdu; tabii ki kayyum. Yüksekova Belediyesi borcunun 1 milyon 200 bin TL'ye vardığı tahmin ediliyor. Bu da yetmezmiş gibi, belediyeye ait 3 arsanın da peşkeş çekilmesi için ihale duyurusuna çıkılmıştır. Bizim yönetimimizdeyken belediye, bırakın bu borçları, korkunç rakamları, belediye kasasında nakdî para mevcuttu ve bu her türlü kayıtta mevcuttur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi, son cümlelerinizi alayım.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Kayyumların halktan çaldıklarının hesabı elbet verilecektir. İktidarın kayyum sisteminde neden ısrar ettiğinin açık göstergesidir bu tablo. Halkın olanı halktan çalmak için, çaldıklarının üzerini kapatmak için kayyum sistemi icat edilmiştir.

Sayın Başkan, cezaevlerinde elektrik faturaları hakikaten bir onur kırma durumuna dönüşüyor artık. Büyük bir haksızlık. Sadece aydınlatma giderleri idare tarafından veriliyor ama diğer ihtiyaçlar için, mesela TV, buzdolabı, semaver ve "kettle" kullanımı hâlinde elektrik faturaları tutuklu ve hükümlülere ödettiriliyor. Örneğin, çay yapamıyorlar, buzdolabı kullanamıyorlar. O kadar yüksek elektrik faturaları geliyor ki aileler de ödeyecek durumda değiller. İçeridekilerin ne bir geliri var ne de bu faturaları ödeyebilecek durumdalar. Bu, açıkçası "cezaların şahsiliği" ilkesi başta olmak üzere birçok hukuk kuralına da aykırıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Toparlıyorum.

BAŞKAN - Son cümlelerinizi alayım.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Mahpuslar, ayrıca, hapishanede her türlü ihtiyaçlarını, kişisel ihtiyaçlarını, aynı zamanda gıdaları hapishane kantininden ücretle alabiliyorlar ve ücretlerin çok yüksek olduğunu da ifade edeyim bu arada. Mektup yollamak için pul alıyorlar, elektrik faturası ödüyorlar. Hem tutuklular hem ailelerine yük olmaya devam ediyorlar hem de ekonomik sömürü içeride de devam ediyor; özgürlüklerinin kısıtlanması yetmiyormuş gibi bir de bu ekstra bir ezaya dönüşüyor. En kötü ihtimalle, bir limit belirlenmeli ve bu limitin bütün giderleri kapsadığı kabul edilmelidir. Onurlu bir yaşam için temel ihtiyaçların karşılanması zorunludur diyorum Sayın Başkan.

Doğrusu, ekonomi gündemine ilişkin sözlerim var ama söze devam edebilir miyim, emin değilim. Bunu bilahare ifade edeceğim, zamanım tükendi.

Çok teşekkür ediyorum.