GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile Devlet Memurları Kanununda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:67
Tarih:16.03.2022

ENSAR AYTEKİN (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifinin 6'ncı maddesi üzerine söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Verilen teklifin genel gerekçesinde "Din hizmetlerinin çağın ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde yürütülmesi ancak nitelikli din görevlileri ile mümkündür." denilmiştir.

Peki, teklifin ilerleyen maddelerinde neler var? 6'ncı maddeyle, Diyanet İşleri Başkanlığı personelinden Başkanlıkça belirlenecek şartları taşıyanların hizmet içi eğitim, kurs, sertifika programlarına alınması, memur kadrolarında bulunanlardan din hizmetleri sınıfına geçmek isteyenlerin ise yapılacak olan sınavda başarılı olmaları şartıyla mesleki eğitime alınmaları düzenleniyor.

Değerli milletvekilleri, burada vurgulanacak önemli hususlar var. "Başkanlıkça belirlenecek şartlar" kavramının içinin dolması gerekiyor. Kanun yapıyoruz ama esnekliğe olanak sağlıyoruz. Bu, suistimale açık bir durumdur. Benzer şekilde sınavda başarılı olma şartı, yine aynı maddede ihdas edilmiş. Peki, bu sınav nasıl yapılacak? Bu sınavın niteliğinin içinin fiilî olarak doldurulması gerekiyor ki bu durum istismara sebebiyet vermesin.

Değerli milletvekilleri, bir süredir devlet yönetiminde ilginç bir usul oluştu: Yasama yetkisi Parlamentoda olmasına rağmen, kanunla düzenlenmesi gereken usullerin bir gece bir Cumhurbaşkanı kararnamesiyle ya da daha da ilginci, bir yönetmelikle düzenlenmeye kalkıldığını görüyoruz. Yönetmelikler, kanunun nasıl uygulanacağını gösteren metinler olması gerekirken kanunlar yönetmeliğe uygun metinler hâline geliyor. Örneğini geçtiğimiz hafta zeytinliklere verilen maden arama izni saçmalığında gördük. Kanunla yapılamayanları yönetmelikle düzenlemeye çalışıyorlar. Bunu neden anlatıyorum? Bu kanun teklifi bu şekilde geçecek olursa, kısa bir süre sonra, kanunla güvence altına alınması gereken sınava ilişkin şartlar yönetmeliklerin insafına bırakılacak. Getirin, bunu kanunla düzenleyelim, yönetmeliklerle milletin iradesinin üzerine çıkılmasına izin vermeyelim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz, Diyanet İşlerini genel olarak tartışmayı doğru bulmayız ama konuşmamız gereken şeyler var. Mesela, hâlâ ibadethane sayılmayan cemevlerini, Alevi köylerinin yapılmayan yollarını konuşmalıyız, cemevlerine ticarethane olarak kesilen elektrik faturalarını konuşmalıyız. Yirmi yıldır iktidardasınız ve bu süre içerisinde Alevi köylerinin yolunu, altyapısını yapmadınız.

En basitinden, geçtiğimiz günlerde Balıkesir Altıeylül'e bağlı Karamanlar köyünden bir polisimiz şehit oldu. Evet, köyümüz Alevi Köyü. Protokol cenazeye katıldı, bir kişi bile sormadı "Bu yollar nedir? Neden böyledir?" diye. O yollarda yürümekte zorlanan protokol üyelerinin yüzleri dahi kızarmadı. Yani, Diyanet Akademisindeki personelin konferans almasını ihtiyaç gören, çağın şartlarına vurgu yapan AK PARTİ zihniyeti, Alevi köyündeki yolu ve kanalizasyonu ihtiyaç görmüyor. Bu çağda bu sorunlar sıradan kabul ediliyor. Bu teklif, ne yazık ki Hanefi mezhebine göre din görevlisi yetiştirmek için yapılıyor, Alevileri yine çaresiz kılıyor. Yalnızca Alevileri de değil, bu ülkede Hanefi mezhebine ait olmayan herkesi bu Diyanet dışlıyor. İşte, bu adaletsizliğe isyan ediyoruz.

Diyanet İşleri bize kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk'ün emanetidir. Bu emanetin içinde son model zırhlı araçla cami açılışına gidip vatandaşa gelince "Hâlinize şükredin." demek yoktur. Eline kılıç alıp hutbeye çıkanların, bir somun ekmekle gün geçirip ibadet edenlere Allah'a teslimiyetten bahsetmeye hakkı yoktur. Nasıl ki din eğitimi alan ve halka dini anlatmak üzere görevli olanlar bağlı olduğu cumhuriyeti hedef almamalıysa, siyaset kurumu da din üzerine, Diyanet İşleri üzerine baskı kurmamalı, camilerde siyasi söylemler vermemeli, camileri partilerin toplantı yeri hâline getirmemelidir.

Son söz olarak şunu söylüyoruz: Ne cübbe siyasete ne de siyaset kubbeye ulaşmamalıdır, vicdanlar özgür kalmalıdır.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)