GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Nükleer Düzenleme Kanunu Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:63
Tarih:05.03.2022

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii, hatibin grubu tarafından alkış alan konuşmasını dinledik, hitabet açısından etkileyici ama ümit ederim tarih önünde mahcup edici bir konuşma olmaz çünkü bu milletvekili kardeşiniz, bundan yedi yıl önce, sekiz yıl önce bu kürsüde, Soma için verdiği bir önerge gündeme alındığında "Soma'da büyük bir facia yaşanabilir, Meclis olarak buna el koyalım." dediğinde, Bakanlıktan gelen bilgi notuna göre burada okuyup "O maden Türkiye'nin ve hatta dünyanın en güvenli madenidir." diyen bir AK PARTİ'li hatibin bugün mahcubiyetini biliyorum. O gün o önergeye "hayır" diyenler, o "hayır"ı bir daha hiç savunamadılar.

Bugün, burada, birazdan oy kullanacaksınız. Bütün samimiyetimle 21'inci maddede uzun uzun anlattım. Aslında tamamen özerk, kimseden çekinmeyen, kararlarında kimseden etkilenmeyen, kimsenin gözünün içine bakmayan, hata yapan olduğunda gözünün yaşına bakmayan bir kurum oluşturmak gerekirken bu Kurumun oluşturulması bir kişiye ve onun belirleyeceği kriterlere bırakıldı. Oysa, verdiğimiz önergede liyakat şartlarını uzun uzun anlatmıştım hem de dünyada, kendi vatandaşının sağlığını emanet edeceği Kuruma atanacak başkandan, yöneticilerden neler istediklerini, onlardan hangi liyakat şartlarını istediklerini Uluslararası Atom Enerjisi Kurumunun bir raporundan, bir direktifinden uzun uzun anlattım. O rapor, nükleer alanda yetkinlik, güvenlik alanında tecrübe, kademelendirilmiş ve gitgide artan sorumluluklardan bahsediyordu. Oysa Sayın Erdoğan'ın atadığı bir kimya mühendisi arkadaşımız bu şartların yanından bile geçmiyordu. Biz dedik ki: "Bu şartlarda normalin 2 katı kadar adayı partiler önersin, bu Meclis seçsin, altı yıl görev yapsın." Ama, maalesef, siz bu kanun teklifine "evet" dediğinizde, bu kriterlerden yoksun ve bu liyakat şartlarından yoksun, bir düzenlemeyle yetkin ve etkin başkan ve üyeler yerine, her zaman olduğu gibi liyakati yerine sadakatine güvenilen birilerinin göreve getirilecek olmasına yol vermiş olacaksınız. Elbette, onlarca maddesini Anayasa'ya aykırı bulduğumuz, hele hele kanun alanı CBK'yle düzenlenemeyeceği için, o alandaki en ufak bir yetki aşımının da Anayasa Mahkemesinde derhâl iptal edileceğini bildiğimiz böyle bir çalışmayı, bu vakte kadar sizin yorulmanızla, bazen gerilmenizle, sinirlenmenizle getirdik ama daha kötüsü bu çalışmanın boşuna yapılmış olacak olması. Birazdan oy kullanacaksınız, kötü bir haberim var; oylama elektronik. Kimin ne oy kullandığı tarih önünde kayda geçecek, tutanaklara geçecek. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

KEMAL ÇELİK (Antalya) - Sen kimsin!

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Ve sizin, hepimizin torunlarını, hepimizin çocuklarını, hepimizin geleceğini, bu coğrafyanın yarınlarını tehlikeye atan bu kanuna vereceğiniz her "evet" oyu, Allah muhafaza, ilerleyen zamanlarda sizin belki evladınızın, torununuzun "Dedem böyle bir düzenlemeye, ninem böyle bir düzenlemeye niye 'evet' demiş?" diye, o gün sizi savunamayacağı bir tutumu takınmak üzeresiniz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Size önerim şudur: Hâlen geç değil. Hâlen sizin sadece parmaklarınıza ihtiyaç duyan bir anlayışa "Benim yüreğim var, benim vicdanım var, benim beynim var, benim iradem var." diyebilirsiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

KEMAL ÇELİK (Antalya) - Dünyadan haberin yok!

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Ve hepimizin yaşamını, geleceğini etkileyecek bu kararı verirken şunu düşünün: Yarın öbür gün bir faciada "Gerekli iradeyi göstermemiş liyakatsiz, sadakatli kişilerin atanmasına 'Dur!' diyebilirdim, demedim." deme vicdan azabına hazırsanız, buyurun "evet" deyin, biz hep birlikte "hayır" diyoruz.

Saygılar sunuyorum Sayın Başkanım. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)