| Konu: | Nükleer Düzenleme Kanunu Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 63 |
| Tarih: | 05.03.2022 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Bir yıldır yapılmayan bir kanun son bir hafta içinde apar topar yapılmaya kalkıldı, buna itiraz ettik. Ama dedik ki: Türkiye'nin, savunmasak da yapılmış olan, finansman yöntemiyle, verilen tavizlerle yapılmakta olan bir nükleer santrali var ve âdeta "Al sana bir kaya, nereye istersen oraya daya." şeklinde Türkiye'nin kucağına bu ağır yük verildi.
Türkiye'de farklı nükleer atıklar var ve bunun için Türkiye'nin bir nükleer denetim kanununa ve kurumuna ihtiyacı var. Bu Kurum, daha önce yetkisi olmadığı ve bizim Anayasa Mahkemesine iptal ettirdiğimiz şekilde düzenlemek için alınan kanun hükmünde kararname yetkisiyle, uyum kararnamesi yetkisiyle yapılmıştı; Anayasa Mahkemesi bozdu. Şimdi, bu Kurumun kurulması gereken maddede bir yasama pasifizmi var, pasif kalarak bu yetkiyi Cumhurbaşkanlığı kararnamesine zımnen bırakan, yine Cumhurbaşkanına düzenleten bir pasifizm içinde taslak ve burada, biz, biraz önce uzun uzun okunan maddeyle bu Kurumun nasıl olması gerektiğini söylüyoruz. Teknik detaya gireceğim ama bu Kurum tamamen özerk, kimseden çekinmeyen, kimseden talimat almayan, kimsenin gözüne bakmayan, gerekirse de kimsenin gözünün yaşına bakmayan bir kurum olması lazım çünkü hepimizin yaşamı, çocuklarımızın, nesillerce torunlarımızın sağlığı söz konusu. Bir nükleer felaket, ne siyaset ne siyasetçi ne görüş ayrılığı, hiçbir şeyi dinlemiyor ve biz, burada, bağımsız olması gereken bir Merkez Bankasının bağımsız olmadığı ve laf dinlemediği için değiştirilen başkanları yüzünden malımızdan olduk ama bu mantıkla bir kurum kurarsa bir kişi, o zaman hepimiz canımızdan olabiliriz. Bunun için de buraya liyakat temelli ve Parlamento denetimli bir sistem öneriyoruz.
Önerdiğimiz sistem şu: Liyakat esasını birazdan sayacağım ama 1 başkan ve 8 üyenin 2 katı -bu şartları sağlayan- üyeleri grupların önerdiği ve bu Parlamentonun seçtiği, altı yıl görev yapacak özerk bir kurum öneriyoruz. Aslında yanlış, bakarsanız bizim şunu yapmamız lazım: Nasılsa seneye başkanı değiştirir, istediğimizi atarız, bırakın Cumhurbaşkanı atasın dememiz lazım ve aslında sizin de "Ya, bu öneri çok iyi, bugün seçelim, çoğunluğumuz varken seçelim, çoğu bizden olsun, altı yıl kalsın." demeniz lazım ama biz bunu yapmıyoruz, siz de gelin doğrusuna destek verin. Biz diyoruz ki -biraz önce uzun uzun ve kanun metnine yazılabilir şekilde söylendi ama Uluslararası Atom Enerjisi Kurumunun bir raporu, direktifi diyor ki- bu Kurumun mesela başkanı şöyle olmalı: Nükleer mühendislikte yüksek lisans derecesi, tercihen güvenlikle ilgili aktivitelerde, beş yılı nükleer reaktör mühendisliğinde olmak üzere derece derece artan sorumluluklarla en az on beş yıllık santral mühendisliği, gözlenmiş yönetici yeteneği, nükleer güvenlik düzenlemeleri ve yabancı düzenlemelere ve pratik kodlara uyum, güvenlik rehberlerine hâkimiyet..." diye gidiyor. Bizim bu şartları sağlayan ikişer tane adayımız olacak, bu Parlamento buradan seçecek. Üyelerde yine benzer ama biraz daha hafif şartlar var.
Bakın, kararnameyle bu Kurumu kuran Recep Tayyip Erdoğan, Kurumun başkanlığına bir kimya mühendisi atadı. Şahsına, eğitimine, yetkinliğine bir şey diyeceğim yok ama bu kriterlerin yanından geçmiyor, diğer 3 kimya mühendisi de bir hukukçu da ve bir radyasyon onkolojisi yüksek lisanslısı arkadaş da bu şartların yanından geçmiyor. Bu Kurumun elinde nükleer santralin şalteri, gözünün önünde denetimi, yetkisinde verebileceği caydırıcı cezalar, önlemler olacakken, olması gerekecekken siyaset yapmıyoruz; gelecek nesillerin sağlığını, hepimizin sağlığını düşünüyoruz.
Ben nükleer santrale karşıyım ama böyle bir gerçek var. Bunun denetlenmesi, nükleer atıkların doğru şekilde denetlenmesi lazım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Müsaadenizle Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Burada verilecek karar görüntüde siyasi bir karar. Bize geldiler, dediler ki: "Bu kanun böyle çıkacak, bu kanunu grup disiplini içinde çıkacağız." Her şeyde grup disiplinini önemseyebilirsiniz ama bu mesele veballi bir mesele.
Bakın, isimler söylemek istemem, bu kardeşiniz, bu kürsüde, Soma faciasından altı ay önce yapmış olduğu ve "Soma'da neler oluyor, Allah aşkına bakalım, facia geliyor." diye yalvardığı bir konuşmada, o tutanaklara bir açın, bakın. Bakanlıktan aldığı bilgi notuyla "Türkiye'nin değil, dünyanın en güvenli madenidir." diye okuyan arkadaşın tarihsel mahcubiyetini, o gün burada laf atanların tarih önünde düştüğü durumu düşünün ve bir gün bu verdiğiniz karara pişman olmayacaksanız, vicdanınızla ve bu akşam yatağa başınızı koyduğunuzda sizi rahatsız etmeyecek bir oy kullanın.
Söyleyeceğim bundan ibarettir. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)