GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Nükleer Düzenleme Kanunu Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:61
Tarih:03.03.2022

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 314 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin 9'uncu maddesi üzerine söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Üzülerek belirtmek istiyorum ki ülkemizin geleceğinin yüzyıllarını etkileyecek nükleer atıkların nakliyesi, depolanması ve bertarafıyla ilgili tehlikeleri yıllardır anlatıyor olmamıza rağmen, bu kadar önemli bir konuda, bu kadar hayati ve riskli bir konuda, iktidar bu düzenlemeleri gündemine on yıllık bir gecikmeyle alıyor ne yazık ki.

Teklifin 9'uncu maddesi radyoaktif atıklar ve kullanılmış yakıtların depolanması ve yönetimini düzenliyor. Nükleer santrallerde kullanılan yakıtlar, işletme ömrü boyunca santralde depolanacak, atıkların bertaraf işlemlerini ise TENMAK yapacak.

Değerli milletvekilleri, kural olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenlik alanı dışında yürütülen bir faaliyet sırasında ortaya çıkmış olan radyoaktif atıklar Türkiye sınırları içerisine sokulamaz. (2)'nci fıkrada, istisnalar içinde yer alan doğal radyoaktif maddelerin bulaşmış olduğu malzemenin ithalatı da sayılmıştır. Yurt dışında üretilen atıkların ithalatı yoluyla ülkemize getirilmesi sorunu, yasada hâlâ çözümsüz devam etmektedir. Gaziemir örneğine bakacak olursak, burada işletme aşamasında nükleer santralin bulunmamasına karşın, kaynağı belirsiz nükleer atıklar burada, maalesef, gömülmüştür. Bir başka güncel örnek, yine, Sao Paulo adlı bir uçak gemisinin parçalanmak üzere Brezilya'dan Aliağa gemi söküm bölgesine getirilmek istendiğidir. Hatırlanacağı üzere, bu uçak gemisi, bildiğiniz gibi Fransa tarafından Brezilya'ya satılmadan önce nükleer denemelerde kullanılan bir gemidir.

Teklifte kullanılan "bertaraf" kavramı, nükleer ya da radyoaktif atıkların nihai çözümü varmış gibi bir algı yaratılarak maddeye konulmuştur. Hayalî bir çözümün, maalesef, TENMAK üzerinden yapılacağına ilişkin bir madde getirilmiştir. Çok iyi bilinmelidir ki nükleer atıkların nihai bertarafı mümkün değildir arkadaşlar, kimseyi kandırmayın bu konuda. Dünyada nükleer enerji kullanan tüm ülkelerin baş belası nükleer atıklardır. Bazı bilimsel çalışmalarda kırk bin yıla sâri radyoaktif kalıntılar olacağı bilinmektedir. Toprak, su ve havayla temas etmeden muhafaza edilmesi gereken nükleer atıkların bertaraf edileceği konusunda hüküm koymak gerçeklerden kopuktur. Bu, sadece, yabancı şirketlere para kazandırıp kalan atıkları Anadolu'nun bağrına saplamaktır. Sizin yerliliğiniz ve millîliğiniz işte bu kadardır arkadaşlar.

9'uncu maddede "Geçerli bir yetkiye sahip olunmaksızın yürütülen bir faaliyet sırasında kullanılan radyoaktif maddelere ilişkin iş ve işlemler veya üretilen radyoaktif atıkların yönetimi, Kurumun bildirimi üzerine, tüm masrafları ilgili kişiye ait olmak üzere TENMAK tarafından yapılır." deniliyor ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının da burada eğer nükleer kirlenme varsa bunun iyileştirmesiyle ilgili bir yöntem izleyeceği söyleniyor.

Arkadaşlar, kara mizah gibi bir şey. Allah aşkınıza, Çevre ve Şehircilik Bakanlığında, bu konuda -yani radyoaktif atık olacak da- buna yetkin mühendisler ya da bu yetkinlik var mı? Bir de sanki her konu bitmiş, bütün her şey ortadan kalkmış; doğa, insan, çevre, hepsini ortadan kaldırıyorsunuz; masrafın ne şekilde, hangi şartlarda alınacağına ilişkin hükümler getirilmiş bu maddede. Gerçekten kara mizah örneği sergiliyorsunuz arkadaşlar. Sanki, burada, binlerce yıl etkisi kalacak bir radyoaktif temizlemeden değil de bir yaka kiri temizlenmesinden bahsediyoruz arkadaşlar. Evet, radyoaktif atıkların bertarafıyla ilgili, 9'uncu maddeyle ilgili vermiş olduğumuz önergeler, maalesef, Komisyonda reddedildi ne yazık ki.

Evet, arkadaşlar, ne idari ne de teknik faaliyetlerde radyoaktif yönetimi olarak herhangi bir önlem alınmamıştır. TENMAK ile Nükleer Enerji Düzenleme Kurumu arasında, bu konuda tesisler yönünden bir yetki çatışması yaşanacaktır. Buna ilişkin vermiş olduğumuz -tekrar ediyorum- önergeler, maalesef, hiçbir şekilde kabul edilmemiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Hemen tamamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iktidarı elinde bulunduran ama ülkeyi yönetemez hâle gelenlere sesleniyorum; öyle bir hâle geldiniz ki üstat Nazım'ın dizeleriyle seslenmek istiyorum: Ümidin düşmanı oldunuz. Meyve çağında ağacın, serpilip gelişen hayatın düşmanı oldunuz. Ona düşman, buna düşman, düşünen insana düşman, yaşamayı ciddiye alıp 70'inde bile zeytin ağacı dikene düşman. Demem o ki zeytine bile düşman oldunuz. Bu kibir sizi yiyip bitirecek. Az kaldı, yarının Türkiyesini 84 milyon insanımızla birlikte yeniden oluşturacağız. Bu ülkenin zeytinini, ağacını, denizini, toprağını, suyunu, madenini, insanını korumak bu ülkenin vatanseverlerine kalacaktır.

Hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)