GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Ukrayna-Rusya arasında yaşananların Mecliste gündem dışı söz talebiyle konuşulmasının rejimin yanlışlığını gösterdiğine, Genel Kurul gündemine, TÜİK'in açıkladığı büyüme rakamlarına ve tek adam rejiminin milletten kopuk, yoksula düşman bir rejim olduğuna ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:5
Birleşim:60
Tarih:02.03.2022

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, çok uzun süredir bütün dünyada tek gündem var, bir haftayı buluyor Rusya'nın saldırısı ve Ukrayna'yla savaş hâli. Uzun süredir dünyanın gündeminde olan bu konunun Meclis gündemine gelmesi için sayısız çağrı yapmıştık. Nihayet bugün Dışişleri Bakanı geldi, kapalı bir oturumda bilgilendirme yaptı, gruplar da değerlendirmelerde bulundular. İçeriğe dair söyleyecek bir şeyimiz yok, onları tartıştık ama milletimizin bilmesi gereken bir husus var: Bu ülkede, bu Parlamentoda Ukrayna-Rusya arasında yaşananlar İç Tüzük'ün 59'uncu maddesine yani gündem dışı söz talebine göre yapılabildi. Bu bile Anayasa'ya ne kadar uyumlu tartışmalı, İç Tüzük yapılırken "Böyle bir ihtiyaç durumunda." diye esneterek yazmıştık. Bir ülkenin Parlamentosu konunun savaş olduğu bir durumda meseleye el koyup, Bakanları çağırıp, yürütmeden bilgi alıp ortak aklı ve ulusal menfaatleri birlikte tartışma noktasına gelemiyorsa ve bunu ancak gündem dışı söz talebiyle yapıyorsa, bütün dünyanın gündemi bu Parlamentoda gündem dışıysa bu rejimde bir yanlışlık var, bir hata var. Bu İç Tüzük, bu Anayasa... Bu yapılan, rejime kasteden Anayasa değişikliğinin bu ülkeye ve bu Parlamentoya yaptıklarının milletimiz tarafından bir an önce ilk seçimde vereceği kararla telafi edileceğini umuyoruz. Bu konuda söyleyeceğim budur.

Apar topar bugün Nükleer Düzenleme Kanunu Teklifi'ni görüşeceğiz. Neden? Çünkü bu kanunun, kanun hükmünde kararnamenin iptali nedeniyle 9 Marta kadar çıkarılması gerekiyor. Peki, ne zaman alındı bu karar? Geçen sene 9 Martta, bir yıl süre verildi. Bir yıl boyunca bu konu üzerinde bir şey yapmayan Adalet ve Kalkınma Partisi...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Hatırlayalım, üç hafta önce elde kanun yok, çalışmadılar. İki hafta boyunca uluslararası anlaşmalar görüşülsün ama tam son haftaya gelindiğinde pazartesi günü apar topar, bu kadar kritik bir konu, kırk sekiz saat geçmeden ele alınmasını önerecekler. Kaliteli yasamada bu istisna durumun Danışma Kuruluyla tespiti lazım ama esnetilmiş bir şeyle, grup önerisiyle içtihat oluşmuş bu konuda ve böyle bir kanun, böyle bir düzenleme, bu kadar önemli bir düzenleme aceleye getiriliyor. Ve sonuç? Olabildiğince özerk olması gereken, bütün dünyada çok sert kanunlarla kurulmuş, astığı astık kestiği kestik, bağımsız, özerk, etkilere kapalı, doğayı, çevreyi ve ulusunun menfaatlerini, milletinin menfaatlerini düşünen bu kurum için maalesef, özerkliği bırakın bir yana tamamen bir kişiye bağlı bir kurum oluşturuluyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Maalesef ülkenin Merkez Bankası, kuruluş kanunundaki tüm güvencelere rağmen, Başkanına "Devamlı söz dinlemiyordu." diye, bağımsız olması gereken Merkez Bankasına yapılanlar hepimizi mahvetti, duman etti. Bugünkü elektrik faturasının da kurun da yoksulluğun da işsizliğin de sebebi onlar ama şimdi bir benzeri nükleer tehlikede yapılıyor. Bir kişi karar verecek, onu alacak bunu koyacak; liyakat değil sadakat. Sadece kendimiz değil bu coğrafyadaki herkesin sağlığını, hayatını tehdit eden bir durum. Bu konu ciddiyetle ele alınması gereken ve dünyadaki iyi örneklere bakılarak ve Türkiye'de uzmanların çokça dinlenerek yapılması gereken bu düzenleme "El terazi, göz kantar; biz biliyoruz, biz yaparız, hadi bakalım." yapılmaya çalışılıyor. Çok çok çok yanlış bir işin arifesindeyiz, bunu söylemek isterim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Son konum, Türkiye İstatistik Kurumu; millî gelirin geçen yıl sabit fiyatlarla yüzde 11 büyüdüğünü açıkladı ancak 2021 yılı da 2020 yılında olduğu gibi Türk halkının büyük çoğunluğunun yoksullaştığı, küçük bir azınlığın servetine servet kattığı bir yıl oldu. Bunu analiz edince milletimizin şunu bilmesi lazım: TÜİK bunu 3 yöntemle hesaplıyor; üretim, harcama, gelir yönetimi. Biz detaylara bakınca gördük ki 2019'da ücretlilerin millî gelirden aldığı pay yüzde 34 azalmış, 2020'de yüzde 33 azalmış, 2021'de yüzde 30 azalmış. Peki, ne artmış? Kârlar artmış, kâr! Yani emekçi çalışmış, aldığı pay azalmış ama şirketler yüzde 47,5; yüzde 49; yüzde 52 2019-20-21'de artırmışlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bu işin sonunda bir bakıyorsunuz... Yani yüzde 42,8'lik artış herkesin maaşında olsa o zaman yüzler gülerdi ama ne olmuş? İşçi ücretleri yüzde 21 artmış, kamu çalışanının maaşı yüzde 15, emeklinin aylığı yüzde 17 artmış ama diğer taraftan enflasyonun darbesiyle daha ocak ayında ne kaybettikleri, şubat ayında ne kaybettikleri ortada. Gelen zamlarla asgari ücretin yarısı gitmiş, diğerleri geriye bile düşmüş geçen seneden, iki ay içinde. Bu ne demektir? Tek adam rejimi... "Verin yetkiyi kardeşinize, bakın, ne olacak!" Ne olmuş üç yılda? Emek ucuzlamış, kârlar fırlamış; emekçinin cebinden patronun cebine para transferi olmuş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Evet, toparlayın.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bitiriyorum, son, tek cümle...

BAŞKAN - Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bu kadar milletten kopuk, bu kadar yoksula düşman, bu kadar emekçiye rahatsızlık ve zarar veren bu rejimden, millet eliyle ilk seçimde sandık başında bu tek adam rejiminden demokrasiye dönüşün sağlanmasını, artık kısa çöpün uzun çöpten hakkını almasını, emeklinin, emekçinin uzun adamdan, tek adamdan hakkını almasını bekliyoruz.

Teşekkür ederim efendim. (CHP sıralarından alkışlar)