| Konu: | Ukrayna krizinin ekonomik boyutuna, Asrın Hukuk Bürosu tarafından açıklanan İmralı Cezaevindeki hak ihlallerine ilişkin rapora, İçişleri Bakanlığının mültecilere yönelik seyreltme uygulamasına, Diyarbakır'ın Sur ilçesinde bulunan Kırklar Dağı'nda yapılmak istenen Devlet Bahçeli Hatıra Ormanı'na ve Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı illerde sağlığa erişim oranlarının çok düşük olduğuna ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 57 |
| Tarih: | 23.02.2022 |
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Ukrayna krizinin ekonomik boyutunu da düşünmemiz gerekiyor. Bu Ukrayna krizi tüm dünya ekonomisini olduğu gibi Türkiye'yi de doğrudan etkileyebilir, etkiliyor. Türkiye bir yandan NATO üyesi, diğer yandan ise Rusya'ya ekonomik olarak angaje olmuş durumda. İyi yönetilmemesi durumunda Türkiye halklarına çıkarılacak, çıkacak ekonomik fatura maalesef çok yüksek olacak çünkü AKP-MHP ittifakı döviz ihtiyacını turizmden karşılama hayalleri kurarken Rus turistler gelmeyebilir; doğal gaz ve akaryakıt fiyatları daha fazla zamlanabilir; jeopolitik risklerden ötürü döviz artabilir ve bu da enflasyonu doğal olarak yukarı çeker; başta gıda ürünleri olmak üzere, birçok temel ihtiyaç kaleminde Rusya'ya bağımlılık geriliminin yükselmesi durumunda ambargoya varacak yaptırımları da gündeme getirebilir. Bu sebeple, Türkiye'de gıda ve enerji krizi baş gösterecek ve fiyatlar fahiş derecede artacak, açlık ve yoksulluk derinleşecektir. Yani Türkiye halkları açısından yüksek maliyetlerin söz konusu olabileceği bir dönemden geçiyoruz. Bu kapsamda, Türkiye'nin politikalarının belirlenmesinde güç matrisleri ve iktidarın ideolojik körlüğü değil ortak akıl esas alınmalı ve tüm siyasi aktörler politika belirleme sürecinde yer almalıdır. Bu vesileyle dünkü çağrımızı tekrar yineliyorum ve Dışişleri Bakanının bir an önce Meclis Genel Kurulunda parti gruplarını bilgilendirmesi talebimizi tekrar ediyorum.
Sayın Başkan, dün, Türkiye siyaset hukukunu ilgilendiren çok önemli bir rapor açıklandı Asrın Hukuk Bürosu tarafından.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - İmralı Cezaevinde son bir yılda yaşanan hak ihlallerine değinen bir rapor var elimizde ve Asrın Hukuk Bürosu raporunda, Türkiye adalet sisteminin nasıl keyfî ve bilinçli bir şekilde işkence yaptığı bir kez daha gözler önüne seriliyor.
Evet, Sayın Öcalan, yirmi üç yıldır yanında bulunan siyasi hükümlüler Sayın Hamili Yıldırım, Ömer Hayri Konar ve Veysi Aktaş yedi yıldır "İmralı tecrit sistemi" dediğimiz ağırlaştırılmış infaz rejiminde olağanüstü tecrit koşullarında tutuluyorlar. Rapor, iletişim hakkı başta olmak üzere diğer tüm hakların nasıl gasbedildiğini etraflıca anlatıyor. Özellikle uluslararası kurumlar, AYM ve diğer kurumların bu ihlalde nasıl el birliğiyle çalıştığı son derece çarpıcıdır.
Dün rapor kamuoyuyla paylaşıldığı için ayrıntılarına girmeyeceğim ancak iki konunun altını önemle çizmek istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - 2021 yılı boyunca, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde 3'üncü maddede düzenlenen işkence yasağı, 6'ncı maddedeki adil yargılanma hakkı, 8'inci maddede aile ve özel hayata saygıyla haberleşme hakkı, 13'üncü maddede düzenlenen etkili başvuru yolu ile hak ve özgürlüklerin amaç dışı kısıtlanmasını yasaklayan 18'inci maddesi ihlal edilmiştir. İmralı tecrit sisteminin uygulayıcıları tarafından negatif ve pozitif bütün yükümlülükler ihlal edilerek suç işlenmiştir ve devam ediyor. Böylece, Anayasa, AİHS ve diğer tüm hukuksal bağıtların yok sayıldığı İmralı tecrit sistemi, Türkiye'de hukuk ve demokrasi dışı bir yaşamın inşa edilmesine neden olmaktadır. Öcalan'ı devre dışı bırakmak, Kürt sorununu derinleştirmektedir, çözümün önüne geçme çabalarıdır. Bunun faturası son altı yedi yılda görüldüğü üzere çok ağır olmaktadır. Tecrit aynı zamanda bir insanlık suçudur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Başkan.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Başta CPT olmak üzere, Adalet Bakanlığı ve tüm ilgilileri görevlerini yapmaya çağırıyoruz: İmralı kapılarını açın, avukatlar ve aileleri görüşmelerini yapabilsinler.
Diğer bir mesele mülteciler. İçişleri Bakanlığının seyreltme uygulamasının ayrıntıları kamuoyuyla paylaşıldı. Bu kapsamda, yabancı nüfusun mahalle nüfusunun yüzde 25'ini aştığı 16 il, her türlü statüden tüm yabancıların kayıt başvurularına kapatıldı. Şimdi, bu -İstanbul'da Fatih ve Esenyurt'ta- yürürlüğe girdi ve bu kapsamda Suriyelileri de "gönüllük esasıyla" demişler ama bu gönüllü olmayacak, farklı il ve ilçelere yerleştirmek için bir çalışma başladı. Uygulama, mülteci hukukuna da Cenevre Sözleşmesi'ne de açıkça aykırı durumda çünkü mültecilerin iş bulabilmek adına seyahat etmeleri gerekiyor. Bu yönüyle seyahat etme hakkına aykırı...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Mültecilerin seyahat etme hakkı ellerinden alınıyor ve bu, toplumda ayrımcılığı derinleştiriyor ve daha geçenlerde Esenyurt'ta halk arasındaki çatışma bunu bize göstermişti. İçişleri Bakanlığının ayrımcılığı derinleştiren politikalarıyla toplumsal barışı ve bir arada yaşama hukukunu bozmaktadır. Uygulamanın büyük bir kırılmayı ve toplumsal sorunları beraberinde getirme tehlikesi mevcuttur. O nedenle uluslararası hukuka uyulmasını ve bu uygulamadan derhâl vazgeçilmesini talep ediyoruz.
Sayın Başkan, Diyarbakır'ın Sur ilçesinde bulunan Kırklar Dağı'nda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli adına yapılmak istenen "Devlet Bahçeli Hatıra Ormanı" için ağaç dikim çalışmaları başladı. MHP İl Başkanlığı, özel bir firmaya ait kepçeyle fidanların dikileceği alanda kazı çalışması yapıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayınız efendim.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Kazının yanı sıra tabelanın dikileceği yere de 2 beton kolon yapıldı. Bir yere adınızı yazınca o yer sizin olmadığı gibi halk da benimsemiyor. "Devlet Bahçeli Hatıra Ormanı" diye isim koyduğunuz yer Diyarbakır halkınındır. Halka sormadan isim koyma yöntemleri çok eskilerde kaldı. Kentin hafızasını, ruhunu bir isimle değiştireceğini zanneden zihniyetin ta kendisi yok olmuştur zaten. Yok olduğunu bildiği hâlde bir isimle yaşama çabası hem beyhude hem de acınasıdır. Siz oraya ne isim yazarsanız yazın aslolan halkın belleğidir. Siyaseten ve zihniyet olarak yok hükmünde olduğunuzu ilan ettiğiniz bu yöntemlerinizin sonuç vermeyeceğini zaman size gösterecek; çok çok az kaldı, geçecek.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, son olarak, eşitsizlik raporu, müsaadenizle... Şimdi, bağımsız bir grup var, sivil toplum gönüllüsü, hekimlik ve sağlığa erişimle ilgili eşitsizlik bülteni yayımlıyorlar her ay. Bu ay hekimlik ve sağlık hizmetine erişimde büyük bir eşitsizlik olduğunu gözler önüne serdi. Özellikle Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı illerde hem bebek ölüm oranları hem de sağlığa erişim oranları maalesef çok düşük. Birçok rakam var, sadece şunu söyleyeyim: Tıp doktoru, diş hekimi sayısından bebek ölüm oranlarına kadar TÜİK'in verileri bile bu eşitsizliği ortaya koyuyor. Hekim sayısındaki yetersizlik, hekim başına düşen hasta sayısını da artırıyor -buna dair, eşitsizlik bölgesindeki vahametin rakamlarını bilahare başka konuşmalarımızda paylaşacağız- ama ana dilinde sağlık hizmeti alamıyor olmak da bu eşitsizliği derinleştiren hususlar arasında.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım efendim.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Evet, her gün söylediğimiz bir mesele var; bu söylediğim -bizim sözlerimiz değil- objektif, bilimsel raporlarda da eşitsizliği net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu bir söylem değil, Kürt halkının gerçeği. Bu gerçeği değiştireceğiz, değiştirmeliyiz.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.