GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Vergi Usul Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:49
Tarih:20.01.2022

CHP GRUBU ADINA AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 303 sıra sayılı Kanun Teklifi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi adına söz aldım. Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

2 maddelik bir kanun teklifi var. Kanunun gerekçesinde, işte, ekonomik kötü gidişi durdurmak amacıyla çıkarılmış bir kanun olduğu söyleniyor ama emin olun ekonomideki kötü gidişi durdurmaya yönelik hiçbir katkısı olmayacağı gibi artırmaya yönelik etkileri olabilir. Bir taraftan, şirketlere enflasyon muhasebesiyle destek sağlayıp bir gelir kaybı -ki enflasyon, artık resmen kabul edilmiş- ertelemesi söz konusu, diğer taraftan da "kur garantili TL mevduatı" adı verilen enstrümanla hazinemiz korkunç bir zararın eşiğine getirilmiş durumda.

Değerli arkadaşlar, şimdi, bulunduğumuz yeri hep birlikte tespit edelim ki Türkiye'nin gideceği yeri, siyasal olarak, sosyal olarak gideceği yeri beraberce anlayalım. Şimdi, yönetimdeki Adalet ve Kalkınma Partisi, üretimi artırmak istiyor, geliri artırmak istiyor, istihdamı artırmak istiyor, bu sayede de bir seçime giderek seçimi kazanmak istiyorlar; çok güzel. Tabii, bunu yaparken de 3 şeyi de düşürmek istiyor: Faizi düşürmek istiyor, kuru düşürmek istiyor ve enflasyonu düşürmek istiyor.

Şimdi, bakalım bunları yapabilir mi? Şimdi, üretimi artırabilir mi Adalet ve Kalkınma Partisi? Üretimi artırmanın ön koşulu nedir arkadaşlar? Kendinizi bir yatırımcı düşünün, önce hukuk güvenliği ararsınız. E, şimdi, yeni anayasal düzenle kuvvetler ayrılığı ilkesi bile kalkmış, bütün kuvvetler tek güçte toplanmış. Böyle bir ülkede yatırım yapar mısınız? Veya yargı bağımsızlığı ortadan kalkmış... Siz "Yargı bağımsızlığı var." diyorsunuz ama emin olun, herkes ortadan kalktığı konusunda hemfikir. Yargı bağımsızlığı yoksa biri güvenip yatırım yapar mı, kanun önünde eşitlik yoksa yapar mı? Yapmıyor değerli arkadaşlar. İkincisi, siz bunu yapabilir misiniz? Sizin yargıyı bağımsız yapma şansınız yok, bu yüzden bu ülkeyi kurtarma şansınız yok çünkü bağımsız yargı olursa hesap verme korkunuz var, bu da net olarak görülüyor. (CHP sıralarından alkışlar)

Bir diğer mesele, bir ülkede yatırım olması için şeffaflık gerekiyor. Peki, siz şeffaflık getirebilir misiniz? Mümkün değil, bizim soru önergelerimize bile cevap vermiyorsunuz çünkü çok suçlu olduğunuzu düşünüyorsunuz; şeffaflık olursa, saydamlık olursa bütün suçların görüneceği korkusuyla şeffaflık getirmeniz de mümkün değil.

Değerli arkadaşlar, sizin üretimi artırabilmeniz için katma değeri yüksek bir eğitim lazım; katma değeri yüksek bir ekonomi için katma değer yaratabilecek eğitim lazım ama sizin bütün okulları imam-hatip yaparak partizan bir kadro yetiştirme derdiniz olduğu için eğitimde de yapacağınız bir şey yok.

Gelelim, dış politikanız... Biz dışa açık bir ekonomiyiz, ihracatımız var, ithalatımız var; pahalıya satmak, ucuza almak, ülkemizi geliştirmek istiyoruz; maşallah, herkesle kavgalısınız, dış politikadan da size bir fayda yok.

Toplumsal barış... Vallahi, ben üç güne bir kendi adıma "terörist" ilan ediliyorum temsil edildiğim kitleyle. Ülke huzursuzluk dolu, herkesi bastırmaya çalışıyorsunuz, mümkün değil yani sizin yapısal bir reform yapma şansınız yok, ülkeyi götürme şansınız yok.

Peki, makroekonomide bunları yapamıyorsunuz, gelelim, bari makroekonominin maliye politikasıyla, para politikasıyla siz bir şey yapabilir misiniz? Şimdi, şunu murat ediyorsunuz: Faizler düşsün, faizler düştüğü için de insanlar kredi alsın, yatırım yapsın, ülke çok güzel olsun, anlıyorum.

Peki, değerli arkadaşlar, faizi yüzde 14'e düşürdünüz, piyasada faiz ne? Yüzde 30 ve üzeri. Üstelik bizim Merkez Bankamızdan devletimizin yüzde 14'le parasını banka alıyor, aynı devletin hazinesiyle yüzde 26'yla veriyor, ya arada üç gün yok; böylesine kötü bir durum. Peki, siz faizi niye düşüremiyorsunuz? Faizi düşürdüğünüzde başka bir şey de oluyor bu arada: Siz faizi düşürdüğünüzde kur artıyor ve siz diyorsunuz ki: "Dış güçler kuru artırdı." Arkadaşlar, dış güçler falan artırmadı. Şimdi, benim 100 liram var, sizin enflasyonunuz yüzde 50 yani gelecek sene benim param yarıya inecek. Ya, faize koyayım diyorum, yüzde 14; 65 lira olacak, benim 100 liram 65 liraya inecek. Ya, beni ne korur? Bu kadar alın terim var, bu kadar emeğim var. "Ben ne yapacağım?" diye düşünüyor insanlar, koşuyor döviz alıyor, siz onlara "Dış güçler." diyorsunuz. O insanlar da öfkeyle "Ya, rüşvetini bile dövizle alan, ben döviz alınca bana kızıyor." diyor ki, çok mantıklı, çok haklılar.

Şimdi, peki, bu ülkede kur niye artıyor? Birincisi, kur artmasın diye yaptıklarınıza bakalım: "TL'yi kimseye vermeyelim. Ya, bunlar Türk lirası alırlarsa koşar, gider, döviz alırlar." diyorsunuz, TL arzını sıkıntıya düşürüyorsunuz; ya, piyasada para yok, ticaret dönmüyor. İkinci yaptığınız "kur korumalı TL mevduatı" yani adı kadar kötü bir iş yani o kadar konuşuldu ki hani bunun kötülüğünü anlatmaya gerek yok. Bir de banka ve şirketlere böyle mafyavari telefonlar açıyorsunuz "Sakın döviz alma ha, izliyorum seni, sakın; döviz alırsan sopa geliyor." falan. Ya, arkadaşlar, böyle şey olmaz, böyle ekonomi yönetilmez. Peki, bunları yaptığınızda kur düşmüyor, başka bir şey: Madem insanların dövize talebi var, "Şak, 10 milyar dolar..." Hani öyle, soyadı galiba "Batmaz" olan bunların bir akıl hocası... Özür dilerim, AK PARTİ'nin akıl hocası bir arkadaş "Şak, 10 milyar dolar..." Arkadaş, geldiniz, nereden satıyorsunuz bunu? Rezervlerden. Peki, döviz rezervi sizin mi? Hayır, size emanet edilen paralar. Bugün bizim net döviz rezervimiz eksi 57 milyar dolar yani gidip piyasadan 57 milyar dolar alacağız ki sıfır rezervimiz olsun. Ya, arkadaş, zaten dolar 13 lira; gitsen, 1 milyar dolar alsan 14 olacak, 2 milyar dolar alsan 15 olacak ama buna rağmen siz hâlâ size ait olmayan rezervleri çatır çutur satıyorsunuz; nereye kadar götüreceksiniz? Rezerv kalmayınca da gidiyorlar Birleşik Arap Emirlikleri'ne... Ya, çok incitici değil mi, hani darbeyi finanse etmişti? Ya, biz burada bombalandık, onlar darbeyi finanse etti; 5 milyar dolar için gidilir mi arkadaşlar ya? Yani 128 milyar dolarla idare edemediniz de Birleşik Arap Emirlikleri'nden gelecek 5 milyar dolarla mı idare edeceğiz? Çok incitici, çok kırıcı.

Peki, sizin derdiniz ne? Sizin derdiniz ne, biliyor musunuz? Eğer para politikaları, maliye politikaları... Sizin derdiniz enflasyon. Sizin enflasyonla mücadele etmeniz gerekiyor ama siz enflasyonla mücadele etmek istemiyorsunuz çünkü enflasyonla mücadele ederseniz seçimi kaybedeceksiniz. 3 tane enflasyon var: Arz enflasyonu, talep enflasyonu, maliyet enflasyonu. Ya, arzı artıramıyorsunuz, aynı malları fazla parayla almaya çalıştığımız zaman fiyatlar artıyor, enflasyon oluyor. Ya, arkadaş, talebi artık kısacak bir şeyiniz yok, vatandaş açlıktan ölmüş yani artık neyini kısacaksınız? Çünkü gelir dağılımı çok bozuk; yarattığınız zengin kitle her fiyattan her şeyi alırken geniş halk yığınları, yoksullar hiçbir fiyattan hiçbir şey alamaz hâle geldiler. Böyle bir uygulama şansınız da kalmadı, her gün kuru artırdığınız için de enflasyon artıyor; günün sonunda, baktığınızda, artık bir çıkışınız kalmamış. Siz ne yapmaya çalışıyorsunuz? Siz süreci uzatmaya çalışıyorsunuz yani "Biz 2023 yılının Haziran ayına götürebilir miyiz..." Arkadaşlar, ekonomik olarak götürmeniz mümkün değil, sosyolojik olarak götürmeniz mümkün değil ama yirmi yıllık bir tek adam yönetiminiz var. "Taşıyacağız." derseniz ne olacak, biliyor musunuz? Bir kere, enflasyon roketleyecek; üç haneli enflasyon rakamlarına hazır olun. Ve sizi en çok kandıran, en çok hata yapmanızın sebebi, TÜİK'e yalan söyletenler. Şöyle düşünün: Bir doktor düşünün, hastaya tedavi uygulayacak; hastanın tansiyonu 21, tansiyon cihazı diyor ki: "14." TÜİK size bunu yapıyor. Enflasyon yüzde 36 falan değil, kimse yemiyor bunu; enflasyon şu an yüzde 80 ve üç haneye doğru gidiyor. Şimdi, bakın, kur farkı yansıdı, enflasyon bu hâle geldi. Yaptığınız zamlar yansıyacak; bu sefer, işçiye verdiğiniz eriyecek, işçiye bir daha vermek zorunda kalacaksınız; işçi isyan edince, gelirler tekrar artınca bu sefer yeni zamlar gelecek; buna "sarmal" diyoruz. Siz döndükçe sizinle birlikte de ülke batıyor.

Size şunu söyleyeyim arkadaşlar: Gerçekten, sosyolojik olarak, siyasal olarak, aldığınız pozisyon olarak ülkeye artık hiçbir şey yapma şansınız yok ama bizlerin bir şey yapma şansı var çünkü bizim omzumuzda bir yumurta küfesi yok. Yargı bağımsızlığı mı? Zaten istiyoruz, hemen yaparız ve yaptığımız an döviz düşer. Dış politikada bu gereksiz, yani yöneticilerin serveti üzerinden kavgaların hiçbirine tutuşmamıza gerek yok; ne Ortadoğu'da ne de Rusya'yla, Çin'le, Amerika'yla kavga etmemize gerek yok; bunlarla sizin bir kininiz, özel çıkarlarınız, özel ilişkileriniz var, bizim için bunu gidermek çok kolay.

Eğitim politikasına gelince, biz hiç kimsenin dinine, imanına karışacak değiliz ama çağdaş, bilimsel, kaliteli, yüksek katma değer üretim yapan çocukların okuyacağı okulu ancak biz yapabiliriz çünkü bizim seçmen yetiştirme gibi bir projemiz de yok.

Ve gelelim iç barışa. Siz istediğiniz kadar bizi kavga ettirmeye çalışın, istediğiniz kadar muhafazakâr-laik, Kürt-Türk, Alevi-Sünni... Yapmayacağız arkadaş, zaten ittifakımızda da gördüğünüz üzere ne kadar çaba gösterirseniz gösteriniz ittifaktakiler birbirlerine daha fazla sarılıyor. Birbirimizden çok farklıyız, birbirimizle aynı düşünmüyoruz ama en azından şunu biliyoruz: Hepimiz bu ülkeyi seviyoruz ve asgari müştereklerimiz var; mesela yargı bağımsızlığı, mesela yolsuzlukla mücadele, mesela şeffaflık. Sizin için imkânsız olan bizim için çok kolay ve bu ülkeyi sizden kurtaracağımızı düşünüyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)