| Konu: | Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 47 |
| Tarih: | 18.01.2022 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bu madde görüşülürken biz, Komisyonda, kamu görevlilerinin aylıklarında 2022'nin ilk altı ayı için artış oranının yüzde 5 yerine yüzde 7,5 olarak uygulanmasını, çekincelerimizi belirterek, CHP'li üyeler olarak olumlu karşılamıştık. Toplu iş sözleşmesi hukuku bakımından esas çekincemiz ise imzalanmış bir toplu iş sözleşmesinin bir kanunla çalışan aleyhine de değiştirilebilmesi konusunda iktidarı yüreklendirmesidir, oysa yapılması gereken neydi? Yapılması gereken, Ekonomik ve Sosyal Konseyi hemen toplayıp toplu sözleşme yapılan kesimlerle ek protokol yapılması, toplu sözleşme yapamayan kesimlere ise başka desteklemelerin yapılması konusunda bir toplumsal uzlaşı oluşturulmasıydı. Yapmadınız. Neden? Çünkü Ekonomik ve Sosyal Konsey size rafa kaldırdığınız Anayasa'yı, demokrasiyi hatırlatıyor. "Ne gerek var, toplumun bütün kesimlerini kapsayan istişarelere ne gerek var? Saraydaki her şeyi biliyor; o, talimat verir, gönderir; biz de onaylarız, bu iş biter." diyorsunuz. Öyle değil arkadaşlar. Bu anlayışın hepimizi getirdiği nokta şu: 2018'den beri saraydan talimat rejimi hepimize cumhuriyet tarihinin en kötü dönemini yaşatıyor. Biz rakam vermekten bıktık, siz bıkmadınız. İşsizlik mi diyeyim, zamlar mı diyeyim, enflasyon mı diyeyim, dış borç mı diyeyim? Bütün hedefleriniz tepetaklak. Karşımızda tel tel dökülen bir tek adam rejimi var. Ülke tek bir adamın iki dudağı arasına sıkışmış, kalmış. Yandaşlığın liyakate tercih edildiği, tamamen iktidara yakınlığın belirleyici olduğu bu sistem, bol torpilli, bol imtiyazlı bu sistem bugün ülkenin tüm kılcal damarlarında dolaşır oldu. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, KPSS puanı yüksek olup mülakatta elenen ve atanamayan öğretmenlerin sorununu gündeme getirmişti; karşısına zincirli kapıları çıkardınız. AKP'nin yirmi yıldır süregelen iktidar kayığını yüzdürürken adaletsizliği nasıl kürek olarak kullandığının sadece tek örneğidir bu. Unutmayın ki biz, adalet mücadelesinin karşısına çıkartılan bütün zincirleri aça aça yolumuzda yürüyeceğiz arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, ülkenin parasını pul edenler, ülkeyi 3 dolara muhtaç edenler şimdi de dolar garantili faiz sistemi getiriyor. Artık, faizi bankalar değil hazineden halkımız ödeyecek. Yetmedi, Plan ve Bütçe Komisyonunda dün görüşülen teklifle kur korumalı mevduat hesabı açtıran şirketler için kur farkı kadar faiz, yine, devletin hazinesinden çıkacak yani halkın cebinden çıkacak, bir de bu kazançları vergiden muaf olacak.
Faizci AKP iktidarına soruyorum: Geçimini sağlayamayan, karnını doyuramayan, kirasını ödeyemeyen emekçiye, yoksula, emekliye zenginin faizini ödettirmek hangi kitap yazıyor? (CHP sıralarından alkışlar) Döviz kurları artmasın diye fakirden alıp zengine vermek hangi vicdana sığar? Zenginin bankaya yatırdığı paraya ne hakla dolara endeksli faiz garantisi veriyorsunuz? 85 milyonun bütçesi bu şirketlere kaynak aktarmak için mi yapılıyor?
Değerli milletvekilleri, ülkemiz yeni yılın sabahına zam yağmuruyla uyandı. Doğal gazdan elektriğe ve akaryakıta kadar pek çok ürün zamlandı. Böylece elektrik fiyatları son dört yılda 5'e katlanmış oldu. "Sade vatandaşın dolarla ne işi var ki?" diyerek âdeta vatandaşın aklıyla alay edenlere sormak istiyorum: Bu zamların gerekçesi nedir? Eğer kur artışlarından kaynaklıysa hani kurla vatandaşın işi yoktu? Enerji şirketlerini zenginleştirip halkı yoksulluğa, karanlığa ittiniz. Elektriğe yüzde 124, doğal gaza şimdilik yüzde 25 zam yapan Enerji Bakanı bir de mesaj gönderiyor...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın.
SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla) - "Aklınla Verimli Yaşa" diyerek aklımızla dalga geçiyor, resmen "Herkes başının çaresine baksın." diyor. Aklını kullanacak vatandaş, hiç endişeniz olmasın.
Değerli milletvekilleri, geçen hafta partili Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan "Fahiş fiyat artışlarıyla insanımızın alım gücünü düşürenlerin gözlerinin yaşına bakmayacağız." dedi. Soruyorum: Fahiş fiyat zammı derken yaptığı yüzde 125 elektrik zammını mı kastediyor acaba yoksa mazot, benzin, doğal gaz zammını mı yoksa yüzde 36 yeniden değerlemeyle gelen zamları mı, hangisi? Sanki zamları başkası yapıyor. Kendisi yapıp başkasını suçluyor ancak siyaset literatürüne "teflon politikası" olarak geçebilecek bu anlayışın da sonu geldi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla) - Ülke ne yazık ki tarihinin en büyük krizini yaşıyor, aslında siz de bunu biliyorsunuz; getirin sandığı, sorumlu kimmiş herkes görsün.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)