GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'ın 281 sıra sayılı 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 282 sıra sayılı 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin sekizinci tur görüşmelerinde yürütme adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:5
Birleşim:36
Tarih:14.12.2021

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, sistem kompleks ve karışık bir sistem ve sistemin seçilmemiş figürleri de son derece kompleksli. Günlerdir burada, Parlamento terbiyesi almış bakanların nezaketini, bundan mahrum ve kerameti Cumhurbaşkanının dolma kaleminin mürekkebinden olanların da kürsüde ortaya koydukları rezaleti bire bir yaşadık. Parlamentonun üslupsal sorununu, parlamenter deneyimden nasibi almamış atanmışların düzeyi düşürmeleri ve seçilmişlere kullandığı dil belirledi.

Amerika'dan verilen örnek bir çarpıtma değilse bir bilgisizlikten. Doğru, Amerika'da bütçeyi başkan yardımcısı savunur ama seçmen oy verirken -erkek ya da kadın- cumhurbaşkanı yardımcısının kim olduğunu kampanyada da bilir, pusulada da görür. Bu konuda bana kuvvetli destek... Cumhur İttifak'ındaki ortağınız Milliyetçi Hareket Partisi, sistemin aksaklıkları olarak görüp de kamuoyunda da aleniyet kazandırdıkları revizyon önerilerinde cumhurbaşkanı yardımcısının seçilmiş olması gerektiğini söylüyor. Sayın Şentop da atanmış birinin Cumhurbaşkanlığına vekâletini mahzurlu görüp Cumhurbaşkanlığına esas vekâlet makamının seçilmiş, 2 kere seçilmiş Meclis Başkanı olması gerektiği söylüyor. Siz de bunları biliyorsunuz ama işte o yüzden bu kompleks sistemden bu kompleksli yaklaşımı yapıyorsunuz. Bir gün sandıktan çıkarsanız eğer, o gün bugünkü duruşunuzu gösterince kimse size bir şey demez ama o vakte kadar bir atanmış olarak bu Parlamentonun her bir üyesine karşı saygı dilini kullanmanız lazım; birazdan o konudaki rezervlerimi ifade edeceğim.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - Karşılıklı.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ama "Özgürlük alanını bu derece genişletmiş bir başka cumhurbaşkanı, başbakan yok." lafı, ibretlik ve gerçekten dehşetengiz, akıllara durgunluk verici. Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri hapiste. Bu Parlamentonun milletvekilleri hapse girdi, çıktı, tekrar atıldı, tekrar hapiste, seçilmiş belediye başkanları hapiste. Somalı madenciler yürümek için yola çıkıyorlar, Anayasa Mahkemesi kararına rağmen yürütülmüyor, yollarda süründürdükleriniz uykusuz trafik kazalarında ölüyor. Barınma hakkı için Meclis önüne gelen öğrenciye gaz sıkıyorsunuz. Fahrettin Altun'un imar yasağını çiğnemesini haber yapan gazetecileri mahkemelerde süründürüyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) - Ya bu Fahrettin Altun ne yaptı ki kardeşim ya?

BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Çamlıhemşin ve deresini savunan Havva anaya gaz sıktıran zihniyet, Manisa Salihli'de JES'e direnen Hacıbektaşlılı Memduh amcaya cop vurduran, eşlerine ters kelepçe taktırmaya cesaret eden zihniyet özgürlük alanını genişletmekten bahsediyor. Sayın Başkanım, utançla tutanaklara dercederiz ki 13 Mayıs 2014 faciası, Soma, 301 canımız öldü, 14 Mayıs günü Cumhurbaşkanını yuhalayanlar oldu orada çünkü miting yapmaya kalktı. Yusuf Yerkel'in tekmesinden Yusuf Yerkel aylar sonra utandı, özür diledi. İnanır mısınız, altı yıl sonra bu sene 22 Şubatta dava açtılar 34 kişiye. Kim o 34 kişi? Ya madenci ya maden şehidinin yakını, bir başkası değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Özgür Bey, toparlayalım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bitireceğim Sayın Başkanım, biraz daha var.

Altı yıl sonra, Soma'nın o kadar acısı üzerine Soma'nın katilleri dışarı çıktı. O gün canı yanmış adamı, Cumhurbaşkanına -o günkü Başbakana- kamu görevlisine görevinde hakaret etmiş, yuh çekmiş diye davalarda süründürüyorsunuz. Ne özgürlük ortamı! Bu neyin kini?

Diğer taraftan... Portakal, orada kal. Bak, şuradan dolayı orada kal: O portakallar yere döküldü, 5 arkadaşımız fırladı. Neden biliyor musunuz? Gittim Başkana ne dedim? Sayın Başkanım, bizim bir arkadaşımızın eyleminden Meclisin emekçisine biz yerlerde portakal toplattırmayız. Daha önce de kâğıt atanlar oldu, ben toplattım, milletvekilime toplattım. Biz, bakın... (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) - Senaryo!

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Senaryo o, senaryo!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Beyefendi, Başkana demediysem... Kâtip Üye şahittir, Başkan şahittir.

BAŞKAN - Bir dakika, bir dakika...

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Başkan sağ olsun "Kavas arkadaşlar, buyurun." dedi, fırladım gittim.

BAŞKAN - Ben söyleyeyim Özgür Bey, bir dakika...

Şimdi, portakallar dökülünce ona tavır koymak üzereyken Özgür Bey buraya geldi. "Ben milletvekili arkadaşlarıma toplatacağım." deyince topladılar, götürdüler.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Kavasların toplamasını da doğru bulmayız dedim. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Özgür Bey, buyurun, siz toparlayın.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ha, ona bakarsanız, kim toplamış? Mesela miting yapmışsınız, ayrılmışsınız, Türk Bayrakları yerlerde kalmış, o bayrakları 8 Ağustos 2014 günü Malatya Gençlik Kolları toplamış. Aynı şekilde, 16 Nisan referandumundan önce Muş'ta yerde bıraktığınız Türk Bayraklarını Muş'taki Ülkü Ocakları toplamış. "CHP kırar, döker, arkadan toplarız." diyorsunuz ya; yerde Türk Bayrağı bırakırsınız, onu da gider, Cumhuriyet Halk Partililer toplar. Siz bu işlerden nasibinizi almamışsınız. (CHP sıralarından alkışlar) Görüntü de burada Sayın Başkan.

Ha, son sözüm şu, son konum: Sayın Oktay, bu Meclisin tükettiği tartışmalar var. "15 Temmuz darbe gecesi kim ne yapıyordu?" tartışmasını bu Meclis tüketti. (AK PARTİ sıralarından "Yok, yok" sesleri)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Son konu...

BAŞKAN - Son bir dakika veriyoruz, buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Zira bir gün bu konular açıldı. Hayati Yazıcı'nın kendisi de denk geldi Genel Başkanımın yanında -uçaktaki 1A'da biri, 1B'de biri oturuyor- Özgür Özel telefonu açmış ilk çektiğinde, bir buçuk saat sonra, ne demiş? Meclise gitmek istediklerini, yolda olduklarını söylemiş, Genel Başkan "Bulacağım ilk vasıtayla ben de döneceğim." demiş. Hayati Yazıcı gelmiş, burada Özgür Özel'i o davudi, gür ve babacan sesi ve vücut tavrıyla tebrik etmiş; AK PARTİ Grubundan 18-20 kişi, o gece olmayanlar gelmiş, sıraya girmiş; A Haber "Bugüne kadar çok hakkını yedik ama bu gece Özgür Özel'i ayakta alkışlıyoruz." diye konuşmamı vermiş. "Seçilmiş Hükûmetin, seçilmiş Parlamentonun arkasındayız; darbecilerin karşısındayız." demişim. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bunun üstüne şimdiki Ankara Üniversitesi Rektörü, dönemin milletvekili böyle tuğla gibi kitap yazmış.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bitiriyorum Başkanım.

BAŞKAN - Hararetli bir konuşmanın devamı olarak son sözü veriyorum, buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Meclisteki konuşmamın sonunda "Genel Başkanımızın talimatı demokrasiye, Meclise sahip çıkma yönündedir. İlk fırsatta gelecektir, onun talimatıyla buradayım." demişim. Ben bunları dedikten sonra bir aklıevvel çıkmış: "Neredeymiş, neredeymiş..." O zaman, biz o tartışmayı şöyle tüketiyoruz: Birisinin Ilgaz Tüneli'ne saklanmasına geliyor iş; öbürünün gelip kule temizlenmeden inmemesine, dört saat hangarda beklemesine; öbür taraftan, İçişleri Bakanının Gürcistan semalarında seyretmesine geliyor iş. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler) O yüzden, herkes haddini, hududunu bilecek. 15 Temmuz konusunda Cumhuriyet Halk Partisine, Özgür Özel'e, Genel Başkana laf edenin biz alnını karışlarız kardeşim, alnını karışlarız. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)