| Konu: | Bursa Milletvekili Mustafa Hidayet Vahapoğlu'nun 281 sıra sayılı 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 282 sıra sayılı 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin sekizinci tur görüşmelerinde MHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 36 |
| Tarih: | 14.12.2021 |
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Sayın Vahapoğlu konuşmasında bir eleştiri yaptı; eleştiri olarak kabul ediyorum aslında, ileriye gitmek istemiyorum. Bizim kullandığımız kavramları -üstümüze alındık, o nedenle söz aldım- "siyasi soykırım" "hak ihlalleri" "işkence" ve benzeri yani buna dair çokça kavram kullandı. "Bunu söylemek aslında planlı, programlı bir iş." dedi ve bunun basit bir propaganda ya da bir siyaset gibi algılanmaması gerektiğini, bunun -"hayal ürünü suçlar" ve benzeri kavramlarla ifade etti- devlete ve kurumlara güvensizlik sağladığı, devletin kurumlarının uyanık olması gerektiği yönünde uzunca bir değerlendirme yaptı.
Şimdi, doğru, Sayın Vahapoğlu'yla aynı görüşte değiliz çünkü biz "demokratik bir devlet" derken devleti otoriter, halk üzerinde bir baskı aracı olan bir tüzel kişilik olarak değil; tam tersine, halka hizmet eden, halkın haklarını koruyan bir yapı ve tüzel kişilik olarak kabul ediyoruz.
Şimdi, güvenlikçi politikaları da eleştiriyoruz, buna dair de sözleri oldu. Hakikaten, Sayın Başkan, arkanızda "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." sözleri var ve bizler Türkiye Büyük Millet Meclisine halkın temsilcileri olarak, demokratik yollarla yapılan seçimlerde sandıklardan çıkarak buraya geldik. Demokrasi demek, halka dayanan rejim demek; demokratik bir devlet demek, yine halk iradesiyle yönetilmek demek. Halkın doğrudan temsili söz konusu olmadığı için temsilî demokrasiyle, seçimler yoluyla bir yönetim oluşuyor. Yani bu sözler...
Biz anayasal bir devleti savunuyoruz, anayasalı bir devlet değil. "Anayasal devlet" derken, devletin bir hukuk devleti olması gerekir ve devletin eleştirilemez, tartışılamaz, her zaman halktan önce korunan bir varlık olarak savunulması tezine ideolojik olarak karşıyız. Bu nedenle, bizler Halkların Demokratik Partisi olarak, işkence varsa işkencenin olduğunu söyler, bununla mücadele ederiz; hak ihlalleri varsa -her türlü hak için söylüyorum- bunun karşısında durur, bunu eleştiririz. Orada bizim için esas olan, halkın haklarının korunması, halka yapılan haksızlıkların giderilmesi ve devletin tabii ki halka hizmet eden bir mekanizmayı kurumsallaştırmasıdır.
Şimdi, mesela, sözlükten birçok şey bulabiliriz devlet tanımına dair. Nedir? Halkın refah düzeyini yükseltmek ve korumak...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım Sayın Beştaş.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Dikkat ederseniz, sataşmıyorum Sayın Başkan, bir değerlendirme yapıyorum yani bizim bakış açımızı söylüyorum.
Biz, mesela, işkence yapan ve bunu meşrulaştıran bir devlet istemiyoruz; bu devletse de karşısında dururuz çünkü o devlet bizim. Halk yoksa devlet yoktur; her şeyden önce bunu söyleyeyim. Biz devlet adına işlenen cinayetlere karşı çıkarız çünkü devlet bütün vatandaşlarını eşit koşullarda korumak zorundadır. Demokratik devletin bir kere üç temel unsuru vardır -toparlıyorum Başkan- eşit haklar, kuvvetler ayrılığı ve halka dayanması gerekir. Bu üç koşuldan biri yoksa orada demokratik bir devletten söz edemeyiz ve tabii ki otoriter devlet, faşizan devlet, Mussolini'yle başlayan ve dünyada devam eden, devlete biat edileceğini ve bir baskı aracı olarak kullanılmasını kesinlikle reddediyoruz
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Evet, toparlayın Sayın Beştaş.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bitiriyorum.
Yani burada Havva ananın bir sözünü kullanmak isterim, ne demişti Rize'de müdahaleye karşı? "Nerede bu devlet?" diye Havva ana isyan etmişti. Niye çağırmıştı devleti? Haklarının korunması için, devletin ona sahip çıkması için. Bu yönüyle hiçbir şeyi, hiçbir kurumu olmadığı gibi devleti de kutsal olarak görmeyi doğru bulmuyoruz; devlet halka hizmet için vardır.
Teşekkür ediyorum.