GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:26
Tarih:02.12.2021

MURAT BAKAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; kanun teklifinden bu, limanlarımızın imtiyaz sözleşmelerinin ihalesini uzatan 16'ncı maddenin -çektiğimiz, çekilen 16'ncı maddesinin- çıkmış olmasının, Meclise gelmemesinin ulusal güvenliğimiz ve ulusal çıkarımız açısından ne kadar önemli olduğunu, düşüncelerimi ben sizinle paylaşmak istiyorum.

Bakın, dünya limanlar konusunda nasıl davranıyor: Amerika Birleşik Devletleri'nde limanların satışını onaylama yetkisi ABD Kongresinde. 2006 yılında "Dubai Ports World" diye bir şirket, bir İngiliz şirketini satın aldı, Amerika'da 6 tane limanın işletme hakkına sahip olan şirketi satın aldı. Amerikan Kongresi çok sert tepki gösterdi ve o sözleşmeyi iptal etti arkadaşlar. Daha sonra yani çok zamanda, Yunanistan, komşumuz, 2016 yılında en büyük limanı Pire Limanı'nı Çinlilere satma kararını Parlamentoda büyük tartışmalarla onayladı. Bakın "Parlamentoda onayladı." diyorum, zira bizdeki gibi değil, ihale yapılıyor, her şey bitiyor ama Parlamentonun onayına tabi limanın satılması. Çinli COSCO'ya satışı onayladı büyük grevlerle, büyük olaylarla. Çin, Pire Limanı'nı aldıktan sonra, arkasından Amerika Birleşik Devletleri Dedeağaç ve Kavala'da limanlara yatırım yapma kararı aldı. Yine, çok yakın zamanda, Birleşik Arap Emirlikleri'nde Çinli COSCO şirketi... COSCO da bu arada dünyanın en büyük liman ve lojistik şirketlerinden biri ve Çin devlet şirketi. Abu Dabi'nin 80 kilometre kuzeyinde yaptığı bir liman yatırımında yaptığı inşaat tesisinin askerî tesis olabileceği düşüncesiyle Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Arap Emirlikleri'ne baskı yaptı, ikna etti, inşaatı durdurdu. Yani liman dediğiniz şey, dünya ekonomisi için, dünyada egemen güçlerin savaşı noktasında çok önemli. Bu örnekleri artırabiliriz.

Mesela, Çin "Bir Kuşak, Bir Yol" konsepti çerçevesinde dünyada liman satın alıyor değerli arkadaşlar. Mesela, Sri Lanka Çin'e borcunu ödeyemedi, 2017 yılında ülkenin Hambantota Limanı'nı Çin'e ait bir şirket doksan dokuz yıllığına aldı. Afrika Kıtası'nda 2 ülke; biri Kenya'da Mombasa Limanı'nın, Zambiya'da ise Kenneth Kaunda Uluslararası Havalimanı'nın borçları karşılığında Çin'e devredileceği o ülkelerin medyasında en çok konuşulan konulardan biri. Yine, Çin'in İsrail'in Aşdod, Mısır'ın Abu Qir Limanı'ndaki yatırımlarından sonra Beyrut Limanı'na talip olduğu biliniyor. Yani arkadaşlar, devlet olarak ya limanlarınızı kendiniz işletirsiniz ya ulusal sermayeli şirketleriniz işletir ya da kimin işleteceğine siz o devlet olarak karar verirsiniz, Parlamentonun onayına sunarsınız liman satışını. Eğer siz bunu yapmıyorsanız o limanları kontrol edemiyorsunuz demektir.

Dünyada -Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok- Rotterdam modeli var. Her ülkede bir liman otoritesi olur -bizde birden fazla otorite var- ve o liman otoritesi, hiçbir limanı komple satmaz -bizim Mersin Limanı'nı, İskenderun'u, Antalya'yı sattığımız gibi- her iskeleyi parça parça farklı operatöre verir; onların alt limitlerini, üst limitlerini, fiyatlarını belirler, rekabet oluşturur ve orada cirodan pay alır.

Bakın, bu madde gelseydi biz ne yaşayacaktık? Mersin Limanı, 2010 yılında ilk yatırım bedeli dâhil 800 milyon dolara ihale edildi. Bakın, ballı ticarete: Yedi yıl sonra o 800 milyon dolara satın aldıkları şirketin yüzde 39'unu 800 milyon dolara sattılar. Yani ne olmuş? Alan grubun yatırımları yedi yılda 1 milyar 800 milyon dolara çıkmış. Bu arada da yedi yıl boyunca, orada, İzmir limanlarının 3 katı fiyatına yükleme hizmeti verdiler, kasalarını parayla doldurdular değerli arkadaşlar. Yani böyle ballı bir ticaretten bahsediyoruz; eğer bu burada onaylansaydı, bu devam edecekti. Bakın, bu Mersin örneği, Türkiye'nin nasıl soyulduğunun örneğidir.

Değerli arkadaşlar, bu teklif buraya boşuna gelmedi, birisinin bana anlatması lazım. Yani, bölgesinde monopol olan, başka rekabetçi hiçbir limanın olmadığı, Mersin gibi önemli... Ve pandemiden dolayı lojistik dünyada giderek önem kazandı, Türk limanları da önem kazandı, dünya sermayesinin -işte, Körfez, bir taraftan Çin- Türkiye limanlarında gözü var. Bizim limanlarımızı... Hangi akıl, hangi vicdan, hangi vatansever insan bu kanunun buraya gelmesine onay verir, bu teklifin buraya gelmesine onay verir? Bu maddenin buradan çıkarılmasıyla bu ülke için çok faydalı, doğru... Biz, bu vatanı, bu ülkeyi seven bir muhalefetin yapması gerekeni yaptık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.

MURAT BAKAN (Devamla) - Gerçekten, içinizde vicdanı sızlayan bir vatansever varsa, bu teklifi bir daha buraya getirmez değerli arkadaşlar. Saray "yeni Osmanlıcılık" hayalleriyle Türk limanlarının ne kadar önemli olduğunu görmeyebilir ama bu Parlamento görmek zorunda arkadaşlar. Ulusal çıkarlarımızı, ulusal güvenliğimizi korumak, gözetlemek, bunun mücadelesini yapmak parlamenter olarak bizim görevimiz; millet bizi bunun için seçti, gönderdi. Şu an Pire Limanı'nda grev var, Hayfa Limanı'nda grev var. Dünyadaki bu liman sıkışıklığı bizim limanlarımızı daha da önemli hâle getiriyor. Tekrar söylüyorum: Vatanını seven, ülkesini seven, ulusal çıkarlarını gözeten hiç kimse bu yasayı bir daha bu Meclise getirmemeli.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)