GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Varlık Vergisi Kanunu'nun 79'uncu yıl dönümüne, Türkiye'deki ilaç krizine, cezaevlerindeki işkenceye, hasta mahpusların yaşam hakkına, Siirt ve bölge illerindeki valilik yasaklarına ve tutuklu Rıdvan Güven'in ailesine uygulanan tehdit ve baskıya ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:5
Birleşim:18
Tarih:11.11.2021

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Evet, bugün Varlık Vergisi Kanunu'nun 79'ncu yıl dönümü. Müslüman yurttaşlarımızdan farklı olarak Hristiyan ve Yahudi yurttaşlardan farklı bir tarifeyle, fahiş servet vergisi alınmasını düzenleyen bir kanun. Bu konuda çokça yazı yazıldı, çokça doküman var; filmler, sinemalar... Dünyanın her yerinde hâlâ tartışılmaya devam eden bir kanun; maalesef, o zaman Türkiye Büyük Millet Meclisinde 350 milletvekilinin oy birliğiyle yürürlüğe giren bir kanun olma özelliğini de taşıyor; ayrımcılığın yasallaştığı bir kanun tabii ki. O dönemde tabii ki çok büyük bir yıkım yaşandı; İkinci Dünya Savaşı'nın yokluk yıllarında, varlık vergisiyle birlikte Hristiyan ve Yahudi vatandaşlar büyük bir yıkım yaşadı. Ve yıkıcı vergiyi, bu vergiyi ödeyemeyenler Türkiye'yi terk etmek zorunda kaldılar. Vergiyi ödemek için mallarını mülklerini haraç mezat satanlar olduğunu biliyoruz, hayatlarını kaybedenler de oldu. Ve o dönemde azınlıkların mal varlığı bu Varlık Vergisi Kanunu'yla aslında eritilmedi. Geldiğimiz aşamada, çalışma kampına -Aşkale'de biliniyor- mahkûm edilenlere bir tazminat ödenmedi, onlardan özür dilenmedi. Sadece Demokrat Parti 1950 Seçimlerinde söz vermişti ama ne malları ne parayı geri verdi. Açıkçası, biz 79'uncu yıl dönümünde varlık vergisi meselesinin aslında kapanmadığını, o dönem Aşkale'de yaşamını yitirenleri saygıyla andığımızı ve bütün ayrımcılıkların sona ermesi için geçmişle yüzleşmenin olması gerektiğinin önemini bir kez daha ifade etmek istiyorum ve yaşamını yitirenleri saygıyla anıyorum.

Sayın Başkan, Türkiye'de ilaç krizi her dönem olduğu gibi bu yıl da baş gösterdi, bu ilk değil. Hem doların yani dövizin yükselmesi hem de ilaç firmaları ile Bakanlık arasında var olan görüşmelerde uzlaşma sağlanamaması eczanelerde bazı ilaçların bulunmaması sonucunu doğuruyor ve bu da vatandaşları doğrudan etkileyen bir konu. Bu yıl da aynı kriz patlak verdi. Mesela soğuk algınlığı, öksürük ve grip ilaçlarını bulmak neredeyse imkânsız. Eczacılar Birliği bu konuda bir çağrı yaptı bunun çözümüne dair ama hâlâ somut bir adım atılmış değil. Elimizdeki verilere göre eczanelerde hâlihazırda kanser, çocuklar için ağrı kesici, öksürük şurubuna kadar 645 kalem ilaç bulunamıyor ve en çok mağdur edilen kesim ise çocuklar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Biz, Sağlık Bakanlığını, bu ilaç krizini çözmesi için gerekli adımları atmaya davet ediyoruz.

Sayın Başkan, cezaevlerindeki olaylar bitmiyor, biz de söylemeye devam edeceğiz. En son Elâzığ 2 No.lu T Tipi Cezaevinde yeni bir uygulama başladı; hasta mahpuslara cezaevlerine giderken, revire giderken bu sefer ağız içi araması dayatılıyor. Bu da yeni bir şey, onur kırıcı bir durum; vücut bütünlüğüne doğrudan bir saldırı, bu hem işkence hem de vücut bütünlüğüne bir saldırı niteliğinde. Biz hep diyoruz cezaevleri birer işkence merkezi olmamalı ama maalesef, kangren olmuş bir durumla karşı karşıyayız. Her gün farklı bir cezaevinde farklı bir ihlal ve işkence yöntemi devreye sokuluyor.

Bu vesileyle, ben sağ bacağı ve sol kolu olmayan Şaban Kaygusuz'un da çok ciddi bir şiddet yaşadığını, Kayseri Bünyan 1 No.lu T Tipi Cezaevine sevk edilirken çıplak arama ve işkenceye maruz kaldığını da ifade etmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bunların totalinde hasta mahpusları öldürmeyelim, öldürmeyin. Hasta mahpusların yaşam hakkı vardır, tedavi olma hakkı vardır, aileleriyle vedalaşma hakkı vardır. Şaban Kaygusuz sadece bir örnektir diye bitirmek istiyorum.

Sayın Başkan, benim vekili olduğum Siirt'te yıllardır Valiliğin yasak kararıyla karşılaşıyoruz. Son bir aydır bu artık bıçağın kemiğe dayandığı yer diyebilirim. Ben iki haftadır gidiyorum Siirt'e, Valiliğin şöyle bir kararı, bana tebliğ ediliyor -Başkanlığınıza da sunacağım, belki görüşme yaparsınız- deniyor ki: "Şu, şu, şu maddeler gereğince gösteriler yapılamaz, yasaklanmıştır on beş gün." On beş gün doluyor, o rutin tekrar devam ettiriliyor, on beş gün. Bu, aylardır, yıllardır, yaklaşık iki üç yıldır, kayyumdan beri devam ediyor ve bu, sadece bize uygulanıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bu yasak sadece bize uygulanıyor. Siirt sadece bir örnek; Van, Muş, Diyarbakır, Mardin, bölgedeki bütün illeri sayabilirim. En son, iki gün önce postaneden cezaevine kart attık ya, kart. 25 Kasım sebebiyle kadınlara -25 kadındık toplamda- kart attık postanede, çıkışta basın bekliyor. Ben de diyeceğim ki kadın hakları savunucularına kart attık. Hani, işte 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü sebebiyle açıklama yapacaktım. Etrafımda yüzlerce polis etten duvar ördü, Emniyet Müdüründen Güvenlik Şubeye. "Siz, yanınızdakilerle birlikte açıklama yapamazsınız." Neden? "Çünkü Valiliğin kararı var, tek başınıza yapabilirsiniz." dediler. Bütün iletişimime, zorlamama, yasayı, Anayasa'yı hatırlatmama rağmen yanımdaki kadın arkadaşların durmasına izin vermediler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Danış, son kez, lütfen toparlayın.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Adliye önünde de yine Cemil Taşkesen'in gözaltısı sırasında ve diğer gözaltılarda aynı uygulama var. Ben Siirt Valiliği şahsında bütün bu yasak kararlarını veren valiliklerle ilgili İçişleri Bakanlığına çağrı yapıyorum: Bu, anayasal hakkımızın gasbedilmesidir. Sadece HDP'ye yapılıyor; AKP istediği yerde, istediği açıklamayı, istediği etkinliği yapıyor ama muhalefet söz konusu olunca tamamen hukuk dışı, keyfî -siyasi olarak- bir kararla karşı karşıyayız. Bunu kabul etmeyeceğiz demek istiyorum.

Son olarak Sayın Başkan, bugün -cezaevlerine dair yine- içeridekilere eziyet, dışarıdaki ailelere de eziyete dönüştü. Bir mektup aldım, doğrusu çok etkilendim. Erzurum'da ikamet eden Rıdvan Güven 2016 yılında tutuklandığını söylüyor ve on sekiz yıl hüküm giymiş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bitiriyorum Başkanım.

BAŞKAN - Son cümlenizi alayım.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Rıdvan Güven'in ailesine, kendilerini polis olarak tanıtan kişiler tarafından bir süredir ciddi bir tehdit ve baskı uygulanıyor ve şöyle diyorlarmış... Range Rover marka ciple geliyorlarmış, sonra kaçırmışlar kardeşini, ıssız bir yere götürmüşler ve ajanlık yapması istenmiş. Yani böyle bir tarihsel dönemeçte yaşadığımız için hiç mutlu değiliz gerçekten. Türkiye toplumu çok ağır travmalar yaşıyor. İçeridekine ceza verdiniz yatırıyorsunuz, haklı ya da haksız, dışarıdakine neden bu muameleyi yapıyorsunuz? Hem içeriye hem dışarıya zulüm uygulayan, zulüm ihraç eden, hayatın her alanına, dokusuna nüfuz eden bir yaklaşımla karşı karşıyayız ama bunun karşısında çok güçlü bir direniş olduğunu unutmasınlar. Bu toplum, bu halk, biz HDP olarak asla bunlara boyun eğmeyeceğiz diyorum.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)