| Konu: | Türkiye'nin hukuka uymak durumunda olduğuna ve büyükelçiler meselesinde de önce sinirlenmiş gibi yapıp sonra geri adım atmanın ancak bu iktidarın yapabileceği bir şey olduğuna, Zerzevan Kalesi'ne reklam araçları konulmasının doğru olmadığına, cezaevlerinde işkencenin sistematik bir hâl aldığına ve bunu asla kabul etmeyeceklerine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 11 |
| Tarih: | 26.10.2021 |
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Evet, büyükelçiler meselesi her ne kadar kapatılmış gibi görünüyorsa da daha uzun süre tartışılmaya devam edecek. Hakikaten, bu olayı izah etmek, anlamak aslında bütün ayrıntıları değerlendirmekten geçiyor. Açıkçası, iktidar partisi ve Cumhurbaşkanı, ben sinirlenince bütün toplum da sinirlensin, hakaret edince herkes hakaret etsin, ben bir U dönüşü yapınca da herkes birden yine beni alkışlasın... Her hâlükârda bir alkışlanma ihtiyacı var. Büyükelçiler meselesinde kendi kendilerine çıkıp "Ey bilmem neler neler..." diyerek "persona non grata" istenmeyen insan -onlar adam diyor ama- olarak niteleyebileceğimiz uluslararası bir mesele gündeme geldi. İki gün dolar fırladı, yükseldi, milyonlarca insan daha çok yoksullaştı, bütün dünya bu krizi konuştu. Ne oldu sonra? Özeti şu; Erdoğan dedi ki: "İç işlerimize karışamazsınız." Büyükelçiler de dediler ki: "Zaten biz sizin iç işlerinize karışmıyoruz ki, biz hukukun gereğini söylüyoruz." Sonra Erdoğan yine dedi ki: "Tamam, olumludur, kalabilirsiniz."
Şimdi, dünden beridir manşetlerin bini beş para açıkçası. Financial Times başta olmak üzere bütün uluslararası basın bu olayı "Erdoğan geri adım attı." diye duyururken Sabah gazetesi "Büyükelçiler geri adım attı." diyor. Burada sorun şu: Türkiye hukuka bağlı mı, değil mi? Burada mesele hukuktur. Avrupa Parlamentosu açıklama yaptı; Erdoğan'ın hedef gösterdiği 10 büyükelçiye yönelik tedbirlerin anlaşılmaz ve mesnetsiz olduğunu belirterek Kavala kararının AİHM tarafından verildiğini hatırlattı. Kavala kararını, Demirtaş kararını büyükelçiler vermedi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bu kararları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi verdi. Şöyle bir dünya yok: Türkiye diyecek ki "Ben istediğim sözleşmeyi imzalıyorum ama gereğini yerine getirmiyorum; Anayasa'ya 90'ıncı madde gibi bir madde de koyuyorum, yine hukuku uygulamıyorum; dünya da tıpış tıpış bana uyacak." Türkiye hukuka uymak durumundadır ve büyükelçiler meselesinde de şimdiye kadar Türkiye'nin aklıyla alay etmeye çalışan iktidar bloku, iktidar gücü, dünyanın aklını da hafife almaya çalıştı ama şunu unutmasınlar: İki artı iki dört eder. İstedikleri kadar söylesinler, krizi kendileri yarattı, kendileri batırdı ve önce sinirlenmiş gibi yapıp sonra geri adım atmak ancak bu iktidarın yapabileceği bir şey.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Beştaş,
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, tarihî bir bölgemiz var; UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan üç bin yıllık bir geçmişe sahip olan Zerzevan Kalesi aynı zamanda Roma İmparatorluğu'nun doğuda son garnizonu olan Mithras Tapınağı'na sahip tarihî bir yerdir, gidenler bilirler. Her yıl oraya on binlerce turist akın eder ve son bir yılda da 1 milyona yakın insanın ziyaret ettiği kalede kazılar hâlâ devam ediyor. Dün, bir görüntü ulaştırıldı bize, kalenin en merkezî yerine taştan ve üzerinde Göktürk alfabesiyle bir şeylerin yazılı olduğu metal bir blok dikilmiş. Bu, tarihe nasıl bir saygısızlık; bu, nasıl bir hadsizlik ve terbiyesizlik anlamak mümkün değil. Yaptığımız araştırmalarda metal blokun Türkiye'nin Millî Uzay Programı'nın tanıtımının bir parçası olarak oraya yerleştirildiğini öğrendik.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, toparlayın Sayın Beştaş.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bu valilik bilgisinde mi yapılıyor, bilmiyoruz ve açıkçası her kafasına esen tarihî bölgelere böyle metal bloklar ya da reklam araçları koyamaz. Zerzevan, hassas ve çalışmaların sürdüğü bir yer. Bu yılın Zerzevan yılı olması başvurusu varken UNESCO'ya, bu tarz şeylerin doğru olmadığını belirtmek istiyoruz.
Sayın Başkan, cezaevlerindeki sorunlar, işkenceler, kötü muameleler hiçbir şekilde bitmiyor. Bugün, yine sayısız başvuru aldık. Biraz önce gelen bilgiler, Silivri'de yine mahpuslar sürgün ediliyor, koğuşlar darmadağın edilmiş ve halay çekmek artık bir disiplin suçu olarak -herhâlde- yönetmeliğe mi yazıldı, kanunlara biz bilmeden mi dercedildi onu bilmiyoruz. Yine, yüzlerce kişiye halay çektikleri için disiplin soruşturması açılmış. Yine, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanımız Selçuk Mızraklı'nın odasının kapısında şu an gardiyanların beklediği haberi geldi. Sebep neymiş?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım Sayın Beştaş
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bünyan Cezaevinde, aralarında Selçuk Mızraklı'nın da olduğu siyasi mahpusların koğuşlarının arasına IŞİD'liler yerleştirilmek isteniyor, bunu durdurun diyoruz.
Başka bir mesele: Vekilimiz de söyledi, dün Şırnak Cezaevine gece yarısı bir baskın oldu ve 16 gardiyan ciddi bir saldırı yaptı, kollar kırıldı, burunlar kırıldı, iç kanama geçiren mahpuslar var ve açıkçası doktordan döndükten sonra da tek kişilik hücreye alınmışlar. Sebep neymiş? Ayakta sayım vermiyorlarmış.
Başka bir mesele: Erdal Emeç, 36 yaşında ve dokuz yıldır cezaevinde, Espiye L Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumunda tutuluyor. Dizindeki lif yırtığı ve çapraz bağların kopması sonucu beş yıldır yürüyemiyor Sayın Başkan.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Toparlıyorum Başkan.
BAŞKAN - Buyurun, toparlayın Sayın Beştaş.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkür ediyorum.
Garip bir mesele söyleyeceğim: Bu, ortopedi doktoruna gitmiş Giresun'da, muayene olmuş; tomografi bölümündeki doktor kendisine önce hakaret etmiş, sonra da fiziki şiddete maruz bırakmış, "Seni lime lime edeceğim, ameliyat kâğıdın elimde." demiş. Yakınları bunları bize aktardı. Totalde şunu söylüyorum: Şırnak, Espiye, Silivri, Bünyan ve daha birçok cezaevinde işkence merkezleri şeklinde -Erdal Emeç de dâhil- şu anda faaliyet yürütüyorlar. Adalet Bakanlığına sayısız çağrı yapıyoruz, iktidar grubuna sayısız çağrı yapıyoruz: Artık cezaevlerinde hasta mahpusları tek tek öldürerek mi dışarı çıkaracaklar? İşkence bir sistematik hâl aldı da haberimiz mi yok, kararı mı alındı? Bunları asla kabul etmeyeceğiz, buna geçit vermeyeceğiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sonra da kimse hukuka uymamızı istemesin -demesinler- çünkü hukuksuzluğun tarihini yazıyorlar.
Teşekkür ediyorum.