| Konu: | Nusaybin Belediyesi eski Eş Başkanı Ayşe Gökkan'a verilen cezayı kabul etmediklerine, Sinop'ta 11 Ağustos 2021 tarihindeki selde kaybolan kişilerin aranmasına neden devam edilmediğini öğrenmek istediğine, Avrupa Birliği Komisyonunun Türkiye raporuna ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Cumhurbaşkanına hakaret davalarına verdiği ihlal kararına ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 9 |
| Tarih: | 20.10.2021 |
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Evet, bugün, TJA dönem sözcüsü ve Nusaybin Belediyesi önceki Eş Başkanı Ayşe Gökkan'ın Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmasında kendisine otuz yıl ceza verildi. Aynı dava dosyasında 2 tane üyelikten ceza verildi ve sadece konuşmalarından dolayı verilen bu cezayı kesinlikle kabul etmiyoruz. Bu, kadın düşmanlığıdır. Bu düşmanlığın sonucunda verilen ceza, kadın hakları mücadelesini engellemeye dönük bir cezadır. Hakikaten bunu izah etmek çok kolay değil; kadınları öldürenler, taciz edenler, tecavüz suçu işleyenler korunuyor ama kadın hakları mücadelesi verenler cezalandırılıyor tıpkı arkadaşımız Ayşe Gökkan'a verilen ceza gibi.
Biz kadınlar olarak, erkek egemen iktidarla mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz, koltuklarını da iktidarlarını da sallamaya kesinlikle devam edeceğiz. Sevgili Ayşe Gökkan'ı buradan selamlarken onun cümleleriyle selamlamak istiyorum: "Kürt'üz, kadınız, buradayız ve mücadeleye devam edeceğiz." (HDP sıralarından alkışlar)
Sayın Başkan, Sinop'ta 11 Ağustosta etkili olan sağanak yağışta sel ve toprak kaymaları sonucu 6 kişi kaybolmuştu ve yetmiş bir gündür hiçbir haber alınamıyor. 2'si çocuk bunların; Faruk Adak, Alperen Demirbaş, Muhammet Demirkol, Melike Demirkol, Şükrü Özdemir ve Hayrettin Demirbaş. Hakikaten... Öncelikle, selde yaşamını yitirenlerin -eğer yitirmişlerse ki bu kadar süredir haber alınamadığına göre, üzülerek söylüyorum- ailelerine sabır diliyorum, kayıp yakınlarına sabır diliyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Ve soruyorum: Yetmiş bir gündür kayıp olan bu 6 kişi nerededir? Tıpkı Gülistan Doku'da olduğu gibi arama çalışmaları neden durduruldu, bitirildi ve bu kişilerin aranması neden devam ettirilmiyor?
Sayın Başkan, iki gündür, dünden beri Avrupa Birliğinin Türkiye Raporu tartışılıyor ve hakikaten, izliyoruz, çok garip bir şekilde tartışılıyor. İlk önce Dışişleri Bakanı -önce onu söyleyeyim- bir cevap vermiş Avrupa Birliğine, demiş ki: "Bu çifte standartlı yaklaşımı kabul etmiyoruz. Haksız ve orantısız tespitleri reddediyoruz. Aynı zamanda AB'ye üyelik yönündeki stratejik tercihimiz de güçlü bir şekilde devam ediyor." Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Başkan.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Hem stratejik olarak AB'ye girmeye çalışacaksınız, "Devam ediyor." diyeceksiniz hem de var olan tespitleri, haklı, doğru, yüzde yüz doğru tespitleri "Reddediyoruz." diyeceksiniz, böyle olmaz. AB'ye girmek istiyorsanız -ki biz destekliyoruz bu giriş sürecini- önce o ilkeleri hayata geçireceksiniz.
Şimdi, ben rapora bakıyorum Merkez Bankası Başkanı 2 kere değiştirilmedi mi? Değiştirildi. AB bunu tespit etmiş. Neresi yalan, neresi çifte standart? Diğeri, 77 tane Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yayımlandı. Yalan mı? Değil, doğru. "Meclis 821 yasa teklifinden 61'ini onayladı." demiş ve bu konuda eleştirisi var. Doğru mu? Doğru, biz bunu her gün söylüyoruz. Diğer bir tespit, "Aralarında milletvekillerinin de olduğu 4 bine yakın HDP yetkilisi ve üyesi cezaevinde." demiş.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Az söylemiş AB Raporu, bizim 10 bine yakın üyemiz ve arkadaşlarımız cezaevinde. Doğru mu? Doğru. Neyi reddediyor AKP, hakikaten anlamakta zorlanıyorum. "HDP'nin kapatılmasına dair iddianame kabul edildi." demiş, eleştirmiş. Yalan mı? Doğru. Üstelik iktidar partilerinin talimatıyla hazırlanan ve kabul edilen bir iddianame var. Diğeri "Siyasetçiler cezaevinde kalmaya devam ediyor." Ediyor. Ediyor, evet; Gülten Kışanak hâlâ cezaevinde, Nurhayat Altun hâlâ cezaevinde, Bekir Kaya hâlâ cezaevinde, Sebahat Tuncel hâlâ cezaevinde. Bunların isimlerini tek tek sayalım mı? Neyi inkâr ediyor Dışişleri Bakanı? Diğeri, Doğu Akdeniz'deki politikaları eleştiriyor. Tamam.
Şimdi, ben bu listeyi uzatabilirim Sayın Başkan. Hoşgörünüze sığınarak...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayınız Sayın Başkan.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bir kere, Avrupa Birliğine girmek isteniyorsa ve bir hukuka uyma taahhüt ediliyorsa bu raporu kabul edeceksiniz, bu raporun eleştirilerini üstünüze alacaksınız ve gereğini yapacaksınız. Bunu reddetmekle "Çifte standart." demekle olmaz tıpkı büyükelçilerin açıklamasına "İçişlerimize müdahale." dendiği gibi. Bu müdahale falan değil. Siz "Biz hukuka uymuyoruz, hiç kimsenin de umurunda değil, sözleşme de imzalıyoruz." deyip böyle yan gelip yatamazsınız. "Ey Avrupa!" deyip kimseyi tehdit edemezsiniz. İçeride baskı, dışarıya da böyle kabadayılık, külhanbeyliği; kimse yutmaz.
Son olarak Sayın Başkan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi çok önemli bir karar verdi, Cumhurbaşkanına hakaret davalarında ihlal kararı verdi. Örnek bir karar verdi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Beştaş.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bitiriyorum.
299'un Avrupa hukuk normlarıyla uyuşmadığına karar verdi ve açıkçası eğer Anayasa 90 hâlâ yürürlükteyse -ki yürürlükte, henüz değiştirilmedi- bu, Cumhurbaşkanına hakaret davalarının tamamının hukuka göre ya düşürülmesi ya da beraat kararı verilmesi gerekiyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına direnilmez, uyulur. Ya Konseyden çıkılacak ya sözleşme altındaki imza kaldırılacak ya da bu kararlara uyulacak, başka bir yolu yok yani bir hukuk devletinin sapabileceği başka bir yol ve yön yoktur. Bu, Cumhurbaşkanına hakaret davasında yargılamaların da rekor düzeyde olduğunu buradan da bir not olarak söylemek istiyorum.
Teşekkür ediyorum Başkanım.