| Konu: | 19 Ekim Muhtarlar Günü'ne, direnişteki Cargill işçilerini kutladığına ve işten atılan Cargill işçilerinin geri alınma taleplerinin haklı olduğuna, cezaevlerindeki keyfî infaz yakma uygulamalarına, İçişleri Bakanlığının zırhlı aracın çarpması sonucu katledilen Fikri Demirbaş'ın ailesine tazminat davası açmasının Türkiye'de hukukun işlemediğini gösterdiğine, yargıdaki tarikat kadrolaşmalarına, HSK üyesi Hamit Kocabey'in neden istifa ettiğini öğrenmek istediğine, Kavala dosyası için açıklama yapan büyükelçilere sert tepki gösteren Adalet Bakanının AİHM kararlarının neden uygulanmadığını açıklaması gerektiğine ve Osman Kavala ile Selahattin Demirtaş hakkındaki kararların bir an önce uygulanmasını talep ettiklerine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 8 |
| Tarih: | 19.10.2021 |
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Bugün Muhtarlar Günü. Ben de yerel yönetimlerin en önemli parçası olan ve yurttaşların verdikleri oyun karşılığında çalışmalarını bizzat gördükleri, denetleyebildikleri, temas ettikleri muhtarların gününü kutluyorum. Daha demokratik bir sistemde muhtarların aslında görevlerini hakkıyla yapabileceğine olan inancımı da ifade etmek istiyorum.
Sayın Başkan, Cargill işçileri bin iki yüz seksen günden bu yana direniyorlar ve sendikalı oldukları için işten atılan 14 işçi hâlâ işe alınmadı. İşçiler sendika haklarını kazandılar ama atılan 14 işçinin geri alınması için bu direnişleri bitmedi. Öncelikle, sendika hakkını kazandıkları ve direnişleri başarıyla sonuçlandığı için kendilerini kutluyorum, direnişlerini selamlıyorum ve 14 işçinin geri alınması taleplerinin haklı bir talep olduğunu, yanlarında olduğumuzu da ifade etmek istiyorum.
Bu mikrofondan cezaevi sorunlarını söylemekten vazgeçmeyeceğiz çünkü her gün yeni sorunlarla katmerleniyor, işkence devam ediyor, haksızlıklar devam ediyor. Leyla Akyıldız altı yıldır cezaevinde ve infazı yakıldı, tahliye edilmesi gerekirken yakıldı. "Sebep?" diye soranları şu anda duyar gibi oluyorum iktidar sıralarından. İnfazın yakılmasının sebebi: "ALES sınavına neden girmedin?" Evet, bu bir şaka değil; ben uydurmadım, zaten uydurmayız da asla. Bunu ne kendimize ne Meclise ne temsil ettiğimiz halka yakıştırırız, burada hep hakikatleri konuşuruz. Bu infaz yakmaları, artık hakikaten ifade edemeyeceğimiz, bıçağın kemiği geçtiği yerleri çoktan aştı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Hükümlüleri, tutukluları, mahpusları cezaevinde tutmak için yalan yanlış, haksız hukuksuz bu keyfî uygulamaları durdurun diyorum Adalet Bakanına ve tabii ki iktidar grubuna bu çağrıyı her gün yapmaya devam edeceğiz.
Sayın Başkan, İçişleri Bakanlığı zırhlı araçla katledilen -1 aileden 5 kişi katledildi- aileden tazminat almak için tahmin edin ne yaptı? Tazminat davası açtı. Evet, 2017 yılında zırhlı aracın çarpması sonucu Fikri Demirbaş'ın ailesine zırhlı aracın zarar gördüğü gerekçesiyle -altını çiziyorum, zırhlı araç zarar görmüş- 250 bin euroluk tazminat davası açmış. Zırhlı araçlara ilişkin bu konuda çokça rakam veriyoruz, bugün vermeyeceğim. Bu olayda 5 kişi yaşamını yitirmiş ve araç sürücüsü de ölmüş.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Ölen araç sürücüsü Fikri Demirbaş'ın vârislerinden tazminat isteniyor. Hakikaten, işte Türkiye, işte AKP gerçekliği. Zırhlı araç gelip size çarpıyor, aileden 5 kişi ölüyor, İçişleri Bakanlığı tazminat ödemesi gerekirken, özür dilemesi gerekirken -o aracı kullananlara ceza verilmesi gerekirken- araç zarar gördü diye aileden, vârislerinden tazminat istiyor. Yani buna söyleyecek kavram yoktur herhâlde. Artık bu da Türkiye'de hukukun hiçbir şekilde işlemediğinin bir resmi olarak kayıtlara geçsin.
Başka bir dehşet verici haber var. Bir Yargıtay üyesi, yargıda her tarikatın WhatsApp grubu olduğunu belirterek "Hakyol, yargıda egemenliğini ilan etti, HSK ve Danıştayı kontrol ediyor." dedi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayınız efendim.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Biz, iktidar gruplarına soruyoruz: Bu, cemaatten boşalan kadroların Hakyol, Menzil tarikatlarıyla doldurulduğu bilgileri doğru mudur? Bin kadar tarikat üyesinin yer aldığı bu kadroların yüksek mahkemeleri de kontrol ettiği iddiaları son derece dehşet verici. Bu iddialara yanıt verilmesini istiyoruz. Atamalara yön veren bu kadroların verilen kararlara etki ettiği tespit edildi mi? Bu vahim iddianın bir an önce açıklığa kavuşmasını ve gerekli yanıtların verilmesini talep ediyoruz.
Diğer bir mesele: HSK'de, daha geçenlerde burada, biz hariç bütün partilerin ortaklaşarak seçtikleri HSK üyelerinden Hamit Kocabey istifa etti. Neden istifa etti, bu konuda kamuoyuna yansıyan bilgilerin ne kadarı doğru, ne kadarı yanlış? Halkın, kamuoyunun, Türkiye toplumunun bunu bilmeye hakkı vardır. Biz bu konuda bir açıklama istiyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Başkan.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Yargının tarafsız ve bağımsız olmadığını söylerken her gün bir yerden çatlaklar artıyor, artık yamanacak bir bohça bile kalmadı açıkçası. HSK üyesi seçildikten birkaç ay sonra, neden istifa eder hem de uzlaşılarak yapılan bir seçimden sonra, hangi çelişkiler var, ne konuda anlaşılamadı? Yargı üzerinde vesayetin neresinden tutalım diye bu soruyu ortaya atıyorum.
Son olarak şunu söyleyeceğim: Dün, Kavala dosyası için büyükelçiler açıklama yaptı. Dışişlerine çağrıldılar, çok sert açıklamalar yapıldı "Yargıya müdahale etmeyin." diye ama "Yargıya müdahale etmeyin." diyenler, yargıya asıl müdahale edenler. Neden Kavala serbest bırakılmıyor gerçekten?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bitiriyorum Başkan.
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Buna Adalet Bakanı ya da İletişim Başkanı ya da İçişleri Bakanı çıkıp sert tepki gösteriyor da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarının neden uygulanmadığını kendileri bir açıklasınlar da öğrenelim. Hangi yetkiyle uygulamıyorlar? Adalet Bakanı onları kınıyor ama kararın niye uygulanmadığını açıklamıyor. Sonuçta, imza atılan uluslararası sözleşmenin gereğidir. Bakanlar Komitesi süre verdi ve şu ana kadar ne Kavala ne Demirtaş hakkında bir açıklama yok; oraya yazdıkları yazılarda farklı şeyler yazıyorlar, buraya farklı bir hikâye anlatıyorlar. Bu nedenle, bu konuda aynaya bakmalarını öneriyoruz, bu kararları da bir an önce uygulamalarını talep ediyoruz. Bu, bizim kendi kişisel görüşümüz olmanın ötesinde hukukun gereğidir, Anayasa'nın gereğidir, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerin gereğidir diyorum.
Teşekkür ediyorum.