GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: CHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:5
Tarih:12.10.2021

CHP GRUBU ADINA GAMZE AKKUŞ İLGEZDİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli vekiller; Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bugün kantincilerin sorunlarından bahsedeceğim ama aslında milyonlarca yurttaşımızın da sesine ses olmaya çalışacağım.

Büyük usta Yaşar Kemal, bir yazısında "Dert söyletir, hâl ağlatır." der. Ülke olarak tam da o noktadayız. Bir tarafta, yüreklerinde birçok dert, yaşamı sırtında taşımak zorunda kalan halkımız var; diğer tarafta, sorun yokmuş gibi davranarak ortada sorun kalmayacağına inanan bir iktidar var. Çünkü bir sorunun varlığını kabul etmek demek, aynı zamanda sorunu çözmeyi gerektirir. Bu iktidar da "Bu sorunu çözecek gücüm yok." diyor. İşte bu nedenle, saray kabinesine göre "Hayat pahalı değil, enflasyon yok, marketlerde fiyatlar gayet uygun, işsizlik derseniz çoktan tarihe karıştı, yoksulluk ve açlık sınırı sorun olmaktan çıktı yani insanlarımız refah ve varlık içinde yaşıyorlar." Oysa hakikat tektir, istediğiniz kadar eğip bükmeye çalışın; değiştiremezsiniz.

Değerli vekiller, size iktidarın yokmuş gibi davrandığı Türkiye manzarasından ibretlik bir kesit aktaracağım. Geçtiğimiz hafta İstanbul'da kantinci esnafıyla bir araya geldik; bir dokunduk, bin ah işittik. "Derdimize dert katan çok ama derman olacak bir iktidar yok." dediler, haklıydılar. İki yıla yaklaşan pandemiden paylarını sefalet ve çaresizlik olarak aldılar, uzaktan eğitim sürecinde gelirlerini daha da kaybettiler. Kantinlerin işleyemez hâle gelmesi, aileleriyle birlikte 1 milyon kişiye ulaşan devasa bir kitleyi doğrudan etkiledi; kapı kapı dolaştılar, muhatap bulamadılar. Feryatlarını sonunda bir Bakanlık duydu, gelin görün ki o da yanlış duydu. Somali'ye, Tunus'a, hatta Kongo'ya hibe veren hazine, kantincilerden, birikmiş vergi ve SGK prim borçlarını talep etti. Vatandaşa IBAN vererek dünyanın en cömert ülkesi olanlar, evine ekmek götüremeyen kantincileri icraya vererek ne kadar merhametli olduklarını bir kez daha gösterdiler. Bu, aslında işin pandemideki mali boyutu sadece.

Öte taraftan kantincilerin elini kolunu bağlayan ciddi yapısal sorunlar var. Anımsayacaksınız, 2016'da çocuklarımızın sağlıklı beslenmesi için "okul gıdası" uygulamasına geçildi. Bu kapsamda 26 firmaya iş verildi ancak gıdaların maliyeti yüksek, raf ömürleri kısa olunca firmalar üretim yapamadı, yapmadı. Bugün kantinlerde satılması gereken logolu ürünler satışa dahi çıkarılamadı, piyasada yok yani; ancak öğrenciler kantinlerde satışı yasak ürünleri dışarıdan kolaylıkla alıp tüketebildiler.

Bir kantinci, bu durumu şöyle isyan ederek seslendiriyor: "Eskiden 100 ürün satarken son yasaklarla 5 ürüne indik; kira artıyor, vergi artıyor ama bizler yasalara uyduğumuz için resmen cezalandırılıyoruz." Herkesi mağdur eden, tekel yaratan bu piyasacı anlayışı bir an evvel terk etmeliyiz. Bütün okullarda kaliteli, kolay ulaşılabilir, sağlıklı sıcak yemeği ücretsiz olarak sağlamalıyız çünkü sosyal devletin gereği budur ve inanıyorum ki kantincilerimiz, Bakanlıkla yapacağı anlaşmalarla bu hizmeti en iyi şekilde sunabilirler. Bu fırsatı onlara vermeliyiz diyorum.

Sorunlar bitti mi? Hayır. Okullar açılınca kantinler hizmet vermeye başladı ama bu sefer de yüksek kira bedelleriyle karşılaştılar. Çoğu aile şirketi olan kantinciler, bu yükün altından kalkamıyor. Biz bu işletmelere bir nebze can suyu olabilmek için iki yıl boyunca kantinlerden kira alınmamasını öneriyoruz.

Kantinler aynı zamanda kadın istihdamı için de önemli alanlar. Geçimini kantinden sağlayan 300 bin kişinin yüzde 70'i kadın. Bu insanların okullar kapanınca iş akitleri de sona eriyor. Böylece hem işlerini hem de sigorta haklarını kaybediyorlar. Hâl böyle olunca, güvencesiz iş havuzuna dâhil edilerek başka seçenekleri kalmadan sömürü çarkının dişlilerinde ezilip gidiyorlar. Bu mağduriyetin önüne geçmek adına devletin mutlaka sigorta prim desteğini sağlaması gerekir.

Elbette beş dakika içerisinde tüm sorunları dile getirebilmem mümkün değil. Bu sebeple, bir araştırma komisyonu kurulmasını talep ediyoruz. Ayrıca, bu yalnızca kantincileri değil, tüm toplumu da ilgilendiren bir sorun. Bakın, insanın iki kalbi vardır, biri kanar, öbürü tahammül eder. İnanın, milyonlarca yurttaşımızın artık ne vaatlere kanacak ne de çaresizliğe tahammül edecek takati kaldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

GAMZE AKKUŞ İLGEZDİ (Devamla) - Biz biliyoruz ki söyleyecek sözü kalmayanların, bu sorunları çözmeye de niyeti yok.

Bu kürsüden milletime seslenmek isterim: Hani Nazım Usta diyor ya: "Umut, umut, umut/ Umut insanda." Alın teriyle, emeğiyle geçinenlerin hakkını ve hukukunu savunmak, umutlarını diri tutmak bizim boynumuzun borcudur.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)