2008-06-24 - 12:10
MHP GRUP TOPLANTISI...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yaşanan kriz ortamının tehlikeli bir mecrada giderek ağırlaştığını belirterek, bunun Türkiye'ye çok ciddi bir siyasi ve toplumsal fatura çıkaracağını söyledi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yaşanan
kriz ortamının tehlikeli bir mecrada giderek ağırlaştığını belirterek,
bunun Türkiye'ye çok ciddi bir siyasi ve toplumsal fatura çıkaracağını
söyledi.
Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, bu sürecin
yönetilememesi ve kontrolden çıkmak üzere olmasının, gerginlikten
yumuşamaya, kargaşadan normalleşmeye geçişin önündeki en büyük engel
olduğuna işaret etti. Bahçeli, çözüm ve çıkış yolu üretmek durumunda
olanların; bunun yerine istikrarsızlık kaynağı hale gelmeleri ve siyasi
ihtirasların ortak aklın önüne geçmesi sonucu siyasetin tıkanma
noktasına geldiğini bildirdi.
''Sorumlu ve basiretli siyasetin yerini, küçük hesaplara dayalı, bulanık
suda balık avlama siyaseti almıştır'' diyen Bahçeli, şöyle devam etti:
''Krizin kontrol altında tutularak yıkıcı etkilerinin sınırlandırılması
ve ortak çabalarla normalleşme sürecinin şartlarının hazırlanması
yönünde bugüne kadar hiçbir somut adım atılmamıştır. Gelişmeleri bir
seyirci gibi izlemekle yetinen TBMM, adeta kaderci bir anlayışla bu
konuda tam bir atalet içine girmiştir. Siyasi diyalog kanalları
açılamamış, demokratik rejimin geleceği şahsi hesapların ve ihtirasların
ipoteği altına sokulmuştur. Bu zor dönemin en az zararla
atlatılması için demokratik rejimin geleceği adına bugüne kadar
yaptığımız samimi uyarı ve çağrılar ne yazıktır ki karşılık bulamamıştır.
Gelinen bugünkü noktada, bu çıkmazın aşılması ve normalleşme dönemine
yumuşak geçişin sağlanması çok güç hale gelmiştir. Bu yönde somut
adımlar atmak için gereken siyasi irade ve basireti gösterebilmek
bakımından siyaset kurumunun başarılı olduğunu söylemek mümkün
değildir.''

-''TÜRKİYE CİDDİ BUNALIMLARLA KARŞI KARŞIYA''-

Devlet Bahçeli, Türkiye'nin çok büyük tehlikelere açık, çok ciddi bir
bunalımla karşı karşıya olduğunu savunarak, siyaset kurumu dışındaki
sivil toplum kuruluşlarına krizden çıkış sürecine katkı da
bulunmalarının, ancak doğru tespit ve teşhislere dayalı bir
değerlendirme yapmalarıyla mümkün olacağını dile getirdi.
Bahçeli, ''Bu yapılmaksızın, siyaset sahnesinde yaşananların adı doğru
konulmaksızın, bunları 'Kördöğüş' olarak nitelendirmenin ve sorumluluk
açısından muhataplarını açıkça belirtmeden birçok siyasetçinin vahim bir
'Akıl tutulması' yaşadığını söyleyerek anonim ve toptancı suçlamalarda
bulunmanın, 'fikri namus ve vicdan tutulması' olacağı unutulmamalıdır''
dedi.
Başbakan'ı ve Hükümeti'ni adres göstermeden, muhatabı belirsiz ortalama
suçlamalarla sorumluluğu herkese seyyanen paylaştıran bir yaklaşımın,
krizden çıkışa hiçbir katkıda bulunamayacağını ifade eden Bahçeli, bunun
ciddiye alınmasının da beklenmemesini istedi.
MHP Lideri Bahçeli, ''Bugüne kadar şahsi ve kurumsal çıkar hesaplarıyla
Türkiye'nin her alanda adım adım bir çöküntü ve kriz ortamına
sürüklenmesine ses çıkarmayanların şimdi yapmaları gereken, dürüst ve
namuslu bir vicdan muhasebesidir'' diye konuştu.
Anayasa'nın gerçek anlamda bir, 'Toplum Sözleşmesi Belgesi' niteliğinde
olması için mümkün olabilecek en geniş uzlaşma ile yenilenmesine
Türkiye'nin ihtiyacı olduğunu belirten Bahçeli, ancak, böyle bir
sürecin, siyasi istikrarın bütün unsurlarıyla hüküm sürdüğü bir ortamda
başlatılabileceğini bildirdi.

-''ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN VAZGEÇİLMEZ ÖN ŞART''-

Bahçeli, kapsamlı Anayasa değişikliği için vazgeçilmez ön şart olan
siyasi istikrardan bahsedilmeyeceğini vurgulayarak, şöyle devam etti:
''Hal böyle iken, siyasal ve toplumsal mutabakatı sağlamak için ilk adım
olarak, Anayasa değişikliği önerisiyle ortaya çıkmak ve bunun için ABD
ve AB'den alınan ve Türkiye'nin bünyesine yabancı konvansiyon
modellerini tartışmaya açmak, olsa olsa, 'Basiret ve öngörü tutulması'
olarak görülecektir. Türkiye'de Anayasa'nın yenilenmesi
sürecinin başlatılması için oluşması gerekli şartlar ve bu süreci
yürütmekle görevli ve sorumlu devletin temel organı bellidir.
Bu sürece Parlamento dışında meslek kuruluşları, sivil toplum örgütleri
ve akademik çevrelerin katkıda bulunmaları da doğal ve gereklidir.
Ancak, bu konuda kuruluş amaçları ve faaliyet alanları dışında hiçbir
kurum ve kuruluşun kendisine özel misyon biçmeye çalışmasının ve
kendisini yasama erki yerine koymasının meşru bir temeli olmayacağı
unutulmamalıdır.''

-''TÜRKİYE'NİN BUGÜNKÜ KRİZ SARMALINDAN ÇIKMASI...''-

Türkiye'nin bugünkü kriz sarmalından çıkmasının, bu noktaya
sürüklenmesinde sorumluluğu olanların krizi aşma ve normalleşme
çabalarına yapıcı katkı sağlamalarına ve bu konuda öncülük yapmalarına
bağlı olduğuna işaret eden MHP Genel Başkanı Bahçeli, bu yöndeki
çabaların, demokrasinin temel kurallarının çizdiği çerçevenin içinde
olması gerektiğine dikkati çekti.
Bahçeli, bugünkü çıkmazın en büyük sorumlusu olan Başbakan'ın, vakit çok
geç olmadan, ülkesini ve milletini şahsi ve parti hesaplarının önünde
tutan bir durum değerlendirmesi yapması gerektiğini ileri sürerek, ''Başbakan,
Türkiye'nin geleceğini değil, kendi siyasi geleceğini kurtarmak ve ne
pahasına olursa olsun dokunulmazlık zırhına bir şekilde tutunmak için
çırpınmaktadır'' dedi.

-''TÜRKİYE'Yİ FEDA ETMEYE HAZIR''-

Bu uğurda Başbakan Erdoğan'ın Türkiye'yi, demokratik rejimi ve partisini
feda etmeye hazır olduğunu iddia eden Bahçeli, bağımsız aday olma
arayışlarına girilmesinin arkasında, kendini kurtarma psikolojisinin
yattığını savundu.
Bahçeli, Başbakan'ın hazır olduğunu söylediği alternatif planların
tümünün, kendisini kurtarmayı amaçlamadığını ileri sürerek, ''Krizden
çıkış arayışlarında kendisini kurtaracak dokunulmazlık kapısı yoksa,
Başbakan da bu çabalarda yoktur. Başbakan Erdoğan bunun kendisine hayır getirmeyeceğini,
demokrasi dışı zorlamaların Türkiye'ye büyük bir kötülük olacağını artık
idrak etmelidir. Bugünkü tehlikeli sürükleniş karşısında, Türkiye'nin
ihtiyacı olan, Başbakan'ın oyun planı değil, demokrasinin kurtuluş
planıdır. Bu bakımdan bu gerçeklerin bilincine varılmasının krizden
çıkışın anahtarı olacağı çok iyi anlaşılmalıdır'' diye konuştu.

-''BAŞBAKAN SESSİZLİĞİNİ KORUYOR''-

Devlet Bahçeli, yaşanan süreçte herkesin çok dikkatli olmasını ve rejimi
tehlikeye atmamasını istedi.
MHP'nin, sürecin başından itibaren bu anlayışı kendisine rehber edinerek
bir dizi iyi niyetli ve samimi önerisini kamuoyu ve muhataplarıyla
paylaştığını anımsatan Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın ise sessizliğini
koruduğunu söyledi.
''Başbakan Erdoğan esmiş ve gürlemiş, ancak bunun arkasından tek damla
yağmur gelmemiştir. İçi boş bir milli irade edebiyatı yapan Başbakan;
kendi tanımıyla kabul edilemez olan milli iradeye müdahale karşısında,
340 kişilik Meclis çoğunluğuyla ne yapacağını açıkta bırakmış ve bu
konuda somut ve kararlı bir tavır alma cesaretini gösteremeyerek
milletin emanetinden ve bunun korunmasından ne anladığını bir kere daha
gözler önüne sermiştir'' diyen Bahçeli konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Böylesine ezik, ürkek ve fırsatçı bir tutum sergileyen Başbakan'ın
artık bu konuda söyleyebileceği bir söz kalmamıştır. Kapatma davası
süreci sonuçlanmadan önce, normalleşme ortamına yumuşak geçiş sağlamak
amacıyla, siyasi yasak istenen 39 AKP milletvekilinin dışında kalacağı
bir modelle yeni bir siyasi yapılanmaya gidilmesi ve yeni bir hükümet
kurulması önerimiz de demokrasi içerisinde kısa vadede çözüm bulma
düşüncesinden mülhem olmuştur. Başbakan ve
arkadaşlarının buna gösterdikleri asabi tepki, durumun vahametini fark
edemediklerini ve şahıslan kurtarmak için rejimin geleceğini ipotek
almak basiretsizliğinin tesirinde olduklarını ortaya koymuştur.
Türkiye'yi bekleyen çalkantılı süreç hakkında değerlendirmeler yapmak ve
kamuoyunun aydınlanmasına katkıda bulunmak bir siyasi partinin asli
görev ve sorumluluğunun bir gereğidir. Bunun için hiç
kimseden izin ve icazet almayacağımızı herkes çok iyi bilmelidir. Akıl
almaya ve demokrasi dersine ihtiyacı olmadığını söyleyenler, bu
düşüncelerimizi kaale alıp almamakta serbesttir. Ancak,
hezeyan, nöbeti içinde çizmeyi aşarak siyasi etik lafını ağzına almaya
yeltenenler hiç unutmasın ki siyasi geçmişi şaibeli olan dürüstlük
özürlülerinin bu konuda söyleyecekleri hiçbir şey yoktur.''

-''SÜREÇ YAŞANARAK GÖRÜLECEKTİR''-

Devlet Bahçeli, kapatma davasının üzerinden 100 gün geçtiğini ve birçok
senaryo ve planın tartışılmasının devam ettiğini belirtti. Bahçeli,
senaryoların bir bölümünün AK Parti kaynaklı olduğunu ve ortak
noktasının AK Parti'nin kapatılacağı ve Başbakan ve bazı arkadaşlarının
siyasi yasaklı hale geleceği varsayımına dayandığını iddia etti.
Dava sürecinin ne zaman ve nasıl sonuçlandığını kestirmenin, bu konuda
da tahmin ve yorum yapmanın mümkün olmadığını bildiren Bahçeli, sürecin
yaşanarak görüleceğini söyledi. Bahçeli, ''Bu bakımdan, davanın bir-iki
ay içinde sonuçlanacağı hesabı üzerine kurulan model ve senaryolarda
ihtiyatın elden bırakılmaması gerekli olabilecektir. Evdeki hesabın her
zaman çarşıya uymayabileceği de bu çerçevede hatırda tutulması gerekecek
bir husustur. Siyaset kurumunun en kötü durum senaryosuna şimdiden
hazırlıklı olması, siyasi basiretin asgari icabı olarak görülmelidir. Davanın
kapatma ile sonuçlanması durumunda, açık veya örtülü dış müdahale ve
yönlendirmelere mahal bırakmadan ve kesinti yaşanmadan yeni döneme en az
sarsıntıyla yumuşak geçişin sağlanması bütün siyasi partilerce ortak
hedef olarak benimsenmelidir'' dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Anayasa Mahkemesinin kapatma ve siyasi
yasak kararı vermesi halinde çok karmaşık bir tablo ortaya çıkacağına
işaret ederek, Başbakan'ın milletvekilliğinin düşeceğini, hükümetin
istifa edeceğini, yasak kapsamı dışında çalan AK Partili
milletvekillerinin bağımsız olacağını ve ilk önce yeni bir hükümet
kurulması sürecinin yaşanacağını bildirdi.
Bunun yanı sıra, ara seçimi gerektirecek sayıda yasaklı olması halinde,
ara seçim süreci ve takviminin de işlemeye başlayacağı uyarısında
bulunan Bahçeli, ''Kapatılan AKP'nin milletvekillerinin erken genel
seçim konusunda bir adım atmayı kararlaştırmaları halinde, yeni parti
kurma, hükümet oluşturma ve seçim süreçleri bir arada yürütülmek
durumunda kalınacaktır. Bu denklem, çok bilinmeyenli ve
karmaşık bir denklemdir. Sert fırtınaların eseceği böylesine kaygan bir
zeminde, bu konularda önceden yapılan planların sorunsuz biçimde
uygulamaya konulmasında bazı güçlüklerle karşılaşılması çok
muhtemeldir'' diye konuştu.

-''ANAYASA MAHKEMESİNİN KAPATMA VE SİYASİ YASAK...''-

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Anayasa Mahkemesinin kapatma ve siyasi yasak
kararı vermesi halinde, bunun gerekçeli kararın resmi gazetede
yayımlanmasıyla hüküm ifade edeceği ve Yüce Mahkemenin gerekçelerinin
hazırlanmasının zaman almasının, unutulmaması gereken bir nokta olduğunu
ifade ederek, şunları kaydetti:
''Kapatılan bir siyasi partinin devamı niteliğinde yeni parti
kurulamayacağına amir Anayasa hükmü de bu süreçte hesaba katılması
gerekecek bir hukuk süzgecidir. AKP'nin kapatılması halinde, bundan
sonra başlatılacak yeni bir parti çatısı altında toplanma süreci, bu
açıdan hukuki sorunları beraberinde getirebilecektir. Yasak
kapsamı dışında kalacak milletvekillerinin yeni partiye topluca
katılmaları, yapılacak bir erken genel seçimde topluca aday olmaları ve
bu yeni parti oluşumunun yasaklı Başbakan tarafından yönlendirilmesi,
yeni bir kapatma davası için hukuki karine olabilecektir. Diğer
taraftan kapatma kararı sonrası siyasi yasaklı durumuna düşecek olan AKP
yöneticilerinin mecburi bir ara seçimde, erken bir genel seçimde veya
ara formüllerle yapılacak seçimlerde bağımsız aday olup olamayacakları,
bu aşamada bilinmeyen ve ancak seçim takvimi başladıktan sonra
anlaşılacak bir durumdur.
TBMM'nin erken seçime gidilmesini kararlaştırması durumunda, bu karar
siyasi yasaklıların bağımsız adaylıklarının mümkün olup olmayacağının
bilinmediği bir aşamada alınacaktır. Fiil ve
eylemleriyle partisinin kapatılmasına neden olan ve siyasi yasaklı
olarak beş yıl süreyle başka bir partinin üyesi ve yöneticisi olamayacak
bir kişinin, bağımsız aday olarak yeniden Meclise girmesi ve siyasi
yasaklıyken parti dışından Başbakan olmasının ortaya çıkaracağı garabet
ve demokratik rejim açısından doğuracağı tepki ve sonuçlar da üzerinde
çok iyi durulması gereken faktörlerdir.''

DENGİR MİR MEHMET FIRAT'IN SÖZLERİNE TEPKİ...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AK Parti
Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat'ın sözlerine tepki
göstererek, ''Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluş esaslarına meydan
okuyan bu şahıs; Türkiye'de bugün yaşanan kaosun sorumlusu olarak
Atatürk dönemini suçlamak cüretini göstermiş ve ümmetten milli devlete
geçiş sürecini bir travma olarak nitelendirerek, Cumhuriyetle sorunlu ve
kavgalı geçmişinin hıncını, bu hezeyanlarla dışa vurmuştur'' dedi.
Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında, AK Parti'li Fırat'ın, New
York Times'e verdiği demeci değerlendirdi. Başbakan ve arkadaşlarının;
siyasi ihtiraslarını aşarak, Türkiye'yi düzlüğe çıkarmaya çalışmak
yerine, inatlaşma, kavga ve zorlamalarla demokrasiyi raydan çıkarmaya
çalıştığını öne süren Bahçeli, ''AKP yöneticileri ve milletvekilleri,
Genel Başkanlarına sahip çıkma adına, demokrasiyi elden çıkaracak bir
yola girdiklerini göremeyecek kadar gerçeklerden kopmuşlardır'' diye
konuştu.
AK Parti yöneticilerinin son dönemde sergiledikleri kışkırtmacı
tavırların, ruhlarının derinliklerinde yatan gündemlerini ve çağdaşlık
maskesi arkasında saklamaya çalıştıkları iflah olmaz amaç ve
düşüncelerini ortaya çıkarmak bakımından ibret verici olduğunu savunan
Bahçeli, şunları söyledi:
''AKP'nin ikinci adamı olarak takdim edilen şahsın, bir Amerikan
gazetesinde yayınlanan beyanları ise, kendileri için her yönüyle bir yüz
karası ve utanç vesilesi teşkil etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti
Devleti'nin kuruluş esaslarına meydan okuyan bu şahıs; Türkiye'de bugün
yaşanan kaosun sorumlusu olarak Atatürk dönemini suçlamak cüretini
göstermiş ve ümmetten milli devlete geçiş sürecini bir travma olarak
nitelendirerek, Cumhuriyetle sorunlu ve kavgalı geçmişinin hıncını bu
hezeyanlarla dışa vurmuştur. Burada temel sakatlık, bugünkü krizle
Cumhuriyetin başlangıç yılları arasında kurulmaya zorlanan sebep-sonuç
ilişkisidir. En büyük özelliği söylediklerini sıkışınca inkar eden bir
siyaset anlayışının temsilcisi olan bu kafanın, bu yöndeki çabaları
çirkin yüzlerini artık saklayamayacaktır.
Bu konuda bizim merak ettiğimiz husus; AKP yöneticilerinin bu şahsın
sözleri hakkında ne düşündükleri ve nasıl davranacaklarıdır.''

-''MHP, ÜZERİNE DÜŞENİ YERİNE GETİRMEYE HAZIR''-

MHP Lideri Bahçeli, parlamenter rejime dışardan her türlü müdahaleyi
gayri meşru sayan MHP'nin, demokrasiye sahip çıkılması için ortak bir
tavır geliştirilmesi konusunda üzerine düşeni sonuna kadar yerine
getirmeye hazır ve kararlı olduğunu bildirdi.
Bu konudaki siyasi çizgilerinde bugüne kadar hiçbir sapma, kırılma ve
kayma yaşanmadığını, iktidar ve ana muhalefet partilerine ve liderlerine
yaptıkları sağduyu, diyalog ve uzlaşma çağrılarının dayandığı yegane
temelin bu olduğunu dile getiren Bahçeli, şöyle devam etti:
''Ancak bugün karşımızdaki manzara; varlık nedenleri demokrasi olan
siyasi partilerin, bunu katletmek için yarışa girdikleri toplu bir
siyasi iflas tablosudur. Dış müdahalelere, kesintilere ve ara rejim
heveslerine karşı korumaya çalıştığımız demokrasi, içerden
katledilmektedir. Bu sorumsuz siyaset anlayışlarının artık Türkiye'ye
vereceği bir şey kalmamıştır. Bunların Türk milletine vaat
edebilecekleri tek şey kargaşa, kavga ve kaostur. Milli vicdanda mahkum
olan bu zihniyetler, siyaset sahnesinden tasfiye edilmedikçe Türkiye
önünü göremeyecektir. Türkiye, milleti ve devleti ile hepimizindir. Alacağımız
hasar ve göreceğimiz zarar, hepimizi er ya da geç etkileyecektir.''

-İŞSİZLİK VE GELİR DAĞILIMI-

Konuşmasında ekonomide yaşanan gelişmelere de değinen Bahçeli,
dayanılmaz bir noktaya gelen işsizlik ve adaletsiz gelir dağılımının,
toplumsal birliği tehdit eder boyuta ulaştığını söyledi.
Bahçeli, bugün her evde en az bir işsiz ve yarından umudunu kaybetmiş
bir vatan evladının bulunduğunu ileri sürerek, bir yıl öncesine kıyasla
işsiz sayısının 746 bin arttığını savundu.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, konunun ciddiyetini anlamaktan tamamen uzak
olan AK Parti hükümetinin, başka mecralarda kendi yandaşlarını devlet
imkanlarıyla zenginleştirmekle meşgul olduğunu öne sürerek, ''Başbakan
Erdoğan ve aziz milletimizden geçinen sosyal kenelerin yol açtığı
adaletsiz yapı içinde, işsizin, mağdurun sesi ne hazindir ki
duyulmamaktadır'' dedi.
Başbakan Erdoğan ve Hükümetinin, işsizlik sorununu çözmek gibi bir
arayış içinde olmadığını belirten Bahçeli, şöyle konuştu:
''Şehir merkezlerindeki otogarlar ve istasyon binaları, metruk
meskenler, mevsimine göre park alanları, korunaklı çatı altları
işsizlikten dolayı yerinden yurdundan olmuş bimekanlarla dolup
taşmaktadır. Bu gerçek nereye kadar gizlenecektir? Nereye kadar
görmezden gelinecektir. Başbakan Erdoğan ve Hükümetinin iddia ettiğinin
aksine; sofralarda ekmek artmamış, aksine azalmıştır. Artan ve çoğalan
ise sadece Hükümet'in teşvik ettiği ihale komisyoncuları, tefeciler,
devlet imkanlarını talan eden vurguncuların sayısıdır.''

AVRUPA FUTBOL ŞAMPİYONASI...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Avrupa
Futbol Şampiyonasında Türkiye'nin Almanya ile yapacağı yarı final
karşılaşmasıyla ilgili olarak, ''A Milli Takım, kazanmayı alışkanlık
haline getirdi, bu alışkanlığın bozulmamasını temenni ediyorum'' dedi.
Bahçeli, TBMM'de partisinin grup toplantısının ardından gazetecilerin
Türkiye'nin yarın Almanya ile yapacağı yarı final maçıyla ilgili
sorularını yanıtladı.
''Avrupa Şampiyonası'nda A Milli Takım, kazanmayı alışkanlık haline
getirdi, bu alışkanlığın bozulmamasını temenni ediyorum'' diyen Bahçeli,
A Milli Takımın ortaya koyduğu başarının, çok büyük sonuçlar
doğurduğunu, toplumda birlik ve kardeşliği pekiştirdiğini, milli şuurun
güçlenmesine de yüksek bir katkı sağladığını bildirdi.
Bahçeli, bunun devamı için başta yönetici, teknik direktör ve
futbolculara başarılar dileyerek, ''Yarın akşam kendileriyle beraberiz''
dedi.
''Sonuç ne olur, skor tahmininiz var mı?'' sorusu üzerine Bahçeli,
''Kazanmak istiyoruz. Kazanmanın sonucu yok'' diye konuştu.
''Yine böyle bir sürpriz mi olur? Son dakikada galibiyeti mi olur, yoksa
normal bir şekilde kazanalım mı diyorsunuz. Bir mucize, destan bekliyor
musunuz'' sorusuna da Bahçeli, ''Zaten oraya gidiş sırasında da ifade
edildi. Milli takımımız 90 dakikayı hedefliyor. Yani 'ilk golü yedik,
ondan sonra atamam' düşüncesi ve karamsarlığı yok. Milletimizin
karakterinin yansıması bakımından 'kazanacağım' diyorsa, kazanmak için
elden gelen gayreti gösteriyor'' karşılığını verdi.