2010-02-01 - 17:31
TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu,
yüzde 10'luk seçim barajının Türkiye şartlarında olması gerektiğini belirterek,
''Türkiye milletvekilliği'' getirilmesinin soruna belli oranda çözüm
olabileceğini söyledi.
TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu,
yüzde 10'luk seçim barajının Türkiye şartlarında olması gerektiğini belirterek,
''Türkiye milletvekilliği'' getirilmesinin soruna belli oranda çözüm
olabileceğini söyledi.
Kuzu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, seçim barajıyla ilgili farklı
görüş ve tartışmaların zaman zaman gündeme geldiğini hatırlatarak, ''Seçim
barajında yüzde 10'nun yüksek olduğu doğrudur. Ancak bu barajın Türkiye
şartlarında olması gerektiğini hep savundum. Bunun tek yolu var; siyasi sistemde
parlamenter rejimden Başkanlık sistemine geçeceksiniz ve barajları tümden
kaldıracaksınız. Çünkü o zaman istikrar sorunu yok'' dedi.
Türkiye'de yüzde 10 baraja rağmen Parlamentoya 4 grubun girdiğine işaret
eden Kuzu, barajın kaldırılması ya da düşürülmesi halinde, en az 10 partinin
gireceğini kaydetti. Dünyada, yüzde 5'in üzerinde baraj olan ülke bulunmadığını
vurgulayan Kuzu, ''Barajın çekileceği makul sınır yüzde 5 olur. O zaman en az 10
parti Meclise girer ve 4'lü koalisyon olur. Memleketin vay haline...'' diye
konuştu.
Barajın düşürülmesini genellikle küçük partilerin savunduğunu dile
getiren Kuzu, ''Enteresandır, bugünün küçük partileri, dünün büyük partileriydi
ve bunlar yüzde 10'luk barajı, aslında RP, Fazilet Partisi gibi partilerin
TBMM'ye girmesine engel olmak için koydular zamanında... Şimdi ise kendi
koydukları baraja takıldılar. Sorunun özü bu'' ifadelerini kullandı.
Başkanlık modeline geçilmemesi halinde, ülke için barajın bir süre daha
kalmasında yarar olduğunu savunan Kuzu, Mecliste yüzde 87 temsil oranı
bulunduğunu, barajın yüzde 10 olmasına rağmen bugün 4 parti, geçmişte 6 partinin
girebildiğini anlattı.
''Dünyada demokrasi, artık eskiden yorumlandığı gibi klasik demokrasi
değil. Eskiden İngiltere'de ne kadar çok siyasi parti Parlamentoya girmişse,
demokrasinin o kadar güçlü olduğu zannedilirdi'' diyen Kuzu, o yıllarda sivil
toplum örgütlerinin ve organize olmuş diğer baskı gruplarının bulunmadığına
dikkati çekti.
Sivil toplum ve baskı gruplarının bugün hem hükümetler hem de siyaset
üzerinde çok etkili olduğuna işaret eden Kuzu, şöyle konuştu:
''Artık şöyle bir tablo var; aklı başında bir Hükümet ve adam gibi bir
muhalefet. Bugün olması gereken bu... Bunlara da dışarıdan sivil toplum örgütleri
etki edecek. Denirse ki 'her farklı görüş Mecliste temsil edilsin, ne kadar
farklı parti varsa hepsi girsin', o zaman buradan hiçbir icraat çıkmaz. Dünya
hızla gelişiyor, değişiyor. Buna ayak uydurmak için seri karar almak gerekiyor,
güçlü hükümet gerekiyor, plan, proje gerekiyor. Uzun vadeli planlar yaparak bunu
icra edecek hükümet gerekiyor. Barajı savunmuyorum ama her partinin Meclise
girmesini savunmayı doğru bulmuyorum. Konuya böyle yaklaşmak lazım.
ABD'de iki parti var, biri geliyor, biri gidiyor. Çok partili sistem ama
ikisi yaşayabiliyor. Sistem gereği ikisi yaşayabiliyor, yoksa yasak değil.
İngiltere'de iki parti var, aynı şekilde biri geliyor, biri gidiyor. Almanya'da
2,5 parti var; biri ötekiyle koalisyon kurabiliyor ancak. Bir de İtalya'ya
bakalım. İtalya'da geçen 5-6 yıl önceki seçime 285 parti katıldı. İsimleri
'Pederler partisi', 'işi yokuşa sürenler partisi', 'işi bir çırpıda çözenler
partisi'... Şimdi İtalya'daki demokrasi, İngiltere ve Amerika'dan daha mı güçlü?
Yok böyle bir şey. Bizim küçük partilerin 'ben de Meclise gireyim' hevesi...''
''İLLA BİR ÇÖZÜM İSTENİYORSA...''
Kuzu, ''Türkiye milletvekilliği''nin soruna belli oranda çözüm
olabileceğine dikkati çekerek, ''Buna da ben çok sıcak bakmıyorum. Ama illa bir
çözüm olması isteniyorsa, yüzde 10'luk barajdan da taviz verilmiyorsa, denebilir
ki 100 milletvekili, Türkiye milletvekili olarak seçilebilir. Bunlar daha çok
kamuoyunda ismi bilinenler olacak. Belki onlar buraya belli bir katkıda da
bulunabilirler. Bir çeşitlilik gelir'' dedi.
Baraj, dokunulmazlık ve benzeri konulara AİHM'in bakmadığını, siyasi
sistemin kendi içindeki konular olarak görüp buna karışmadığını belirten Kuzu, bu
konuda AB İlerleme raporlarında da çok sık vurgu yapılmadığını kaydetti. Kuzu, AB
ve AİHM'in bu tavrının, ''doğru olduğunu'' belirterek, geçmişte bir siyasi
partinin konuyu AİHM'e götürdüğünü, ancak sonuç almadığını hatırlattı.
Yüzde 10 barajda değişiklik yapılmasının, Anayasa değişikliği
gerektirmediğini, ancak Türkiye milletvekilliği düzenlemesi için Anayasa
değişikliği gerektirdiğini anlatan Kuzu, ''Yüzde 10 barajın inmesi, bizim
çalışmalarımız içinde yok ama Anayasa değişikliği çalışmaları içinde var''
dedi. (17:31)
yüzde 10'luk seçim barajının Türkiye şartlarında olması gerektiğini belirterek,
''Türkiye milletvekilliği'' getirilmesinin soruna belli oranda çözüm
olabileceğini söyledi.
Kuzu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, seçim barajıyla ilgili farklı
görüş ve tartışmaların zaman zaman gündeme geldiğini hatırlatarak, ''Seçim
barajında yüzde 10'nun yüksek olduğu doğrudur. Ancak bu barajın Türkiye
şartlarında olması gerektiğini hep savundum. Bunun tek yolu var; siyasi sistemde
parlamenter rejimden Başkanlık sistemine geçeceksiniz ve barajları tümden
kaldıracaksınız. Çünkü o zaman istikrar sorunu yok'' dedi.
Türkiye'de yüzde 10 baraja rağmen Parlamentoya 4 grubun girdiğine işaret
eden Kuzu, barajın kaldırılması ya da düşürülmesi halinde, en az 10 partinin
gireceğini kaydetti. Dünyada, yüzde 5'in üzerinde baraj olan ülke bulunmadığını
vurgulayan Kuzu, ''Barajın çekileceği makul sınır yüzde 5 olur. O zaman en az 10
parti Meclise girer ve 4'lü koalisyon olur. Memleketin vay haline...'' diye
konuştu.
Barajın düşürülmesini genellikle küçük partilerin savunduğunu dile
getiren Kuzu, ''Enteresandır, bugünün küçük partileri, dünün büyük partileriydi
ve bunlar yüzde 10'luk barajı, aslında RP, Fazilet Partisi gibi partilerin
TBMM'ye girmesine engel olmak için koydular zamanında... Şimdi ise kendi
koydukları baraja takıldılar. Sorunun özü bu'' ifadelerini kullandı.
Başkanlık modeline geçilmemesi halinde, ülke için barajın bir süre daha
kalmasında yarar olduğunu savunan Kuzu, Mecliste yüzde 87 temsil oranı
bulunduğunu, barajın yüzde 10 olmasına rağmen bugün 4 parti, geçmişte 6 partinin
girebildiğini anlattı.
''Dünyada demokrasi, artık eskiden yorumlandığı gibi klasik demokrasi
değil. Eskiden İngiltere'de ne kadar çok siyasi parti Parlamentoya girmişse,
demokrasinin o kadar güçlü olduğu zannedilirdi'' diyen Kuzu, o yıllarda sivil
toplum örgütlerinin ve organize olmuş diğer baskı gruplarının bulunmadığına
dikkati çekti.
Sivil toplum ve baskı gruplarının bugün hem hükümetler hem de siyaset
üzerinde çok etkili olduğuna işaret eden Kuzu, şöyle konuştu:
''Artık şöyle bir tablo var; aklı başında bir Hükümet ve adam gibi bir
muhalefet. Bugün olması gereken bu... Bunlara da dışarıdan sivil toplum örgütleri
etki edecek. Denirse ki 'her farklı görüş Mecliste temsil edilsin, ne kadar
farklı parti varsa hepsi girsin', o zaman buradan hiçbir icraat çıkmaz. Dünya
hızla gelişiyor, değişiyor. Buna ayak uydurmak için seri karar almak gerekiyor,
güçlü hükümet gerekiyor, plan, proje gerekiyor. Uzun vadeli planlar yaparak bunu
icra edecek hükümet gerekiyor. Barajı savunmuyorum ama her partinin Meclise
girmesini savunmayı doğru bulmuyorum. Konuya böyle yaklaşmak lazım.
ABD'de iki parti var, biri geliyor, biri gidiyor. Çok partili sistem ama
ikisi yaşayabiliyor. Sistem gereği ikisi yaşayabiliyor, yoksa yasak değil.
İngiltere'de iki parti var, aynı şekilde biri geliyor, biri gidiyor. Almanya'da
2,5 parti var; biri ötekiyle koalisyon kurabiliyor ancak. Bir de İtalya'ya
bakalım. İtalya'da geçen 5-6 yıl önceki seçime 285 parti katıldı. İsimleri
'Pederler partisi', 'işi yokuşa sürenler partisi', 'işi bir çırpıda çözenler
partisi'... Şimdi İtalya'daki demokrasi, İngiltere ve Amerika'dan daha mı güçlü?
Yok böyle bir şey. Bizim küçük partilerin 'ben de Meclise gireyim' hevesi...''
''İLLA BİR ÇÖZÜM İSTENİYORSA...''
Kuzu, ''Türkiye milletvekilliği''nin soruna belli oranda çözüm
olabileceğine dikkati çekerek, ''Buna da ben çok sıcak bakmıyorum. Ama illa bir
çözüm olması isteniyorsa, yüzde 10'luk barajdan da taviz verilmiyorsa, denebilir
ki 100 milletvekili, Türkiye milletvekili olarak seçilebilir. Bunlar daha çok
kamuoyunda ismi bilinenler olacak. Belki onlar buraya belli bir katkıda da
bulunabilirler. Bir çeşitlilik gelir'' dedi.
Baraj, dokunulmazlık ve benzeri konulara AİHM'in bakmadığını, siyasi
sistemin kendi içindeki konular olarak görüp buna karışmadığını belirten Kuzu, bu
konuda AB İlerleme raporlarında da çok sık vurgu yapılmadığını kaydetti. Kuzu, AB
ve AİHM'in bu tavrının, ''doğru olduğunu'' belirterek, geçmişte bir siyasi
partinin konuyu AİHM'e götürdüğünü, ancak sonuç almadığını hatırlattı.
Yüzde 10 barajda değişiklik yapılmasının, Anayasa değişikliği
gerektirmediğini, ancak Türkiye milletvekilliği düzenlemesi için Anayasa
değişikliği gerektirdiğini anlatan Kuzu, ''Yüzde 10 barajın inmesi, bizim
çalışmalarımız içinde yok ama Anayasa değişikliği çalışmaları içinde var''
dedi. (17:31)
