2011-02-10 - 18:42
TBMM Genel Kurulunda ''Torba Tasarı''nın görüşmelerine devam ediliyor.
Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, başkentin
değişmesinin hiçbir şekilde söz konusu olmadığını söyledi.
TBMM Genel Kurulunda ''temel yasa'' olarak görüşülen ''Torba Tasarı''nın
7. bölümü üzerinde CHP Grubu adına konuşan Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak,
küresel krizin Türkiye'de önemli bir kesimi ezip geçtiğini, ekonominin önemli
ölçüde daraldığını ifade etti.
Öztrak, başlangıçta ''teğet geçecek'' diyerek krizi küçümseyen hükümetin,
CHP'nin önerilerini küçümseyen Başbakan'ın tasarı ile tedbir almaya çalıştığını
savundu. Öztrak, BDDK, SPK, Türkiye Kalkınma Bankası ve Vakıflar Bankası gibi
kurumların İstanbul'a taşınmasını eleştirdi.
MHP Grubu adına konuşan Antalya Milletvekili Mehmet Günal da söz konusu
kurumların İstanbul'a taşınmasını eleştirdi. Günal, ''Ankara'nın içi
boşaltılıyor. Neden? Ayrıca neden Ataşehir? Kimleri besleyeceğiz? Yeni besleme
alanları yaratılıyor'' görüşünü dile getirdi.
BDP Grubu adına konuşan Muş Milletvekili Nuri Yaman, bölümde yer alan
maddelere göre mahalli idarelerin ihtiyaç fazlası işçilerinin başka kamu
kurumlarına aktarılacağını belirterek, hukuk dışına çıkıldığını, kazanılmış
hakların kaldırıldığını, gasp edildiğini öne sürdü.
Üniversitelerinden uzaklaştırılmış öğrencilere dönüş yolu açılmasının da
öngörüldüğünü kaydeden Yaman, terör suçundan hüküm giyenlerin kapsam dışında
bırakılmasını eleştirdi. Yaman, ''Ayrımcılık yapılıyor, hukuk dışına çıkılıyor.
Dağın yolunu nasıl keseceksiniz?'' diye sordu.
AK Parti Grubu adına konuşan Afyonkarahisar Milletvekili Halil Aydoğan,
Adalet ve Kalkınma Partisinin sorunsuz bir bankacılık sektörü devraldığına
ilişkin değerlendirmeler yapıldığını belirterek, iktidarlarından önce bankacılık
operasyonu için Hazine'nin borçlandırıldığını ve bu borçların Adalet ve Kalkınma
Partisi hükümetine devredildiğini söyledi. Aydoğan, ''Adalet ve Kalkınma
Partisine tertemiz bir bankacılık sektörü değil, sorunlu bir bankacılık sektörü
devredilmiştir'' dedi.
Aydoğan, bazı ekonomik kurumların sinerji sağlamak amacıyla İstanbul'a
taşındığını ifade etti.
Şahsı adına konuşan MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak, 57. hükümetin
geçmiş hükümetlerden bankacılık sektöründe birikmiş sorunlar devraldığını
belirtti.
Uzunırmak, ''Bugün milletvekili koltuklarında oturan birçok insan 57.
hükümetten önceki hükümetlerde görev yapmıştır. O dönemlerde üst düzey
bürokratlık yapmış olanlar var aranızda. Bunlar o gün devletin yürütmesinde görev
almışlar. Bunları itham ederken hiç utanmıyor musunuz? Milli Eğitim Bakanlığı
yapmış arkadaşınız saksı gibi komisyon başkanı olarak oturuyor. Geçmişe yönelik
milli eğitim politikaları eleştiriliyor hiçbir şey söylemiyor'' dedi.
Bu sırada AK Parti sıralarından ''edepsizlik yapma'' diye laf atıldı.
Uzunırmak, ''o saksıyı senin orada oturuşun belli ediyor. Kendisinin
eleştirildiği bir konuda yiğitçe çıkıp konuşmayan adam saksı gibi oturuyordur''
görüşünü dile getirdi.
Daha sonra soru-cevap bölümüne geçildi. BDP Şırnak Milletvekili Hasip
Kaplan, soru sorarken, üniversite öğrencilerinin dönüşü konusunda ayrımcılık
yapıldığını belirterek, ''Bu maddeye göre Başbakan da teröristtir. Çünkü,
Diyarbakır DGM'den ceza almıştır. Dolayısıyla üniversiteye dönüp, okuyamaz''
görüşünü dile getirdi.
Soru sormak için söz alan AK Parti Muğla Milletvekili Mehmet Nil Hıdır,
isim vermeden Uzunırmak'ı kınadı, Kaplan'ın sözlerini eleştirdi.
Oturumu yöneten Başkanvekili Sadık Yakut, soru sormadığı gerekçesiyle
Hıdır'a sözlü müdahalede bulundu.
Kaplan, ''Niye müdahale etmiyorsun? İçtüzük var, niye müdahale
etmiyorsun, soru sormuyor'' sözleriyle Yakut'a seslendi.
Yakut ile Kaplan arasında tartışma çıktı.
Yakut, ''Sizden mi öğreneceğim içtüzüğü. Müdahale ettim. El kol
hareketini bırakın. İndirin elinizi. Haddinizi bilin'' diye yanıt verdi.
Tartışmanın ardından soruları yanıtlayan Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz,
''ekonomik kurumların taşınmasıyla başkentin değiştirilmesinin mi amaçlandığına''
yönelik soru sorulduğunu belirterek, ''Başkentin değişmesi hiçbir şekilde söz
konusu değil. Anayasamızda bunlar çok açık şekilde düzenlenmiştir. Ekonomik
rasyonalite nedeniyle yapılan bir düzenleme. İstanbul'u bir finans merkezi haline
getirme projesidir'' dedi.
Birçok özel sektör kuruluşunun da ekonomik rasyonalite nedeniyle
İstanbul'a taşındığını anlatan Yılmaz, ''Bunların taşınmasının gerekçesi neyse
kamu bankalarının taşınmasının gerekçesi de aynı'' diye konuştu.
Belediyelerin ihtiyaç fazlası personelinin olduğunu, finansal
durumlarının kötü olduğunu kaydeden Yılmaz, insan kaynaklarını daha rasyonel
değerlendirmek ve belediyeleri hizmet üreten kurumlar haline getirmek
istediklerini kaydetti. Yılmaz, ''Bunu farklı yönlere çekmek doğru değil'' diye
konuştu.
Daha sonra bölümün maddelerine geçildi.
Hasip Kaplan, 153. madde üzerinde verdiği önerge nedeniyle söz aldı.
Konuşmasına, ''Şu üniversite affının içine bu terör suçlusu hariç tabirini neden
koydunuz?'' sorusuyla başlayan Kaplan, ''Eğer 100 bin öğrencinin istikbaline mani
olacaksa -çünkü terör suçunun bir tanımı yok- vallahi, billahi bu meclisin üçte
biri teröristtir, Başbakan da dahil'' diye konuştu.
Kaplan'ın bu sözlerine AK Parti'li milletvekilleri tepki gösterdi.
12 Eylül darbesinin ardından yargılananların avukatlığını yaptığını
anlatan Kaplan, şöyle devam etti:
''Dağdan bir gencin inip üniversiteye gitmesini neden istemezsiniz? Şiir
okumuş Sayın Başbakan'ın bir üniversiteye gitmesini niye istemezsiniz? Kaygınızı
anlıyorum. Eğer hırsızı, tecavüzcüsü, yolsuzluk yapanı, katili hepsi
yararlanıyorsa bir şiir okudu diye Başbakan yararlanamıyorsa ben buna üzülürüm.
Yapmayın, etmeyin bu haksızlığı Başbakan'a yapmayın. Bir kitap, bir makale yazdı
diye bir yazara, sanatçıya kapıyı kapatmayın. Dağdan inecek birine kapıyı
kapatmayın.
Komisyonda değildim ama 'Abdullah Öcalan bundan yararlanıp gelip siyasalı
bitirecek' dediler. Samimi olarak söylüyorum eğer bu kaygınız varsa İmralı'ya
gidecek ilk avukatlar kanalıyla belge getireceğim Sayın Öcalan'dan, 'üniversite,
affından yararlanmıyorum' diye, belge getireceğim.''
Kaplan'ın bu sözleri üzerine TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, mikrofonu
kapattı.
BDP Muş Milletvekili Sakık, Yakut'a, ''Neden kesiyorsun'' diye bağırdı.
Yakut da ''Keserim tabii'' diye yanıtladı. Yakut, daha sonra Kaplan'a, ''40 bin
kişinin ölümüne neden olan bir teröriste siz burada 'Sayın' diyemezsiniz'' diye
uyarıda bulundu.
Tartışmanın ardından konuşmasına devam eden Kaplan, ''Darbe yapmış
kişilere 'Sayın' diye hitap ediyorsunuz. Sayın İyimaya avukatlığını yaptığı
Evren'e, 'Sayın Evren' diyebilir, sevgili müvekkilim diyebilir. Benim müvekkilim
Öcalan, ben de 'Sayın' diyorum. Çeteciler, darbeciler, katliam yapanlar
'kahraman' diye dolaşacak.. 100 bin gencin önünü tıkamak bu nedenle ise ben belge
getireceğim. Önünü tıkamayın. Bunların içinde devrimci, ülkücü, İslamcı, sağcı,
solcu da var. Biraz sağduyu, akıl, izahat... Takdir sizin'' diye konuştu.
Kaplan, yerine oturduktan sonra da diğer milletvekillerine, ''Vallahi
getirecem belgeyi'' diye seslendi.
BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, tasarının 154. maddesinde verdiği
önerge üzerinde söz alarak, tartışmayı sürdürdü.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut'un üslubuyla ilgili konuşmak istediğini
belirten Sakık, Yakut'a dönerek, ''Tarafsız olun'' dedi. Yakut'un, ''Başkan'ın
üslubuyla ilgili söz istemediniz'' ifadesine Sakık, 'Sizin istediğiniz gibi mi
konuşacağız'' şeklinde yanıt verdi. Bunun üzerine Yakut da ''Benim istediğim gibi
konuşacak değilsiniz. İçtüzük neyi gerektiriyorsa onu konuşacaksınız'' diye
konuştu.
Parlamentoda herkesin birbirinin değerlerine saygılı olması gerektiğini
belirten Sakık, ''Burada arkadaşlarımız çıkıp konuşuyor. Sizin hoşunuza gitmeyen
sözcükler sarfetmiş olabilirler. Eleştirebilirsiniz ama emir kipleriyle bizi
tehdit etmeye hiç kimsenin gücü yetmez. Bunu herkes böyle bilsin. Hele hele geçen
gün burada gruplar adına konuşmalar yapılırken CHP Grup Sözcüsü, 'bizim sabrımız
taşırıyorsunuz. Kendimizi zor tutuyoruz' diyor. Zor tutmasanız ne olur Allah
aşkına? Siz bizim beynimizin, bedenimizin efendisi misiniz? Sizin gibi mi
konuşmalıyız? Size tabi mi olmamız lazım?'' ifadelerini kullandı.
Terörle Mücadele Yasası kapsamında kendisinin de mahkum olduğunu ifade
eden Sakık, şöyle devam etti:
''Buradan alıp götürüldüm ve düşünce suçundan mahkum oldum ama sonra
geldim burada vekillik yapıyorum. Kürt çocukları buradan mahkum olursa,
üniversiteye başlayamazlar. Böyle bir adalet olur mu? Hepimiz bundan mahkum
olmuşuz. Bu ülkenin ayıbıdır. Asıl bu yasa bu ülkenin yüz karasıdır. Bu yasanın
değiştirilmesi gerekirken buna hep birlikte birlik oluşturmamız gerekirken,
arkadaşımız bir şey söylüyor, kıyametler kopuyor. 'Siz 40 bin kişinin katiline
böyle diyemezsiniz' diyor. Peki siz bizim beynimizin efendisi misiniz? Bizim
değerlerimiz yok mu? Bizi sizden farklı kılan şey de siz 'terörist' diyorsunuz,
biz 'terörist' demiyoruz. Niye? Bizim çocuklarımız ve kardeşlerimizdir. Kürt
sorunu terör değil, bir hak, hukuk adalet sorunudur. Sizin terörist dediğiniz
insanlarla, devlet belki şu an, şu saat orada görüşmeler yapıyor. Bunu böyle
algılamalısınız.''
Ülkenin, 30 yıldır acı dolu yaşadığını anlatan Sakık, şimdi yaraları
sarmanın zamanı olduğunu ifade etti. Sakık, ''Birilerinin değerlerine saygı,
birilerinin değerlerine de hakaret etme hakkını kimse size vermez biz de buna
izin vermeyiz. Bedeli ne olursa olsun, emin olunuz ki... Bizim geliş nedenimiz bu
halkı özgürleştirmektir'' dedi.
Bu sözler üzerine AK Parti Mersin Milletvekili Kürşad Tüzmen, yerinden
''Halk özgür zaten'' diyerek tepki gösterdi. Tüzmen'e, ''O sizin sorununuz''
yanıtını veren Sakık, ''Bir düşünür diyor ki 'hiçbir şey bilmiyorsanız, haddinizi
bileceksiniz.' Bu konularda düşünceniz yoksa, hiç olmazsa susun, oturun. Böyle
afaki şeyler, tek bayrak, tek millet... Bunlar artık tarihin çöplüğüne atıldı''
diye konuştu. Tüzmen, bu sözlere de ''Yanlış mı, yanlış mı? Samimi olun'' diye
itiraz etti.
Bu arada, BDP Muş Milletvekili Nuri Yaman ile BDP Şırnak Milletvekili
Hasip Kaplan, Başkanvekili Yakut'a, neden Tüzmen'e müdahale etmediğini sordu.
Kaplan, Başkanlık tutumu hakkında usül tartışması açılmasını istediğini
söyledi.
Tekrar söz alan Sakık, Tüzmen'e, ''Hamasi nutuk atıyorsun. Ben Türk
kimliğine ne kadar saygı gösteriyorsam sizin de Kürt kimliğine o kadar saygı
göstermeniz gerekiyor. Bedel ödedik. Yüreğiniz varsa bunu söyleyin. Nutuklar bu
ülkenin sorunlarını çözmüyor. Bakın bir sahnede gibi oturmuş, ayak ayak üstüne
atmış gibi buna ne söylenir? Seçimler yaklaşmış buradan nemalanmaya çalışıyor''
dedi.
Kürşad Tüzmen'in tekrar yerinden yanıt vermesi üzerine ayağa kalkan
BDP'li Kaplan, Yakut'a ''Niye müdahale etmiyorsun? Kapatıyorsun mikrofonu'' diye
bağırdı.
Konuşmasına devam eden Sakık, ''Buna ne söylenir Allah aşkına? Ne
söylenir? Bize esir muamelesi yapamazsınız. Ya siz bizi azarlıyorsunuz ya da
(Kürşad Tüzmen'i işaret ederek) paralı askerleriniz azarlıyor. Buna hakkınız
yok'' şeklinde tepki gösterdi.
Yakut, bu sözler üzerine, ''Sayın Sakık, sizi azarlayan yok. Siz önce
aklınızın içindeki ayrımcılığı, bölücülüğü ve bölgeciliği kaldırın. Türkiye'deki
Kürt meselesi size bırakılacak kadar basit bir mesele değil. Tüm bir
Cumhuriyetin, tüm Hükümetin, tüm partilerin meselesi. Bu mesele çözülecek ama
halkın oyuyla buraya gelip de bölücülük yapmakla bu mesele çözülmez. Anayasa'ya
uymak zorundasınız'' diye seslendi.
Ayağa kalkarak, Yakut'a doğru yürüyen Kaplan, ''Böyle konuşamazsın'' diye
bağırdı.
Yakut, Kaplan'ın, tutumu hakkında usul tartışması açılması talebini
yinelemesi üzerine, usul tartışması açtı. Yakut, başkanın tutumu hakkında ilk
sözü aleyhte Kaplan'a verdi.
Meclise, ''analarının ak sütü gibi temiz oylarla seçilerek geldiklerini''
belirten Kaplan, ''Bize oy verenlerin hepsinin oyu, sizi seçenler kadar eşit ve
kardeştir. Kabul edeceksiniz'' dedi.
Yakut'un, Meclisi, ''diktatör ve totaliter'' bir anlayışla yönettiğini
öne süren Kaplan, ''Mikrofonumu kapatıyor. Halkın verdiği bu kürsünün mikrofonunu
hangi hakla kapatıyorsun? Muhalefeti susturmaya çalışıyorsunuz. Kenan Evren geldi
apoletleriyle oturdu buraya. Benim iradem halkımın iradesidir ben o güçle
geldim'' diye konuştu. Kaplan, Yakut'u istifaya davet etti. Yakut'a seslenen
Kaplan, ''Siz de hukukçusunuz, ben de hukukçuyum. Böyle bir hakkı nereden
buluyorsun'' şeklinde konuştu.
Yakut'un tutumu lehinde söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin
Canikli, ''Bu kutsal çatı altında görev yapan, Anayasa'ya, bu milletin birliğine
ve beraberliğine bağlılık yemini etmiş olan herkes, bu milletin birliğine,
bütünlüğüne, resmi diline saygı duyacaktır. Bu milletin kendisine saygı
duyacaktır'' diye konuştu.
''Eğer bunu yapmıyorsa önce millete, sonra kendisine ihanet ediyor
demektir'' diye konuşan Canikli, şöyle devam etti:
''Haksızlık ediyor bu millete. Eğer biraz yüreğiniz, samimiyetiniz varsa
ettiğiniz yemine uymak zorundasınız. Sizi ahlaklı olmaya davet ediyorum. Milletin
vekiline, 'paralı asker' diyecek kadar küçülemezsiniz, aşağılaşamazsınız, çukura
düşemezsiniz. Böyle rezalet olmaz. Bu kutsal çatı altında milletin vekiline
hakaret edemezsiniz.''
Bu sözler üzerine, BDP Grup Başkanvekili Ayla Akat Ata, Muş Milletvekili
Sırrı Sakık ve Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Canikli'nin üzerine yürüdü.
Yakut, bunun üzerine birleşimi kapattı.
AK Parti Samsun Milletvekili Ahmet Yeni ve arkadaşları da kürsüye doğru
geldi. Yaşanan arbede sırasında AK Parti'li Yeni yere düştü. Araya giren diğer
milletvekilleri kavganın büyümesini önledi. İki parti milletvekilleri arasında
küfürleşmeler devam etti.
BDP'li Kaplan, İçtüzük kitapçığını, AK Parti'li milletvekillerine
fırlattı. Kaplan, AK Parti'li milletvekillerine, ''Aşağılık sensin. Ben Şırnaklı
Hasip Kaplan, adınızı deftere yazdım...'' diye bağırdı.
Başkanlık divanının arkasında bulunan odada grup başkanvekilleriyle bir
süre görüşen Yakut, birleşime verdiği arayı 1 saat uzattı.
TBMM Genel Kurulunda ''Torba Tasarı''nın
görüşmelerine devam ediliyor.
Başkanvekili Sadık Yakut, bir saatlik aradan sonra, önceki oturumda
yaşananlar dolayısıyla talepleri doğrultusunda grup başkanvekillerine söz
verdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, bugüne kadar hakarete varan
konuşmaların genellikle yaşanmadığını ifade etti. Elitaş, ''Beğensek de
beğenmesek de yürürlükte olan anayasa değişene kadar hepimiz uymak zorundayız.
Konuşmalarımızı temsil ettiğimizin milletin karakterine uygun, 74 milyonun
kardeşliğini pekiştirecek şekilde yapmak durumundayız. Uyumlu ve anlayışlı
görüşmelerimizin devam edeceğini umuyorum'' dedi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, yaşanan tartışmanın üzücü olduğunu
söyledi. Demokrasinin uzlaşma rejimi olduğunu vurgulayan Hamzaçebi,
''Farklılıklarımızı muhafaza ederek ortak bir yaşamı başarmak durumundayız.
Farklılıklarımızı derin bir tartışmanın unsuru olarak görmek doğru değil. Bunlar
bize zaman kaybettirir. Sadece bize oy verenleri değil bütün toplumu ikna etmenin
çabası içinde olmalıyız. Yapmamız gereken budur. Bunu yaparsak demokrasi kazanır,
Türkiye kazanır'' diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, Genel Kurulda hoş olmayan, kabul
edilemeyecek olaylar yaşandığını belirterek, ''Bu olayların geleceğini öngörmek
lazım. Burada biz kavga yaparsak sokağın ne duruma geleceğini bilmemiz gerekir.
Seçim öncesinde milleti germemek gerekir'' dedi.
Bağırarak, çağırarak bir yere varılamayacağını ifade eden Şandır,
''Milletimiz adına burada davranışlarımıza dikkat etmemiz gerekiyor. Türkiye bir
hukuk devletidir. Bizi bağlayan hukukun üstünlüğüdür. Hukukçu kimliğiyle
arkadaşlarımız anayasanın belirleyici hükümlerine uymazlarsa ve bunu zorlarlarsa
bunun topluma çarpan etkisiyle yansıması ülkemizi felakete götürür. Biz, siz yok.
Eğer farklılıklarımızı kimlikleştirerek, bu kimliklerin kavgasına düşersek bu
ülkeyi cam kırığı yığını haline getiririz. Buna hakkımız yok'' diye konuştu.
Şandır, herkesi sorumluluk anlayışı içinde sağduyulu olmaya davet
ettiklerini kaydetti.
BDP Grup Başkanvekili Ayla Akat Ata, hoş olmayan bir tablonun yaşandığını
söyledi. 3,5 yıldır defalarca başkanlık divanının ''ayrımcı politikası'' ile
karşı karşıya kaldıklarını belirten Ata, bunun patlamasının yaşandığını ifade
etti.
Bir grup başkanvekilinin ''bir çocuğun diğer çocuğa söylemeyeceği,
hakarete varan sözler söylediğini'' öne süren Ata, bunu doğru bulmadıklarını
kaydetti.
Kimliklerin ön plana çıkmasını istemediklerini, ancak ''Kürt oldukları
için yok sayıldıklarını'' öne süren Ata, ''Kimliğimiz bu yüzden ön plana çıktı.
Yoksa amacımız hergün kimliğimizi burada ifade etmek değil'' dedi.
Ata, farklı düşündüklerini, farklı bir yerden siyaset yaptıklarını ve
ülkenin bütünlüğüne farklı bir yerden baktıklarını belirterek, ''Ülkenin
bütünlüğü bizim için de önemlidir. Farklı düşüncelerimiz var. Bu kürsüde ifade
edeceğiz. Bundan sonra bu akşam yaşananlara meyil vermeyecek bir tablonun içinde
olacağız. Herkesi sorumlu davranmaya davet ediyoruz. Bu sorumluluğu
göstereceğiz'' diye konuştu.
(20.49)
değişmesinin hiçbir şekilde söz konusu olmadığını söyledi.
TBMM Genel Kurulunda ''temel yasa'' olarak görüşülen ''Torba Tasarı''nın
7. bölümü üzerinde CHP Grubu adına konuşan Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak,
küresel krizin Türkiye'de önemli bir kesimi ezip geçtiğini, ekonominin önemli
ölçüde daraldığını ifade etti.
Öztrak, başlangıçta ''teğet geçecek'' diyerek krizi küçümseyen hükümetin,
CHP'nin önerilerini küçümseyen Başbakan'ın tasarı ile tedbir almaya çalıştığını
savundu. Öztrak, BDDK, SPK, Türkiye Kalkınma Bankası ve Vakıflar Bankası gibi
kurumların İstanbul'a taşınmasını eleştirdi.
MHP Grubu adına konuşan Antalya Milletvekili Mehmet Günal da söz konusu
kurumların İstanbul'a taşınmasını eleştirdi. Günal, ''Ankara'nın içi
boşaltılıyor. Neden? Ayrıca neden Ataşehir? Kimleri besleyeceğiz? Yeni besleme
alanları yaratılıyor'' görüşünü dile getirdi.
BDP Grubu adına konuşan Muş Milletvekili Nuri Yaman, bölümde yer alan
maddelere göre mahalli idarelerin ihtiyaç fazlası işçilerinin başka kamu
kurumlarına aktarılacağını belirterek, hukuk dışına çıkıldığını, kazanılmış
hakların kaldırıldığını, gasp edildiğini öne sürdü.
Üniversitelerinden uzaklaştırılmış öğrencilere dönüş yolu açılmasının da
öngörüldüğünü kaydeden Yaman, terör suçundan hüküm giyenlerin kapsam dışında
bırakılmasını eleştirdi. Yaman, ''Ayrımcılık yapılıyor, hukuk dışına çıkılıyor.
Dağın yolunu nasıl keseceksiniz?'' diye sordu.
AK Parti Grubu adına konuşan Afyonkarahisar Milletvekili Halil Aydoğan,
Adalet ve Kalkınma Partisinin sorunsuz bir bankacılık sektörü devraldığına
ilişkin değerlendirmeler yapıldığını belirterek, iktidarlarından önce bankacılık
operasyonu için Hazine'nin borçlandırıldığını ve bu borçların Adalet ve Kalkınma
Partisi hükümetine devredildiğini söyledi. Aydoğan, ''Adalet ve Kalkınma
Partisine tertemiz bir bankacılık sektörü değil, sorunlu bir bankacılık sektörü
devredilmiştir'' dedi.
Aydoğan, bazı ekonomik kurumların sinerji sağlamak amacıyla İstanbul'a
taşındığını ifade etti.
Şahsı adına konuşan MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak, 57. hükümetin
geçmiş hükümetlerden bankacılık sektöründe birikmiş sorunlar devraldığını
belirtti.
Uzunırmak, ''Bugün milletvekili koltuklarında oturan birçok insan 57.
hükümetten önceki hükümetlerde görev yapmıştır. O dönemlerde üst düzey
bürokratlık yapmış olanlar var aranızda. Bunlar o gün devletin yürütmesinde görev
almışlar. Bunları itham ederken hiç utanmıyor musunuz? Milli Eğitim Bakanlığı
yapmış arkadaşınız saksı gibi komisyon başkanı olarak oturuyor. Geçmişe yönelik
milli eğitim politikaları eleştiriliyor hiçbir şey söylemiyor'' dedi.
Bu sırada AK Parti sıralarından ''edepsizlik yapma'' diye laf atıldı.
Uzunırmak, ''o saksıyı senin orada oturuşun belli ediyor. Kendisinin
eleştirildiği bir konuda yiğitçe çıkıp konuşmayan adam saksı gibi oturuyordur''
görüşünü dile getirdi.
Daha sonra soru-cevap bölümüne geçildi. BDP Şırnak Milletvekili Hasip
Kaplan, soru sorarken, üniversite öğrencilerinin dönüşü konusunda ayrımcılık
yapıldığını belirterek, ''Bu maddeye göre Başbakan da teröristtir. Çünkü,
Diyarbakır DGM'den ceza almıştır. Dolayısıyla üniversiteye dönüp, okuyamaz''
görüşünü dile getirdi.
Soru sormak için söz alan AK Parti Muğla Milletvekili Mehmet Nil Hıdır,
isim vermeden Uzunırmak'ı kınadı, Kaplan'ın sözlerini eleştirdi.
Oturumu yöneten Başkanvekili Sadık Yakut, soru sormadığı gerekçesiyle
Hıdır'a sözlü müdahalede bulundu.
Kaplan, ''Niye müdahale etmiyorsun? İçtüzük var, niye müdahale
etmiyorsun, soru sormuyor'' sözleriyle Yakut'a seslendi.
Yakut ile Kaplan arasında tartışma çıktı.
Yakut, ''Sizden mi öğreneceğim içtüzüğü. Müdahale ettim. El kol
hareketini bırakın. İndirin elinizi. Haddinizi bilin'' diye yanıt verdi.
Tartışmanın ardından soruları yanıtlayan Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz,
''ekonomik kurumların taşınmasıyla başkentin değiştirilmesinin mi amaçlandığına''
yönelik soru sorulduğunu belirterek, ''Başkentin değişmesi hiçbir şekilde söz
konusu değil. Anayasamızda bunlar çok açık şekilde düzenlenmiştir. Ekonomik
rasyonalite nedeniyle yapılan bir düzenleme. İstanbul'u bir finans merkezi haline
getirme projesidir'' dedi.
Birçok özel sektör kuruluşunun da ekonomik rasyonalite nedeniyle
İstanbul'a taşındığını anlatan Yılmaz, ''Bunların taşınmasının gerekçesi neyse
kamu bankalarının taşınmasının gerekçesi de aynı'' diye konuştu.
Belediyelerin ihtiyaç fazlası personelinin olduğunu, finansal
durumlarının kötü olduğunu kaydeden Yılmaz, insan kaynaklarını daha rasyonel
değerlendirmek ve belediyeleri hizmet üreten kurumlar haline getirmek
istediklerini kaydetti. Yılmaz, ''Bunu farklı yönlere çekmek doğru değil'' diye
konuştu.
Daha sonra bölümün maddelerine geçildi.
Hasip Kaplan, 153. madde üzerinde verdiği önerge nedeniyle söz aldı.
Konuşmasına, ''Şu üniversite affının içine bu terör suçlusu hariç tabirini neden
koydunuz?'' sorusuyla başlayan Kaplan, ''Eğer 100 bin öğrencinin istikbaline mani
olacaksa -çünkü terör suçunun bir tanımı yok- vallahi, billahi bu meclisin üçte
biri teröristtir, Başbakan da dahil'' diye konuştu.
Kaplan'ın bu sözlerine AK Parti'li milletvekilleri tepki gösterdi.
12 Eylül darbesinin ardından yargılananların avukatlığını yaptığını
anlatan Kaplan, şöyle devam etti:
''Dağdan bir gencin inip üniversiteye gitmesini neden istemezsiniz? Şiir
okumuş Sayın Başbakan'ın bir üniversiteye gitmesini niye istemezsiniz? Kaygınızı
anlıyorum. Eğer hırsızı, tecavüzcüsü, yolsuzluk yapanı, katili hepsi
yararlanıyorsa bir şiir okudu diye Başbakan yararlanamıyorsa ben buna üzülürüm.
Yapmayın, etmeyin bu haksızlığı Başbakan'a yapmayın. Bir kitap, bir makale yazdı
diye bir yazara, sanatçıya kapıyı kapatmayın. Dağdan inecek birine kapıyı
kapatmayın.
Komisyonda değildim ama 'Abdullah Öcalan bundan yararlanıp gelip siyasalı
bitirecek' dediler. Samimi olarak söylüyorum eğer bu kaygınız varsa İmralı'ya
gidecek ilk avukatlar kanalıyla belge getireceğim Sayın Öcalan'dan, 'üniversite,
affından yararlanmıyorum' diye, belge getireceğim.''
Kaplan'ın bu sözleri üzerine TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, mikrofonu
kapattı.
BDP Muş Milletvekili Sakık, Yakut'a, ''Neden kesiyorsun'' diye bağırdı.
Yakut da ''Keserim tabii'' diye yanıtladı. Yakut, daha sonra Kaplan'a, ''40 bin
kişinin ölümüne neden olan bir teröriste siz burada 'Sayın' diyemezsiniz'' diye
uyarıda bulundu.
Tartışmanın ardından konuşmasına devam eden Kaplan, ''Darbe yapmış
kişilere 'Sayın' diye hitap ediyorsunuz. Sayın İyimaya avukatlığını yaptığı
Evren'e, 'Sayın Evren' diyebilir, sevgili müvekkilim diyebilir. Benim müvekkilim
Öcalan, ben de 'Sayın' diyorum. Çeteciler, darbeciler, katliam yapanlar
'kahraman' diye dolaşacak.. 100 bin gencin önünü tıkamak bu nedenle ise ben belge
getireceğim. Önünü tıkamayın. Bunların içinde devrimci, ülkücü, İslamcı, sağcı,
solcu da var. Biraz sağduyu, akıl, izahat... Takdir sizin'' diye konuştu.
Kaplan, yerine oturduktan sonra da diğer milletvekillerine, ''Vallahi
getirecem belgeyi'' diye seslendi.
BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, tasarının 154. maddesinde verdiği
önerge üzerinde söz alarak, tartışmayı sürdürdü.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut'un üslubuyla ilgili konuşmak istediğini
belirten Sakık, Yakut'a dönerek, ''Tarafsız olun'' dedi. Yakut'un, ''Başkan'ın
üslubuyla ilgili söz istemediniz'' ifadesine Sakık, 'Sizin istediğiniz gibi mi
konuşacağız'' şeklinde yanıt verdi. Bunun üzerine Yakut da ''Benim istediğim gibi
konuşacak değilsiniz. İçtüzük neyi gerektiriyorsa onu konuşacaksınız'' diye
konuştu.
Parlamentoda herkesin birbirinin değerlerine saygılı olması gerektiğini
belirten Sakık, ''Burada arkadaşlarımız çıkıp konuşuyor. Sizin hoşunuza gitmeyen
sözcükler sarfetmiş olabilirler. Eleştirebilirsiniz ama emir kipleriyle bizi
tehdit etmeye hiç kimsenin gücü yetmez. Bunu herkes böyle bilsin. Hele hele geçen
gün burada gruplar adına konuşmalar yapılırken CHP Grup Sözcüsü, 'bizim sabrımız
taşırıyorsunuz. Kendimizi zor tutuyoruz' diyor. Zor tutmasanız ne olur Allah
aşkına? Siz bizim beynimizin, bedenimizin efendisi misiniz? Sizin gibi mi
konuşmalıyız? Size tabi mi olmamız lazım?'' ifadelerini kullandı.
Terörle Mücadele Yasası kapsamında kendisinin de mahkum olduğunu ifade
eden Sakık, şöyle devam etti:
''Buradan alıp götürüldüm ve düşünce suçundan mahkum oldum ama sonra
geldim burada vekillik yapıyorum. Kürt çocukları buradan mahkum olursa,
üniversiteye başlayamazlar. Böyle bir adalet olur mu? Hepimiz bundan mahkum
olmuşuz. Bu ülkenin ayıbıdır. Asıl bu yasa bu ülkenin yüz karasıdır. Bu yasanın
değiştirilmesi gerekirken buna hep birlikte birlik oluşturmamız gerekirken,
arkadaşımız bir şey söylüyor, kıyametler kopuyor. 'Siz 40 bin kişinin katiline
böyle diyemezsiniz' diyor. Peki siz bizim beynimizin efendisi misiniz? Bizim
değerlerimiz yok mu? Bizi sizden farklı kılan şey de siz 'terörist' diyorsunuz,
biz 'terörist' demiyoruz. Niye? Bizim çocuklarımız ve kardeşlerimizdir. Kürt
sorunu terör değil, bir hak, hukuk adalet sorunudur. Sizin terörist dediğiniz
insanlarla, devlet belki şu an, şu saat orada görüşmeler yapıyor. Bunu böyle
algılamalısınız.''
Ülkenin, 30 yıldır acı dolu yaşadığını anlatan Sakık, şimdi yaraları
sarmanın zamanı olduğunu ifade etti. Sakık, ''Birilerinin değerlerine saygı,
birilerinin değerlerine de hakaret etme hakkını kimse size vermez biz de buna
izin vermeyiz. Bedeli ne olursa olsun, emin olunuz ki... Bizim geliş nedenimiz bu
halkı özgürleştirmektir'' dedi.
Bu sözler üzerine AK Parti Mersin Milletvekili Kürşad Tüzmen, yerinden
''Halk özgür zaten'' diyerek tepki gösterdi. Tüzmen'e, ''O sizin sorununuz''
yanıtını veren Sakık, ''Bir düşünür diyor ki 'hiçbir şey bilmiyorsanız, haddinizi
bileceksiniz.' Bu konularda düşünceniz yoksa, hiç olmazsa susun, oturun. Böyle
afaki şeyler, tek bayrak, tek millet... Bunlar artık tarihin çöplüğüne atıldı''
diye konuştu. Tüzmen, bu sözlere de ''Yanlış mı, yanlış mı? Samimi olun'' diye
itiraz etti.
Bu arada, BDP Muş Milletvekili Nuri Yaman ile BDP Şırnak Milletvekili
Hasip Kaplan, Başkanvekili Yakut'a, neden Tüzmen'e müdahale etmediğini sordu.
Kaplan, Başkanlık tutumu hakkında usül tartışması açılmasını istediğini
söyledi.
Tekrar söz alan Sakık, Tüzmen'e, ''Hamasi nutuk atıyorsun. Ben Türk
kimliğine ne kadar saygı gösteriyorsam sizin de Kürt kimliğine o kadar saygı
göstermeniz gerekiyor. Bedel ödedik. Yüreğiniz varsa bunu söyleyin. Nutuklar bu
ülkenin sorunlarını çözmüyor. Bakın bir sahnede gibi oturmuş, ayak ayak üstüne
atmış gibi buna ne söylenir? Seçimler yaklaşmış buradan nemalanmaya çalışıyor''
dedi.
Kürşad Tüzmen'in tekrar yerinden yanıt vermesi üzerine ayağa kalkan
BDP'li Kaplan, Yakut'a ''Niye müdahale etmiyorsun? Kapatıyorsun mikrofonu'' diye
bağırdı.
Konuşmasına devam eden Sakık, ''Buna ne söylenir Allah aşkına? Ne
söylenir? Bize esir muamelesi yapamazsınız. Ya siz bizi azarlıyorsunuz ya da
(Kürşad Tüzmen'i işaret ederek) paralı askerleriniz azarlıyor. Buna hakkınız
yok'' şeklinde tepki gösterdi.
Yakut, bu sözler üzerine, ''Sayın Sakık, sizi azarlayan yok. Siz önce
aklınızın içindeki ayrımcılığı, bölücülüğü ve bölgeciliği kaldırın. Türkiye'deki
Kürt meselesi size bırakılacak kadar basit bir mesele değil. Tüm bir
Cumhuriyetin, tüm Hükümetin, tüm partilerin meselesi. Bu mesele çözülecek ama
halkın oyuyla buraya gelip de bölücülük yapmakla bu mesele çözülmez. Anayasa'ya
uymak zorundasınız'' diye seslendi.
Ayağa kalkarak, Yakut'a doğru yürüyen Kaplan, ''Böyle konuşamazsın'' diye
bağırdı.
Yakut, Kaplan'ın, tutumu hakkında usul tartışması açılması talebini
yinelemesi üzerine, usul tartışması açtı. Yakut, başkanın tutumu hakkında ilk
sözü aleyhte Kaplan'a verdi.
Meclise, ''analarının ak sütü gibi temiz oylarla seçilerek geldiklerini''
belirten Kaplan, ''Bize oy verenlerin hepsinin oyu, sizi seçenler kadar eşit ve
kardeştir. Kabul edeceksiniz'' dedi.
Yakut'un, Meclisi, ''diktatör ve totaliter'' bir anlayışla yönettiğini
öne süren Kaplan, ''Mikrofonumu kapatıyor. Halkın verdiği bu kürsünün mikrofonunu
hangi hakla kapatıyorsun? Muhalefeti susturmaya çalışıyorsunuz. Kenan Evren geldi
apoletleriyle oturdu buraya. Benim iradem halkımın iradesidir ben o güçle
geldim'' diye konuştu. Kaplan, Yakut'u istifaya davet etti. Yakut'a seslenen
Kaplan, ''Siz de hukukçusunuz, ben de hukukçuyum. Böyle bir hakkı nereden
buluyorsun'' şeklinde konuştu.
Yakut'un tutumu lehinde söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin
Canikli, ''Bu kutsal çatı altında görev yapan, Anayasa'ya, bu milletin birliğine
ve beraberliğine bağlılık yemini etmiş olan herkes, bu milletin birliğine,
bütünlüğüne, resmi diline saygı duyacaktır. Bu milletin kendisine saygı
duyacaktır'' diye konuştu.
''Eğer bunu yapmıyorsa önce millete, sonra kendisine ihanet ediyor
demektir'' diye konuşan Canikli, şöyle devam etti:
''Haksızlık ediyor bu millete. Eğer biraz yüreğiniz, samimiyetiniz varsa
ettiğiniz yemine uymak zorundasınız. Sizi ahlaklı olmaya davet ediyorum. Milletin
vekiline, 'paralı asker' diyecek kadar küçülemezsiniz, aşağılaşamazsınız, çukura
düşemezsiniz. Böyle rezalet olmaz. Bu kutsal çatı altında milletin vekiline
hakaret edemezsiniz.''
Bu sözler üzerine, BDP Grup Başkanvekili Ayla Akat Ata, Muş Milletvekili
Sırrı Sakık ve Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Canikli'nin üzerine yürüdü.
Yakut, bunun üzerine birleşimi kapattı.
AK Parti Samsun Milletvekili Ahmet Yeni ve arkadaşları da kürsüye doğru
geldi. Yaşanan arbede sırasında AK Parti'li Yeni yere düştü. Araya giren diğer
milletvekilleri kavganın büyümesini önledi. İki parti milletvekilleri arasında
küfürleşmeler devam etti.
BDP'li Kaplan, İçtüzük kitapçığını, AK Parti'li milletvekillerine
fırlattı. Kaplan, AK Parti'li milletvekillerine, ''Aşağılık sensin. Ben Şırnaklı
Hasip Kaplan, adınızı deftere yazdım...'' diye bağırdı.
Başkanlık divanının arkasında bulunan odada grup başkanvekilleriyle bir
süre görüşen Yakut, birleşime verdiği arayı 1 saat uzattı.
TBMM Genel Kurulunda ''Torba Tasarı''nın
görüşmelerine devam ediliyor.
Başkanvekili Sadık Yakut, bir saatlik aradan sonra, önceki oturumda
yaşananlar dolayısıyla talepleri doğrultusunda grup başkanvekillerine söz
verdi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, bugüne kadar hakarete varan
konuşmaların genellikle yaşanmadığını ifade etti. Elitaş, ''Beğensek de
beğenmesek de yürürlükte olan anayasa değişene kadar hepimiz uymak zorundayız.
Konuşmalarımızı temsil ettiğimizin milletin karakterine uygun, 74 milyonun
kardeşliğini pekiştirecek şekilde yapmak durumundayız. Uyumlu ve anlayışlı
görüşmelerimizin devam edeceğini umuyorum'' dedi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, yaşanan tartışmanın üzücü olduğunu
söyledi. Demokrasinin uzlaşma rejimi olduğunu vurgulayan Hamzaçebi,
''Farklılıklarımızı muhafaza ederek ortak bir yaşamı başarmak durumundayız.
Farklılıklarımızı derin bir tartışmanın unsuru olarak görmek doğru değil. Bunlar
bize zaman kaybettirir. Sadece bize oy verenleri değil bütün toplumu ikna etmenin
çabası içinde olmalıyız. Yapmamız gereken budur. Bunu yaparsak demokrasi kazanır,
Türkiye kazanır'' diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, Genel Kurulda hoş olmayan, kabul
edilemeyecek olaylar yaşandığını belirterek, ''Bu olayların geleceğini öngörmek
lazım. Burada biz kavga yaparsak sokağın ne duruma geleceğini bilmemiz gerekir.
Seçim öncesinde milleti germemek gerekir'' dedi.
Bağırarak, çağırarak bir yere varılamayacağını ifade eden Şandır,
''Milletimiz adına burada davranışlarımıza dikkat etmemiz gerekiyor. Türkiye bir
hukuk devletidir. Bizi bağlayan hukukun üstünlüğüdür. Hukukçu kimliğiyle
arkadaşlarımız anayasanın belirleyici hükümlerine uymazlarsa ve bunu zorlarlarsa
bunun topluma çarpan etkisiyle yansıması ülkemizi felakete götürür. Biz, siz yok.
Eğer farklılıklarımızı kimlikleştirerek, bu kimliklerin kavgasına düşersek bu
ülkeyi cam kırığı yığını haline getiririz. Buna hakkımız yok'' diye konuştu.
Şandır, herkesi sorumluluk anlayışı içinde sağduyulu olmaya davet
ettiklerini kaydetti.
BDP Grup Başkanvekili Ayla Akat Ata, hoş olmayan bir tablonun yaşandığını
söyledi. 3,5 yıldır defalarca başkanlık divanının ''ayrımcı politikası'' ile
karşı karşıya kaldıklarını belirten Ata, bunun patlamasının yaşandığını ifade
etti.
Bir grup başkanvekilinin ''bir çocuğun diğer çocuğa söylemeyeceği,
hakarete varan sözler söylediğini'' öne süren Ata, bunu doğru bulmadıklarını
kaydetti.
Kimliklerin ön plana çıkmasını istemediklerini, ancak ''Kürt oldukları
için yok sayıldıklarını'' öne süren Ata, ''Kimliğimiz bu yüzden ön plana çıktı.
Yoksa amacımız hergün kimliğimizi burada ifade etmek değil'' dedi.
Ata, farklı düşündüklerini, farklı bir yerden siyaset yaptıklarını ve
ülkenin bütünlüğüne farklı bir yerden baktıklarını belirterek, ''Ülkenin
bütünlüğü bizim için de önemlidir. Farklı düşüncelerimiz var. Bu kürsüde ifade
edeceğiz. Bundan sonra bu akşam yaşananlara meyil vermeyecek bir tablonun içinde
olacağız. Herkesi sorumlu davranmaya davet ediyoruz. Bu sorumluluğu
göstereceğiz'' diye konuştu.
(20.49)
