2012-04-17 - 19:00
TBMM Üstün Yetenekli Çocukları Araştırma Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Halide İncekara başkanlığında toplandı.
Komisyonda, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Genel Müdürü Hakan Sarı, Bakanlığın üstün yetenekli çocuklara ilişkin yapılan çalışmalarını ve gelecekte planlanan projelerini kapsayan bir sunum gerçekleştirdi.
Komisyon Başkanı Halide İncekara'nın "Üstün yetenekli çocuklar konusunda süreç neden yavaş işliyor" sorusunu Hakan Sarı şöyle cevapladı: "Bu konuda bir komisyonun kurulmuş olması önemli bir başlangıçtır. 1400'lü yıllarda Enderun olarak başlatılan eğitim, günümüze kadar çeşitli modellerde uygulanmıştır. Özellikle 70'li yıllardan sonra üstün yetenekli çocukların eğitimine ağırlık verilmiş, 80'li yıllarda özel sınıflar açılmış ancak bu sistem devam ettirilememiştir. Amacımız, okul öncesinden başlanarak üstün yetenekli ve zekalı çocukların hayat boyu devam edecekleri eğitimlerle, ülkemize kazandırılmalarıdır. Bu konuda Bakanlığımızda üstün yetenekli çocukların eğitilebileceği programların geliştirilmesi yönünde çalışmalar başlamıştır. Bu çalışmaları yaparken diğer ülkelerdeki modeller de incelenmektedir. Bu süreçte tüm sivil toplum kuruluşları ve kendi birimlerimizle irtibat halindeyiz. Çalışmalarımızı 3 ay içinde şekillendirmeyi öngörüyoruz."
Üstün yetenekli ve zekalı çocukların ayrı eğitimlere tabi olması gerektiğine dikkat çeken CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter, "Üstün yetenek ve zeka aynı pota içine konulmuş. Yeteneği üstün, ancak zekası aynı özelliği taşımayan çocuklar da olabilir. Birbirinden nasıl ayrılacak? Yetenek ve zeka için ayrı programlar mı yapılacak? Üstün zekalı çocukların doğru eğitilmemesi ileride çok büyük sorunlara yol açabilir" diye konuştu.
Zekayı kişinin yapabilirliği olarak ele aldıklarını ve zeka şemsiyesi altında yetenekler olarak değerlendirdiklerini ifade eden Sarı şöyle konuştu: "Çocuklar tanımlandıktan sonra zenginleştirme programıyla yeteneğini geliştirmesini sağlayacağız. Okullarda verilecek destek eğitimlerle ve bu alanda özel yetişmiş personelle çocuğa özel bireyselleştirilmiş programlar uygulamayı düşünüyoruz."
Çocuğun anaokullarından önce anne baba tarafından yeteneklerinin tespit edilmesi ve anaokullarında özel eğitimli öğretmenlerle karşılaşması gerektiğine dikkat çeken BDP Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu'nun bu yönde bir çalışma olup olmadığı yönündeki sorusunu cevaplayan Hakan Sarı şunları söyledi: "Erken çocukluk döneminde mümkün olan en erken yaşta, 0-2 yaş grubunda ailenin eğitilerek çocuklarının yeteneklerini keşfetmelerine yönelik aile eğitim programı hazırlıyoruz. Gerçekleştireceğimiz evde eğitim projesiyle, ailenin evine giderek çocuklarının yeteneklerini keşfetmesi yönünde eğitim verilecek."
Sarı, üstün zekalı çocukların eğitimine yönelik sadece İstanbul Üniversitesi'nde bir bölüm olduğunu konuyla ilgili lisans ve lisansüstü programların açılması gerektiğini ifade etti.
Çocuklara uygulanan zeka testleriyle ilgili soruları da cevaplandıran Sarı, "Dünyada uygulanan standart testler var. Zeka testi dışında diğer gelişim özelliklerine de bakıyoruz. Ancak kendimiz de bu testleri geliştirebiliriz. Üniversitelere yazı yazacağız ve kendi zeka testimizi geliştirmemiz konusunda onlardan da destek ve öneri isteyeceğiz. Temel kabiliyetler ve başarı testleri geliştirdik ve bunları bazı pilot bölgelerde uyguladık" diye konuştu.
Uygulanacak zeka testlerinde bölgesel farklılıklar ve geleneklerin göz önünde bulundurulması gerektiğini söyleyen AK Parti Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten, "Dünya Wischer 5'te, biz hala 2'yi kullanıyoruz. Kendi bilgi ve deneyimlerimizle bir sınav oluşturmalıyız. Zekaları hızla ilerleyen çocukları 2 üzerinden tanımlamaya kalkarsak 5-0 yenik başlarız" dedi.
"2 milyon öğrenci içinde 10 bin çocuğun eğitilmesi Türkiye adına ayıptır" diyen MHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ise şunları söyledi: "Bu işe yeni başlıyorsunuz izlenimi veriyorsunuz. Türkiye bu konuda geri kalmış ve düzensiz bir ülke olarak görülüyor. Bu konu Genel Müdürlük bünyesinde yürütülecek bir bölüm değildir, yükü ve sorumluluğu çok ağırdır. İllerde temsilcilikler açarak bir teşkilat yapısı oluşturulmalıdır. Bu konuya bencil ve çıkarcı bakmak durumundayız. Çocuklardan verim alabileceğimiz, ülkemiz için faydalı işler yapabilecek nesiller yetiştireceğimiz halde, kendi hallerine bırakmış durumdayız."
Komisyon Başkanı Halide İncekara, "Başaramadığımız, beceremediğimiz bir konudur. Bu beceriksizliğin arkasına saklanmamalıyız. Komisyon olarak siyaseten elimizden gelen desteği vermeye hazırız ancak halen harekete geçilmiyorsa bir nesil akıp gidiyor. Bu konu yarına ertelenecek bir konu değildir. 15 milyonluk İstanbul'da, üstün zekalı çocukların eğitileceği sadece 2 bilim ve sanat merkezi açan, gelmiş geçmiş herkes utanmalıdır. YÖK de bu konuya duyarsız. En büyük hatamız engelli ve üstün zekalıların bir arada değerlendirilmesidir" diye konuştu.
"Yapacağız edeceğizler bizi korkutuyor" diyen AK Parti Muğla Milletvekili Yüksel Özden ise , "Köklü bir değişimin arifesindesiniz. Komisyon ve bu köklü değişim paralel yürütülmelidir. Beraber sorgulayıp doğrusunu bulmamız gerekiyor. İtiraf ediyoruz üstün zekalılarla ilgili ihtiyaçların çok uzağındayız. Bugün sadece 10 bin çocuk eğitiliyorsa, 20 yılda 200 bin çocuk geçmiş demektir. Planların çalışılmış, etraflıca değerlendirilmiş olmasını bekliyoruz. Değişime ilişkin açık ve net konuşmanızı ve değişim sürecinin felsefesini açıklamanızı istiyoruz" şeklinde konuştu. (19:00)
Komisyon Başkanı Halide İncekara'nın "Üstün yetenekli çocuklar konusunda süreç neden yavaş işliyor" sorusunu Hakan Sarı şöyle cevapladı: "Bu konuda bir komisyonun kurulmuş olması önemli bir başlangıçtır. 1400'lü yıllarda Enderun olarak başlatılan eğitim, günümüze kadar çeşitli modellerde uygulanmıştır. Özellikle 70'li yıllardan sonra üstün yetenekli çocukların eğitimine ağırlık verilmiş, 80'li yıllarda özel sınıflar açılmış ancak bu sistem devam ettirilememiştir. Amacımız, okul öncesinden başlanarak üstün yetenekli ve zekalı çocukların hayat boyu devam edecekleri eğitimlerle, ülkemize kazandırılmalarıdır. Bu konuda Bakanlığımızda üstün yetenekli çocukların eğitilebileceği programların geliştirilmesi yönünde çalışmalar başlamıştır. Bu çalışmaları yaparken diğer ülkelerdeki modeller de incelenmektedir. Bu süreçte tüm sivil toplum kuruluşları ve kendi birimlerimizle irtibat halindeyiz. Çalışmalarımızı 3 ay içinde şekillendirmeyi öngörüyoruz."
Üstün yetenekli ve zekalı çocukların ayrı eğitimlere tabi olması gerektiğine dikkat çeken CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter, "Üstün yetenek ve zeka aynı pota içine konulmuş. Yeteneği üstün, ancak zekası aynı özelliği taşımayan çocuklar da olabilir. Birbirinden nasıl ayrılacak? Yetenek ve zeka için ayrı programlar mı yapılacak? Üstün zekalı çocukların doğru eğitilmemesi ileride çok büyük sorunlara yol açabilir" diye konuştu.
Zekayı kişinin yapabilirliği olarak ele aldıklarını ve zeka şemsiyesi altında yetenekler olarak değerlendirdiklerini ifade eden Sarı şöyle konuştu: "Çocuklar tanımlandıktan sonra zenginleştirme programıyla yeteneğini geliştirmesini sağlayacağız. Okullarda verilecek destek eğitimlerle ve bu alanda özel yetişmiş personelle çocuğa özel bireyselleştirilmiş programlar uygulamayı düşünüyoruz."
Çocuğun anaokullarından önce anne baba tarafından yeteneklerinin tespit edilmesi ve anaokullarında özel eğitimli öğretmenlerle karşılaşması gerektiğine dikkat çeken BDP Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu'nun bu yönde bir çalışma olup olmadığı yönündeki sorusunu cevaplayan Hakan Sarı şunları söyledi: "Erken çocukluk döneminde mümkün olan en erken yaşta, 0-2 yaş grubunda ailenin eğitilerek çocuklarının yeteneklerini keşfetmelerine yönelik aile eğitim programı hazırlıyoruz. Gerçekleştireceğimiz evde eğitim projesiyle, ailenin evine giderek çocuklarının yeteneklerini keşfetmesi yönünde eğitim verilecek."
Sarı, üstün zekalı çocukların eğitimine yönelik sadece İstanbul Üniversitesi'nde bir bölüm olduğunu konuyla ilgili lisans ve lisansüstü programların açılması gerektiğini ifade etti.
Çocuklara uygulanan zeka testleriyle ilgili soruları da cevaplandıran Sarı, "Dünyada uygulanan standart testler var. Zeka testi dışında diğer gelişim özelliklerine de bakıyoruz. Ancak kendimiz de bu testleri geliştirebiliriz. Üniversitelere yazı yazacağız ve kendi zeka testimizi geliştirmemiz konusunda onlardan da destek ve öneri isteyeceğiz. Temel kabiliyetler ve başarı testleri geliştirdik ve bunları bazı pilot bölgelerde uyguladık" diye konuştu.
Uygulanacak zeka testlerinde bölgesel farklılıklar ve geleneklerin göz önünde bulundurulması gerektiğini söyleyen AK Parti Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten, "Dünya Wischer 5'te, biz hala 2'yi kullanıyoruz. Kendi bilgi ve deneyimlerimizle bir sınav oluşturmalıyız. Zekaları hızla ilerleyen çocukları 2 üzerinden tanımlamaya kalkarsak 5-0 yenik başlarız" dedi.
"2 milyon öğrenci içinde 10 bin çocuğun eğitilmesi Türkiye adına ayıptır" diyen MHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut ise şunları söyledi: "Bu işe yeni başlıyorsunuz izlenimi veriyorsunuz. Türkiye bu konuda geri kalmış ve düzensiz bir ülke olarak görülüyor. Bu konu Genel Müdürlük bünyesinde yürütülecek bir bölüm değildir, yükü ve sorumluluğu çok ağırdır. İllerde temsilcilikler açarak bir teşkilat yapısı oluşturulmalıdır. Bu konuya bencil ve çıkarcı bakmak durumundayız. Çocuklardan verim alabileceğimiz, ülkemiz için faydalı işler yapabilecek nesiller yetiştireceğimiz halde, kendi hallerine bırakmış durumdayız."
Komisyon Başkanı Halide İncekara, "Başaramadığımız, beceremediğimiz bir konudur. Bu beceriksizliğin arkasına saklanmamalıyız. Komisyon olarak siyaseten elimizden gelen desteği vermeye hazırız ancak halen harekete geçilmiyorsa bir nesil akıp gidiyor. Bu konu yarına ertelenecek bir konu değildir. 15 milyonluk İstanbul'da, üstün zekalı çocukların eğitileceği sadece 2 bilim ve sanat merkezi açan, gelmiş geçmiş herkes utanmalıdır. YÖK de bu konuya duyarsız. En büyük hatamız engelli ve üstün zekalıların bir arada değerlendirilmesidir" diye konuştu.
"Yapacağız edeceğizler bizi korkutuyor" diyen AK Parti Muğla Milletvekili Yüksel Özden ise , "Köklü bir değişimin arifesindesiniz. Komisyon ve bu köklü değişim paralel yürütülmelidir. Beraber sorgulayıp doğrusunu bulmamız gerekiyor. İtiraf ediyoruz üstün zekalılarla ilgili ihtiyaçların çok uzağındayız. Bugün sadece 10 bin çocuk eğitiliyorsa, 20 yılda 200 bin çocuk geçmiş demektir. Planların çalışılmış, etraflıca değerlendirilmiş olmasını bekliyoruz. Değişime ilişkin açık ve net konuşmanızı ve değişim sürecinin felsefesini açıklamanızı istiyoruz" şeklinde konuştu. (19:00)
