2010-01-26 - 12:50
MHP TBMM GRUP TOPLANTISI..
Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türk Silahlı Kuvvetlerinin kamuoyu ile paylaştığı açıklamalara güvenmek durumunda olduklarını belirterek, ''Ancak, son olarak kamuoyuna yansıyan ve doğruluğu konusunda birçok belirsizlik bulunan iddialarla ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığının açıklamalarını tatminkar bulmak mümkün değildir'' dedi.
MHP TBMM Grubu Genel Başkan Devlet Bahçeli başkanlığında toplandı.

Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli, AK Parti'nin ''demokratik açılımla'' ilgili teşkilatlarına dağıtmak için hazırlattığı kitapçığa değindi.

Bahçeli, ''yayının tamamının; hakkındaki kuşkuları ortadan kaldırmaya yönelik tartışma ve iddialardan oluştuğunu ve kendinden menkul bir mantıkla yıkımın güzelliklerinden, ayrışmanın faziletlerinden, bozulacak kardeşliğin inceliklerinden bahsettiğini'' ileri sürdü.

Bu yayında yazılanlara inanacak AK Parti'linin olup olmadığı, parti teşkilatlarının ikna edilip edilmeyeceği, görünen gerçeklerin yeniden sıvanıp sıvanmayacağının, öncelikle AK Parti'nin sorunu olduğunu ifade eden Bahçeli, ''Ancak bizi ilgilendiren en önemli yanı partimize yönelik alçakça iddialara yer verilmiş olması, yalan ve iftiranın AKP yayınlarına kadar işlenmiş bulunmasıdır'' dedi.

Bu dokümanda partisinin oyları ile terörün artışı arasında kurulmaya çalışılan ilişkiyi, ''tam bir ahlaki çürümüşlük hali'' olarak nitelendiren Bahçeli, ''Bu zihniyetin, emellerini gerçekleştirme uğruna ne kadar küçülebileceğinin de göstergesidir'' ifadesini kullandı.

Bahçeli, ''Madem ki böyle bir iftiranın peşindesiniz, buradan söylemek isterim ki Hükümet olarak son teröriste kadar teslim al, adalete sevk et, terörü kökünden kazı, bu belayı ülkemizden defet, varsın bizim oylarımız düşsün ve hükümet olamayalım, yeter ki sen bunları gerçekleştir. Hodri meydan'' diye konuştu.

Kitapta, şehit cenazelerine ilişkin ifadeleri de eleştiren Bahçeli, şehitler için dini vecibeleri yerine getirmenin, vatan borcu olduğunu vurguladı.

''Bunun aksini ima etmek, şehitlerimizden cenaze merasimini bile siyasi kaygılarla esirgemeye çalışmak ancak düşman işgali altındaki satılmış zihniyetlerin aklından geçecek bir zillettir'' diyen Bahçeli, partisinin hiçbir cenaze namazına siyasi kaygılarla katılmadığını, partililerinin şehitlerini ve onların temsil ettiği aziz hatıraları kucaklamaktan başka hiçbir gaye içinde bulunmadığını söyledi.

Bahçeli, ''Bugüne kadar belediye imkanlarıyla kahramanlık göstergeleriyle yapılan terörist cenaze törenlerini bir kez bile eleştirmemiş bulunan AKP zihniyetinin, şehit cenazelerinden ürkmeye başlaması bile başlı başına bir hıyanet işaretidir. Bu yayınla beraber AKP'nin yıkım ve çözülme projesi, bir doküman haline de gelmiş, Yüce Divanda yargılanırken kullanılacak kalıcı bir ihanet belgesi böylece ortaya çıkmıştır'' diye konuştu.
-DEMOKRASİYE MÜDAHALE TARTIŞMALARI-
Devlet Bahçeli, Türkiye'de dönem dönem tırmanan ve üzeri örtülen siyaset dışı zorlama arayışlarına dönük haberlerin, toplumdaki endişe ve kuşkuların giderek artmasına yol açtığını söyledi.

Doğru ile yanlışın, gerçek ile yalanın, haber ile uydurmanın birbirine karıştığını, bu kargaşada partisinin yaşanan olaylara temkinli ve itidalle yaklaştığını belirten Bahçeli, ''Bu konuda adalete intikal etmiş süreçlere müdahale etmeden, gelişmelere karşı 'demokrasi' anlayışını kamuoyu önünde teyit edecek bir duruşu tekrarlamayı yeterli görmüştür'' dedi.

Bu konuda daha önce yaptığı grup konuşmalarından örnekler veren Bahçeli, geçmişte söylediklerinin arkasında durduklarını ve demokrasiye dışarıdan müdahale niyetlerine sonuna kadar karşı olduklarını bir kez daha açıkça ilan ettiklerini kaydetti.

Bahçeli, hatta demokratik kurallar içinde bile siyasi partilere terör ve şiddete destek olmamaları şartıyla mahkemelerce kapatılmasını onaylamadıklarını ifade ederek, milletin, ne kadar sorunu olursa olsun ne kadar eksiklikleri bulunursa bulunsun, demokrasiye layık olduğunu, demokratik sistemi benimsediğini ve demokrasinin bir hayat biçimi haline geldiğini bildirdi.

Türk milletinin demokrasiden başka bir arayışı ve seçeneğinin olmadığını, partisinin de zemin ve anlam bulduğu demokratik rejimle bir sorunu ve sıkıntısının bulunmadığını dile getiren Bahçeli, ''Bizim demokrasiye olan yaklaşımımız ve demokrasi dışı arayışlara karşı durumumuz bellidir ve tereddüte yer vermeyecek kadar nettir. Demokrasiye bağlılık ve demokratik rejimi savunma konusundaki tavrımızı ve ilkelerimizi tartışmayacağımız da açıktır'' diye konuştu.
-''SEÇİMLE GELEN SEÇİMLE GİTMELİ''-
Bugüne kadar yaşanılanların; demokrasiye müdahale heveslerine zemin hazırlayan temel gelişmelerin, özellikle kutuplaştırıcı, çatıştırıcı ve cepheleştirici siyaset yanlışlarından beslendiğini ortaya koyduğunu, bundan ders çıkartılması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, şöyle devem etti:

''Kendi dışındaki siyasal tercihleri yok sayan, aşağılayan veya küçük gören bu siyasi ilkelliğin de demokratik hayatımıza tıpkı dışarıdan olduğu gibi içeriden de darbe vuracağını artık anlamak ve bilmek gerekmektedir. Bu açıdan milli iradeye müdahale için fırsat arayanlar kadar, sözde demokrasiyi savunduklarını söyleyenlerin katı, uzlaşmaz tutumları da aynı olumsuz sonuçları toplumun önüne koymaktadır. Eğer, yönetim iradesini kaybetmiş, toplumla bağları zayıflamış, seçildiği günle aradan geçen zaman içinde milletten aldığı desteği azalmış bir iktidarın inadı sürerse, ortaya zorlama bir hükümet iradesinin çıkması kaçınılmazdır. Bizim artık seçim zamanının geldiğini, millet iradesinin tazelenmesine ihtiyaç olduğu söylemekten maksadımız da budur. Seçimle gelenin yalnızca seçimle gitmesi, ne kadar eksiği olursa olsun demokrasinin kurallarının işletilmesi şarttır. Herkesin bunu bilmesi ve sonuçlarını kabul etmesi lazımdır.''
-''KURUMLAR YIPRATILMAMALI''-
Bahçeli, aralarında ordu, emniyet, medya, adalet, istihbarat, siyaset, ticaret ve üniversite mensuplarının da yer aldığı çok sayıda soruşturmanın yapıldığı, demokrasi dışı yöntemlerle siyasete müdahale için hazırlıklar olduğuna dair iddialar üzerine yargı safahatlarının başlatıldığını söyledi.

Yargıya giden bu konulara karşı gösterdikleri yaklaşımı anlatan Bahçeli, ''Her söylentiye, her iddiaya, hatta belge adındaki yayınlara ihtiyatla bakmak, çabuk karar vermeden, yanlış bir şeyler söylemeden konuların hukuk çerçevesinde çözülmesini beklemek en makul yol ve yöntem olmalıdır'' dedi.

Bahçeli, şöyle devam etti:

''Haklarında iddialar bulunan şahısların, mensup oldukları ne ordumuzun yerine yenisini koyma gibi bir imkanımız vardır ne de emniyet adalet ve istihbarat gibi kurumlarımızı göz ardı etmek gibi bir lüksümüz bulunmaktadır. Bir gerçeğin ortaya çıkmasını isterken, kurumların yıpratılmasından, suçluluğu kesinleşmemiş şahısların haysiyetiyle oynanmasından uzak durulması, bizim bu konulara yaklaşımımızın esasını oluşturmaktadır. Bundan sonra da aynı üslup ve ahlaki kaygılarla hareket edilecektir.

Demokrasiye, millet iradesine yönelik girişimlerin veya iddiaların yoğunlaştığı son yıllarda suçlamaların odağı olan kuramların başında TSK ve mensupları gelmektedir. Terörle mücadele gibi çok hayati bir görev üstenmiş bulunan bu kurum hakkındaki suçlama ve ithamlara yönelik yorum ve değerlendirme yapmanın zorluğu, yürüttüğü yüksek moral ve inanç gerektiren görevi nedeniyle ortadadır. Yine bu kurumun büyük kargaşa ve savaşların yaşandığı yakın coğrafyalarımızda ülkemizin güvenliği için ne kadar önemli ve hasım güçleri için de ne derece caydırıcı olduğu bilinmektedir. Bir yandan terörle mücadelede sayısız kahramanlık göstermiş, şehitler ve gaziler vermiş, bu kurumun ihtiyacı olan yüksek morale ve toplumsal desteğe; diğer taraftan milletin gönlünde yer eden yüksek mevkine yönelik karalama ve küçültme gayretleri beklenmelidir ve gerçekleşmektedir.''
-GENELKURMAY BAŞKANI'NIN AÇIKLAMALARI-
MHP Genel Başkanı Bahçeli, Genelkurmay başkanlarının öteden beri Türk ordusuna yönelik ''psikolojik hareket'' olduğu yönünde yüksek sesle uyarılarını, bu kapsamda değerlendirmek ve özellikle bölücülük ve terörle mücadelede etkisizleştirme niyetlerinin parçası olarak görmek gerektiğini söyledi.

Bugüne kadar medyada yer alan iddiaların bir kısmının adalete intikal ettiğini ve hukuki sürecin başladığını ya da yapılan tahkikatlar sonucunda bir delile ve sonuca ulaşmadan kapandığına dikkati çeken Bahçeli, şunları kaydetti:

''Üzerinde tartışılan ıslak imzalı bir belgenin akıbeti hala netleşmemiştir. Başbakan yardımcısına suikast gibi çok ciddi bir iddia hala karanlıktadır. TSK'nın özel bir birliğinin arşivinde yapılan incelemenin sonucu belli değildir. Hal böyle iken Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan ve yapmış bir kısım personelini zan altında bırakacak, bu kurum üzerinde kuşkular uyandıracak sistematik kampanyanın yeni dalgalar halinde sürdüğü ve devamının da geleceği anlaşılmaktadır. Bizim hükümetin demokrasiye yönelik iddialar karşısında gösterdiği hassasiyeti ve haklı kuşkuyu eleştirecek ve bu iddiaları abartılı bulacak bir siyasal polemik başlatmak gibi amacımızın olmadığını konunun önemine binaen buradan söylemek durumundayız.

Bu konuda en küçük bir ihtimalin bile üzerine sonuna kadar gidilmesi gerektiğine inanıyor ve bütün girişimleri destekliyoruz. Kuşkusuz ki her milli kurum ve kuruluş bizim için önemli ve vazgeçilmezdir. Her birinin yeri ve önemi ayrıdır. Ancak medyaya da yansıdığı gibi 2009 yılı Parti Programımızda 'İki bin yıllık köklü maziye sahip Türk Ordusunun, Türk milletinin vicdanında mukim saygınlığının, gelişi güzel günlük polemik konusu yapılarak iç ve dış kamuoyunda yıpratılmasına fırsat verilmeyeceği' yer almıştır. Ne var ki bu konu sadece partimizin ve toplumun dilek ve görevi değil, bu suçlamalara maruz kalan kurumunda bir sorumluluğu haline gelmiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerine ve komuta kademelerine kendisini aklama ve demokrasiye bağlılık konusundaki kuşkuları kaldıracak iç denetim ve adalet mekanizmalarının şeffaf ve bağımsız çalışmasına ihtiyaç daha da artmıştır.''
-ASKERİN SİVİL YARGIDA YARGILANMASI-
Bahçeli, askere sivil yargı yolunu açan düzenlemeyi, ''AK Parti'nin gece yarısı kapkaç siyaseti'' olarak nitelendirdi ve düzenlemenin Anayasa Mahkemesinden dönmesi ile ortaya çıkan durumun, Türk Silahlı Kuvvetlerine ve askeri yargı mekanizmalarına özel bir görev yüklediğini kaydetti.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, şunları söyledi:

''Bunun bir an önce gerçekleşmemesi halinde Türk Silahlı Kuvvetleri, karşı propagandaların ve kirli siyasetin hedefi olmaya devam edecektir. Biz, hakkındaki iddialara yönelik olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinin kamuoyu ile paylaştığı açıklamalarına güvenmek durumundayız. Ancak, son olarak kamuoyuna yansıyan ve doğruluğu konusunda birçok belirsizlik bulunan iddialarla ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığının açıklamalarını tatminkar bulmak mümkün değildir. Eğer, bir üst karargah maiyetindeki gelişmelerden haberdar değilse bu çok ciddi bir sevk ve idare kusurudur, yok eğer bu vahim iddialar gerçek ise bu da kontrol dışı tehlikeli sapmalara ve niyetlere işaret etmektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik bir karalama kampanyası olduğu açıktır. Ancak bu karalamalara istinat eden suç ve kusurların da alenileşmeden ortaya çıkartılmasında kendi iç denetim ve idari yapısını devreye sokması artık kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir. Aksi halde böylesine yıpranmış bir kurumun vereceği her karar, yapacağı her mücadele tartışılır hale gelecektir. Adına ne denirse denilsin, ister plan, ister tatbikat, ister tasarı, isterse tahayyül, bizim kendi milleti üzerinde harekat planlayan bir anlayışı gerekçesi ne olursa olsun hoş görmemiz mümkün değildir. Dileriz ve ümit ederiz ki bu zırvalar gerçek değildir, hepsi birer iftiradır. Türk Silahlı Kuvvetleri asla hak etmediğini düşündüğüm bu ağır ithamlardan ve vebalden derhal kurtulmalıdır.''

Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve zihniyetinin, ''demokrasiyle kumar oynamak, milli iradeyi istismar etmek'' gibi tehlikeli bir yolu tercih ettiğini ileri sürdü.

Başbakan Erdoğan'ın, ''demokrasi aşığı AKP ile demokrasi karşıtı ötekiler halinde iki cephe oluşturarak seçim sandığına ya ben ya onlar kutuplaşması ile gidebilmeyi'' istediğini iddia eden Bahçeli, özellikle hükümetin sıkıştığı yerde müdahale haberlerinin ortaya çıktığını söyledi.

Gelişmelerden, kimlerin ne yarar sağlamayı umduklarını, hangi çatışma ortamlarını hazırladıklarını ve varsa siyasete müdahaleden nasıl bir sonuç almayı ümit ettiklerini açığa çıkarmakta öncelikle sorumluluğun, yürütme erkini temsil eden Hükümete ait olduğunu belirten Bahçeli, şöyle devam etti:

''Ne var ki Hükümet, süreçlerin sona ermesinden ve aydınlanmasından ziyade, konuyu kaşıyarak sahte kahramanlıklara ve yapay mağduriyete soyunmayı tercih etmektedir. Oysa konunun bir an önce açığa kavuşması, eleştirilerin hedefi haline gelen Türk Silahlı Kuvvetleri üzerindeki kuşku ve baskıların kaldırılması açısından da hayati önem taşımaktadır. MHP, ucu kime dokunursa dokunsun, gerçeğin bütün yönleriyle ortaya çıkarılmasında ve üzerine düşen her türlü desteği vermeye sonuna kadar hazır ve kararlıdır. Kırk yıl içinde uzun ve yorucu, zor ve zahmetli demokratik mücadele ile olgunlaştırdığımız siyasetimizi de Türk siyaset ve demokrasi geleneğini de dayatmalara teslim etmemiz mümkün değildir.''

Ülke ve millet için çıkış ve kurtuluş yolunun, ancak siyaset olduğunun kabullenmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, bu gerçeği kabule yanaşmayanların olması halindeyse, onların da adaletin kendileri hakkında verecekleri kararlara boyun eğmek durumunda kalacaklarını söyledi.
-MGK'NIN OLAĞANÜSTÜ TOPLANMASI...-
''Zira demokrasinin alternatifi yoktur. Milletin iradesi dışında bir siyasal iradenin varlığı asla ve asla kabul edilemez'' diyen Bahçeli, şunları kaydetti:

''Konu Cumhuriyetin temel kurumlarını yıpratacak ve birbirine düşürerek zafiyet oluşturacak kadar ağır bir milli güvenlik meselesi haline gelmiştir. Bu sorunun adı 'devlet krizi'dir. Özellikle Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik ithamlar ve gerçeklerin ortaya çıkartılması hususunda hükümetin laftan öteye bir girişiminin olmadığı ve bundan sonra da olamayacağı anlaşılmıştır. Devletin temel kurumları ve organlarının da sonunda büyük zarar göreceği çok ciddi bir yönetim kargaşası tehlikesi görünmeye başlamıştır. Özellikle suçlamalara maruz kalan Türk Silahlı Kuvvetlerinin üzerlerinde uygulandıklarını öngördükleri psikolojik harekat tehdidi karşısında hükümetin tedbir almaktan çok aciz kaldığı ve bundan sonra da çözemeyeceği anlaşılmaktadır.''

Anayasanın 104. maddesinin, Cumhurbaşkanlığı makamına ''devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetme'' görevini ve Milli Güvenlik Kurulunu toplantıya çağırma yetkisini verdiğini anımsatan Bahçeli, Cumhurbaşkanına, hükümete, devlet kurumlarına ve kamuoyuna önerilerini şöyle sıraladı:
''MHP, Sayın Cumhurbaşkanını, Milli Güvenlik Kurulunu olağanüstü toplantıya davet etmesini önermektedir. Toplantıya, Kurulun yasal üyelerinin yanı sıra görüşlerini almak üzere TBMM Başkanı, yüksek yargı organlarının başkanları, emniyet ve istihbarat teşkilatının yöneticileri katılmalı ve sorun bütün yönleriyle ele alınmalıdır. Toplantı veya devam edecek toplantılar sonunda oluşacak tavsiye kararları hükümete bildirilmeli, kamuoyu ile paylaşılmalı, iktidarın konuya ilişkin icraatları TBMM zemininde takip edilmelidir.

Konu, 'devlete uyum' adı altında öğle yemekleriyle geçiştirilemeyecek kadar vahim hale gelmiş olup, bu sancılı sürece milletimiz tarafından daha fazla katlanılamayacağı ortadadır. Karşılaşılan bu kriz halinin tespiti ve çözümü yönünde devleti yönetenlerin konunu aciliyetini ve ciddiyetini idrak etmiş olmaları hem devletin hem de demokrasimizin geleceği açısından çok önemli hale gelmiştir.''
-''RUMLAR İNİSİYATİFİ ELE GEÇİRDİ''-
Uluslararası ilişkilerde Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren konularda vahim gelişmelere sahne olan hassas ve sancılı bir döneme girildiğini söyleyen Bahçeli, ''Önümüzdeki bu dönem, yedi yıldır taviz ve teslimiyeti, başkent başkent gezmeyi, toplantılarda boy göstermeyi dış politika zanneden AKP'nin artık tamamen dar bir alana sıkıştığı ilkesiz ve dayatmalara açık siyasetinin bütün gerçeği ile görüneceği bir dönem olacaktır'' dedi.

''Komşularla sıfır sorun'' politikasıyla sürekli geri adım atıldığını savunan Bahçeli, AB ile ilişkilerdeki tek taraflı dayatmalara boyun eğildiğini söyledi.

Kıbrıs'ta işlerin her geçen gün daha da karmaşık hale geldiğini, Rumlar'ın çözümün inisiyatifini ele geçirdiğini ileri süren Bahçeli, ''Iraklı aşiret reislerine sırnaşarak terörü önleyeceğini zanneden Hükümetin iflası bilinmektedir'' dedi.

Küresel güçle sürdürülen yanlış ilişkilerin ve talip olunan küresel projelerin Türkiye'yi getirdiği noktanın, kamuoyu tarafından bilindiğini belirten Bahçeli, ''Bir yanda Irak'taki zulme göz yumarken, diğer yanda Filistin'deki mazlumlara sahip çıkıyormuş gibi sahte kahramanlık ve kuru tehditlere inanacak kimse kalmamıştır. Uluslararası dayatmalara teslim olarak Patrikhaneyi Ekümenik kabul etme yolunda ve Ruhban Okulun açılması konusunda fiiliyata geçme aşamasındadır'' diye konuştu.
-ERMENİSTAN İLE İLİŞKİLER-
Ermenistan ile yakınlaşma arayışlarına da değinen Bahçeli, önceki konuşmalarında ''Ermenistan'ın Türkiye'den toprak talebinden vazgeçtiğini açıklamadan, sahte soykırım yalanlarından döndüğünü ilan etmedikçe ve Azerbaycan toprağı olan Dağlık Karabağ'dan çekilmedikçe tek taraflı yakınlaşmanın sakıncalarını vurguladıklarını'' anımsattı.

Türkiye'nin Ermenistan ile imzaladığı protokollerin içeriğini kabul ettiğini ve bunları uygulamaya koyacağı konusunda resmi yükümlülük altına girdiğini ileri süren Bahçeli, ''Ermenistan Anayasa Mahkemesinin kararları, MHP'nin baştan beri uyardığı bütün sakatlıkları ve yanlışları teyit etmiştir. İki ülke arasında ve özellikle Ermenistan'ın Türkiye hakkındaki temel yaklaşımında ve problem alanlarında bir iyileşme olmadan sürdürülecek ilişkilerin ve imzalanan protokollerin anlamı kalmamıştır. Hükümeti, TBMM'ye sevk ettiği Ermenistan ile imzaladığı protokolleri geri çekmeye ve geçersiz olduklarını açıklamaya bir kez daha davet ediyorum'' diye konuştu.
-''IMF KREDİSİNİN ÜRETİME KATKISI OLMAYACAK''-
Devlet Bahçeli, şimdiye kadar içinden çıkılmadık hiçbir ekonomik kriz olmadığını, 1929'da meydana gelen büyük ekonomik krizin bile bir süre sonra bittiğini ve ağır sonuçlarıyla yeni siyasal ortamlara kapı araladığını anlattı.

Yaşanan krizin de mutlaka aşılacağını söyleyen Bahçeli, ''Ancak, bu tabii sürecin kendi işleyişine bırakılmadan krizin bertaraf edilmesi, gerekli iradenin gösterilmesi gerekmektedir. Kaygımız, ekonomik krizin milletimizde neden olduğu maliyetin hala fark edilememesi, kırılan dökülen ekonomik yapının tamiriyle ilgili umut verici bir eğilimin hali hazırda belirmemesidir'' dedi.

Toplam üretimdeki payları yüzde 38 olan ve sayıları 2 milyona yaklaşan KOBİ'lerin çıkmaz içinde olduğunu, fason üretime yöneldiklerini iddia eden Bahçeli, ekonomide yaşanan sıkıntıların, Hükümetin dile getirdiği iyimser havayla, sanal başarılarla kapatılamayacak kadar arttığını söyledi.

IMF ile anlaşabilmek için ortam ve zemin oluşturmanın nedenlerini soran Bahçeli, ''Alınması gündemde olan IMF kredisiyle, kuvvetle muhtemel kamunun ve bir ölçüde de bankaların dış borç geri ödemeleri yapılacak, ancak üretim sistemine doğrudan bir katkısı söz konusu olmayacaktır'' dedi.
-''ÖNCESİ MAHRUMİYET VE KARANLIK...''-
Başbakan Erdoğan'ın Bozhüyük-Bilecik-Mekece ile Kırıkkale-Elmadağ yollarının açılışındaki konuşmalarına değinen Bahçeli, şunları kaydetti:
''Başbakana göre bütün yatırımlar kendi zamanında başlatılmış ve sonuçlandırılmış, Türkiye bütün gelişmeleri ve projeleri yalnızca AKP döneminde sağlamıştır. Öncesi mahrumiyet ve karanlıktır. Devlette devamlılıktan, hizmette süreklilikten ve millete hadim olmaktan bihaber bulunan Başbakana açılışını yaptığı yolların ve özellikle Bozhüyük-Bilecik-Mekece bölünmüş yol projeleri ve ihalelerinin aralarında 57. Cumhuriyet Hükümetinin de bulunduğu kendinden önceki hükümetlerce gerçekleştiğini hatırlatmak isterim.
Bu gerçeği bir övünme vesilesi olarak değil, her Hükümetin yapması gerekenlerin ve yaptıklarının hakkının teslim edilmesi için ifade ediyorum
Bizim başlattıklarımızı elbette ki sizler tamamlayacaksınız. Milletimiz adına şükran duyarız. Sizin başlatıp tamamlayamadıklarınızı da iktidarımızda biz yapacağız ve varsa bir hakkı mutlaka teslim edeceğiz" (13.00)