2019-10-15 - 18:04
CHP LİDERİ KILIÇDAROĞLU'NUN GÜNDEMİ "HÜKÜMET STRATEJİLERİ"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmada, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, gruplarına gelen herkese yüreklerini, kapılarını açmak istediklerini ancak çocukları cezaevinde olan harp okulu öğrencilerinin annelerinin Meclise giremediğini belirtti.

Bir anne için çocuklarının ne kadar değerli olduğunu bildiklerini anlatan Kılıçdaroğlu, "Annelerin hakları, beklentileri, söylemleri var. Neden polisleri annelerin üzerine salıyorsunuz, saygı duymuyorsunuz. Oy versin vermesin biz bütün annelere saygı duyuyoruz. Bütün annelerin başımızın üzerinde yeri var. Beklentilerini, arzularını gerçekleştirmek için sizlere söz veriyorum; anneler sizin için sonuna kadar mücadele edeceğim ve çalışacağım." diye konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, kadın elinin değdiği yerde bereketin, huzurun bulunduğunu, kadınların üretim alanına girdikçe, çalıştıkça, Türkiye'nin zenginleştiğini belirterek, kadınların önlerindeki bütün engellerin kaldırılmasını istedi.

Grup toplantısının başlangıcında, CHP'nin, Kastamonu'ya "gazilik" ünvanı verilmesi için kanun teklifi hazırlamasından dolayı Kastamonular Dayanışma Derneği Genel Başkanı Remzi Şen ve İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Emel Tığlı tarafından "İstiklal Yolu kahramanlarını" anlatan bir tablo verilen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, bütün partilere, Kastamonu için çağrıda bulundu.

Kastamonuluların çalışkan insanlar olduğunu, tarihte önemli yeri bulunduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, Kastamonu'nun gazilik unvanını beklediğini, milletvekillerine düşenin de bu hakkı teslim etmek olduğunu bildirdi.

CHP Genel Başkanı, bütün partilere çağrı yaparak, Kastamonu'ya gazilik ünvanı verilmesini istedi.

Hayatını kaybeden eski bakanlardan, eski CHP milletvekili Ali Topuz'a Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyen Kılıçdaroğlu, Topuz'un, herkesin üzerinde emeği bulunduğunu anlattı. Kemal Kılıçdaroğlu, Ali Topuz'u, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda çalışırken daha yakından tanıdığını, Topuz'un, siyasete, insana bakışının, sevgi, huzurla dolu olduğunu, kavgadan uzak, sorunları nasıl çözeriz diye uzun uzun düşünen, kanaatini rahatlıkla söyleyen bir abileri olduğunu söyledi. Kemal Kılıçdaroğlu, Topuz'un sadece siyasetçi değil aynı zamanda bir yardımsever olduğunu kaydetti.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, bir toplumun hayatında acı günlerin de güzel günlerin de bulunduğuna işaret ederek, sevinçte de tasada da ortak olmaları gerektiğini vurguladı.

Kılıçdaroğlu, Artistik Jimnastik Dünya Şampiyonası'nda altın madalya kazanan İbrahim Çolak ile 69 kiloda Dünya Kadınlar Boks Şampiyonası'nda dünya şampiyonu olan Busenaz Sürmeneli'yi kutlayarak, teşekkür etti. Kemal Kılıçdaroğlu, Türk bayrağının göndere çekilmesinin, İstiklal Marşı'nın okunmasının gurur veren bir tablo olduğunu belirtti.

CHP Genel Başkanı, terörden çok çektiklerini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yaşlımız, çocuğumuz, kadınlarımız, erkeklerimiz öldü terörden. Terörün bir insanlık suçu olduğunu, defalarca dile getirdik. Terörün bir amacı yoktur. Terör insanları yıldırmak, düzeni bozmak için yapılan bir olaydır. CHP olarak herkesin düşüncesini özgürce ifade edebildiği ve düşüncesinden ötürü kimsenin suçlanmadığı bir Türkiye istiyoruz. Kavgadan, şiddetten, baskıdan uzak olalım ama hep beraber bu güzel coğrafyada bayrağımızın altında huzur içinde yaşayalım. İçeride de, dışarıda da terör oldu. Herkes kendine bir isim buldu. Uluslararası terör de buldu. Onların da Türkiye uzantılarını gördük, orada da bedeller ödedik. Gencecik, fidan gibi çocuklarımız, güvenlik güçlerimiz hayatlarını kaybetti. O nedenle teröre karşı mücadele etmek hepimizin ortak görevidir. Teröre karşı mücadele edeceğiz. Terörün bir iç boyutu bir de uluslararası boyutu vardır. Uluslararası boyutuyla mücadele etmede, uluslararası dayanışmanın önemi çok fazladır. Terör örgütünün finans kaynaklarını kesmek, onlara sağlanan mali imkanların önünü kesmek, uluslararası ilişkilerin samimi şekilde yürümesine bağlıdır. Eğer uluslararası ilişkiler bir atlatma mekanizması üzerinde değil de gerçekten de terörün önlenmesi konusunda devletler, topluluklar bir araya gelip mücadele ederlerse terörü hep birlikte sonlandırabiliriz. Çünkü terör örgütlerinin eline silah vermek, mali imkanlar sağlamak ancak belli çıkar gruplarının kullanılmasını sağlamak ve o vesileyle de ülkelerin iç işine müdahale etmek 21. yüzyılda bizim kabul edebileceğimiz bir olay değildir."

Kemal Kılıçdaroğlu, daha önceki seçimlerden sonra, koalisyon görüşmelerinde, gerekse daha sonra başbakanların kendisini ziyaretinde veya kendisinin onları ziyaretinde, Türkiye'nin dış politikasının yanlış olduğunu ve 180 derece değişmesi gerektiğini söylediğini aktardı.

İktidarı her seferinde defalarca, yanlış yapıldığı konusunda uyardıklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, dış politikada, devletlerarası ilişkilerde duygusallıktan uzak, akılcı ve gerçekçi politika izlenilmesi gerektiğini söylediklerini anımsattı.

Kılıçdaroğlu, Suudi Kral öldüğünde Türkiye'de yas ilan edildiğini anımsatarak, Suudi Arabistan'ın Arap Birliğini toplayarak, teröre karşı mücadelede Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni, devletini kınadığını, bunu kabul etmediklerini bildirdi.

Geçmişten, yanlıştan ders çıkarılması gerektiğini ifade eden CHP lideri, aynı yanlışın tekrar edilmesi halinde beladan kurtulmanın mümkün olmayacağını kaydetti.

Dış politikanın derinlikli bir yapısı olduğunu, ülkelerin halkları arasında derin yarılmalara, kırılmalara yol açabileceğini vurgulayan Kemal Kılıçdaroğlu, bunun örneğinin Cezayir ile yaşandığını anımsattı.

Kılıçdaroğlu, Cezayirlilerin, Fransızlara karşı bağımsızlık mücadelesi verirken göğüslerinde Atatürk'ün fotoğrafını taşıdığını, BM'de bağımsızlıkları oylanırken dönemin Türkiye Hükümetinin Cezayir'den değil Fransa'dan yana oy kullandığını anlattı. CHP lideri Kılıçdaroğlu, bunun Cezayir halkında derin travma yarattığını, Turgut Özal'ın başbakanlığı döneminde, Cezayir ziyaretinde yanlış yapıldığını söyleyerek, Cezayir halkından özür dilediğini kaydetti.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, bugünkü dış politikanın dost kazanan değil düşman kazanan bir dış politika olduğunu savunarak, "Bunun 180 derece değişerek dost kazanan bir eksene oturması lazım." dedi.

Dış politikada, komşu ülkelerin iç işlerine karışılmaması gerektiğini defalarca söylediklerini anlatan Kılıçdaroğlu, "Suriye, Mısır, Irak, İsrail ve Libya'nın iç işlerine karışmayın." dediklerini belirtti.

Maceracı bir dış politika değil, tutarlı, akılcı bir dış politika izlenilmesi gerektiğini söylediklerini belirten Kılıçdaroğlu, "24 saatte Emevi Cami'ne gidip namaz kılacağız." söyleminin, maceracılık olduğunu öne sürdü.

Kemal Kılıçdaroğlu, Orta Doğu'nun, egemen güçlerin at koşturduğu bir alan olduğuna işaret ederek, defalarca, "Dolduruşa gelip, egemen güçlerin ateşi tutan maşası olmayın. Çünkü ateşi size tutturmak istiyorlar. Ateşi tutmayın. Onların çıkarlarına hizmet etmeyin. Bağımsız, tarafsız, dostane tutumunuzu koruyun, emellerine alet etmeyin" dediklerini anlattı.

Kemal Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Yeri geldi celallendiler, 'Ey Trump' diye başladılar. Trump bir ayağa kalktı, 'Brunson'u vermezsen görürsün gününü' dedi. Arkasından bir ses, 'Emret Trump' dedi, emrini yerine getirdi, yargı kararı olmaksızın papazı teslim etti. Kimin itibar kaybı; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin itibar kaybı. Zaten onda itibar olsa böyle bir sahneyi hazırlamaz. Eğer bir şey söylediysen arkasında duracaksın, arkasında duramayacağın sözleri etmeyeceksin, yutamayacağın lokmayı ağzına almayacaksın. Kalkıp, ey Trump diye başlayıp, bir süre sonra emret Trump diye gelirsen farklı bir tablo çıkar. Şimdi şakacı Trump'a geldik. Trump, aklına gelen her şeyi söylüyor, bizimki 'Trump şaka yapıyor' diyor. Nasıl şaka yapıyor hep beraber göreceğiz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni Trump kadar aşağılayan başka bir dünya lideri çıkmamıştır. Bütün bu saldırılara, ağır laflara karşı tek kelime söz etmeyen bir iktidarla da Türkiye karşı karşıya gelmemiştir. İlk kez bunların döneminde oluyor."

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ABD Başkanı Donald Trump'ın Türkiye'ye yönelik sosyal medya paylaşımlarına ilişkin "Günün 24 saati, saat başı bir tweet atıyor. Bizimkiler de izliyorlar, korkudan bir şey de söylemiyorlar. Nasıl bir devlet yönetimidir bu? Bunlar ülkenin çıkarlarını kesinlikle düşünmüyorlar. Onların özel çıkarları ülke çıkarlarının üstündedir." dedi.

Kılıçdaroğlu, Barış Pınarı Harekatı'na ilişkin AK Parti'li yetkililerin "savaş" tanımını kullandığını ancak başkaları bu ifadeyi kullandığında tepki gösterildiğini söyledi.

"Savaş" tanımını kullananlara yönelik soruşturma başlatıldığını anlatan CHP lideri Kılıçdaroğlu, "Senin bakanın, yardımcın 'savaş' dedi. Onunla ilgili harekete geçen, bir şey söyleyen var mı? Hayır, yok. Suriye politikası, hanedana göre mi değişecek? Adamına göre mi söylem alacak? Birisi 'savaş' dediği zaman soruşturma, öbürü 'savaş' dediği zaman büyük bir sessizlik. Bu çifte standart. Beyefendi kalkıyor Suriye'nin fethinden söz ediyor. TDK sözlüğüne baktım, 'Fetih, bir ülkeyi ya da bir kenti savaşarak ele geçirme, alma.' diyor. Bir ülkenin en tepe noktasındaki koltuğu işgal eden bir kişi nasıl olur da Suriye'de fetihten söz eder? Bir kişi 'savaş' dedi diye soruşturma açıyorsunuz, 'fetih'ten söz edene ağzınızı bıçak bile açmıyor. Bu çifte standart neden?" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve hükümete, Arap ülkeleriyle ilişkilerin geliştirilmesi ancak kavgalarına taraf olunmaması önerisinde bulunduklarını belirterek, şöyle devam etti:

"Orta Doğu bataklığına müdahale etmeyin, dedik. Ama bugün geldiğimiz nokta; askerlerimiz orada. Siyaset kurumunun yanlış politikasını, Türkiye'nin geleceği açısından doğacak olan bütün yanlışları düzeltmek için orduya görev verdik. Yanlışları yapan kim? 17 yıldır bu ülkeyi kim yönetiyor? 17 yıldır Türk Silahlı Kuvvetlerini adeta bir savaş ortamına götüren hangi politikalardır?

Her vatandaşım elini vicdanına koysun, akla davet ediyorum, 17 yıldır bu ülkeyi bu noktaya kim getirdi? Şehitlerimizin, gazilerimizin sorumlusu kim? Kahramanlık edebiyatı yapıyorlar? 17 yıldır bu ülkeyi bu hale nasıl, hangi yüzle getirdiniz? Anneler evlatlarını gönderdiler, bunun hesabını anneler soracak."

Hükümetin İhvan Kardeşler'in amblemini kendi amblemi haline getirdiğini savunan Kemal Kılıçdaroğlu, "Tek bayrak, tek devlet... Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin tek bayrağı var, 5 tane bayrağımız mı var? İhvan'ın işaretini, logosunu kullanmak için bir şeyler uyduruyorlar. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bu bir ilktir." ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, yandaşlardan ve akrabalardan büyükelçi atamalarının yapılmaması gerektiğini hükümete söylediklerini ifade ederek, "Dış politika bir ülkenin çıkarları üzerine inşa edilir. Bir ülkenin çıkarları üzerine değil de sarayın çıkarları üzerine inşa ederseniz Türkiye bu tür olumsuz tablolarla karşı karşıya kalır." diye konuştu.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "zorunlu olmadıkça savaş bir cinayettir." şeklindeki söz dediğini anımsatan Kılıçdaroğlu, Atatürk'ün hayatının büyük bölümünün savaş meydanlarında geçmiş bir komutan olduğunu anımsattı.

CHP Genel Başkanı, "17 yıl boyunca bu ülkeyi kimler yönetiyor? Yazık değil mi annelere, bu çocuklara?" ifadelerini kullandı.

Dış politikada tehdit dili kullanılmaması gerektiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, Kıbrıs Barış Harekâtı'nın tehdit dili kullanılmadan hayata geçirildiğini kaydetti.

Dış politikanın iç politikaya malzeme yapılmaması gerektiği yönünde öneride bulunduklarını da aktaran Kemal Kılıçdaroğlu, ancak hükümetin dış politikayı iç politikalarının malzemesi olarak kullandığını ileri sürdü.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, ordunun harekâtına herkesin destek verdiğini, her askerin evine huzur içinde dönmesini istediklerini vurgulayarak, "Bu memleket hepimizin. Orada görev yapan, şehit düşen ve gazi olan, hayatını bu memleket için, çocuklarımız, evlatlarımız için harcayan herkese şükran ve minnet borçluyuz. Ama birileri bütün bu dramları yaşarken hala acaba 'Ben buradan partime nasıl çıkar sağlarım?' arayışı içinde. Aklın durduğu, mantığın çalışmadığı yerdeyiz." dedi.

Barış Pınarı Harekâtı Koordinasyon Toplantısı düzenlendiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı. Senin orada ne işin var? Savunma Komisyonu Başkanı İsmet Yılmaz; Genelkurmay Başkanı, Milli Savunma Bakanı zaten orada. AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Hayati Yazıcı, Mahir Ünal, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik. Sizin ne işiniz var orada? İşte bu parti devletidir, 'hanedan devleti' dediğimiz işte budur. Yaptıkları işin yanlış olduğunu onlar da biliyorlar. Cumhurbaşkanlığının sitesine koyuyorlar ama Numan Kurtulmuş, Ömer Çelik, Mahir Ünal ve Hayati Yazıcı'nın adını yazmıyorlar. Fotoğrafı koyuyorlar, görünüyor zaten. İnsan utanır biraz. Utanmak için de ar damarı gerekiyor."

Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuvvetler ayrılığı ilkesiyle yönetildiğini ifade ederek, bu kuvvetlerin halkın çıkarı için beraber çalışabileceklerini ancak birbirlerini denetlemeleri gerektiğini belirtti.

Söz konusu koordinasyon toplantısına ilişkin fotoğrafın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir kişinin iki dudağı arasına hapsedildiğini ortaya koyduğunu öne süren Kılıçdaroğlu, bunu kabul edemeyeceklerini vurguladı.

CHP Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda, harekâta ilişkin açıklamalarda bulunduğunu belirterek, "Toplantıda 'Milletimizin her bir ferdini AK Parti'nin saflarına katılmaya davet ediyoruz.' Düşünebiliyor musunuz? Ordu savaşta, bu ülkenin bekası için mücadele ediyor. Sen bunu kullanarak AK Parti'ye militan toplamaya çalışıyorsun. Bu, Türkiye'nin yönetilmediğini, savrulduğunu gösteriyor. Akılcı bir yönetimin olmadığını, kişisel çıkar üzerine inşa edilen bir devlet yönetimini, hanedanlık, saray düzenini, halktan kopuk bir düzeni gösteriyor." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Millet İttifakı'na yönelik açıklamalarına ilişkin de Kemal Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye nerede, bu Beyefendi nerede? Türkiye'de gencecik fidan gibi çocuklarımız cephede mücadele ediyor, bu Beyefendi Millet İttifakı'nı nasıl dağıtırım, onunla uğraşıyor. Kendi, koltuğu, sarayın çıkarı peşinde. Hayatımda böyle bir devlet yönetimiyle hiç karşılaşmadım. Nasıl bir anlayıştır? Nasıl bir akıldır, mantıktır? Milli birlikten, beraberlikten, Türkiye'nin çıkarlarından söz etmemiz lazım. Beyefendi kalkmış 'Nasıl koltuğumu korurum' diye uğraşıyor. Al koltuğu başına çal kardeşim. Millet İttifakı için 'Milletten nasibini almamış.' diyor. Milletten nasibini almayan sensin. Biz Ankara, İstanbul, Antalya, Adana, Mersin'i aldık."

Kılıçdaroğlu, herkesin milli politika çerçevesinde hareket etmesi, bir partinin çıkarları üzerine milli politika oluşturulmaması gerektiğine işaret etti.

Hükümetin dış politikada yanlışlar yaptığını ve yapmaya devam ettiğini öne süren CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Kendi çocuğunu askere göndermezsin, garibanın çocuğunu askere gönderirsin." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin, "Yurtta barış, dünyada barış." söylemine sahip olmasına rağmen dış politikada yalnız kaldığını savunan Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin dost bildiği ülkelerce de yalnız bırakıldığını ileri sürdü.

****HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ.****