2010-05-26 - 13:29
TÜRKİYE-AB KARMA PARLAMENTO KOMİSYONU 64. TOPLANTISI...
Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Lütfi Elvan, "Katılım öncesi yardımlar konusunda komisyonun yaklaşımının bölgesel gelişme anlamında çok doğru olmadığını düşünmüyorum" dedi.
Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Lütfi Elvan,
"Katılım öncesi yardımlar konusunda komisyonun yaklaşımının bölgesel
gelişme anlamında çok doğru olmadığını düşünmüyorum" dedi.

Türkiye-AB KPK 64. Toplantısının, "Katılım öncesi yardımlar kapsamında
AB'de ve Türkiye'de bölgesel politikalar" konulu oturumunda konuşan Elvan, yerel
ve bölgesel kalkınmanın AB'nin en önem verdiği alanlardan biri olduğuna dikkat
çekerek, Türkiye'de son 5-6 yılda yerel yönetimler alanında önemli reformlar
gerçekleştirildiğini, merkezi yönetimin birçok görevinin yerel yönetime
devredildiğini anlattı.

AB'nin katılım öncesi Türkiye'de büyük ölçekli projelere ve merkezi
anlayışla bakanlıklara fonlar aktardığını vurgulayan Elvan, bunun AB'nin bölgesel
gelişme anlayışından sapan bir anlayış olduğunu ifade ederek sözlerini şöyle
sürdürdü:

"Katılım öncesi yardımlar konusunda komisyonun yaklaşımının bölgesel
gelişme anlamında çok doğru olmadığını düşünmüyorum. Bölgesel gelişme amacıyla
verilecek yardımlarla bölgeler arası gelişmişliklerin azaltılması, lokalde
sahiplenme duygusunun artması ve AB'ye karşı sempati oluşmasını arzuluyoruz. Bu
fonların, toplumun tüm kesimlerine ulaşmasını temin etmemiz gerekiyor. Yine bu
fonların değerlendirilmesinin yerel yönetimler tarafından yapılması halinde, o
bölgedeki sahiplenme duygusunu önemli ölçüde geliştirir. AB'nin Türkiye'ye
yönelik mali yardımlar konusundaki yaklaşımı son derece yanlış. Yerel
otoritelerin daha fazla mali yardımlarla iç içe olması gerekiyor. Ayrıca
Türkiye'nin tüm illeri bu fonlardan yararlanamıyor."

Bölgesel gelişimle ilgili olan 21. faslın mutlaka açılması gerektiğini de
belirten Elvan, "Avrupalılık değerleriyle bire bir ölçüşen bir alan yerel ve
bölgesel kalkınma konusu, ama bu faslın açılması için bir şeyler yapılmıyor"
dedi.

Lütfi Elvan, kalkınma ajanslarının, ağırlıklı olarak, kırsal kalkınmaya,
KOBİ'lere destek vermeye başladığını ifade ederek, ancak insan kaynaklarının
geliştirilmesine ağırlık verilmesi gerektiğini vurguladı.

Sürdürülebilir kalkınma için önce o bölgedeki insanın geliştirilmesi
gerektiğini söyleyen Elvan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu verilmediği takdirde, yapılan yardım ve destekler sürdürülemez.
Kalkınma ajanslarının yoğunlaşması gereken alan, insan kaynaklarını geliştirmek.
İstanbul, Ankara, Antalya'da doğrudan desteğe başyaşabilirsiniz, ama Güneydoğu
Anadolu, Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz'de insan kaynakları gelişmemiştir, önce
bu alana yönelmemiz gerekir."

Bölgeler Komisyonu üyesi Türkiye Çalışma Grubu Başkanı Bernard Soulage de
Türkiye ile daha verimli iş birliği ortamının oluşturulması ve 22. fasılda
müzakere sürecinin hızlandırılması gerektiğini söyledi.

Özellikle genişlemeye yeni katılan ülkelerde yerel yönetimlerin öneminin
daha da ortaya çıktığını vurgulayan Soulage, yerel yönetimlerin ülke içindeki
çalışmaları hızlandırabildiklerini ve ulusal politikaların yerel olarak
uygulanmasını sağlayabildiklerini kaydetti.

Bölgeler arasındaki farklılıkların giderilmesi konusunda yıllık
raporlarda yerel yönetimler ve ademi merkeziyetçilik konularında ayrı bir bölüm
ayrılması gerektiğine dikkat çeken Soulage, "Tüm ülkeler için önemli olan bu
konunun ayrıca izlenmesi gerektiğine inanıyorum ilerleme raporlarında. Aynı
zamanda 21. bölge politikaları faslında çok daha büyük bir ilerleme gerekiyor"
dedi.

Soulage, ortak bir istişare komitesi oluşturmak ve böylece somut şeylerin
gerçekleştirilmesi için çalışma yapılmasını arzuladıklarını belirterek, katılım
öncesi yardımlarda Türkiye ile buna benzer çalışmalar yapıldığını aktardı.

Örneğin Haliç'in bazı mahallerinde bazı fonlardan yararlanarak yenilik ve
inovasyon çalışmaları yürütüldüğünü anlatan Soulage, "Çok daha iyi yerel
yönetişim oluşturulması gerektiğine inanıyoruz. Yönetişim zaten Lizbon
Anlaşması'nda adı geçen kelimelerden biri" diye konuştu.

Devlet Planlama Müsteşarlığından Müsteşar Yardımcısı Ahmet Yaman ise
Türkiye'de AB üyelik sürecinin de verdiği motivasyonla bölgesel kalkınma
konusunda yeni politika ve uygulamalar yapıldığını, kurumsal altyapıların
iyileştirildiğini söyledi.

Yerel ölçekteki aktör ve paydaşların inisiyatif alması, sahiplenme
göstermesi ve kalkınma faktörünün bizzat aktörlerinin kendilerinin olduğunu
anlaması gerektiğini vurgulayan Yaman, "Yerel paydaşların ciddi ve aktif
katılımını önceleyen bir yaklaşımı hayata geçirmeye çalışıyoruz" dedi.

Türkiye'deki bölgesel farklılıkların, Avrupa'daki bölgesel farklılıklara
göre çok ciddi boyutlarda olmadığını ifade eden Yaman, Türkiye'nin asıl sorunun
bölgesel değil ulusal kalkınma olduğunu ve her ikisini ele alan yaklaşım ve
politikalar hazırlandığını kaydetti.

Yaman, Türkiye'nin en gelişmiş bölgesinin İstanbul'un içinde bulunduğu
bölge olduğunu, en az gelişmiş bölgesinin ise İran sınırındaki Van-Bitlis-Muş
olduğunu belirterek, "Türkiye'de bölgesel gelişme konusu çok hayati önemde bir
konu. Kapsamlı planlarla sorunu çözmeye çalıştık, yukarıdan aşağıya yaklaşımlarla
çözülmeye çalıştı, ama çok başarılı olamadı. Burada yapısal değişim gerekiyor"
diye konuştu.

Metodolojik yaklaşımlara ve özel finansman mekanizmalarına ihtiyaç
bulunduğunu, yerinden sahiplenilen, lokalden başlayan bir inisiyatifin
gerektiğini dile getiren Yamana, "Hem Ankara ile yerelin ciddi bir koordinasyon
oluşturması hem de yerelin kendi alanında ciddi iş birliği yapması gerekiyor"
dedi.

Ahmet Yaman, Türkiye'nin en az gelişmiş 12 bölgesinde uygulanan böglesel
programlarda 260 milyon avroluk kaynak kullanıldığını ve 1550 proje uygulandığını
vurgulayarak, bu projelerin uygulanmasında sahada çok miktarda insanın kapsamlı
eğitimler aldığını ve 1550 projenin çoğunu, yerel yönetimler, sivil toplum
örgütleri, üniversiteler ve KOBİ'ler gibi yerel aktörlerin yönettiğini
bildirdi.

AB Komisyonunun IPA fonlarından Türkiye'ye toplamda 4,8 milyar avroluk
kaynağın aktarılmasının planlandığını ifade eden Yaman, kişi başı kaynak
tahsisinin, Türkiye açısından oldukça zayıf olduğunu, bu diğer ülkeler için kişi
başı 53 avroyken Türkiye için 8 avroluk bir kaynağın söz konusu olduğunu
belirtti.

Bölgesel gelişme politikası açısından Ulusal Strateji Belgesi
hazırlayacaklarını ve bölgesel gelişme komitesi oluşturulacağını anlatan Yaman,
ulusal düzeydeki politikaların bölgesel ve ulusal gelişmeye etkilerinin
inceleneceğini kaydetti.

Bölgesel gelişme konusunda kalkınma ajanslarının çalışmalara başladığını
ifade eden Yaman, 26 kalkınma ajansının şu anda hepsinin kurulduğunu ve 500
uzmanın göreve başladığını bildirdi.

Türkiye AB Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Helene Flautre de
fonların daha çok merkeze aktarılmasıyla ilgili olarak, "Merkezi iyileştirme
yaptıktan sonra bölgesel iyileştirme mümkün" dedi.

(13.29)