2013-05-07 - 16:29
TBMM Yasadışı Dinlemeleri Araştırma Komisyonu'nun görev süresi 1 ay uzatıldı. AK Parti, TBMM Genel Kurulu'nun çalışma takvimine ilişkin grup önerisini Genel Kurul'a getirdi. Kabul edilen öneriye göre; Meclis, gelecek hafta 23.00'e, Mayıs ayının son iki haftasında ise 20.00'ye kadar çalışacak. Genel Kurul'da, Posta Hizmetleri Kanunu Tasarısı'nın 15 maddesi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mehmet Sağlam başkanlığında toplandı. TBMM Yasadışı Dinlemeleri Araştırma Komisyonu'nun görev süresi 1 ay uzatıldı.
AK Parti Eskişehir Milletvekili Salih Koca, Eskişehir Uluslararası Yunus Emre Kültür ve Sanat Haftası dolayısıyla gündemdışı söz aldı. Anadolu'nun, farklı kültürleri, inançları ve dilleri aslından uzaklaştırmadan bir arada yaşatan coğrafya olduğunu dile getiren Koca, söz konusu coğrafyanın bu sayede dünyanın kültür merkezlerinden biri haline geldiğini söyledi.
Koca, saf ve duru bir ifadeyle İslam'ın ahlak anlayışını anlatan Yunus Emre'nin, sevgi ve barışın şairi olduğunu belirtti. Yunus Emre'nin sadece yaşadığı çağı değil bütün çağları etkilediğini anlatan Koca, "Yunus mutfağında insan, sevgi terkibiyle terbiye olur ve tekamül ocağında pişer" dedi.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk de Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın 41 yıl önce idam edilmesiyle ilgili yaptığı gündemdışı konuşmada, Gezmiş, İnan ve Aslan'ın Türkiye'nin bağımsızlığından başka bir şey istemediklerini dile getirdi. Gezmiş, İnan ve Aslan'ın idam edilmekten korkmadığını ifade eden Öztürk, "Onları idam sehpasına gönderenler gözlerinde boşuna korku aradılar" dedi.
BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, "Gezmiş, İnan ve Aslan'ın halkların kardeşliği için mücadele ettiğini" söyledi. "Dersim katliamı"nın üzerinden 76 yıl geçtiğini ifade eden Sakık, "Almanya'da Hitler'in Yahudilere uyguladığı soykırım neyse, Dersim katliamını gerçekleştirenlerle ilgili biz Kürtler aynı şeyleri hissediyoruz" diye konuştu.
Tarihteki yaraların beraber sarılması gerektiğini belirten Sakık, "Deniz'in, Hüseyin'in, Yusuf'un, Seyit Rıza'nın ruhu öyle şad olur" dedi.
Daha sonra Yasadışı Dinlemeleri Araştırma Komisyonu Başkanvekili AK Parti Yozgat Milletvekili Yusuf Başer'in komisyonun görev süresinin 1 ay uzatılması talebini içeren yazısı okundu.
Genel Kurul'da kabul edilen talep uyarınca, komisyona 12 Mayıs'tan itibaren 1 ay ek süre verildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, cami lojmanlarında oturan din görevlilerine açılan ecri misil davalarıyla ilgili CHP'nin verdiği araştırma önergesi tartışmalara neden oldu.
CHP, Danışma Kurulu toplanamadığı için, Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne ait yerlerde ikamet eden din görevlilerine açılan ecri misil davalarıyla ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesini içeren grup önerisini TBMM Genel Kurulu'na getirdi.
CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün, cami lojmanlarında ikamet eden din görevlilerine dava açtığını söyledi. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın camilerin altındaki iş yerlerinden milyonlarca lira gelir elde ettiğini, minareleri GSM şirketlerine kiraladığını ifade eden Özkes, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün de din görevlilerinden para toplamaya çalıştığını savundu. Özkes, "Kiliselerin ve havraların elektrik paraları için gizli emirler gönderen Diyanet İşleri Başkanlığı, camilerde yaşanan bu sıkıntılara ilgisiz kalmakta, mağdur olan personeli için parmağını dahi kıpırdatmamaktadır" dedi.
Önerinin aleyhinde konuşan AK Parti Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün idare ettiği gayrimenkullerin "hayrat" ve "akar" diye ikiye ayrıldığına dikkati çekti. Bir vakfın akarı olmazsa hayır şartlarını yerine getiremeyeceğini ve dolayısıyla yaşama imkanı bulamayacağını ifade eden Öz, vakfedenin iradesine uygun davranmanın da şart olduğunu belirtti.
Vakfiyesinde olmadığı halde hayrat veya akar üzerine yapılan yerlerle ilgili kira bedellerinin ödenmesinin doğal olduğunu dile getiren Öz, Diyanet Vakfı tarafından yönetilen yerlerdeki meşrutalarda da Kamu Konutları Yönetmeliği çerçevesinde lojman bedeli alındığını anlattı. Öz, "Hiçbir din görevlisi aleyhine mağduriyet oluşturacak mahiyette, vakfedenin rızasına uymayan bir uygulama söz konusu değildir. Eğer bu sistem dışına çıkılırsa bu kez, vakfedenin rızasına aykırı davranılmış olur ki asıl sorgulanması gereken ve sorumluluk taşınması gereken alan da budur" diye konuştu.
Ömer Faruk Öz, Özkes'in iddia ettiği şekilde, 1999-2004 yılları arasında davalar açıldığını ve sayının az olduğunu kaydetti.
MHP Elazığ Milletvekili Enver Erdem de önerinin lehinde konuşarak, devletin sorunları çözmesi gerektiğini ifade etti.
AK Parti İstanbul Milletvekili Bülent Turan, dün Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam edilişinin yıl dönümü olduğunu anımsatarak, darbe dönemlerinde canlarıyla bedel ödeyenlere Allah'tan rahmet diledi. Bu durumun, siyasetin mahcubiyeti olduğunu dile getiren Turan, bugünkü CHP milletvekillerinin hassas olduğu bu konuda, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idam cezalarının yerine getirilmesine ilişkin kanun tasarısına 30'a yakın CHP milletvekilinin "evet" oyu verdiğini söyledi.
Turan, CHP önerisiyle ilgili olarak, "İmamlar bizi bilirler, imamlar grup önerisi sahiplerini bilirler" dedi.
Tekrar söz alan CHP'li Özkes, AK Parti sıralarına, "Ben emekli bir müftüyüm ve CHP'de bir milletvekili olmaktan dolayı da Allah'a şükrediyorum. En azından kul hakkı yemeyen bir partideyim. Paraya gelince siz biliyorsunuz. İmamları bile para olarak görüyorsunuz" diye seslendi.
Sataşmadan tekrar söz alan AK Parti'li Turan ise, Özkes'in sözlerine, "Defaatle AK Parti'ye başvuru yaptığı halde aday yapmayarak doğru iş yaptığımız için Allah'a hamd olsun" şeklinde cevap verdi.
Tekrar söz isteyen Özkes, Başkanvekili Mehmet Sağlam'ın bu talebi kabul etmemesine tepki gösterdi.
CHP'nin grup önerisi oylamayla reddedilirken, Sağlam, itirazlarını sürdüren Özkes'e oylamanın ardından tekrar söz verdi.
CHP İstanbul Milletvekili Özkes, Turan'ın kendisine ağır iftirada bulunduğunu savunarak, bunun vahim olduğunu söyledi. Üsküdar Müftüsü iken 1999'da DSP'den belediye başkan adayı olduğunu, 2002'de de CHP'den milletvekili seçildiğini anlatan Özkes, "AKP'nin kapısından içeri girmişsem bu dünyanın en namussuz insanıyım. Defaten müracaat ettiğimi ispat etmezse namus, şeref yoksunudur. Böyle bir iftira olamaz, kabul edilemez. AKP'nin kapısından içeri girmişsem ve adaylık için müracaat etmişsem bugün milletvekilliğinden istifa ediyorum. İspat edemezsen, sen de istifa edecek misin?" dedi.
Turan da kimseye hakaret etme kastı olmadığını belirterek, bilmeden söz söylemediğini dile getirdi.
BDP, şüpheli asker ölümleri ile ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisini Genel Kurul'a getirdi.
İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel, ailelerin, asker ölümleri ile ilgili soruşturmaların askeri mahkemeler yerine sivil mahkemelerde yapılmasını istediğini söyleyerek, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nun da bu olayları araştırmasını talep etti.
AK Parti İstanbul Milletvekili Şirin Ünal, Türk Silahlı Kuvvetleri'nde (TSK) meydana gelen her türlü vefat olaylarının sorumluluk sahasına göre yetkili askeri savcılarca soruşturma yapıldığını söyledi.
Ünal, TSK'da meydana gelen her türlü intihar olayının adli ve idari yönden soruşturulduğunu ve herhangi bir kusuru bulunanlar hakkında yasal işlem yapıldığını belirterek, kayıtlarda, adli ve idari yönden soruşturulmamış, ölümü şüpheli bir vaka bulunmadığını kaydetti.
CHP Erzincan Milletvekili Muharrem Işık da Erzincanlı Piyade Üsteğmen Yaşar Karaağaç'ın Diyarbakır'daki intiharını gündeme getirdi. Işık, partisinin de asker intiharları ile ilgili önergeleri olduğunu ifade ederek, bunları gündeme getireceklerini söyledi.
MHP de boşanma olaylarının ve sebeplerinin araştırılmasına ilişkin araştırma önergelerinin bugün görüşülmesini istedi.
BDP ve MHP'nin önerileri, müzakerelerin ardından kabul edilmedi.
Meclis, gelecek hafta 23.00'e, Mayıs ayının son iki haftasında ise 20.00'ye kadar çalışacak.
AK Parti, TBMM Genel Kurul'unun çalışma takvimine ilişkin grup önerisini Genel Kurul'a getirdi.
Kabul edilen öneriye göre, gündemdeki bazı tasarı ve teklifler gündemin ön sırasına alındı.
Türk Petrol Kanunu Tasarısı, RACVIAC-Güvenlik İşbirliği Merkezi Anlaşması'nın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı, Gemi Balast Suyu ve Sedimanlarının Kontrolü ve Yönetimi Hakkında Uluslararası Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı, 1978 Protokolü ile Değişik 1973 Tarihli Denizlerin Gemiler Tarafından Kirletilmesinin Önlenmesine Ait Uluslararası Sözleşmenin 3. ve 4. Eklerine Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile 1974 Denizde Can Emniyeti Uluslararası Sözleşmesine İlişkin 1988 Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı'nın da aralarında bulunduğu bazı kanun tasarıları gündemin ön sıralarına alındı.
Genel Kurul'da; 7, 14, 21 ve 28 Mayıs Salı günleri 1 saat sözlü sorular görüşülecek, diğer denetim konuları görüşülmeyecek. 8, 15, 22 ve 29 Mayıs Çarşamba günleri ise sözlü sorular görüşülmeyecek.
Bugün Posta Hizmetleri Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerinin; yarın ve 9 Mayıs Perşembe günleri ise bazı uluslararası anlaşmaların onaylanmasına ilişkin tasarıların bitimine kadar çalışılacak.
Genel Kurul; haftaya 23.00'e, Mayıs ayının son iki haftası da 20.00'ye kadar çalışacak.
AK Parti Grup Başkanvekilil Mustafa Elitaş, CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba'nın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı "Führer" olarak nitelendirmesi ile ilgili olarak, "Führer, Hitler adına kullanıldı. Bizde önderlik ve liderlik yoktur. Bizim tek bir genel başkanımız vardır o da partimizin genel başkanıdır. Geçmiş tarihi incelendiği zaman, kimin önderler ve führerlerle yaşadığı ortaya çıkar" dedi.
Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, "Erdoğan'a kadar, hiç bir cumhuriyet hükümeti döneminde hiç bir Başbakan hangi inşaatın kaç kat olacağına karar vermemiştir, hiç bir Başbakan Sultanahmet Camisi ve Ayasofya Müzesi arasına girecek gökdelenlerin kaç kat olacağına karışmamıştır, hiç bir Başbakan o görüntüleri ranta feda etmemiştir. 11 yıllık tarihiniz kirlilik tarihidir" diye konuştu.
Elitaş da cumhuriyet döneminde 6 bin kilometre, iktidarlarında 17 bin kilometre duble yol yapıldığını kaydederek, "Eskiden dışarıdan ithal edilen bakanlar vardı ama şimdi IMF ile ilişkilerini kesecek AK Parti iktidarı var. Bu ülkede yolsuzluk, hırsızlık olsa bunlar yapılabilir mi- Şimdi IMF'ye borç verecek duruma geldik. AK Parti için kirli demek, kirin ancak kendi ellerinde kalmasına neden olacaktır" ifadelerini kullandı.
Elitaş konuşması sırasında laf atan CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel'e, "Özgür, parazit yapma" diye seslendi.
Kürsüye gelen CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba da tablet bilgisayardan bir fotoğraf göstererek, "Kenan Evren elinde puro içiyor ve üflüyor, yanında Başbakan. Kim kiminle beraber bakın" dedi.
Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, TBMM Genel Kurulu'nda milletvekillerinin soru önergelerini yanıtladı.
Yılmaz, engelli vatandaşlara yönelik hizmetleri hak eksenli bir bakış açısıyla yürüterek, sosyal devlet ilkesinin gereklerini yerine getirmeye çalıştıklarını ifade etti. Özürlü, engelli vatandaşların tekerlekli sandalye ihtiyaçlarının giderilmesine yönelik kapsamlı destekler verdiklerini vurgulayan Yılmaz, Ocak 2003 itibariyle 9 bin 840 kapasiteli 167 adet özel huzur evi bulunduğunu, burada halen 6 bin 876 yaşlının bakımının yapıldığını ve bu yaşlılara yaklaşık 855 bakım elemanının hizmet verdiğini bildidi. Kalkınma Bakanı Yılmaz, ancak herhangi bir yerde bir suiistimal ya da bir farklı uygulamanın söz konusu olması halinde bunun da mutlaka bakanlığa bildirilmesini istedi.
Hükümetin bütün politikalarının odağına istihdamı koyduğunu belirten Yılmaz, "Gerek aktif iş gücü programlarımızda gerek KOBİ politikasından bölgesel politikaya, sosyal politikaya kadar bütün politikalarımızın bir unsuru olarak istihdamı ele alıyoruz" dedi.
2008'den bu yana 4 ayrı istihdam paketi ilan ettiklerini anımsatan Yılmaz, çeşitli prim indirimleri ve teşvikler getirdiklerini, istihdam üzerindeki yükleri azalttıklarını, işsizlik ödeneği miktarında artış sağladıklarını ve kısa çalışma ödeneğini işler hale getirdiklerini, kadınların, engellilerin ve gençlerin istihdamına dönük önemli düzenlemeler yaptıklarını söyledi.
Yılmaz, 2009 yılında krizin pik yaptığı noktadan bugüne bakıldığında 4 milyonun üzerinde bir istihdam artışı görüldüğünü dile getirerek, "İş gücüne katılım oranı, istihdam oranı artarken, işsizliğin azaldığını tespit ediyoruz. Yüzde 14'lerden yüzde 9 küsurlara gerilemiş bir işsizlik söz konusu. Küresel ortamda birçok ülkede işsizlik artarken, Türkiye bu alanda çok büyük bir başarıyı ortaya koymuş durumda" diye konuştu.
İşsizlik fonunu, kanundaki amacı çerçevesinde kullandıklarını ifade eden Yılmaz, her geçen gün fonun arttığının, geliştiğinin de görüldüğünü kaydetti. Yılmaz, "Burada esas olan 'insanlar işsiz kalsın da, ona para vereyim' gibi bir mantık olmamalı, 'insanları nasıl işsiz duruma düşürmeyiz, bunun yollarını nasıl buluruz' diye bakmak olmalı" şeklinde konuştu.
Yoksulluk araştırmasını uluslararası standartlara göre gerçekleştirdiklerinin altını çizen Yılmaz, şöyle devam etti:
"Bundan 10 yıl önce yoksulluğu hesapladığımızda 4,3 doların altında harcaması olan nüfusumuz yüzde 30'larda iken, 66 milyonluk nüfusumuz içinde 20 milyonun üzerinde bu anlamda mutlak yoksul varken, en son hesaplamalarımızda bu yüzde 2,8'e kadar gerilemiş durumda. 76 milyon nüfus içinde 2 milyonu biraz aşan bir yoksul sayımız söz konusu. Hedefimiz bu mutlak yoksulluğu ortadan kaldırmak. Bütün gelişmiş ülkelerin yaptığı gibi artık sadece nispi yoksullukla, bir ortalamaya göre yoksuluk durumuyla mücadele etmek."
Yılmaz, hükümetin çok çeşitli ülkelerle vize muafiyeti anlaşması bulunduğunu anımsatarak, ayrıca AB ile bu konuda çok yoğun müzakereler sürdürdüklerini söyledi. Yılmaz, "Gümrük Birliği yaptığımız, tam üyelik müzakereleri yaptığımız bir topluluğa vizeyle gidiyor olmamız tabii ki kabul edilebilir bir durum değil" dedi.
Bunu ortadan kaldırmak için ciddi bir şekilde müzakereler yürüttüklerini anlatan Yılmaz, geri kabul anlaşmaları konusunda da çalışmalar yaptıklarını bildirdi.
Suriye'ye ilişkin bir soruya da Yılmaz, şu yanıtı verdi:
"Türkiye Cumhuriyeti buradaki sorunu çıkaran ülke değil, sorunu çıkaran kendi halkıyla çatışan, kavgalı olan, evrensel standartlarda bir yönetim anlayışını hayata geçirmek yerine, halkına silah çeviren ve halkını büyük acılarla karşı karşıya getiren Suriye yönetimi. Bu konuda ülkemiz tarihi duruşunu sergiliyor. Bu tür anlar tarihi anlardır. Üzerinden 10 yıl, 50 yıl geçtikten sonra dönüp tekrar bakılacak anlardır. Türkiye burada hem ilkeli hem insani duruşunu sergiliyor. Burada bizim amacımız tüm Suriye vatandaşlarının temel hak ve özgürlüklerinin eşitlik temelinde anayasal güvence altına alındığı hür ve demokratik bir sistemin tesis edilmesi. Etnik köken din ve mezhep ayrımı yapmaksızın. Bizim politikamız gayet açık."
Türkiye'nin sofralık zeytin üretiminde dünya ikincisi, yağlık zeytin ve zeytinyağı üretiminde dünya dördüncüsü olduğunu vurgulayan Yılmaz, zeytinyağına kilogram başına 2010'da 30 kuruş, 2011'de 50 kuruş destek verildiğini anımsattı. Yılmaz, zeytinyağına bu yıl 70 kuruş destek verilmesi yönünde çalışma yapıldığını kaydederek, prosedürler tamamlanınca bunun hayata geçirileceğini söyledi.
Sigara kaçıkçılığıyla mücadeleyi artırmak için oluşturulan eylem planının etkin bir şekilde uygulandığını dile getiren Yılmaz, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın tarama sistemleri, detektör köpekler, araç takip sistemleri gibi yöntemlerle mücadele yürüttüğünü ifade etti.
Yılmaz, HES inşaatları arttıkça kazalarda da artış olduğunu belirterek, kazaların önlenmesi için her türlü gayreti sarf ettiklerini bildirdi. Kamu denetimini artırdıklarının altını çizen Yılmaz, müteahhit firmalardan çalışanlara kadar herkesin daha hassas olması gerektiğini söyledi.
Enflasyon hesaplaması hakkında bilgi veren Yılmaz, "Sürekli fiyatları artan ürünlerin hesaplanmaması söz konusu değil. Enflasyon oranları gerçekçi yapıya dayanarak hesaplanmaktadır" dedi.
Cevdet Yılmaz, memur maaşlarında 2002 yılından bu yana yüzde 46'lık refah artışı sağlandığına dikkati çeken Yılmaz, ücreti reel olarak azalan tek kesimin yüksek düzeyli bürokratlar olduğunu kaydetti.
Adana ve Ardahan'daki kamu yatırımlarını anlatan Yılmaz, Ankara'daki 2012 yatırımlarının proje toplamının 12,2 milyar lira olduğunu belirtti. Ankara'da önemli projeler yürüttüklerini dile getiren Yılmaz, "Ankara'ya sadece başkent olarak değil, ekonominin önemli merkezlerinden biri olarak bakıyoruz" diye konuştu.
Yılmaz, İşsizlik Sigortası Fonu'nu daha önce GAP gibi bölgesel projelere destek için kullandıklarını, bu yıldan itibaren kullanmadıklarını belirtti. "İnsanlar işsiz kalsın da para verelim mantığı yerine, daha fazla iş imkanı oluşturmak mantığıyla hareket ettik" diyen Yılmaz, bölgesel projeler sayesinde 4 milyon kişiye istihdam sağlandığını kaydetti. Yılmaz, GAP bölgesinde son 5 yılda 400 binden fazla istihdam oluştuğunun altını çizdi.
GAP bölgesinde 2009 yılında yüzde 17.4 olan işsizlik oranının 2011'de yüzde 11.7'ye gerilediğine dikkati çeken Yılmaz, bölgeden göç hızının gerilediğini ifade etti. Yılmaz, "Önümüzdeki dönemde huzur ve güven ortamının pekişmesiyle, teşvik politikalarımızın etkili hale gelmesiyle bölgeye tersine göçü de göreceğiz inşallah" dedi.
Kalkınma Bakanı Yılmaz, son teşvik kararnamesinde 6 bölge belirlediklerini anlatarak, doğu Anadolu illerinin önemli kısmını kapsayan 6. bölgede en ileri düzeyde ve geçmişte olmayan teşvikler sağladıklarını söyledi. Doğu ve Güneydoğu illerine 2013'ün ilk üç ayında özel sektörün sabit sermaye yatırım tutarının yüzde 200'e yakın arttığını belirten Yılmaz sadece kamu yatırımlarıyla kalkınmanın mümkün olmadığını vurguladı. Yılmaz, önümüzdeki süreçte özel sektör yatırımlarının ivme kazanacağına inandığını dile getirdi.
Türkiye'nin her bölgesiyle kalkınmasının önemine işaret eden Yılmaz, şöyle konuştu:
"Huzurun olmadığı yerde ne kadar teşvik verirseniz verin, kağıt üzerinde kalıyor. Gelişme var ama potansiyele göre düşük. Sermaye, kıt olduğu yerde daha fazla getiri elde eder. Bu bölgelerimize büyük sanayi kuruluşları gelsin. İki konuda mustaribim. Ar-Ge harcamaları ve geri kalmış bölgelere yatırımda büyük sanayi kuruluşlarımız çuvallıyor. Kamunun sadece bu işleri yapmasıyla olmaz. Büyük sermaye kuruluşlarından hayırseverlik beklemiyoruz ama gitsinler fırsatları analiz etsinler. Karlı olarak yapılabilecek çok sayıda proje var bölgede."
****HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ"""
AK Parti Eskişehir Milletvekili Salih Koca, Eskişehir Uluslararası Yunus Emre Kültür ve Sanat Haftası dolayısıyla gündemdışı söz aldı. Anadolu'nun, farklı kültürleri, inançları ve dilleri aslından uzaklaştırmadan bir arada yaşatan coğrafya olduğunu dile getiren Koca, söz konusu coğrafyanın bu sayede dünyanın kültür merkezlerinden biri haline geldiğini söyledi.
Koca, saf ve duru bir ifadeyle İslam'ın ahlak anlayışını anlatan Yunus Emre'nin, sevgi ve barışın şairi olduğunu belirtti. Yunus Emre'nin sadece yaşadığı çağı değil bütün çağları etkilediğini anlatan Koca, "Yunus mutfağında insan, sevgi terkibiyle terbiye olur ve tekamül ocağında pişer" dedi.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk de Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın 41 yıl önce idam edilmesiyle ilgili yaptığı gündemdışı konuşmada, Gezmiş, İnan ve Aslan'ın Türkiye'nin bağımsızlığından başka bir şey istemediklerini dile getirdi. Gezmiş, İnan ve Aslan'ın idam edilmekten korkmadığını ifade eden Öztürk, "Onları idam sehpasına gönderenler gözlerinde boşuna korku aradılar" dedi.
BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, "Gezmiş, İnan ve Aslan'ın halkların kardeşliği için mücadele ettiğini" söyledi. "Dersim katliamı"nın üzerinden 76 yıl geçtiğini ifade eden Sakık, "Almanya'da Hitler'in Yahudilere uyguladığı soykırım neyse, Dersim katliamını gerçekleştirenlerle ilgili biz Kürtler aynı şeyleri hissediyoruz" diye konuştu.
Tarihteki yaraların beraber sarılması gerektiğini belirten Sakık, "Deniz'in, Hüseyin'in, Yusuf'un, Seyit Rıza'nın ruhu öyle şad olur" dedi.
Daha sonra Yasadışı Dinlemeleri Araştırma Komisyonu Başkanvekili AK Parti Yozgat Milletvekili Yusuf Başer'in komisyonun görev süresinin 1 ay uzatılması talebini içeren yazısı okundu.
Genel Kurul'da kabul edilen talep uyarınca, komisyona 12 Mayıs'tan itibaren 1 ay ek süre verildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, cami lojmanlarında oturan din görevlilerine açılan ecri misil davalarıyla ilgili CHP'nin verdiği araştırma önergesi tartışmalara neden oldu.
CHP, Danışma Kurulu toplanamadığı için, Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne ait yerlerde ikamet eden din görevlilerine açılan ecri misil davalarıyla ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesini içeren grup önerisini TBMM Genel Kurulu'na getirdi.
CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün, cami lojmanlarında ikamet eden din görevlilerine dava açtığını söyledi. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın camilerin altındaki iş yerlerinden milyonlarca lira gelir elde ettiğini, minareleri GSM şirketlerine kiraladığını ifade eden Özkes, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün de din görevlilerinden para toplamaya çalıştığını savundu. Özkes, "Kiliselerin ve havraların elektrik paraları için gizli emirler gönderen Diyanet İşleri Başkanlığı, camilerde yaşanan bu sıkıntılara ilgisiz kalmakta, mağdur olan personeli için parmağını dahi kıpırdatmamaktadır" dedi.
Önerinin aleyhinde konuşan AK Parti Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün idare ettiği gayrimenkullerin "hayrat" ve "akar" diye ikiye ayrıldığına dikkati çekti. Bir vakfın akarı olmazsa hayır şartlarını yerine getiremeyeceğini ve dolayısıyla yaşama imkanı bulamayacağını ifade eden Öz, vakfedenin iradesine uygun davranmanın da şart olduğunu belirtti.
Vakfiyesinde olmadığı halde hayrat veya akar üzerine yapılan yerlerle ilgili kira bedellerinin ödenmesinin doğal olduğunu dile getiren Öz, Diyanet Vakfı tarafından yönetilen yerlerdeki meşrutalarda da Kamu Konutları Yönetmeliği çerçevesinde lojman bedeli alındığını anlattı. Öz, "Hiçbir din görevlisi aleyhine mağduriyet oluşturacak mahiyette, vakfedenin rızasına uymayan bir uygulama söz konusu değildir. Eğer bu sistem dışına çıkılırsa bu kez, vakfedenin rızasına aykırı davranılmış olur ki asıl sorgulanması gereken ve sorumluluk taşınması gereken alan da budur" diye konuştu.
Ömer Faruk Öz, Özkes'in iddia ettiği şekilde, 1999-2004 yılları arasında davalar açıldığını ve sayının az olduğunu kaydetti.
MHP Elazığ Milletvekili Enver Erdem de önerinin lehinde konuşarak, devletin sorunları çözmesi gerektiğini ifade etti.
AK Parti İstanbul Milletvekili Bülent Turan, dün Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam edilişinin yıl dönümü olduğunu anımsatarak, darbe dönemlerinde canlarıyla bedel ödeyenlere Allah'tan rahmet diledi. Bu durumun, siyasetin mahcubiyeti olduğunu dile getiren Turan, bugünkü CHP milletvekillerinin hassas olduğu bu konuda, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idam cezalarının yerine getirilmesine ilişkin kanun tasarısına 30'a yakın CHP milletvekilinin "evet" oyu verdiğini söyledi.
Turan, CHP önerisiyle ilgili olarak, "İmamlar bizi bilirler, imamlar grup önerisi sahiplerini bilirler" dedi.
Tekrar söz alan CHP'li Özkes, AK Parti sıralarına, "Ben emekli bir müftüyüm ve CHP'de bir milletvekili olmaktan dolayı da Allah'a şükrediyorum. En azından kul hakkı yemeyen bir partideyim. Paraya gelince siz biliyorsunuz. İmamları bile para olarak görüyorsunuz" diye seslendi.
Sataşmadan tekrar söz alan AK Parti'li Turan ise, Özkes'in sözlerine, "Defaatle AK Parti'ye başvuru yaptığı halde aday yapmayarak doğru iş yaptığımız için Allah'a hamd olsun" şeklinde cevap verdi.
Tekrar söz isteyen Özkes, Başkanvekili Mehmet Sağlam'ın bu talebi kabul etmemesine tepki gösterdi.
CHP'nin grup önerisi oylamayla reddedilirken, Sağlam, itirazlarını sürdüren Özkes'e oylamanın ardından tekrar söz verdi.
CHP İstanbul Milletvekili Özkes, Turan'ın kendisine ağır iftirada bulunduğunu savunarak, bunun vahim olduğunu söyledi. Üsküdar Müftüsü iken 1999'da DSP'den belediye başkan adayı olduğunu, 2002'de de CHP'den milletvekili seçildiğini anlatan Özkes, "AKP'nin kapısından içeri girmişsem bu dünyanın en namussuz insanıyım. Defaten müracaat ettiğimi ispat etmezse namus, şeref yoksunudur. Böyle bir iftira olamaz, kabul edilemez. AKP'nin kapısından içeri girmişsem ve adaylık için müracaat etmişsem bugün milletvekilliğinden istifa ediyorum. İspat edemezsen, sen de istifa edecek misin?" dedi.
Turan da kimseye hakaret etme kastı olmadığını belirterek, bilmeden söz söylemediğini dile getirdi.
BDP, şüpheli asker ölümleri ile ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisini Genel Kurul'a getirdi.
İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel, ailelerin, asker ölümleri ile ilgili soruşturmaların askeri mahkemeler yerine sivil mahkemelerde yapılmasını istediğini söyleyerek, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nun da bu olayları araştırmasını talep etti.
AK Parti İstanbul Milletvekili Şirin Ünal, Türk Silahlı Kuvvetleri'nde (TSK) meydana gelen her türlü vefat olaylarının sorumluluk sahasına göre yetkili askeri savcılarca soruşturma yapıldığını söyledi.
Ünal, TSK'da meydana gelen her türlü intihar olayının adli ve idari yönden soruşturulduğunu ve herhangi bir kusuru bulunanlar hakkında yasal işlem yapıldığını belirterek, kayıtlarda, adli ve idari yönden soruşturulmamış, ölümü şüpheli bir vaka bulunmadığını kaydetti.
CHP Erzincan Milletvekili Muharrem Işık da Erzincanlı Piyade Üsteğmen Yaşar Karaağaç'ın Diyarbakır'daki intiharını gündeme getirdi. Işık, partisinin de asker intiharları ile ilgili önergeleri olduğunu ifade ederek, bunları gündeme getireceklerini söyledi.
MHP de boşanma olaylarının ve sebeplerinin araştırılmasına ilişkin araştırma önergelerinin bugün görüşülmesini istedi.
BDP ve MHP'nin önerileri, müzakerelerin ardından kabul edilmedi.
Meclis, gelecek hafta 23.00'e, Mayıs ayının son iki haftasında ise 20.00'ye kadar çalışacak.
AK Parti, TBMM Genel Kurul'unun çalışma takvimine ilişkin grup önerisini Genel Kurul'a getirdi.
Kabul edilen öneriye göre, gündemdeki bazı tasarı ve teklifler gündemin ön sırasına alındı.
Türk Petrol Kanunu Tasarısı, RACVIAC-Güvenlik İşbirliği Merkezi Anlaşması'nın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı, Gemi Balast Suyu ve Sedimanlarının Kontrolü ve Yönetimi Hakkında Uluslararası Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı, 1978 Protokolü ile Değişik 1973 Tarihli Denizlerin Gemiler Tarafından Kirletilmesinin Önlenmesine Ait Uluslararası Sözleşmenin 3. ve 4. Eklerine Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile 1974 Denizde Can Emniyeti Uluslararası Sözleşmesine İlişkin 1988 Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı'nın da aralarında bulunduğu bazı kanun tasarıları gündemin ön sıralarına alındı.
Genel Kurul'da; 7, 14, 21 ve 28 Mayıs Salı günleri 1 saat sözlü sorular görüşülecek, diğer denetim konuları görüşülmeyecek. 8, 15, 22 ve 29 Mayıs Çarşamba günleri ise sözlü sorular görüşülmeyecek.
Bugün Posta Hizmetleri Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerinin; yarın ve 9 Mayıs Perşembe günleri ise bazı uluslararası anlaşmaların onaylanmasına ilişkin tasarıların bitimine kadar çalışılacak.
Genel Kurul; haftaya 23.00'e, Mayıs ayının son iki haftası da 20.00'ye kadar çalışacak.
AK Parti Grup Başkanvekilil Mustafa Elitaş, CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba'nın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı "Führer" olarak nitelendirmesi ile ilgili olarak, "Führer, Hitler adına kullanıldı. Bizde önderlik ve liderlik yoktur. Bizim tek bir genel başkanımız vardır o da partimizin genel başkanıdır. Geçmiş tarihi incelendiği zaman, kimin önderler ve führerlerle yaşadığı ortaya çıkar" dedi.
Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, "Erdoğan'a kadar, hiç bir cumhuriyet hükümeti döneminde hiç bir Başbakan hangi inşaatın kaç kat olacağına karar vermemiştir, hiç bir Başbakan Sultanahmet Camisi ve Ayasofya Müzesi arasına girecek gökdelenlerin kaç kat olacağına karışmamıştır, hiç bir Başbakan o görüntüleri ranta feda etmemiştir. 11 yıllık tarihiniz kirlilik tarihidir" diye konuştu.
Elitaş da cumhuriyet döneminde 6 bin kilometre, iktidarlarında 17 bin kilometre duble yol yapıldığını kaydederek, "Eskiden dışarıdan ithal edilen bakanlar vardı ama şimdi IMF ile ilişkilerini kesecek AK Parti iktidarı var. Bu ülkede yolsuzluk, hırsızlık olsa bunlar yapılabilir mi- Şimdi IMF'ye borç verecek duruma geldik. AK Parti için kirli demek, kirin ancak kendi ellerinde kalmasına neden olacaktır" ifadelerini kullandı.
Elitaş konuşması sırasında laf atan CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel'e, "Özgür, parazit yapma" diye seslendi.
Kürsüye gelen CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba da tablet bilgisayardan bir fotoğraf göstererek, "Kenan Evren elinde puro içiyor ve üflüyor, yanında Başbakan. Kim kiminle beraber bakın" dedi.
Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, TBMM Genel Kurulu'nda milletvekillerinin soru önergelerini yanıtladı.
Yılmaz, engelli vatandaşlara yönelik hizmetleri hak eksenli bir bakış açısıyla yürüterek, sosyal devlet ilkesinin gereklerini yerine getirmeye çalıştıklarını ifade etti. Özürlü, engelli vatandaşların tekerlekli sandalye ihtiyaçlarının giderilmesine yönelik kapsamlı destekler verdiklerini vurgulayan Yılmaz, Ocak 2003 itibariyle 9 bin 840 kapasiteli 167 adet özel huzur evi bulunduğunu, burada halen 6 bin 876 yaşlının bakımının yapıldığını ve bu yaşlılara yaklaşık 855 bakım elemanının hizmet verdiğini bildidi. Kalkınma Bakanı Yılmaz, ancak herhangi bir yerde bir suiistimal ya da bir farklı uygulamanın söz konusu olması halinde bunun da mutlaka bakanlığa bildirilmesini istedi.
Hükümetin bütün politikalarının odağına istihdamı koyduğunu belirten Yılmaz, "Gerek aktif iş gücü programlarımızda gerek KOBİ politikasından bölgesel politikaya, sosyal politikaya kadar bütün politikalarımızın bir unsuru olarak istihdamı ele alıyoruz" dedi.
2008'den bu yana 4 ayrı istihdam paketi ilan ettiklerini anımsatan Yılmaz, çeşitli prim indirimleri ve teşvikler getirdiklerini, istihdam üzerindeki yükleri azalttıklarını, işsizlik ödeneği miktarında artış sağladıklarını ve kısa çalışma ödeneğini işler hale getirdiklerini, kadınların, engellilerin ve gençlerin istihdamına dönük önemli düzenlemeler yaptıklarını söyledi.
Yılmaz, 2009 yılında krizin pik yaptığı noktadan bugüne bakıldığında 4 milyonun üzerinde bir istihdam artışı görüldüğünü dile getirerek, "İş gücüne katılım oranı, istihdam oranı artarken, işsizliğin azaldığını tespit ediyoruz. Yüzde 14'lerden yüzde 9 küsurlara gerilemiş bir işsizlik söz konusu. Küresel ortamda birçok ülkede işsizlik artarken, Türkiye bu alanda çok büyük bir başarıyı ortaya koymuş durumda" diye konuştu.
İşsizlik fonunu, kanundaki amacı çerçevesinde kullandıklarını ifade eden Yılmaz, her geçen gün fonun arttığının, geliştiğinin de görüldüğünü kaydetti. Yılmaz, "Burada esas olan 'insanlar işsiz kalsın da, ona para vereyim' gibi bir mantık olmamalı, 'insanları nasıl işsiz duruma düşürmeyiz, bunun yollarını nasıl buluruz' diye bakmak olmalı" şeklinde konuştu.
Yoksulluk araştırmasını uluslararası standartlara göre gerçekleştirdiklerinin altını çizen Yılmaz, şöyle devam etti:
"Bundan 10 yıl önce yoksulluğu hesapladığımızda 4,3 doların altında harcaması olan nüfusumuz yüzde 30'larda iken, 66 milyonluk nüfusumuz içinde 20 milyonun üzerinde bu anlamda mutlak yoksul varken, en son hesaplamalarımızda bu yüzde 2,8'e kadar gerilemiş durumda. 76 milyon nüfus içinde 2 milyonu biraz aşan bir yoksul sayımız söz konusu. Hedefimiz bu mutlak yoksulluğu ortadan kaldırmak. Bütün gelişmiş ülkelerin yaptığı gibi artık sadece nispi yoksullukla, bir ortalamaya göre yoksuluk durumuyla mücadele etmek."
Yılmaz, hükümetin çok çeşitli ülkelerle vize muafiyeti anlaşması bulunduğunu anımsatarak, ayrıca AB ile bu konuda çok yoğun müzakereler sürdürdüklerini söyledi. Yılmaz, "Gümrük Birliği yaptığımız, tam üyelik müzakereleri yaptığımız bir topluluğa vizeyle gidiyor olmamız tabii ki kabul edilebilir bir durum değil" dedi.
Bunu ortadan kaldırmak için ciddi bir şekilde müzakereler yürüttüklerini anlatan Yılmaz, geri kabul anlaşmaları konusunda da çalışmalar yaptıklarını bildirdi.
Suriye'ye ilişkin bir soruya da Yılmaz, şu yanıtı verdi:
"Türkiye Cumhuriyeti buradaki sorunu çıkaran ülke değil, sorunu çıkaran kendi halkıyla çatışan, kavgalı olan, evrensel standartlarda bir yönetim anlayışını hayata geçirmek yerine, halkına silah çeviren ve halkını büyük acılarla karşı karşıya getiren Suriye yönetimi. Bu konuda ülkemiz tarihi duruşunu sergiliyor. Bu tür anlar tarihi anlardır. Üzerinden 10 yıl, 50 yıl geçtikten sonra dönüp tekrar bakılacak anlardır. Türkiye burada hem ilkeli hem insani duruşunu sergiliyor. Burada bizim amacımız tüm Suriye vatandaşlarının temel hak ve özgürlüklerinin eşitlik temelinde anayasal güvence altına alındığı hür ve demokratik bir sistemin tesis edilmesi. Etnik köken din ve mezhep ayrımı yapmaksızın. Bizim politikamız gayet açık."
Türkiye'nin sofralık zeytin üretiminde dünya ikincisi, yağlık zeytin ve zeytinyağı üretiminde dünya dördüncüsü olduğunu vurgulayan Yılmaz, zeytinyağına kilogram başına 2010'da 30 kuruş, 2011'de 50 kuruş destek verildiğini anımsattı. Yılmaz, zeytinyağına bu yıl 70 kuruş destek verilmesi yönünde çalışma yapıldığını kaydederek, prosedürler tamamlanınca bunun hayata geçirileceğini söyledi.
Sigara kaçıkçılığıyla mücadeleyi artırmak için oluşturulan eylem planının etkin bir şekilde uygulandığını dile getiren Yılmaz, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın tarama sistemleri, detektör köpekler, araç takip sistemleri gibi yöntemlerle mücadele yürüttüğünü ifade etti.
Yılmaz, HES inşaatları arttıkça kazalarda da artış olduğunu belirterek, kazaların önlenmesi için her türlü gayreti sarf ettiklerini bildirdi. Kamu denetimini artırdıklarının altını çizen Yılmaz, müteahhit firmalardan çalışanlara kadar herkesin daha hassas olması gerektiğini söyledi.
Enflasyon hesaplaması hakkında bilgi veren Yılmaz, "Sürekli fiyatları artan ürünlerin hesaplanmaması söz konusu değil. Enflasyon oranları gerçekçi yapıya dayanarak hesaplanmaktadır" dedi.
Cevdet Yılmaz, memur maaşlarında 2002 yılından bu yana yüzde 46'lık refah artışı sağlandığına dikkati çeken Yılmaz, ücreti reel olarak azalan tek kesimin yüksek düzeyli bürokratlar olduğunu kaydetti.
Adana ve Ardahan'daki kamu yatırımlarını anlatan Yılmaz, Ankara'daki 2012 yatırımlarının proje toplamının 12,2 milyar lira olduğunu belirtti. Ankara'da önemli projeler yürüttüklerini dile getiren Yılmaz, "Ankara'ya sadece başkent olarak değil, ekonominin önemli merkezlerinden biri olarak bakıyoruz" diye konuştu.
Yılmaz, İşsizlik Sigortası Fonu'nu daha önce GAP gibi bölgesel projelere destek için kullandıklarını, bu yıldan itibaren kullanmadıklarını belirtti. "İnsanlar işsiz kalsın da para verelim mantığı yerine, daha fazla iş imkanı oluşturmak mantığıyla hareket ettik" diyen Yılmaz, bölgesel projeler sayesinde 4 milyon kişiye istihdam sağlandığını kaydetti. Yılmaz, GAP bölgesinde son 5 yılda 400 binden fazla istihdam oluştuğunun altını çizdi.
GAP bölgesinde 2009 yılında yüzde 17.4 olan işsizlik oranının 2011'de yüzde 11.7'ye gerilediğine dikkati çeken Yılmaz, bölgeden göç hızının gerilediğini ifade etti. Yılmaz, "Önümüzdeki dönemde huzur ve güven ortamının pekişmesiyle, teşvik politikalarımızın etkili hale gelmesiyle bölgeye tersine göçü de göreceğiz inşallah" dedi.
Kalkınma Bakanı Yılmaz, son teşvik kararnamesinde 6 bölge belirlediklerini anlatarak, doğu Anadolu illerinin önemli kısmını kapsayan 6. bölgede en ileri düzeyde ve geçmişte olmayan teşvikler sağladıklarını söyledi. Doğu ve Güneydoğu illerine 2013'ün ilk üç ayında özel sektörün sabit sermaye yatırım tutarının yüzde 200'e yakın arttığını belirten Yılmaz sadece kamu yatırımlarıyla kalkınmanın mümkün olmadığını vurguladı. Yılmaz, önümüzdeki süreçte özel sektör yatırımlarının ivme kazanacağına inandığını dile getirdi.
Türkiye'nin her bölgesiyle kalkınmasının önemine işaret eden Yılmaz, şöyle konuştu:
"Huzurun olmadığı yerde ne kadar teşvik verirseniz verin, kağıt üzerinde kalıyor. Gelişme var ama potansiyele göre düşük. Sermaye, kıt olduğu yerde daha fazla getiri elde eder. Bu bölgelerimize büyük sanayi kuruluşları gelsin. İki konuda mustaribim. Ar-Ge harcamaları ve geri kalmış bölgelere yatırımda büyük sanayi kuruluşlarımız çuvallıyor. Kamunun sadece bu işleri yapmasıyla olmaz. Büyük sermaye kuruluşlarından hayırseverlik beklemiyoruz ama gitsinler fırsatları analiz etsinler. Karlı olarak yapılabilecek çok sayıda proje var bölgede."
****HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ"""
