2010-04-26 - 16:52
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, TBMM'de gazatecilerin Siirt'in Pervari ilçesinde yaşanan olaylarla ilgili sorulara, Siirt'in Pervari ilçesindeki olayın yaklaşık 1 yıl önce meydana geldiğini, Cumhuriyet Savcılığı tarafından soruşturma açıldığını, bazı zanlı çocukların yargılamasının tamamlandığını bildirdi.
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, Siirt'in Pervari ilçesindeki olayın yaklaşık 1
yıl önce meydana geldiğini, Cumhuriyet Savcılığı tarafından soruşturma açıldığını,
bazı zanlı çocukların yargılamasının tamamlandığını bildirdi.
Çubukçu, TBMM'de, bazı basın yayın organlarında Siirt'in Pervari
ilçesinde çocukların karıştığı tecavüz olayıyla ilgili gazetecilerin sorularını
yanıtladı.
Söz konusu olayın yaklaşık 1 yıl önce gerçekleştiğini, olay üzerine
Cumhuriyet Savcılığı tarafından soruşturma açıldığını, bazı zanlı çocukların
yargılamasının tamamlandığı bildiren Çubukçu, olayla ilgili bazı çocukların
rehabilitasyon ve tedavi amaçlı olarak koruma altına alındığını kaydetti.
Zanlılarının veya mağdurlarının çocuk olduğu olayların medya tarafından
nasıl değerlendirilmesi gerektiğine değinen Çubukçu, Çocuk Hakları Sözleşmesi, bu
sözleşme kapsamında çıkarılan Çocuk Koruma Kanunu ve UNICEF'in Medya Çocuk
Haberleri İlkeleri kapsamında geçmişte çok kapsamlı bir çalışma yaptığını, bunu
bütün basın yayın organlarının genel yayın yönetmenlerine gönderdiğini
bildirdi.
Bu çalışmasıyla, habercilik ilkelerinden taviz verilmesi, meselenin
saklanması, örtbas edilmesi değil, tersine söz konusu çocuk olduğundan çocuğa
yönelik en yüksek düzeyde korumanın sağlanarak bu bilgilerin nasıl kamuoyuna
yansıtılacağı yönündeki ilkeleri ortaya koyduğunu kaydeden Çubukçu, şöyle
konuştu:
''Bugünkü haberde, beni en az vaka kadar dehşete düşüren görüntü vardı. 3
yaşında tecavüze uğrayarak öldürülmüş bir çocuğun otopsi fotoğrafı, tüm
açıklığıyla kullanılmış. Bir kere yayın ilkelerine uyulmadığından dolayı ve
gerçekten çocuklara bu anlamda faydalı olacağız derken yaptığımız haberlerin
mağduru çocuklar olmuştur. Küfürlü televizyon programının izlenmesinde dahi
çekinceler konulurken, çocukların söz konusu olduğu haberlerin toplumu dehşete
düşürecek şekilde verilmesi, bunun da yeterli bulunmayıp fotoğraflarla
desteklenmesi, doğrusu son derece rahatsız buluyorum. Habercilik anlayışını
kamuoyunun takdirine sunuyorum.''
Nimet Çubukçu, bundan 10 yıl önce rastlanan, kaza anında insanların
cesetlerinin gösterilmesi veya kanlı hadiselerle ilgili çekmeye yönelik haber
anlayışının terk edilmediğine dikkati çekerek, ''Söz konusu çocuklar olduğunda,
çok fazla dikkatli olmamız gerekirken... Tek değer yargımız haber değeri
olmamalı. Değer yargımız çocuklar olmalıdır. Haber değeri ile çocukların
haklarını bir değer olarak yan yana koyduğumda, ben çocuk haklarından, çocukların
değerinden yanayım. Bu tür haberlerin, çocuklara verilen değeri azalttığını
düşünüyorum'' dedi.
Çubukçu, sabahtan beri görüştüğü herkesin ''haberi görünce kanımız
dondu'' yorumunu yaptığına dikkati çekerek, ''Peki bu olayla ilgili haberi okuyan
çocukların kanı donmadı mı? Haberin veriliş şekli bu yönden sorgulanmamalı mı?''
diye sordu.
Çocuk suçlarında artış olduğu iddiasına yönelik bir soruyu da yanıtlayan
Çubukçu, ''Çocuk suçlarına ilişkin imaj da bu tür haberlerle oluyor. Bir yıl
önceki olay da yeni olmuş gibi ortaya konuluyor, artış olduğu söyleniyor. Ben
olayların artışında emniyetteki verilere bakarım'' dedi.
Yayınlanan haberlerden dolayı toplumda bu suçlarda artış olduğuna yönelik
algı oluşabileceğine dikkati çeken Çubukçu, şunları kaydetti:
''Bu algı gerçek algı değildir. Gerçek algı bu konudaki istatistik
verilerle ortaya çıkar. Özellikle çocuk suçluluğunda bir artış olduğuna dair
ileri sürülen tezler var. Biz hükümet olduğumuz dönemde çocuk yargılaması
kapsamına giren çocukların yaş sınırlaması 15 idi. Yani 15 yaşın altındakiler
çocuk suçları kapsamında değerlendiriliyordu. Bizim zamanımızda bu yaş 18'e
çıkarıldı. Ülkemizde de aslında kanunla ihtilafa düşen çocuklar 15-18 yaş
arasındadır. Gözüken artış çocuk yaşının 18'e çıkarılmasıyla ilgilidir. Yoksa
kanunla ihtilafa düşen çocukların sayısında bir artış söz konusu değildir.
Bir yıl önceki bilgilerimle söylüyorum. Bu verilerin güncellenim
güncellenmediğini bilemiyorum. Bu verilere bakıldığında durumu görürsünüz. Çocuk
yaşını 15'ten 18'e çıkarırsanız doğal olarak artmış gibi gözükür. Ama 2002'den
önceki dönemdeki gibi 15 yaş altındaki kanunla ihtilafa düşen çocuklara
bakıldığında artış olmadığını, bazı suçlarda azalma olduğunu görüyoruz.''
Milli Eğitim Bakanı Çubukçu, mağdurun veya zanlının çocuk olduğu
durumlarda mevcut yargılamada gizlilik kararı alındığını, yayın yasağı
konulduğunu anımsatarak, ''Buradaki gizlilik ve yayın yasağı, sizin haber
yapmanızın engellenmesi değil. Mesele, çocukların üstün yararı içerisinde
çocukların hukukunu koruyacak şekilde davayı sağlıklı bir şekilde sonuçlandırmak,
en hızlı şekilde topluma yeniden kazandırılmaları yönünde çaba gösterilmesini
sağlamaktır'' diye konuştu. (16.52)
yıl önce meydana geldiğini, Cumhuriyet Savcılığı tarafından soruşturma açıldığını,
bazı zanlı çocukların yargılamasının tamamlandığını bildirdi.
Çubukçu, TBMM'de, bazı basın yayın organlarında Siirt'in Pervari
ilçesinde çocukların karıştığı tecavüz olayıyla ilgili gazetecilerin sorularını
yanıtladı.
Söz konusu olayın yaklaşık 1 yıl önce gerçekleştiğini, olay üzerine
Cumhuriyet Savcılığı tarafından soruşturma açıldığını, bazı zanlı çocukların
yargılamasının tamamlandığı bildiren Çubukçu, olayla ilgili bazı çocukların
rehabilitasyon ve tedavi amaçlı olarak koruma altına alındığını kaydetti.
Zanlılarının veya mağdurlarının çocuk olduğu olayların medya tarafından
nasıl değerlendirilmesi gerektiğine değinen Çubukçu, Çocuk Hakları Sözleşmesi, bu
sözleşme kapsamında çıkarılan Çocuk Koruma Kanunu ve UNICEF'in Medya Çocuk
Haberleri İlkeleri kapsamında geçmişte çok kapsamlı bir çalışma yaptığını, bunu
bütün basın yayın organlarının genel yayın yönetmenlerine gönderdiğini
bildirdi.
Bu çalışmasıyla, habercilik ilkelerinden taviz verilmesi, meselenin
saklanması, örtbas edilmesi değil, tersine söz konusu çocuk olduğundan çocuğa
yönelik en yüksek düzeyde korumanın sağlanarak bu bilgilerin nasıl kamuoyuna
yansıtılacağı yönündeki ilkeleri ortaya koyduğunu kaydeden Çubukçu, şöyle
konuştu:
''Bugünkü haberde, beni en az vaka kadar dehşete düşüren görüntü vardı. 3
yaşında tecavüze uğrayarak öldürülmüş bir çocuğun otopsi fotoğrafı, tüm
açıklığıyla kullanılmış. Bir kere yayın ilkelerine uyulmadığından dolayı ve
gerçekten çocuklara bu anlamda faydalı olacağız derken yaptığımız haberlerin
mağduru çocuklar olmuştur. Küfürlü televizyon programının izlenmesinde dahi
çekinceler konulurken, çocukların söz konusu olduğu haberlerin toplumu dehşete
düşürecek şekilde verilmesi, bunun da yeterli bulunmayıp fotoğraflarla
desteklenmesi, doğrusu son derece rahatsız buluyorum. Habercilik anlayışını
kamuoyunun takdirine sunuyorum.''
Nimet Çubukçu, bundan 10 yıl önce rastlanan, kaza anında insanların
cesetlerinin gösterilmesi veya kanlı hadiselerle ilgili çekmeye yönelik haber
anlayışının terk edilmediğine dikkati çekerek, ''Söz konusu çocuklar olduğunda,
çok fazla dikkatli olmamız gerekirken... Tek değer yargımız haber değeri
olmamalı. Değer yargımız çocuklar olmalıdır. Haber değeri ile çocukların
haklarını bir değer olarak yan yana koyduğumda, ben çocuk haklarından, çocukların
değerinden yanayım. Bu tür haberlerin, çocuklara verilen değeri azalttığını
düşünüyorum'' dedi.
Çubukçu, sabahtan beri görüştüğü herkesin ''haberi görünce kanımız
dondu'' yorumunu yaptığına dikkati çekerek, ''Peki bu olayla ilgili haberi okuyan
çocukların kanı donmadı mı? Haberin veriliş şekli bu yönden sorgulanmamalı mı?''
diye sordu.
Çocuk suçlarında artış olduğu iddiasına yönelik bir soruyu da yanıtlayan
Çubukçu, ''Çocuk suçlarına ilişkin imaj da bu tür haberlerle oluyor. Bir yıl
önceki olay da yeni olmuş gibi ortaya konuluyor, artış olduğu söyleniyor. Ben
olayların artışında emniyetteki verilere bakarım'' dedi.
Yayınlanan haberlerden dolayı toplumda bu suçlarda artış olduğuna yönelik
algı oluşabileceğine dikkati çeken Çubukçu, şunları kaydetti:
''Bu algı gerçek algı değildir. Gerçek algı bu konudaki istatistik
verilerle ortaya çıkar. Özellikle çocuk suçluluğunda bir artış olduğuna dair
ileri sürülen tezler var. Biz hükümet olduğumuz dönemde çocuk yargılaması
kapsamına giren çocukların yaş sınırlaması 15 idi. Yani 15 yaşın altındakiler
çocuk suçları kapsamında değerlendiriliyordu. Bizim zamanımızda bu yaş 18'e
çıkarıldı. Ülkemizde de aslında kanunla ihtilafa düşen çocuklar 15-18 yaş
arasındadır. Gözüken artış çocuk yaşının 18'e çıkarılmasıyla ilgilidir. Yoksa
kanunla ihtilafa düşen çocukların sayısında bir artış söz konusu değildir.
Bir yıl önceki bilgilerimle söylüyorum. Bu verilerin güncellenim
güncellenmediğini bilemiyorum. Bu verilere bakıldığında durumu görürsünüz. Çocuk
yaşını 15'ten 18'e çıkarırsanız doğal olarak artmış gibi gözükür. Ama 2002'den
önceki dönemdeki gibi 15 yaş altındaki kanunla ihtilafa düşen çocuklara
bakıldığında artış olmadığını, bazı suçlarda azalma olduğunu görüyoruz.''
Milli Eğitim Bakanı Çubukçu, mağdurun veya zanlının çocuk olduğu
durumlarda mevcut yargılamada gizlilik kararı alındığını, yayın yasağı
konulduğunu anımsatarak, ''Buradaki gizlilik ve yayın yasağı, sizin haber
yapmanızın engellenmesi değil. Mesele, çocukların üstün yararı içerisinde
çocukların hukukunu koruyacak şekilde davayı sağlıklı bir şekilde sonuçlandırmak,
en hızlı şekilde topluma yeniden kazandırılmaları yönünde çaba gösterilmesini
sağlamaktır'' diye konuştu. (16.52)
