2010-02-09 - 13:00
AK PARTİ TBMM GRUP TOPLANTISI...
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye, ''Evet Sayın Bahçeli, biz faşizmi sizin kadar iyi bilmeyiz. Çünkü faşizm ile bir ilişkimiz, bir bağlantımız yok. Siz ne olur şunu bir anlatın, faşizmin özelliklerini bir açıklayın da biz de sizin nasıl bir zihniyete sahip olduğunuzu daha iyi anlayalım. Çünkü siz, bu işin hem teorisyeni, hemde pratisyenisiniz'' dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye, ''Evet Sayın Bahçeli, biz faşizmi
sizin kadar iyi bilmeyiz. Çünkü faşizm ile bir ilişkimiz, bir bağlantımız yok.
Siz ne olur şunu bir anlatın, faşizmin özelliklerini bir açıklayın da biz de
sizin nasıl bir zihniyete sahip olduğunuzu daha iyi anlayalım. Çünkü siz, hem
teorisyenisiniz, hem bu işin pratisyenisiniz'' dedi.

Partisinin TBMM Grup toplantısında konuşan Erdoğan, MHP Genel Başkanı
Devlet Bahçeli'ye yanıt verdi. Herkesin ve her kurumun Türkiye'nin çıkarını,
geleceğini, menfaatini düşünmek zorunda olduğunu belirten Erdoğan, millete hesap
verme derdi olmayanların, milletin menfaatini gözardı etme lüksüne sahip
olamayacaklarını kaydetti.

Erdoğan, herkesin millet adına yetki kullandığını ifade ederek, statükocu
anlayışın TBMM çatısı altında sahiplenilmiş olmasını eleştirdi ve bu anlayışı
''vahim'' olarak nitelendirdi. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Siyasetin bir üslubu, geleneği, kültürü, bir seviyesi vardır.
İnternetten görüntü indirip, bunu benimle, benim eşimle, benim milletimin
Peygamberiyle istihza için, alay için, dalga geçmek için kullanmak; edep dışıdır,
terbiye dışıdır, izan ve insaf dışıdır. Biz Sayın Bahçeli ve arkadaşlarıyla
ilgili İnternette ne tür hezeyanların dolaştığını görüyoruz, bunu da iyi
biliyoruz. Ama bunları alıp belden aşağı vururcasına Meclis kürsüsüne taşımak,
bizim terbiye anlayışımızla, bizim siyaset geleneğimizle, bizim kültürümüzle ve
inancımızla asla bağdaşmaz. Hele hele bu alaycı tutumun ülkemizde bir çok hanım
kardeşimizin başına gelmiş yanlış bur uygulamayı destekler nitelikte gündeme
getirilmiş olması, ayrıca üzerinde düşünülmesi gereken bir tavırdır''

''DENSİZ BİR YAKLAŞIM...''

MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin grup konuşmasına işaret eden Erdoğan,
''Bugünkü konuşmaya baktığınız zaman, AK Parti'yi haçlı ordularına benzetecek
kadar densiz bir yaklaşım...Ne demek bu ya? Yani, bu çatının altında, bu ülkede
demokrasi mücadelesi veren, bu milletin oylarıyla iktidara gelmiş olan bir
partiyi sen nasıl böyle çirkin benzetmeyle ortaya koyar, ifade edersin?'' dedi.

Teşbihin hata kabul etmeyeceğini kaydeden Erdoğan, konuşmasını şöyle
sürdürdü:

''Sağ olsun, eline metre almış, 'bundan böyle Ak Parti'liler bizim
sıralarımıza bir metreden fazla yaklaşamazlar, yaklaşırlarsa görürler.' Bunun
şöyle tıp dünyasında karşılığı nedir, onu bilemem. Onu artık tıp dünyasındaki
ilgililere havale ediyorum. Bu nasıl demokrasi anlayışı? Bu nasıl fikir ve
düşünce özgürlüğünden yana olmak? Daha fazlasını söylemeye gerek yok zaten. Hani
bunlar demokrasiyi savunacaktı? Hani siz milletin maneviyatını en üst seviyede
önemsiyordunuz? Hani, nerede? Bu maneviyata sahip çıkmak, bu mu milliyetçilik?
Hem bizden, hem de aziz milletimizden özür dilemek yerine, zeytinyağı gibi üste
çıkarak özür beklediklerini ifade ediyorlar. Bu da yetmiyor, tehdit ediyorlar.

Sayın Bahçeli, benim faşizmi bilmediğimi ifade ediyor. Evet, Sayın
Bahçeli, biz faşizmi sizin kadar iyi bilmeyiz. Çünkü faşizm ile bir ilişkimiz,
bir bağlantımız yok. Siz ne olur şunu bir anlatın, faşizmin özelliklerini bir
açıklayın da biz de sizin nasıl bir zihniyete sahip olduğunuzu daha iyi
anlayalım. Gerçi yaptığınız yazılı açıklamalarda, savurduğunuz tehditlerden,
ettiğiniz hakaretlerden, sergilediğiniz kavgacı anlayıştan tahmin edebiliyoruz.
Çünkü siz hem teorisyenisiniz, hem bu işin pratisyenisiniz. Bu özelliğiniz var.
Ancak açıklayın da milletimiz bunu daha iyi görsün. Bu ülkede milliyetçilik adı
altında nasıl kafatasçılığı yapıldığını, otoriter anlayışların, dayatmacı,
kavgacı yöntemlerin nasıl sergilendiğini milletimiz daha iyi anlasın. Hamasetle,
tahriklerle, tehditlerle ortaya koyduğunuz şeyler, siyasi zihniyetinizi
yansıtıyor. Gerçi bazı gazeteciler, 'Ciddiye almadığımız için bu saçmalıklara
cevap vermiyoruz' diyorlar, ama biz adam aldırma da geç diyemiyoruz. Mecliste
grubu bulunan bir partiyi görmezden gelmek, ciddiye almamak istemiyoruz. Ama bu
üslubunuz, bu söylemleriniz devam ederse, kusura bakmayın biz de sizi ciddiye
almayız. Türk siyasetini bu seviyeye düşürmeyiz.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, eğitimde, 7 yılda tarihi nitelikte yatırımlara imza attıklarını
belirterek, ''Kamunun AR-GE'ye ayırdığı bütçe, 2002 yılında sadece ve sadece 57,7
milyon TL idi. Biz, bu miktarı 2 milyar TL'ye çıkardık. Yani tam yüzde 3 bin 411
oranında artış sağladık'' dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, hafta sonu
ve dün yaptığı açılışlar hakkında bilgi verdi.

2009-2010 eğitim öğretim yılının ikinci yarısının eğitim camiası için
başarılarla dolu geçmesini dileyen Erdoğan, Hükümetleri döneminde eğitime
yaptıkları yatırımları anlattı.

Eğitimi, sağlık, emniyet ve adaletle birlikte Hükümetlerinin en öncelikli
ele alan olduğunu belirten Erdoğan, 7 yılda tarihi nitelikte yatırımlara imza
attıklarını söyledi. Yatırımlarla ilgili açıkladığı rakamların vatandaşlara
anlatılmasını da isteyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''2002 yılında o dönemin Hükümeti, Milli Eğitime bütçeden 7,5 miyar TL
ayırmıştı. Biz, bu miktarı her yıl kademeli olarak artırdık. 2005 yılından
itibaren Cumhuriyet tarihimizde ilk kez Milli Eğitime ayrılan pay diğer tüm
kalemlerin önüne geçti ve ilk sırada yer aldı. 2010 yılında Milli Eğitime
ayırdığımız bütçe, 2002 yılına göre yüzde 278 oranında arttı ve 28.24 milyar TL
oldu.

Yükseöğretim bütçesi 2,5 milyar TL idi. Yüzde 275 oranında artırdık, 2010
yılında 9,3 milyar TL bütçeden pay ayırdık.

YURTKUR bütçesi sadece 494 milyon TL iken onu da yüzde 456 oranında
artırdık ve 2,7 milyar TL'ye yükselttik.

Kamunun AR-GE'ye ayırdığı bütçe, 2002 yılında sadece ve sadece 57,7
milyon TL idi. Biz, bu miktarı 2 milyar TL'ye çıkardık. Yani tam yüzde 3 bin 411
oranında artış sağladık. Üniversite AR-GE bütçesi 86,6 milyon TL iken buna da 480
milyon TL'ye çıkardık. Yani yüzde 3 bin 299 oranında artış yaptık. Bakın, ben
resmi rakamlar açıklıyorum. Hayali rakamlar değil. Buradan hareketle siz değerli
arkadaşlarımın bunları, tüm kamuya duyurması lazım.

Okullaşma oranlarında, okul ve sınıf başına düşen öğrenci sayılarında
önemli değişiklikler oldu. Öğretmen başına öğrenci sayısı, 2002-2003 öğretim
yılında ilköğretimde 28 iken bunu 23'e kadar çektik. Derslik başına düşen
öğrenci sayısında hedefimiz, 2012-2013 öğretim yılında 30 öğrenciydi. Ama bu
hedefi, biz şu anda yakalamış bulunuyoruz. Hatta bu hedefi aştık. Geçen yıl
itibarıyla Türkiye ortalamasında 29 öğrenci rakamına ulaşmış bulunuyoruz.''

OKUL SAYILARI

Başbakan Erdoğan, 7 yılda 6 bin 55'i kamu, 1390'ı hayırseverler eliyle
olmak üzere toplam 7 bin 445 yeni okulu Türkiye'ye kazandırdıkları kaydederek,
yine bu süreçte 142 bin 634 dersliğin yapımını tamamlayarak hizmete açtıklarını
bildirdi.

Milli Eğitim Bakanları Hüseyin Çelik ve Nimet Çubukçu'ya teşekkür eden
Erdoğan, bakanların bu süreci farklı bir heyecanla takip ettiklerini anlattı.

Erdoğan, son 7 yılda öğrencilere ücretsiz 1 milyara yakın kitap
dağıttıklarını, yine bu dönemde 8 derslik ve üzeri okullara bilişim teknolojisi
sınıfları kurduklarını hatırlattı. Erdoğan, 29 bin 428 bilişim teknolojisi
sınıfının faaliyette olduğuna dikkati çekerek, 7 yılda okullara 739 bin
bilgisayar kazandırdıklarını söyledi. Başbakan Erdoğan, aynı dönemde 228 bin
öğretmen ataması yaptıklarını, buna ek olarak usta öğretici, bilgisayar
öğreticisi, dil öğreticisi gibi branşlara 241 bin kişiyi istihdam ettiklerini
kaydetti.

GREENPACE EYLEMİ

Başbakan Erdoğan'ın konuşmasının bu bölümünde, salonda bulunan 2
Greenpace üyesi pankart açarak nükleer santralların yapımını protesto etti.
Gazetecilerin eylemcilerin arkasından gitmek istemesi üzerine Başbakan Erdoğan,
''Medya mensubu arkadaşlarım hiç durmasınlar, hemen gitsinler. Açın kapıları,
açın... hemen gitsinler... Açın kapıları, açın gitsinler'' dedi.

Erdoğan'ın sözleri üzerine salondaki izleyiciler, alkışlar eşliğinde
''Türkiye seninle gurur duyuyor'' diye slogan attı.

''Ülkemizin meselelerini takip edenler, bizimle beraber takip ediyorlar
zaten. Ama gayri ciddi olanları takip etmek isteyenlere kapıları açın, gitsinler.
Serbest bırakın'' diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bizim ciddi meselelerle işimiz var. Bizim, ülkemizin kalkınmasıyla
işimiz var. Affedersiniz, elinde iki tane paçavrayla gelecek ve Türkiye'nin
nükleer enerjiden istifade etmesini provoke etmeye gayret edenlere biz bu ülkede
prim vermeyiz. Bunun adımlarını atacağız, atıyoruz. Bunların yaptıkları, ülkenin
enerji ihtiyacının karşılanması, şu, bu falan değil. Bildiklerinden de değil.
Birileri ellerine iki tane paçavra tutuşturuyor, onunla beraber buraya kadar
girebiliyor. Bunlar ne getirir, ne götürür... Bunların hesabını, araştırmasını
bildiklerinden değil. Bunlar üzüntü vericidir. Tabii ki bunlara üzülüyoruz. Ama
medyanın da buna çanak tutmasını anlamıyoruz.''

EĞİTİME DEVAM

Eğitimle ilgili konuşmasına geri dönen Başbakan Erdoğan, iktidarları
döneminde eğitimde çalışanların ücretlerini iyileştirdiklerini söyledi.

Erdoğan, 41'i devlet, 22'si vakıf olmak üzere 63 yeni üniversite
kurduklarını belirterek, ''Ben neye üzülüyorum biliyor musunuz? Zaman zaman
bakıyorsunuz, kariyeri olan, önünde Prof. yazısı olan bazı zevat, diyor ki 'her
ile niye üniversite?' Bunun bir sosyolojik değerlendirmesini yaparak, bu ifadeyi
kullandıklarını zannetmiyorum. Böyle bir dertleri olduğunu da zannetmiyorum''
diye konuştu.

Van, Hakkari, Muş, Ardahan, Kars, Rize, Artvin'deki yavruların üniversite
okumak için İstanbul ve Ankara'ya gitme imkanı bulunup bulunmadığı sorusunu
yönelten Erdoğan, şunları söyledi:

''Bunun hesabını yapmıyor. Oradaki yavrularımız bu imkanlardan mahrum
olduğu için üniversite eğitimlerinden mahrum olduklarını düşünebiliyorlar mı?
'Efendim, yurt yaparsın oraya gider...' Biz gelene kadar Türkiye'de yurtlar
noktasındaki açığı hiç araştırdın mı hoca efendi? O da bizimle kapanıyor. Gereği
yokmuş, kusura bakma... İşte o dil, bizim dilimiz, siyasetçinin dili. İşte biz
bunu yakaladık, 81 vilayetimizin 81'ine de üniversitelerimizi yaptık.

Osmaniye'de yetkililerle yaptığımız görüşmede aynen şu ifadeyi
kullandılar: ''Başbakanım burada bir Korkut Ata Üniversitesinin açılması bile
Osmaniye'nin havasını değiştirdi.' Osmaniye'nin havasını... Bizden önce gelenler
niye yapmadılar üniversiteyi? Niye bu üniversiteyi kuramadılar? Onlar lafını
yaptı, biz icraatını yaptık. Bu üniversiteler oralardaki gerek entelektüel yapıyı
değiştiriyor, gerek oradaki ekonomik hayata farklılık kazandırıyor, gerekse
illerimizin sosyal barışına katkıda bulunuyor. Ve bu bir kaynaşmayı getiriyor.
Ayrımcılığı, bu ortadan kaldırıyor. O yüzden bu üniversitelerin açılması
dönemimizin iftihar vesilesidir.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, ''Ülkemiz dünya genelinde adaleti, barışı, hukuku savunacak, vizeleri
ortadan kaldıracak, mayınlı arazileri temizleyecek ama siz hala beli kesimlere,
belli okullara, belli gelir gruplarına üniversiteye girişte engeller
çıkartacaksınız. Yoksa Başbakan meslek lisesi mezunu, imam hatip mezunu olduğu
için mi bunları yapıyorsunuz? Çok çirkin bir şey. Böyle bir yaklaşım olmaz''
dedi.

Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, yüksek lisans yapan
öğrencilere kendilerinden önceki koalisyon Hükümeti döneminde 90 lira verilirken,
şu anda 400 lira verdiklerini anlattı. ''AK Parti farklılığı bu...Peki doktora
yapan öğrencilere ne veriyorlardı beyefendiler? Hani bol keseden atıyorlar
ya...Sayın Baykal da atıp tutuyor. Biraz sonra geleceğim ona da. 135 lira...Biz
şu an 600 lira burs veriyoruz. 135 lira nire, 600 lira nire?'' diyen Erdoğan,
eğitimi ilgilendiren her alanda geçmişle kıyas kabul etmeyecek ölçüde
iyileştirmeler sağladıklarını ve büyük yatırımlar gerçekleştirdiklerini
kaydetti.

Türkiye'nin orta ve uzun vadede çehresini de kaderini de gelecek
vizyonununu da köklü şekilde değiştirecek yatırımların eğitime yapılanlar
olduğunu anlattı. Büyüyen ekonomiye can suyu verecek, güçlü, itibarlı dış
politikayı kalıcı kılacak yatırımların da eğitime yapılan yatırımlar olduğunu
belirten Erdoğan, ''Demokrasiyi güçlendirecek, standartlarını çok daha yükseğe
çekecek yatırımlar da bu yatırımlardır. İyi eğitim almış, bilgisayarı çok iyi
kullanan, dünyayı takip eden ve gelişmeleri okuyabilen bir nesil bu ülkede artık
antidemokratik hiçbir girişime boyun eğmeyecek, hiçbir hukuk dışılığa tahammül
etmeyecek, seviyeli bir siyaseti Türkiye'nin değişmez vasfı haline getirecektir''
diye konuştu.

''HALA KILIK KIYAFET TARTIŞMALARI...''

Eğitimi dar kalıplardan, skolastik düşünceden, kör ideolojilerden, kısır
çekişmelerden mutlaka arındırılmasını istediklerine işaret eden Erdoğan, şöyle
konuştu:

''Bugün Türkiye'nin üniversitelerinin şekil tartışmalarıyla,
kılık-kıyafet tartışmalarıyla, sakal-bıyık tartışmalarıyla anılmasını, açık
söylüyorum, Türkiye'de üniversitelerimize için çok büyük bir haksızlık olarak
görüyorum. Dünyanını 17. büyük ekonomisi konumuna yükselmiş bir ekonominin meslek
liselerini tamamen ideolojik bir bakış açısıyla ötelemesini, üvey evlat muamelesi
yaparak dışlamasını, bu ülkenin geleceğine vurulmuş acımasız bir darbe olarak
görüyorum. Ülkemiz BM Güvenlik Konseyi'ne üye olacak, bu seviyelere yükselecek
ama siz okulların üniversiteye girişlerinde ayrımcılık yapacaksınız. Ülkemiz AB
ile müzakereleri yürüten bir konuma ulaşacak ama siz hala meslek liselerini
tartışma konusu yapacaksınız. Yani yoksa Başbakan meslek lisesi mezunu, imam
hatip mezunu olduğu için mi bunları yapıyorsunuz? Çok çirkin bir şey. Böyle bir
yaklaşım olmaz. Ülkemizin milletvekilleri büyük çaba ve gayretle, AKPM
Başkanlığına AK Parti'li Antalya milletvekili seçilecek, siz hala katsayıyı
konuşuyor olacaksınız. Bu ülkenin muhalefeti, bir Türkün oraya başkan seçilmesini
hazmedemeyecek kadar kin ve nefreti taşıyor ve bunun dalgalarını başka yerlerde
görüyoruz.

Ülkemiz dünya genelinde adaleti, barışı, hukuku savunacak, vizeleri
ortadan kaldıracak, mayınlı arazileri temizleyecek ama siz hala beli kesimlere,
belli okullara, belli gelir gruplarına üniversiteye girişte engeller
çıkartacaksınız. Bunun ne evrensel hukuk değerleriyle örtüşen bir yanı vardır, ne
çağdaş dünyanın normlarıyla örtüşen bir yanı vardır, ne Türkiye'nin gerçekleri ve
ihtiyaçlarıyla örtüşen bir yanı vardır. Bu akla da mantığa da vicdana da
aykırıdır. Ve her şeyden önce bu ülkeye, bu millete, bu milletin evlatlarına
haksızlıktır. Bu Hükümet milleten aldığı yetkiyle, milletin iradesi doğrultusunda
ülkeyi muasır medeniyetler düzeyine taşırken, birilerinin çıkıp tamamen geri
kalmış bir anlayışla, bu ülkenin paçasından çekiştirmesi ülkenin hızını kesmesi,
ülkeyi geriliğe mahkum etmeye çalışması anlaşılır bir durum değildir, asla da
olamaz. Engel, sorun, kriz çıkaran bir zihniyetin bu ülkeye, bu millete ne
faydası olabilir? Her zaman değişime direnen, sürekli gelişime ayak direyen,
sürekli ileriye doğru atılan her adıma engel olmaya çalışan bir yaklaşımın
Türkiye'ye ne gibi bir faydası olabilir. ''

''HÜKÜMET GAZA BASACAK, BİRİLERİ FRENE BASACAK''

Dünya, Türkiye ve toplumun değiştiğine işaret eden Erdoğan, şunları
kaydetti:

''Ama bazı anlayışlar, tarihin karanlıklarından bir türlü çıkamıyor.
Türkiye kalkınacaksa, büyüyecekse, muasır medeniyet seviyesinin üzerine
çıkacaksa, bu topyekün bir mücadeleyle olabilir. Hükümet gaza basacak, birileri
frene basacak. Hükümet ileriye atılacak, birileri geriye doğru çekecek. Hükümet
yatırım yapacak, hizmet edecek, çalışacak, didinecek, koşacak, birileri çukur
kazacak, engel çıkaracak, mayın döşeyecek. Kusura bakmayın. Birileri Türkiye'yi
düşünmüyor, milletin menfaatlerini hesaba katmıyor, ülkemizin geleceğine yönelik
sorumluluk hissetmiyor olabilir. Ancak biz aşkla, sevdayla, sorumluluk duygusuyla
çalışmaya çabalamaya devam edeceğiz. Engel çıkaranlara da diyeceğiz ki; 'gölge
etmeyin başka ihsan istemeyiz.'

Türkiye'nin geleceği, Türkiye'nin ulusal menfaatleri sadece Hükümetin
sorumluluğunda değildir. Yasama da yargı da yürütme de medya ve sivil toplum da
bu süreçte yapıcı rol oynamalıdır. Engel olunan, köstek olunan AK Parti iktidarı
değildir, bilesiniz ki Türkiye'dir.'' (13:00)

***HABERİN TAMAMINA 'İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ***