2015-02-17 - 12:25
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, milletin iradesiyle iktidara gelen AK Parti'nin, "30 bin insanın ölümünden sorumlu ömür boyu ağırlaştırılmış müebbet ceza alan bir katile umut bağladığını" öne sürdü.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, milletin iradesiyle iktidara gelen AK Parti'nin, "30 bin insanın ölümünden sorumlu ömür boyu ağırlaştırılmış müebbet ceza alan bir katile umut bağladığını" öne sürdü.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Bizim HDP ile yan yana gelmemiz kıyamette bile olmayacak bir şeydir ama siz ve saraydaki haminiz PKK kovanına gireli, HDP?nin çanağından tıka basa yiyeli çok seneler olmuştur" dedi.
"Bu ne kepazeliktir, bu ne utanmazlıktır" ifadesini kullanan Bahçeli, "İmralı canisinin iki yıl önce PKK?ya silah bırakma ve sınır dışına çekilme çağrısı ne sonuç vermiştir de bu seferki verecektir?" dedi.
PKK?nın sadece "Türkiye?nin çatır çatır bölünmesi, sözde Kürdistan?ın kurulması" şartıyla silah bırakacağını savunan Bahçeli, "Erdoğan ve Davutoğlu bu melanetin sözünü verse de pratikte bir sonuç görmedikten sonra teröristlerin silahlara veda etmesi akla ve mantığa aykırıdır" diye konuştu.
HDP?nin bağımsız veya parti olarak seçimlere girmesinin "sürdürülen pazarlıklara göre şekil alacağını" ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti:
"AKP ile PKK anayasayı değiştirip milli ve üniter devleti parçalama, özerkliği inşa amacında hem fikirdir. AKP ile PKK Öcalan canisinin önce ev hapsi ya da Diyarbakır Cezaevi?ne nakli, sonra da planlanan eyalet yasalarıyla serbest kalması, genel af, bölücülüğü derinleştirecek kimlik ve statü verilmesi bağlamında da hemen hemen aynı görüştedir. Yani AKP PKK?laşmış, PKK?da AKP maskesi takmıştır. MİT Müsteşarı?nın siyasete taşınması ise İmralı-Kandil ortak yapımı ve talebidir. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti?nin illegal bir terör örgütüyle ruhen özdeşleşmesi, tıpa tıp kopyası olması olur ve sineye çekilir şey değildir.
Erdoğan?ın Latin Amerika dönüşü esnasında, silah bırakma çağrısının kısa sürede yapılacağını söylemesi iki yıl öncesine tekrar dönülmesi, aynı ezber ve senaryoların bir kez daha yaşanması demektir. Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan şahıs PKK?ya varlığını adamış, ruhunu ipotek ettirmiş, çözülme sürecine canını koymuştur. Bize göre süreç ihaneti teröre Türkiye?yi sunmak, fitneye boyun eğmek, dağdan şehirlere inen bölücülere müsamaha göstermektir. Süreç ihanetiyle kızışan pazarlıklar PKK?ya göz yummak, İmralı canisine göz kırpmak, kardeş kavgasına açık çek yazmak, federasyona davetiye çıkarmaktır."
"İç Güvenlik Paketi"nin, tüm karşı çıkış ve itirazlarına rağmen Meclis Genel Kurulu?nda görüşülmesine başlanacağını belirten Bahçeli, Terörle Mücadele Kanunundan tutun da Mera Kanunu'na kadar 21 yasada değişiklik öngören "çuvallaşmış tasarının özde güvenlik kaygısıyla hazırlanmadığı" savundu.
"Hakim ve savcılara ait yetkilerin vali, kaymakam ve polislere verilmesi güvenlikle nasıl ilişkilendirilmektedir? Telefon dinlemelerinde, polise ilk 48 saat için izin almama ayrıcalığı vermenin neresi güvenliktir? Savcılık kararı olmaksızın 48 saat önleyici gözaltı kararı uygulamasında hangi güvenlik tedbiri gözetilecektir? Valilere her türlü yasak ve el koyma yetkisiyle birlikte, toplantı ve gösteri amaçlı yürüyüşlerde polislere toplu gözaltına alma ruhsatı vermek demokratik teamüllerle nasıl izah edilecektir?" sorularını yönelten Bahçeli, şunları söyledi:
"Başbakan sahiden de molotof atanı dert ediyorsa, maske takıp terör estirenleri mesele yapıyorsa TCK'ya bakması yeterlidir.
Davutoğlu aklınca İç Güvenlik Paketi?ne itirazımızdan dolayı bizi HDP?yle aynı kareye sokmuş, ismimin başına da molotof ve bonzai çirkin sıfatlarını iliştirmiştir. Sayın Başbakan kendini fazla zorlama, fazla yorulma; kimin HDP?nin kuyruğu, kimin HDP?nin uyruğu, kimin PKK?nın uşağı olduğunu aziz milletimiz gayet iyi bilmektedir. Bizim HDP ile yan yana gelmemiz kıyamette bile olmayacak bir şeydir ama siz ve saraydaki haminiz PKK kovanına gireli, HDP?nin çanağından tıka basa yiyeli çok seneler olmuştur. Sayın Davutoğlu senin sağ gözün İmralı canisi ise sol gözün 17-25 Erdoğan?dır.
Molotof ve bonzai iftirasına gelince; sen bu sözleri ya haplandın da kullandın, ya da tehditle söyledin. Sayın Davutoğlu çamur da olsan sen nazik birisin, tavsiyem böyle şeyleri ağzına almaman, bizimle söz düellosuna girmemendir. İç Güvenlik Paketi?ne haklı olarak karşı olmak şahsımı molotof yapıyorsa, PKK?yla pazarlıklar, teröre diz çökmeler acaba seni ne yapacaktır? Biz Anzavur Ahmet?i gördük, ama senin gibi Serok Ahmet?i, İmralı?ya mahalle bekçisi durmuş Ahmet?i, saraya vitrin süsü olmuş Ahmet?i ilk kez görüyor, ilk kez şahit oluyoruz. Sayın Davutoğlu, var git işine, bize ilişme; sen saray etrafında dönmeyi dene. Bizimle aşık atamazsın, kalite ve kalibrenle bil ki tozumuza bile yetişemezsin."
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Fertlerdeki psikolojik ve sosyolojik açmazların tahlili, şiddeti doğuran sosyal ve siyasal iklimin analizi isabetle yapılmadan yasa çıkarılsa da anlamı olmayacak, idam cezası getirilse de şiddet durmayacaktır" dedi.
Bahçeli, AK Parti?nin ekonomi politikalarının duvara tosladığını, milyonlarca vatandaşın işsiz, güçsüz ve gelirsiz bırakıldığını öne sürdü.
İşsizlik musibetinin milletin bağrını deldiğini belirten Bahçeli, gelir dağılımındaki korkunç adaletsizliği gidereceklerini, orta sınıfa soluk aldıracaklarını, zenginden fakire doğru gelir transferi sağlayacaklarını kaydetti.
Mutlu olduğunu beyan edenlerin oranı 2013?de yüzde 59 iken, bu oran 2014?de yüzde 56,3?e gerilediğini ifade eden Bahçeli, nüfusun yarıya yakınının mutsuz ve huzursuz olduğunu kaydetti. Bahçeli, şunları söyledi:
"İşine gelmeyince dünyada yalnızlığı umursamadığını söyleyen, yeri gelince de Hz. Mevlana?nın pergel benzetmesini ilham alarak fıldır fıldır dünyayı dolaştığını iddia eden Erdoğan?ın haram ve hezimet sultası nereye kadar sürecektir? Çocuğunu okuturken saçlarına ak düşmüş kardeşim, akşam eve gelirken market ve pazarı yalnızca uzaktan seyreden değerli vatandaşım, bu haksız ve ahlaksız yönetimi daha ne kadar görmezden geleceksiniz?
Erdoğan ve Davutoğlu milletimizin sırtından geçiniyor, mazlumların iliğini kurutuyor, helal kazançları aşırıyor hala görmeyecek, tepki vermeyecek miyiz? Cumhurbaşkanı uçan sarayıyla, devletin parasıyla gezmediği, bol harcırahla görmediği, gitmediği, konaklamadığı yer bırakmamıştır. Erdoğan, milletimizin sayesinde dünya turu atmakta, gökyüzünden yere bir türlü inmemekte, kıtalar arası turistlik seyahat acentesi gibi çalışmaktadır. Erdoğan göçmen kuşlar gibi bir oradan bir buraya uçmuştur da hangi başarıyı elde etmiş, milletimizin hangi ihtiyacını karşılamıştır?"
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dün konuşmasında, MHP'yi hedefe koyarak "Proje desen proje yok, vizyon desen yok, hayal desen o bile yok. Çalışma gayreti zaten hiç yok" dediğini anımsatan Bahçeli, "Sanki aktif siyasetin içindeki bir siyasi şahsiyet gibi zırvalamıştır. Eğer villada soygun paralarını eritmek, yolsuzluk havuzlarında milyar dolarlarla ıslanmak, ayakkabı kutularına devasa rüşveti sıkıştırmak bir projeyse, bizim böyle bir projemiz ne görülmüş, ne de görülecektir. Eğer hırsızlık bir vizyon, ihanet bir misyonsa, ne böyle bir vizyonumuz ne de bu şekilde bir misyonumuz vardır" ifadelerini kullandı.
Mersin?in Tarsus ilçesinde, 20 yaşındaki Özgecan Aslan'ın hunharca katledilmesinin herkesi derinden sarstığını belirten Bahçeli, "Kadına, kıza, küçücük çocuklara yönelik şiddet niçin bu denli yaygınlık kazanmıştır? Hiç kimse katil, terörist, ölüm makinesi olarak doğmayacağına göre, hayatın olağan akışı içinde masum bir bebekten azılı bir canavar haline dönüşmenin sırrı nedir?" sorularını yöneltti.
"Fertlerdeki psikolojik ve sosyolojik açmazların tahlili, şiddeti doğuran sosyal ve siyasal iklimin analizi isabetle yapılmadan yasa çıkarılsa da anlamı olmayacak, idam cezası getirilse de şiddet durmayacaktır" diyen Bahçeli, gazetelerin üçüncü sayfalarının kandan, kundaklamadan, taciz ve tecavüz haberlerinden geçilmediğini söyledi.
Bahçeli, "Kadına şiddet facia ve felaket ötesidir. Son 10 yılda 7 bin 122 kadın farklı nedenlerle katledilmiş, 5 bine yakın kadın da ne acıdır ki tecavüze uğramıştır. 2008?den bu tarafa kadın cinayetleri, lütfen dikkat buyurunuz, yüzde bin 400 çoğalmıştır. Nitekim bu rakamlar sözün bittiğine apaçık işarettir. Bu çerçevede, 2014?de 294, sadece bu yılın Ocak ayında 20 kadın hayata veda etmiştir" dedi.
AK Parti toplumsal tepkiyi eritmek, yükselen itirazları emmek için idam tartışmalarının önünü açtığını savunan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Burada çok ciddi bir samimiyet noksanlığı olduğu nettir. Madem idam cezasına ihtiyaç vardır, madem katillerin hak ettiğini bulması istenmektedir; o zaman AKP?nin önüne geçen, engel çıkaran, elini tutan da yoktur, olmayacaktır. İktidarın karanlıktan el sallaması bize göre amaç ve niyetini gizleyemeye yetmeyecektir. Başbakan ve partisine sesleniyorum; hadi buyurun, idam cezasıyla ilgili düzenlemeyi hemen hazırlayın ve hemen harekete geçin de ne kadar dürüst ve sözünüzün eri olduğunuzu görelim.
Yürürlükteki hukuk mevzuatında insan öldürenlere, en bayağı ve mide bulandırıcı suçları işleyenlere gerekli ağır cezalar öngörülmüş, kural ve hükme bağlanmıştır. Mesele hukuku doğru ve vicdanlara uygun tatbik etmektir. Suçla mücadele için önce suçu doğuran, bir kişiyi suça iten sosyal, siyasal, psikolojik ve ekonomik kompozisyonu iyi okumak, iyi değerlendirmek zorunluluğu vardır.
Eğer suçu imal eden ana kaynak kurutulmazsa, istediğiniz kadar darağacı kurun, istediğiniz kadar ceza yağdırın; ne yazık ki makus ve acı verici vakalardan kurtulma şansınız olmayacaktır.
Bir yanda kadına ikinci sınıf insan muamelesi yapıp eşitliği yok saymak, diğer yanda kadını sadece çocuk doğuran bir göreve indirgemek şiddeti alttan alta beslemektedir.
Bir yanda alenen suç işleyip diğer yanda mahkemeleri darbeci, paralel, milli irade düşmanı olarak göstermek; dahası yandaş ve siyasileşmiş yargı kurmak adalete güveni sekteye uğratmakta, hukukun yaptırım gücünü aşındırmaktadır."
Cinayete kurban giden üç Suriyeli Türkmen için haklı olarak Obama?ya seslenen ve "neredesin Başkan" diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, kendilerinin de "nereye kadar sürecek bu zulmün Erdoğan?" diye sormanın en tabii hakları olduğunu öne süren Bahçeli, "Bize göre, özünde zalim olanların, zulmü felsefe haline getirenlerin akıl yoluyla insani davranmaları dün mümkün olmamıştır yarın da olmayacaktır. Yeni Özgecanların olmaması, yeni dehşet verici cinayetlerin yaşanmaması için herkes, bilhassa Hükümet sorumluluk bilinciyle hareket etmeli, ayırıcı ve kutuplaştırıcı siyasal dilini acilen kesmelidir" dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Bizim HDP ile yan yana gelmemiz kıyamette bile olmayacak bir şeydir ama siz ve saraydaki haminiz PKK kovanına gireli, HDP?nin çanağından tıka basa yiyeli çok seneler olmuştur" dedi.
"Bu ne kepazeliktir, bu ne utanmazlıktır" ifadesini kullanan Bahçeli, "İmralı canisinin iki yıl önce PKK?ya silah bırakma ve sınır dışına çekilme çağrısı ne sonuç vermiştir de bu seferki verecektir?" dedi.
PKK?nın sadece "Türkiye?nin çatır çatır bölünmesi, sözde Kürdistan?ın kurulması" şartıyla silah bırakacağını savunan Bahçeli, "Erdoğan ve Davutoğlu bu melanetin sözünü verse de pratikte bir sonuç görmedikten sonra teröristlerin silahlara veda etmesi akla ve mantığa aykırıdır" diye konuştu.
HDP?nin bağımsız veya parti olarak seçimlere girmesinin "sürdürülen pazarlıklara göre şekil alacağını" ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti:
"AKP ile PKK anayasayı değiştirip milli ve üniter devleti parçalama, özerkliği inşa amacında hem fikirdir. AKP ile PKK Öcalan canisinin önce ev hapsi ya da Diyarbakır Cezaevi?ne nakli, sonra da planlanan eyalet yasalarıyla serbest kalması, genel af, bölücülüğü derinleştirecek kimlik ve statü verilmesi bağlamında da hemen hemen aynı görüştedir. Yani AKP PKK?laşmış, PKK?da AKP maskesi takmıştır. MİT Müsteşarı?nın siyasete taşınması ise İmralı-Kandil ortak yapımı ve talebidir. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti?nin illegal bir terör örgütüyle ruhen özdeşleşmesi, tıpa tıp kopyası olması olur ve sineye çekilir şey değildir.
Erdoğan?ın Latin Amerika dönüşü esnasında, silah bırakma çağrısının kısa sürede yapılacağını söylemesi iki yıl öncesine tekrar dönülmesi, aynı ezber ve senaryoların bir kez daha yaşanması demektir. Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan şahıs PKK?ya varlığını adamış, ruhunu ipotek ettirmiş, çözülme sürecine canını koymuştur. Bize göre süreç ihaneti teröre Türkiye?yi sunmak, fitneye boyun eğmek, dağdan şehirlere inen bölücülere müsamaha göstermektir. Süreç ihanetiyle kızışan pazarlıklar PKK?ya göz yummak, İmralı canisine göz kırpmak, kardeş kavgasına açık çek yazmak, federasyona davetiye çıkarmaktır."
"İç Güvenlik Paketi"nin, tüm karşı çıkış ve itirazlarına rağmen Meclis Genel Kurulu?nda görüşülmesine başlanacağını belirten Bahçeli, Terörle Mücadele Kanunundan tutun da Mera Kanunu'na kadar 21 yasada değişiklik öngören "çuvallaşmış tasarının özde güvenlik kaygısıyla hazırlanmadığı" savundu.
"Hakim ve savcılara ait yetkilerin vali, kaymakam ve polislere verilmesi güvenlikle nasıl ilişkilendirilmektedir? Telefon dinlemelerinde, polise ilk 48 saat için izin almama ayrıcalığı vermenin neresi güvenliktir? Savcılık kararı olmaksızın 48 saat önleyici gözaltı kararı uygulamasında hangi güvenlik tedbiri gözetilecektir? Valilere her türlü yasak ve el koyma yetkisiyle birlikte, toplantı ve gösteri amaçlı yürüyüşlerde polislere toplu gözaltına alma ruhsatı vermek demokratik teamüllerle nasıl izah edilecektir?" sorularını yönelten Bahçeli, şunları söyledi:
"Başbakan sahiden de molotof atanı dert ediyorsa, maske takıp terör estirenleri mesele yapıyorsa TCK'ya bakması yeterlidir.
Davutoğlu aklınca İç Güvenlik Paketi?ne itirazımızdan dolayı bizi HDP?yle aynı kareye sokmuş, ismimin başına da molotof ve bonzai çirkin sıfatlarını iliştirmiştir. Sayın Başbakan kendini fazla zorlama, fazla yorulma; kimin HDP?nin kuyruğu, kimin HDP?nin uyruğu, kimin PKK?nın uşağı olduğunu aziz milletimiz gayet iyi bilmektedir. Bizim HDP ile yan yana gelmemiz kıyamette bile olmayacak bir şeydir ama siz ve saraydaki haminiz PKK kovanına gireli, HDP?nin çanağından tıka basa yiyeli çok seneler olmuştur. Sayın Davutoğlu senin sağ gözün İmralı canisi ise sol gözün 17-25 Erdoğan?dır.
Molotof ve bonzai iftirasına gelince; sen bu sözleri ya haplandın da kullandın, ya da tehditle söyledin. Sayın Davutoğlu çamur da olsan sen nazik birisin, tavsiyem böyle şeyleri ağzına almaman, bizimle söz düellosuna girmemendir. İç Güvenlik Paketi?ne haklı olarak karşı olmak şahsımı molotof yapıyorsa, PKK?yla pazarlıklar, teröre diz çökmeler acaba seni ne yapacaktır? Biz Anzavur Ahmet?i gördük, ama senin gibi Serok Ahmet?i, İmralı?ya mahalle bekçisi durmuş Ahmet?i, saraya vitrin süsü olmuş Ahmet?i ilk kez görüyor, ilk kez şahit oluyoruz. Sayın Davutoğlu, var git işine, bize ilişme; sen saray etrafında dönmeyi dene. Bizimle aşık atamazsın, kalite ve kalibrenle bil ki tozumuza bile yetişemezsin."
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Fertlerdeki psikolojik ve sosyolojik açmazların tahlili, şiddeti doğuran sosyal ve siyasal iklimin analizi isabetle yapılmadan yasa çıkarılsa da anlamı olmayacak, idam cezası getirilse de şiddet durmayacaktır" dedi.
Bahçeli, AK Parti?nin ekonomi politikalarının duvara tosladığını, milyonlarca vatandaşın işsiz, güçsüz ve gelirsiz bırakıldığını öne sürdü.
İşsizlik musibetinin milletin bağrını deldiğini belirten Bahçeli, gelir dağılımındaki korkunç adaletsizliği gidereceklerini, orta sınıfa soluk aldıracaklarını, zenginden fakire doğru gelir transferi sağlayacaklarını kaydetti.
Mutlu olduğunu beyan edenlerin oranı 2013?de yüzde 59 iken, bu oran 2014?de yüzde 56,3?e gerilediğini ifade eden Bahçeli, nüfusun yarıya yakınının mutsuz ve huzursuz olduğunu kaydetti. Bahçeli, şunları söyledi:
"İşine gelmeyince dünyada yalnızlığı umursamadığını söyleyen, yeri gelince de Hz. Mevlana?nın pergel benzetmesini ilham alarak fıldır fıldır dünyayı dolaştığını iddia eden Erdoğan?ın haram ve hezimet sultası nereye kadar sürecektir? Çocuğunu okuturken saçlarına ak düşmüş kardeşim, akşam eve gelirken market ve pazarı yalnızca uzaktan seyreden değerli vatandaşım, bu haksız ve ahlaksız yönetimi daha ne kadar görmezden geleceksiniz?
Erdoğan ve Davutoğlu milletimizin sırtından geçiniyor, mazlumların iliğini kurutuyor, helal kazançları aşırıyor hala görmeyecek, tepki vermeyecek miyiz? Cumhurbaşkanı uçan sarayıyla, devletin parasıyla gezmediği, bol harcırahla görmediği, gitmediği, konaklamadığı yer bırakmamıştır. Erdoğan, milletimizin sayesinde dünya turu atmakta, gökyüzünden yere bir türlü inmemekte, kıtalar arası turistlik seyahat acentesi gibi çalışmaktadır. Erdoğan göçmen kuşlar gibi bir oradan bir buraya uçmuştur da hangi başarıyı elde etmiş, milletimizin hangi ihtiyacını karşılamıştır?"
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dün konuşmasında, MHP'yi hedefe koyarak "Proje desen proje yok, vizyon desen yok, hayal desen o bile yok. Çalışma gayreti zaten hiç yok" dediğini anımsatan Bahçeli, "Sanki aktif siyasetin içindeki bir siyasi şahsiyet gibi zırvalamıştır. Eğer villada soygun paralarını eritmek, yolsuzluk havuzlarında milyar dolarlarla ıslanmak, ayakkabı kutularına devasa rüşveti sıkıştırmak bir projeyse, bizim böyle bir projemiz ne görülmüş, ne de görülecektir. Eğer hırsızlık bir vizyon, ihanet bir misyonsa, ne böyle bir vizyonumuz ne de bu şekilde bir misyonumuz vardır" ifadelerini kullandı.
Mersin?in Tarsus ilçesinde, 20 yaşındaki Özgecan Aslan'ın hunharca katledilmesinin herkesi derinden sarstığını belirten Bahçeli, "Kadına, kıza, küçücük çocuklara yönelik şiddet niçin bu denli yaygınlık kazanmıştır? Hiç kimse katil, terörist, ölüm makinesi olarak doğmayacağına göre, hayatın olağan akışı içinde masum bir bebekten azılı bir canavar haline dönüşmenin sırrı nedir?" sorularını yöneltti.
"Fertlerdeki psikolojik ve sosyolojik açmazların tahlili, şiddeti doğuran sosyal ve siyasal iklimin analizi isabetle yapılmadan yasa çıkarılsa da anlamı olmayacak, idam cezası getirilse de şiddet durmayacaktır" diyen Bahçeli, gazetelerin üçüncü sayfalarının kandan, kundaklamadan, taciz ve tecavüz haberlerinden geçilmediğini söyledi.
Bahçeli, "Kadına şiddet facia ve felaket ötesidir. Son 10 yılda 7 bin 122 kadın farklı nedenlerle katledilmiş, 5 bine yakın kadın da ne acıdır ki tecavüze uğramıştır. 2008?den bu tarafa kadın cinayetleri, lütfen dikkat buyurunuz, yüzde bin 400 çoğalmıştır. Nitekim bu rakamlar sözün bittiğine apaçık işarettir. Bu çerçevede, 2014?de 294, sadece bu yılın Ocak ayında 20 kadın hayata veda etmiştir" dedi.
AK Parti toplumsal tepkiyi eritmek, yükselen itirazları emmek için idam tartışmalarının önünü açtığını savunan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Burada çok ciddi bir samimiyet noksanlığı olduğu nettir. Madem idam cezasına ihtiyaç vardır, madem katillerin hak ettiğini bulması istenmektedir; o zaman AKP?nin önüne geçen, engel çıkaran, elini tutan da yoktur, olmayacaktır. İktidarın karanlıktan el sallaması bize göre amaç ve niyetini gizleyemeye yetmeyecektir. Başbakan ve partisine sesleniyorum; hadi buyurun, idam cezasıyla ilgili düzenlemeyi hemen hazırlayın ve hemen harekete geçin de ne kadar dürüst ve sözünüzün eri olduğunuzu görelim.
Yürürlükteki hukuk mevzuatında insan öldürenlere, en bayağı ve mide bulandırıcı suçları işleyenlere gerekli ağır cezalar öngörülmüş, kural ve hükme bağlanmıştır. Mesele hukuku doğru ve vicdanlara uygun tatbik etmektir. Suçla mücadele için önce suçu doğuran, bir kişiyi suça iten sosyal, siyasal, psikolojik ve ekonomik kompozisyonu iyi okumak, iyi değerlendirmek zorunluluğu vardır.
Eğer suçu imal eden ana kaynak kurutulmazsa, istediğiniz kadar darağacı kurun, istediğiniz kadar ceza yağdırın; ne yazık ki makus ve acı verici vakalardan kurtulma şansınız olmayacaktır.
Bir yanda kadına ikinci sınıf insan muamelesi yapıp eşitliği yok saymak, diğer yanda kadını sadece çocuk doğuran bir göreve indirgemek şiddeti alttan alta beslemektedir.
Bir yanda alenen suç işleyip diğer yanda mahkemeleri darbeci, paralel, milli irade düşmanı olarak göstermek; dahası yandaş ve siyasileşmiş yargı kurmak adalete güveni sekteye uğratmakta, hukukun yaptırım gücünü aşındırmaktadır."
Cinayete kurban giden üç Suriyeli Türkmen için haklı olarak Obama?ya seslenen ve "neredesin Başkan" diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, kendilerinin de "nereye kadar sürecek bu zulmün Erdoğan?" diye sormanın en tabii hakları olduğunu öne süren Bahçeli, "Bize göre, özünde zalim olanların, zulmü felsefe haline getirenlerin akıl yoluyla insani davranmaları dün mümkün olmamıştır yarın da olmayacaktır. Yeni Özgecanların olmaması, yeni dehşet verici cinayetlerin yaşanmaması için herkes, bilhassa Hükümet sorumluluk bilinciyle hareket etmeli, ayırıcı ve kutuplaştırıcı siyasal dilini acilen kesmelidir" dedi.
