2008-05-13 - 12:04
MHP GRUP TOPLANTISI?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Yargı reformu hazırlıklarının, kamuoyunda tartışmaya açılmadan AB'ye sunulması, AKP hükümetinin tam ve mutlak teslimiyet politikasını gözler önüne sermiştir'' dedi.
MHP Grubu toplandı.

Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet
Bahçeli, 10-16 Mayıs tarihlerinin, ''Engelliler Haftası' olarak kutlandığını hatırlatarak,
hafta vesilesiyle, engelli olmanın anlamı üzerine düşünülmesi, engelli
vatandaşların toplumla bütünleşmesi ve yaşamaktan zevk almaları için
gereken azami çabanın yerine getirilmesi gerektiğini söyledi.

Geçen hafta terör örgütünün araziye yerleştirdiği patlayıcılar ve
saldırılar sonucu 4 vatandaşın ve 6 güvenlik görevlisinin şehit olduğunu
hatırlatan Bahçeli, şehit olan askerlere Allah'tan rahmet diledi.
Bahar dönemine girilmesiyle birlikte alçak eylemleri için Irak'ın
kuzeyinden Türkiye'ye sızma girişimlerine hız veren teröristlere, Irak
topraklarında ve ülke içinde güvenlik güçlerince ağır zayiat
verilmesinin, Türk milletinin yüreğini ferahlattığını dile getiren
Bahçeli, etkili ve başarılı askeri harekatlar nedeniyle güvenlik
güçlerini kutladı.
Türkiye'nin milli ve manevi değerleri etrafında süregelen tartışma ve
polemiklerin son günlerde yeni boyut ve yoğunluk kazanmasını, milletin
ibretle izlediğini ifade eden Bahçeli, ''Bu tartışmalara AB'nin de
fiilen müdahil olması ve Brüksel müfettişlerinin Türkiye Cumhuriyeti'nin
temelleri hakkında uluorta küstahça beyanlarda bulunmaları, gerilim
yüklü ortamı daha da ağırlaştırmıştır'' dedi.
Bahçeli, Türkiye'nin milli kimliğinin kapsamadığı gerekçesiyle yeniden
tanımlanmasını isteyen, milli devlet niteliğini ve üniter siyasi
yapısını çağın gerçeklerine uygun olmadığı bahanesiyle sorgulayan
AB'nin, şimdi de AK Parti'nin kapatılması sürecine müdahale kapsamında
Cumhuriyetin değerlerini ve Türk demokrasisini tartışmaya açtığını ileri
sürdü. Bahçeli, şöyle konuştu:
''Türk toplumunu, 'liberal demokratik güçler', 'Müslüman demokratlar',
'aşırı laikler' ve 'otoriter milliyetçiler' gibi karşıt gruplara bölen
AB, sözde karşılaştırmalı siyaset bilimcileri; Türkiye'de yaşanan
krizleri bunlar arasındaki güç çatışmasına dayandırmakta, bu duruma
gelinmesinin en büyük sorumlusu olan AKP'yi hala, demokrasinin tek
teminatı olarak gösterebilmekte ve bu garabeti de Türkiye'ye, Venedik
kriterleri, çağdaş demokrasi standartları, Avrupa hoşgörü vizyonu gibi
süslü ambalajlarla pazarlamaya çalışmaktadır. Kapatma davasını, Müslüman
bir ülkede demokrasi ve laikliğin yürüyüp yürümeyeceğinin bir göstergesi
haline getirerek adalet mekanizmasına baskı yapmayı amaçlayan Avrupa
Birliği, bu amaçla laiklik ilkesine de el atmıştır.
AB yetkilileri, son olarak, laiklik ilkesinin anlamından tanımına,
korunmasından uygulanmasına kadar uzanan her alanda uzman bilirkişi
edasıyla beyanat vermeye başlamıştır.''

-''KOMİSYON BAŞKANI, AKP'YE KOLTUK DEĞNEĞİ OLMAYA ÇALIŞIYOR''-

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye'de laikliğin zorla
dayatıldığını söyleyen AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso'nun
kapatma davasını, nüfusun çoğunluğu Müslüman bir ülkede gerçek
demokrasinin bulunup bulunmayacağının ölçüsü olacağını söyleyerek AK
Parti'ye koltuk değneği olmaya çalıştığını bildirdi.
AB yetkililerinin, Türk milletinin manevi değerleri ve laiklik ilkesi
konusunda afaki değerlendirmeler yaptığını belirten Bahçeli, ''Buradaki
temel sorunun, Türk milletinin bu ortak değerlerinin siyasi istismar
vasıtası ve iç siyaset malzemesi yapılması olduğunu sağır sultan bile
duymuşken, Brüksel müfettişleri bu gerçeklere kulaklarını
tıkamışlardır'' dedi.
Bunun sonucunda, laikliğin günlük yaşamda korunması amacıyla ''Kamu
Denetçiliği Kurumu'' kurulması gibi garip önerilerin, her derde deva bir
çözüm reçetesi olarak Türkiye'nin önüne konulduğunu ifade eden Bahçeli,
''Türkiye'deki din ve laiklik temelindeki cepheleşmeye bu çözümü öneren
AB'nin, kendisinin de çok büyük sorumluluğu olduğu etnik temelde
ayrışmaya karşı da benzer bir yapılanmayı savunması hiç de şaşırtıcı
sayılmayacaktır'' değerlendirmesinde bulundu.
''Avrupa Birliği'nin, bu süreçte bütün çabası, her dayatmasını
karşılamaya amade Adalet ve Kalkınma Partisi'ne siyasi paratonerlik
yapmak olmuştur'' diyen Bahçeli, ''Avrupa'nın vesayetini son sığınma
limanı olarak görmek ve siyasi geleceğini kurtarmak için kapı kapı
dolaşarak merhamet ve lütuf dilenciliği yapmak, bir siyasi partinin
düşebileceği en utanç verici durumdur'' dedi.

-''İKTİDARIN AB'YE SIĞINMASI, MİLLETİ RENCİDE ETTİ''-

Bahçeli, Türkiye'nin, çok partili siyasi hayatında fırtınalı ve
gerilimli dönemler ile demokrasinin askıya alındığı askeri müdahaleler
yaşadığını vurgulayarak, şöyle devam etti:
''Ancak, bu dönemlerden hiçbirinde, haksızlığa uğradığını düşünen,
mağdur ve mahkum olan siyasi partiler ve siyasetçiler, dış baskı ve
müdahalelerden medet ummamış, ülkesinin onurunu ve milletinin
haysiyetini böyle bir terazinin bir kefesine koymayı aklından bile
geçirmemiştir. Türkiye böylesine yüz kızartıcı bir durumu, AKP'nin
kapatma davası vesilesiyle ilk defa yaşamak talihsizliğine düşmüştür.
İktidar partisinin Türkiye'nin itibarının ayaklar altına alınması
pahasına AB'ye sığınması ve Brüksel'in Türkiye'yi aşağılayan beyanları
Türk milletini derinden üzmüş ve rencide etmiştir.
Türkiye'ye iflah olmaz ön yargıların penceresinden at gözlüğüyle bakan
AB, Türkiye'yi, kendilerine mutlak anlamda biat eden AKP'den ibaret
zannetmek ve yabancı fonlardan beslenerek sahte aydın hüviyetiyle sözde
demokrasi havariliği yapan bir avuç lobinin Türk milletinin hissiyatını
temsil ettiğini varsaymak gibi bir yanılgıya düşmemelidir. Türkiye'nin
içişlerine karışmayı, milli değerlerine dil uzatmayı ve Türk milletini
aşağılamayı sadece bir hak olarak değil, bir görev olarak gördüklerini
söyleyecek kadar küstahlaşan Brüksel temsilcileri; Türkiye'nin AB'nin
sömürgesi ve uydusu olmadığım asla unutmamalı ve potansiyel suçlu olarak
göstermeye yeltendikleri Türk milliyetçilerinin, yüksek perdeden dile
getirdikleri hezeyanları ve tehditleri ciddiye alacaklarını ve bundan
çekineceklerini düşünmek gibi bir hesap hatası yapmamalıdır.''

-YARGI REFORMU-

Konuşmasında AK Parti'ye açılan kapatma davasına da değinen MHP Lideri,
''reform'' adı altında gündeme getirilecek AB dayatmalarının, neler
olacağı ve bunların uygulama takviminin henüz belirsizliğini koruduğunu
da ifade ederek, ''Yargı reformu hazırlıklarının, kamuoyunda tartışmaya
açılmadan ve çalışmaların Yargıtayın bilgisi dışında ve görüşü alınmadan
sonuçlandırılması ve AB'ye bizzat Adalet Bakanı tarafından sunulması,
AKP hükümetinin tam ve mutlak teslimiyet politikasını bir kere daha
gözler önüne sermiştir'' dedi.
Türkiye-AB Troyka toplantısına da değinen Bahçeli, ''AKP hükümetinin,
önümüzdeki dönemde Türkiye'nin hayati milli çıkarlarını zedeleyecek ve
ipotek altına alacak politikalar izlemesi ihtimali de çok ciddi bir risk
teşkil etmektedir'' diye konuştu.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, AK Parti'nin iktidarda olduğu 5,5 yıl içinde
Türkiye'ye her alanda çok ağır bir bedel ödettiğini, istismar etmediği
manevi değer, el uzatmadığı, tahrip etmediği milli değer kalmadığını,
ülke bir yangın yerine dönüştüğünü savundu.

-''MUTLAKA MİLLETE HESAP VERECEK''-

''İktidarı döneminde görülmemiş ölçüde bir vurgun ve yolsuzluk
bataklığına saplanan AKP, Türkiye'nin milli kaynaklarını talan etmiş ve
yandaşlarına peşkeş çekmiştir'' diyen Bahçeli, yıkım döneminin
sorumlularının bunun hesabını önce Türk milletine, sonra da Türk
adaletine mutlaka vereceğini söyledi.
Bahçeli, zamanı ve vadesi ne olursa olsun, bu hesaplaşmadan kaçmak ve
kurtulmanın mümkün olmadığını dile getirerek, ''Ancak, Sayın Başbakan ve
AKP'nin 'çıkmadık candan ümit kesilmez' hesabıyla, Yüce Mahkemede açılan
kapatma davasını; 'bütün bu kötülükleri unutturacak, hırsızlık, vurgun
ve yolsuzlukların üzerini örtecek, ekonomik ve sosyal çöküntünün
sorumluluğundan kendilerini kurtaracak bir aklanma imkanı olarak
kullanabilir miyim?' hesabı içine girdiği anlaşılmaktadır'' diye konuştu.
Hukuki sürecin sonunda parti kapatılırsa, Başbakan ve arkadaşlarının,
''mağdur ve mazlum'' oldukları iddiasıyla Türk milletinin merhamet ve
acıma duygularına sığınacağını ileri süren Bahçeli, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''Sayın Başbakanın kapatma davasını geçmişin üzerine sünger çekecek bir
imkan olarak gördüğü ve aslında içinden AKP'nin kapatılmasını istediği
sonucu da çıkarılabilecektir. Ancak, evdeki hesabın her zaman çarşıya
uymadığı tecrübelerle sabittir. 'Herkesin bir hesabı varsa Allah'ın ve
bizim de bir hesabımız vardır' diyen Sayın Başbakan'ın hesabının ne
olduğu bizi ilgilendirmemektedir. Ancak unutmasın ki Türk milletinin;
temiz duygularla verdiği emanete ihanet edenlerle, vurgun ve soygun
düzeni kuranlarla, kul ve yetim hakkına el uzatanlarla ve geniş halk
kitlelerini açlığa ve yoksulluğa mahkum ederek, bunların sırtından kendi
siyasi saltanatını sürenlerle olan hesabı, mutlaka bu dünyada
görülecektir. Sayın Başbakanın siyasi manevraları ve oyunları, bu milli
hesaplaşmayı engellemeyecek, erteleyemeyecek ve bunun sorumlularını
hesap vermekten kurtaramayacaktır.''
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yargı
süreci sonunda AK Parti'nin kapatılmaması yönünde bir kararın çıkması
halinde bundan memnuniyet duyacaklarını ancak hiç bir siyasetçinin,
siyasi partinin vazgeçilmez ve alternatifsiz olmadığını söyledi.
Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, önümüzde
günlerde Türkiye'yi çok zor ve sıcak günlerin beklediğini, belirsizliğin
giderek yoğunlaştığını ifade etti.
Hükümet tarafından yargının kuşatma altına aldığını savunan Bahçeli, AK
Parti'nin, iç ve dış destekçilerinin de yargıyı baskı altına almak ve
korku salmak için topyekun bir psikolojik savaş başlattığını iddia etti.
Bahçeli, ''Bu amaçla tedavüle çıkarılan; 'AKP'nin alternatifi
yoktur,Türkiye'nin bütünlüğünü temsil eden AKP kapatılırsa Türkiye
bölünür, AB süreci biter, Türkiye dünyadan kopar ve ekonomi çöker' gibi
iddialarla Türk adaletini baskı altına alarak yönlendirmek için AKP'nin
başvurduğu tehdit ve yıldırma araçları olmuştur. Ancak,
AKP yöneticileri çok iyi bilmelidir ki bu yöndeki çabalar, sonuç
vermeyecek beyhude gayretler olarak kalmaya mahkumdur'' dedi.
Siyasetçilerin her şart altında hesaplarını verebilmeleri gerektiğini
bunun, demokrasinin vazgeçilmez bir ön şartı olduğuna dikkati çeken
Bahçeli, şöyle devam etti:
''Yargı süreci sonunda AKP'nin kapatılmaması yönünde bir karar çıkarsa,
MHP, demokrasi ve rejimin geleceği açısından bundan sadece memnuniyet
duyacaktır. Ancak, unutulmamalıdır ki hiçbir siyasetçi ve siyasi parti
vazgeçilmez ve alternatifsiz değildir. Hiç temenni etmemekle birlikte,
AKP'nin kapatılması halinde bu durum dünyanın sonu olmayacaktır.
Türk demokrasisi, bazı eksiklik ve sorunlarına rağmen, siyasi krizleri
aşma olgunluğuna, iradesine ve kapasitesine sahiptir. TBMM, görevinin
başındadır. Bu bakımdan Türk milleti bu konuda müsterih olmalıdır.
Burada tek sorun, bu krizden çıkış sürecinin tahribat derecesinin ne
olacağı, bunun derinleşmesinin önlenerek katlanılabilir bir düzeyde
tutulup tutulamayacağı noktasında düğümlenmektedir.
Bu konuda en büyük sorumluluk da Sayın Başbakanın omuzlarındadır. Ancak
Sayın Başbakanın ruh hali, üslubu ve tavırlarının, bu sorumluluğun
gereklerini yerine getirmesinin önündeki en büyük engel olduğu
görülmektedir.
Sayın Başbakan; herkesi suçlamaktan, herkesle kavga etmekten ve bağımsız
yargıyı hedef almaktan vazgeçmelidir.''

-''TÜRKİYE AĞIR TAHRİBATLARLA YÜZ YÜZE''-

Konuşmasında ekonomik gelişmelere de değinen MHP Lideri Bahçeli,
Türkiye'nin, 6. yılını yaşayan AK Parti iktidarında; siyasi, sosyal,
ekonomik hayatta neden olduğu ağır tahribatın acı sonuçları ile yüz yüze
olduğunu öne sürdü.
İktidarın iş, aş, üretim gibi temel ve insanca hayat için gereken
taleplere çözüm getiremediğini ileri süren Bahçeli, şöyle konuştu:
''Artık söyleyecek yalanı, uyduracak mazereti kalmayan bu zihniyet için
yolun sonuna gelinmiştir. Beş yıldır bir türlü ulaşılamayan ekonomik
hedeflerin bahanesini küresel ekonomide, Merkez Bankasının kararlarında,
petrol fiyatlarının artışında aramaya çalışan hükümetin başarısızlığı
saklanamayacak boyutlara ulaşmıştır.
Özellikle son haftalarda hükümet üyelerinin birbiri ardına yaptıkları
açıklamalar, iktidar zihniyetinde bir panik havasının esmeye
başladığının da göstergesi olmuştur.
İstihdamın artırılması, AKP iktidarlarının bir türlü yakalayamadığı
hedeflerin başında gelmektedir.''

-''İSTİHDAM SORUNU KRİTİK AŞAMAYA GELDİ''-

İstihdam sorunun, yıllardır süregelen yanlış ve çarpık ekonomi
politikalarının doğal sonucu olarak kritik bir aşamaya geldiğini dile
getiren Bahçeli, şunları söyledi:
''Resmi rakamlarla Türkiye genelinde işsizlik oranı yüzde 11,3'e,
kentlerde ise bu oran yüzde 13'e ulaşmıştır.
Gerçekte işsizlik oranı; iş bulma ümidini kaybeden ve çalışmaya hazır
oldukları halde umutsuzluktan iş aramaktan vazgeçerek kahve köşelerine
çekilen çaresiz vatandaşlarımızla birlikte yüzde 20'yi aşmış
bulunmaktadır.
Bu rakamların doğal sonucu olarak, iş gücüne katılma oranı da giderek
düşmüş, yüzde 45,7 seviyesine gerilemiştir.
Dikkatimizi çeken ve AKP hükümetleri tarafından görmezden gelinen bir
olgu da genç nüfustaki yüksek işsizlik oranındır. Geleceğimizin teminatı
olan 15-24 yaş grubundaki işsiz evlatlarımızın oranı yüzde 21 seviyesine
ulaşmıştır.
Ne hazindir ki bu genç işsizler ordusu, çaresiz ve umutsuz bir arayışla,
iş bulma sırasının siyasi iktidar mensuplarının yakınlarından
kendilerine gelmesini beklemektedir.
AKP hükümetinin aile fertleri ise şirket üstüne şirket kurup, lüks
yaşamlarını hızla arttırırken, yüz binlerce vatandaşımız, insani bir
hayatın asgari şartlarından çok uzakta yaşamaya çalışmaktadır. Bir paket
makarna, bir kilo peynir, bir teneke yağ, bir torba un, bir kutu şekerle
hayatını sürdürmeye zorlanmaktadır.''

-''VARLIĞI İDDİA EDİLEN İSTİKRAR NEREDE?''-

Başbakan Erdoğan'a, ''Açlık ve işsizlik artarken varlığı iddia edilen
istikrar nerededir?'' diye soran Bahçeli, şöyle devam etti:
''Fiyatlar artarken, gelirler düşerken, yakıt ve gıda fiyatları büyürken
sözde istikrar bunun neresinde aranmalıdır? Gündelik
kazanca, sigortasız işlere, işporta tezgahlarına olan talebin bile çığ
gibi arttığı bu ortamın neresinde istikrar vardır?
Pazar tezgahlarını seyretmekle yetinen, kendi yemeyip çocuğuna yediren
ve kaderine terk edilen vatandaşlarımızın yoğunlaştığı bu sistemin
istikrar neresindedir?
Bu sorulara Sayın Başbakanın ve partisinin vereceği namuslu ve vicdani
bir cevap elbette olmayacaktır. 'Sokaklarda simit, su ve limon
satarak buralara geldiğini' söyleyerek duygu sömürüsü yapan Başbakan
vatandaşı unutmuş, kul ve yetim hakkına el uzatan yerli ve yabancı
menfaat çetelerinin ümidi ve kurtarıcısı haline gelmiştir.
Ve ne üzücüdür ki istikrar masalları, büyüdük yalanları, geliştik
safsatalarıyla geçen AKP'li iktidar yılları her anlamda kayıp ve heba
edilmiş dönemler olarak hatırlanacaktır.''
Devlet Bahçeli, Hükümetin ''İstidam Paketi''ni kamuoyunun gündemine
taşıdığını anımsatarak, bu girişimin Başbakan Erdoğan tarafından
yıllardır yapılamayan, cesaret edilemeyen bir konu olarak takdim
edildiğini ifade etti.
Bahçeli, ''Buradan sormak lazımdır. Şayet ortada bir sorun var idiyse,
altı yıllık iktidarınızda bu tedbirleri neden almadınız? Sizden
öncekileri korkak olmakla itham ettiğinize göre, bu cesareti geçmiş altı
yılda neden göstermediniz? Yoksa milyonlarca vatandaşımızın
işsizlikten kıvranması AKP'nin siyasi ikbali ve oy toplaması için bir
şantaj vasıtası mıydı? Kapı kapı kömür
dağıtarak yardıma muhtaç aile sayısının azalmasını bu maksatla mı
önlediniz?'' diye sordu.