2013-12-03 - 16:28
TBMM Genel Kurulu'nda, Tam Gün Yasası'na ilişkin tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplandı.
Milletvekilleri, gündemdışı ve yerinden söz isteyerek, Dünya Engelliler Günü dolayısıyla görüşlerini paylaştı.
AK Parti Mardin Milletvekili Abdurrahim Akdağ, dünyada 500 milyon, Türkiye'de 8.5 milyon engelli bulunduğunu söyledi. Engelli alanlarındaki düzenlemelerin anayasal düzeye taşındığını ve engelliler için pozitif ayrımcılık getirildiğini anlatan Akdağ, hükümetin engellilere yönelik adımlarının artarak devam ettiğini belirtti.
Akdağ, 2002'de 5 bin 700 olan kamuda çalışan engelli sayısının 35 bini geçtiğini kaydederek, bu rakamın özel sektörde de 10 bin 883'ten 25 binin üzerine çıktığını söyledi.
Birey ve ailelerin engelli hakları konusunda giderek bilinçlendiğinin altını çizen Akdağ, "En büyük engel zihinlerdeki ve gönüllerdeki engeldir. Kendi engelimle, çevremle toplumla barışık olmanın bana avantaj sağladığını kendi hayatımdan biliyorum" dedi.
Akdağ, engellilere, "Yapabileceğiniz çok şey olduğunu unutmayın. 'Ben yaparım' derseniz hayallerinizin de ötesinde gerçekleştireceğiniz şeyler olduğunu bilin. İnsan olarak ardınızda hoş bir seda bırakmanızın engellere takılmamasını diliyorum" diye seslendi.
MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay da modern devletin görevlerinden birinin engellilere fırsat eşitliği sağlamak, ekonomik ve sosyal refahını temin etmek olduğunu söyledi. Engellilerin de katılımıyla ortak devlet politikası oluşturulamadığını ifade eden Akçay, kamudaki engelli kontenjanının yaklaşık yarısının boş olduğuna dikkati çekti.
BDP Mardin Milletvekili Erol Dora ise engellilerin tarih boyunca birey olarak kabul edilmeme gibi haksız uygulamalara muhatap olduğunu dile getirdi. Kişilerin sadece insan oldukları için değer ifade ettiğini belirten Dora, her alandaki eşitsizlik ve ayrımcılığı gidermenin öncelikli görev olması gerektiğini dile getirdi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, engellilerin temel hizmetlere ulaşmada büyük zorluklar yaşadığını belirterek, yaşam çevrelerinin düzenlenmesinin büyük ihtiyaç olduğunu vurguladı.
AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal da engellilerin sorununu temelde insan hakları sorunu olarak ele almaları gerektiğini ifade ederek, fırsat eşitliğinin bütün bireyleri topluma kazandırmaktan geçtiğinin altını çizdi. Ünal, engellilerle ilgili çalışmaların hızla devam ettiğini belirterek, kamuda boş olan 15 bin engelli kontenjanının en kısa sürede doldurulacağını söyledi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, engellilerin sorunlarını sadece bugün dile getirmenin sorunların çözümünde yeterli olmadığını, çözüme yönelik adımlar atılması gerektiğini dile getirdi. Engelleri kaldırmanın her türlü siyasi mülahazanın dışında tutulması gerektiğini vurgulayan Vural, engelli politikasının toplumsal bütünlük ve milli devlet ülküsünün gereği olduğunu belirtti.
BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, engellilerin sorunlarını tespit edecek ve çözecek bakanlık kurulmasının elzem olduğu görüşünü paylaştı.
Baluken, hafta sonunda Diyarbakır'da yapılan BDP Gençlik Kongresi'nde Türk Bayrağı'nın indirilmesine de değinerek, "Provokatif olay üzerinden partimize yönelik kampanya yürütülmek isteniyor. Bu olay partimizi bağlamıyor" dedi.
MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ise AK Parti'nin TBMM Grup Toplantısı'nda belediye başkan adaylarının tanıtıldığını anımsatarak, "Parlamento binası, iktidar partisinin aday tanıtımı sebebiyle adaylar tarafından getirilen tribün şovcularının adeta işgaline uğramıştır. Koridorda yürümek, otoparkta, lokantada yer bulmak sıkıntılara neden olmuştur. TBMM aday tanıtım yeri değildir. İktidar partisi, diğer partiler gibi dışarıda bir salonda yapabileceği bu işi Meclis'te yaparak diğer partilerin de hukukunu çiğnemiştir. Kınıyorum" diye konuştu.
TBMM Genel Kurulu'nda, BDP'nin, engelli vatandaşlarının sorunlarının araştırılmasına ilişkin verdiği önergenin bugüne ele alınması önerisi kabul edilmedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Gürsoy Erol, engellilerin öncelikle yasalarını ve haklarını çok iyi bilmeleri gerektiğini ifade ederek, "Engelli ailelerin de ciddi eğitime ihtiyacı var. Bakanlığımız ailelere yönelik bilinçlendirme çalışmalarını başlatmış durumda" dedi.
İstihdamın engellilerin en büyük sorunlarından biri olduğunu dile getiren Gürsoy, kamuda istihdamda 5 binlerden 25 bine yükselme olduğunu ve bu sayının daha da yükseleceğini kaydetti.
Erol, "Asıl amacımız, engellinin ayakları üzerinde durması" dedi.
MHP de enerji sektörünün sorunlarıyla ilgili araştırma önergesinin bugünkü birleşimde görüşülmesini grup önerisi olarak Genel Kurul'a getirdi.
MHP Bursa Milletvekili Necati Özensoy, LPG'ye yapılan zammın bugüne kadarki en büyük zam olduğunu ifade ederek, "Zam ne enflasyonla ne petrol fiyatıyla ne de enerji fiyatlarıyla izah edilebilir" dedi.
Türkiye'nin, mevcut enerji politikasıyla giderek dışa bağımlı hale geldiğini savunan Özensoy, yanlış politikalar sonucunda zamlarla karşı karıya kalındığını belirtti. Özensoy, hükümetlerin, devletin görevinin enerji arz güvenliğini sağlamak, aynı zamanda halka ucuz arz sağlamak olduğunu dile getirdi.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ise Türkiye'nin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ile yaptığı anlaşmayla petrolün yüzde 25 daha ucuza Türkiye'ye geleceğini belirterek, bunun Türkiye'yi rahatlatabileceğini ifade etti.
CHP Edirne Milletvekili Kemal Değirmendereli ise enerji sektörüne ilişkin önlemler alınmasına rağmen mesafe alınamamasını irdelemenin Meclis'in sorumluluğu olduğunu söyledi.
Türkiye'nin 2023'te 20 bin megawatt rüzgar enerjisi üretimi hedeflediğini anlatan Değirmendereli, hedefin tutturulması için yıllık bin 700 megawatt yatırım yapılması gerektiğini, bu yıl 428 megawatt yatırım yapıldığını kaydetti.
AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Öztürk ise MHP'nin grup önerisinin tezatlarla dolu olduğunu savunarak, "Tek doğru var, Türkiye büyüyor, üretim artıyor, buna bağlı olarak da enerji tüketimi artıyor" diye konuştu.
Alternatif enerji üretildiğini, doğalgaz kaynaklarının rasyonel kullanıma ve mevcut teknolojilerin verimini artırmaya yönelik politikalara önem verdiklerini vurgulayan Öztürk, yerli kaynaklara öncelik vererek çeşitlilik sağladıklarını ifade etti. Öztürk, elektrik üretiminin 2002 yılında 129 milyar kilowatt/saatten 2012 yılında 239 milyar kilowatt/saate çıktığını, 2002'de 300 olan elektrik üretim santrali sayısının 861'e ulaştığını kaydetti.
Türkiye'nin 2002 yılında 100 milyon dolar olan petrol arama yatırımının 2012'de 910 milyon dolara çıktığını anlatan Öztürk, Türkiye'nin her tarafında arama yapıldığını, bazı ülkelerle işbirliğine gidildiğini anlattı.
Sataşma gerekçesiyle söz alan MHP'li Özensoy, hükümetin 2001'den sonra hiçbir doğalgaz anlaşması yapmadığını söyledi.
Özensoy, TPAO'nun 2000'de yurt içindeki 52 bin varil petrol üretiminin 34 bin varile düştüğünü ifade ederek, "Hükümetin üstüne koyduğu bir şey yok. Mirasyedi gibi davranıyorsunuz" dedi.
MHP'nin grup önerisi reddedildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP, ÖSYM'de meydana gelen aksaklıkların belirlenmesi için verdiği araştırma önergesinin bugün görüşülmesi için grup önerisi getirdi.
Önerge üzerinde CHP grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Nur Sertel, bazı üniversitelerde boş kontenjanlara ilişkin bilgiler vererek "Bu kontenjanların doldurulması için çaba göstermek, araştırma yapmak çok mu zor?" diye sordu.
Kredi ve Yurtlar Kurumu'nda da 24 bin 415 kontenjanın boş olduğunu ileri süren Sertel, "Bu boş kontenjan merakı nedendir ben anlamakta zorlanıyorum" dedi.
Kontenjan boşluklarının bir bölümünün yazılım programıyla giderilebileceğini, bir kısmının taban puanlarla ilgili olduğunu ifade eden Sertel, komisyonla bunların araştırılması gerektiğini söyledi.
AK Parti Ankara Milletvekili Emrullah İşler, hem milli eğitimde hem de üniversitelerde, bu kontenjanların azaltılması için gerekli çalışmaların yapıldığını söyledi.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, kontenjanlarla ilgili sorunu Meclis'in çözmesi gerektiğini belirterek, "Bunu bürokratlara havale ederek çözemeyiz" diye konuştu.
Fikri Işık ise eğer bir eğitim sistemi tüm yönleriyle ölçülemiyor ve değerlendirilemiyorsa, bu sistemin sürdürülebilir gelişimini sağlamanın mümkün olmadığını kaydetti.
Şu anda MEB'in tüm yanlarıyla değerlendirebilir iddiasında olmadıklarını belirten Işık, "Ama bunu yapamayacağımız anlamına gelmez" dedi. Işık, şunları söyledi:
"Türkiye, sağlıkta ve ekonomide nasıl yapısal dönüşümü gerçekleştirdiyse eğitimde de bunu gerçekleştirecek. Neden 11 yıl bekledik? 11 yılda 408 bin yeni öğretmenin eğitim kadrosuna katıldı, 210 bin yeni derslik ilave edildi. Öğretmen olmazsa, derslik olmazsa eğitimde kalite olur mu?
Türkiye, tüm unsurlarıyla eğitim sistemini ölçen ve değerlendiren bir mekanizmayı kurguluyor. Önümüzdeki 3, en geç 4 yıl içinde eğitimde fırsat eşitliğine yönelik atılacak adımlarla beraber, artık merkezi nitelikte, çoktan seçmeye dayalı bir sınav sistemini Türkiye terk edecek. Okul ortamında, öğrencinin diploma notunun esas olduğu, merkezi sınavlardan büyük oranlarda vazgeçildiği ve sistemi ölçen ve değerlendiren mekanizma, eğitim sistemine hakim olacak."
CHP'nin önerisi reddedildi.
TBMM Genel Kurulu'nda bugün "Tam Gün Yasası"na ilişkin tasarının görüşmelerine başlanacak.
Genel Kurul'da, AK Parti'nin, Genel Kurul'un çalışma takvimini düzenleyen grup önerisi kabul edildi.
Buna göre, Genel Kurul, bugün, kamuoyunda "tam gün" tasarısı olarak bilinen, Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair "torba tasarı"yı görüşecek. Genel Kurul, bu hafta, "Tam Gün" tasarı ile ön sıralara alınan bazı uluslararası anlaşmaların görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışacak.
Genel Kurul, yarın ve perşembe günü dışında dışında, 6 Aralık Cuma ve 9 Aralık Pazartesi günleri de saat 14.00'te toplanacak ve saat 23.00'e kadar gündeminde konuları görüşecek.
AK Parti grup önerisinin aleyhinde söz alan MHP Isparta Milletvekili Süleyman Nevzat Korkmaz, son dönemde AK Parti'nin Genel Kurul'u çalıştıramadığını, bu nedenle yoğun bir çalışma temposu önerisi getirdiğini savundu.
Meclis'in hiçbir siyasi partinin genel merkezi olmadığını ifade eden Korkmaz, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda belediye başkan adayı tanıtımı yapılmasını eleştirdi.
AK Parti Grup Toplantısı'nda yaşananların siyasi geleneklere uygun düşmediğini savunan Korkmaz, "AKP, aday tanıtım toplantısını siyasi şov yerine çevirdi. Kulisler tıka basa dolu, milletvekillerinin geçmek için münakaşa etmek zorunda kaldığı keşmekeşlik. Adayların açıklanmasından sonra sonuçtan memnun olmayan katılımcıların, bayanları rahatsız eden söylemleri..." diye konuştu.
Bu tür toplantıların tekrarlanmamasını dileyen Korkmaz, "Umarım tüm siyasi partiler Meclis'in mehabetine uygun davranırlar" dedi.
Korkmaz, 2004'teki MGK kararının imzalanmasını ve hükümet yetkililerinden yapılan açıklamaları eleştirerek, "2004 kararlarını bugün neden uygulamaya soktunuz? 'Dün öyle değil, bugün böyle' derken kusura bakmayın 'bitimiz yeni kanlandı' mı demek istiyorsunuz?" diye sordu.
Genel Kurul'da Türkiye ile Azerbaycan arasında meteoroloji alanında işbirliği öngören kanun tasarısı da kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, kamuoyunda "tam gün" tasarısı olarak bilinen, Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarı'nın görüşmelerine başlandı.
Tasarının tümü üzerinde BDP grubu adına söz alan Muş Milletvekili Demir Çelik, bu ve benzeri yasaların 90 yıllık Cumhuriyet tarihinde çokça geçirildiğini kaydetti.
AK Parti iktidarları öncesinde de onlarca kez "Sağlığa neşter vuracağım. Radikal değişikliklerle sorunu çözeceğim" iddiasında bulunan hükümetlerin sorunu çözemeyip, kangrenleşmesinin önüne geçemediğini belirten Çelik, aynı şekilde AK Parti'nin de 11 yıllık iktidarında başta sağlık olmak üzere "çözeceğim" iddiasında bulunduğu alanlarda kaos yaşadığını öne sürdü.
Çelik, "90 yıl boyuncu ulus üniter devletin o katı, merkeziyetçi, hiyerarşik ilişkisiyle soruna yaklaştığımız, toplumun temel ihtiyaçlarını karşılamaktan öte, dar, elitist siyasetin öngördüğü bir kısım ihtiyaçları karşılama anlayışı ve acelesiyle hareket ettiğimiz için Meclis asli görevini yapmıyor. Özgürlükleri, demokrasiyi, ortaklaşmayı, diyaloğu, müzakereyi ve barışı esas alan bir algıdan çok, günü kurtaran bir kısım palyatif çözümlerle gündemi işgal etmeye devam ediyoruz. Buna hakkımız da yok, buna lüksümüz de yok" diye konuştu.
CHP Grubu adına söz alan Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, tasarının "akla ve vicdana uygun olmadığını" savundu.
"Paran çıkmazsa canın çıksın" anlayışıyla hareket edildiğini öne süren Atıcı, "11 yıldır halkın sağlığını unuttunuz, koruyucu hekimlik sorunlarını ihmal ettiniz. Bu nedenle çocuk felci ve kızamık gibi salgın hastalıklar yeniden hortladı" dedi.
En çok acile gidenlerin Türkiye'de olduğunu belirten Atıcı, "Çünkü polikliniğe gittiğinde para ödüyor" ifadesini kullandı.
Şehir hastahanelerine ilişkin eleştirilerini ifade eden Atıcı, tasarının adının "tam gün" olmaması gerektiğini kaydetti.
Atıcı, tasarının "yandaşlara ve candaşlara özel uygulamalar getirdiğini" öne sürdü.
MHP grubu adına konuşan Mersin Milletvekili Ali Öz, tasarının tüm sağlık çalışanlarını ilgilendirdiğini ifade etti.
Tasarının eşitlik ilkesine aykırı oluğu için Anayasa Mahkemesi'nden döneceğini öne süren Öz, yanlış olan kısımları düzeltmek için zaman olduğunu kaydetti.
Hastaneden eczaneye gidene kadar her aşamada para alındığını ifade eden Öz, "Bu, toplumun sağlığını düşünen hekimlerin suçu değil. Bu, AK Parti'nin sağlık politikalarının yerinde olmayan politikaları sonucudur" dedi.
Sağlıkta dönüşümde yanlış olan yönleri söylediklerinde buna kulak verilmesinin hükümetin de menfaatine olacağını ifade eden Öz, "Sağlıkta erişebilirliği kolaylaştırmak önemli olmakla birlikte asıl olan sağlık hizmetinde kalitenin artırılmasıdır" diye konuştu.
Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, yurt dışında mecburi hizmetini yapmayan 2 bin civarında Türk hekim olduğunun belirtildiğini ifade ederek, "Bizim de yurt dışından 500-1000 arasında dönmesini beklediğimiz doktor var" dedi.
Müezzinoğlu, kamuoyunda "tam gün" tasarısı olarak bilinen, Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarı'nın TBMM Genel Kurulu'nda tümü üzerindeki görüşmeleri sırasında milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Üniversitelerde asistan kadrosu açma çalışması yaptıklarını belirten Müezzioğlu, mevcut asistanların mağduriyetini de gidermeye çalışacaklarını, ancak bunun geçmişe dönük olamayacağını söyledi.
Yurt dışında mecburi hizmet yapmayan doktor sayısına ilişkin ellerinde net sayı bulunmadığını dile getiren Müezzioğlu, "Milletvekili yakını var mı bilmiyorum. Türkiye'nin insan kaynağının bu şekilde kalmasına mı razı olacağız, yabancı hekimlere çalışma hakkı verirken bu ülkenin yetiştirdiği insanlara 'ne hali varsa görsün, oralarda kalsın' mı diyeceğiz?" diye konuştu.
Müezzinoğlu, yurt dışında 2 bin civarında doktor olduğunun söylendiğini ifade ederek, "Bizim de yurt dışından 500-1000 arasında dönmesini beklediğimiz doktor var" dedi.
Belediye hekimlerinin yetersizliği ya da bazı belediyelerde hekim kadrosu olmaması nedeniyle aile hekimlerine defin ruhsatı verildiğini ve iş yükü bindiğini anlatan Müezzinoğlu, havuz oluşturarak nöbet şeklinde düzenleme yapılması konusunda çalışma yürütüldüğünü kaydetti.
Müezzinoğlu, hasta bilgilerinin üçüncü kişilere verildiğine yönelik iddialar hakkında "Hasta bilgilerinin başkasına verilmesi ve satılması yasal değil, doğru değil" diye konuştu.
Türkiye'nin 20 bin uzman hekim açığı olduğuna dikkati çeken Müezzinoğlu, hekim açığı olan yerlerde bu tip sorunun 5 yıl daha tartışılacağını söyledi. Müezzinoğlu, pratisyen hekim sayısında her yıl artış olduğunu belirterek, açığın yıllar içinde kapanacağının altını çizdi.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından, maddelerine geçilmesi için oylama yapıldı. Başkanvekili Meral Akşener, iki kez yapılan yoklamada toplantı yeter sayısının bulunmaması üzerine, birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
Milletvekilleri, gündemdışı ve yerinden söz isteyerek, Dünya Engelliler Günü dolayısıyla görüşlerini paylaştı.
AK Parti Mardin Milletvekili Abdurrahim Akdağ, dünyada 500 milyon, Türkiye'de 8.5 milyon engelli bulunduğunu söyledi. Engelli alanlarındaki düzenlemelerin anayasal düzeye taşındığını ve engelliler için pozitif ayrımcılık getirildiğini anlatan Akdağ, hükümetin engellilere yönelik adımlarının artarak devam ettiğini belirtti.
Akdağ, 2002'de 5 bin 700 olan kamuda çalışan engelli sayısının 35 bini geçtiğini kaydederek, bu rakamın özel sektörde de 10 bin 883'ten 25 binin üzerine çıktığını söyledi.
Birey ve ailelerin engelli hakları konusunda giderek bilinçlendiğinin altını çizen Akdağ, "En büyük engel zihinlerdeki ve gönüllerdeki engeldir. Kendi engelimle, çevremle toplumla barışık olmanın bana avantaj sağladığını kendi hayatımdan biliyorum" dedi.
Akdağ, engellilere, "Yapabileceğiniz çok şey olduğunu unutmayın. 'Ben yaparım' derseniz hayallerinizin de ötesinde gerçekleştireceğiniz şeyler olduğunu bilin. İnsan olarak ardınızda hoş bir seda bırakmanızın engellere takılmamasını diliyorum" diye seslendi.
MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay da modern devletin görevlerinden birinin engellilere fırsat eşitliği sağlamak, ekonomik ve sosyal refahını temin etmek olduğunu söyledi. Engellilerin de katılımıyla ortak devlet politikası oluşturulamadığını ifade eden Akçay, kamudaki engelli kontenjanının yaklaşık yarısının boş olduğuna dikkati çekti.
BDP Mardin Milletvekili Erol Dora ise engellilerin tarih boyunca birey olarak kabul edilmeme gibi haksız uygulamalara muhatap olduğunu dile getirdi. Kişilerin sadece insan oldukları için değer ifade ettiğini belirten Dora, her alandaki eşitsizlik ve ayrımcılığı gidermenin öncelikli görev olması gerektiğini dile getirdi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, engellilerin temel hizmetlere ulaşmada büyük zorluklar yaşadığını belirterek, yaşam çevrelerinin düzenlenmesinin büyük ihtiyaç olduğunu vurguladı.
AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal da engellilerin sorununu temelde insan hakları sorunu olarak ele almaları gerektiğini ifade ederek, fırsat eşitliğinin bütün bireyleri topluma kazandırmaktan geçtiğinin altını çizdi. Ünal, engellilerle ilgili çalışmaların hızla devam ettiğini belirterek, kamuda boş olan 15 bin engelli kontenjanının en kısa sürede doldurulacağını söyledi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, engellilerin sorunlarını sadece bugün dile getirmenin sorunların çözümünde yeterli olmadığını, çözüme yönelik adımlar atılması gerektiğini dile getirdi. Engelleri kaldırmanın her türlü siyasi mülahazanın dışında tutulması gerektiğini vurgulayan Vural, engelli politikasının toplumsal bütünlük ve milli devlet ülküsünün gereği olduğunu belirtti.
BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, engellilerin sorunlarını tespit edecek ve çözecek bakanlık kurulmasının elzem olduğu görüşünü paylaştı.
Baluken, hafta sonunda Diyarbakır'da yapılan BDP Gençlik Kongresi'nde Türk Bayrağı'nın indirilmesine de değinerek, "Provokatif olay üzerinden partimize yönelik kampanya yürütülmek isteniyor. Bu olay partimizi bağlamıyor" dedi.
MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ise AK Parti'nin TBMM Grup Toplantısı'nda belediye başkan adaylarının tanıtıldığını anımsatarak, "Parlamento binası, iktidar partisinin aday tanıtımı sebebiyle adaylar tarafından getirilen tribün şovcularının adeta işgaline uğramıştır. Koridorda yürümek, otoparkta, lokantada yer bulmak sıkıntılara neden olmuştur. TBMM aday tanıtım yeri değildir. İktidar partisi, diğer partiler gibi dışarıda bir salonda yapabileceği bu işi Meclis'te yaparak diğer partilerin de hukukunu çiğnemiştir. Kınıyorum" diye konuştu.
TBMM Genel Kurulu'nda, BDP'nin, engelli vatandaşlarının sorunlarının araştırılmasına ilişkin verdiği önergenin bugüne ele alınması önerisi kabul edilmedi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Gürsoy Erol, engellilerin öncelikle yasalarını ve haklarını çok iyi bilmeleri gerektiğini ifade ederek, "Engelli ailelerin de ciddi eğitime ihtiyacı var. Bakanlığımız ailelere yönelik bilinçlendirme çalışmalarını başlatmış durumda" dedi.
İstihdamın engellilerin en büyük sorunlarından biri olduğunu dile getiren Gürsoy, kamuda istihdamda 5 binlerden 25 bine yükselme olduğunu ve bu sayının daha da yükseleceğini kaydetti.
Erol, "Asıl amacımız, engellinin ayakları üzerinde durması" dedi.
MHP de enerji sektörünün sorunlarıyla ilgili araştırma önergesinin bugünkü birleşimde görüşülmesini grup önerisi olarak Genel Kurul'a getirdi.
MHP Bursa Milletvekili Necati Özensoy, LPG'ye yapılan zammın bugüne kadarki en büyük zam olduğunu ifade ederek, "Zam ne enflasyonla ne petrol fiyatıyla ne de enerji fiyatlarıyla izah edilebilir" dedi.
Türkiye'nin, mevcut enerji politikasıyla giderek dışa bağımlı hale geldiğini savunan Özensoy, yanlış politikalar sonucunda zamlarla karşı karıya kalındığını belirtti. Özensoy, hükümetlerin, devletin görevinin enerji arz güvenliğini sağlamak, aynı zamanda halka ucuz arz sağlamak olduğunu dile getirdi.
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ise Türkiye'nin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ile yaptığı anlaşmayla petrolün yüzde 25 daha ucuza Türkiye'ye geleceğini belirterek, bunun Türkiye'yi rahatlatabileceğini ifade etti.
CHP Edirne Milletvekili Kemal Değirmendereli ise enerji sektörüne ilişkin önlemler alınmasına rağmen mesafe alınamamasını irdelemenin Meclis'in sorumluluğu olduğunu söyledi.
Türkiye'nin 2023'te 20 bin megawatt rüzgar enerjisi üretimi hedeflediğini anlatan Değirmendereli, hedefin tutturulması için yıllık bin 700 megawatt yatırım yapılması gerektiğini, bu yıl 428 megawatt yatırım yapıldığını kaydetti.
AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Öztürk ise MHP'nin grup önerisinin tezatlarla dolu olduğunu savunarak, "Tek doğru var, Türkiye büyüyor, üretim artıyor, buna bağlı olarak da enerji tüketimi artıyor" diye konuştu.
Alternatif enerji üretildiğini, doğalgaz kaynaklarının rasyonel kullanıma ve mevcut teknolojilerin verimini artırmaya yönelik politikalara önem verdiklerini vurgulayan Öztürk, yerli kaynaklara öncelik vererek çeşitlilik sağladıklarını ifade etti. Öztürk, elektrik üretiminin 2002 yılında 129 milyar kilowatt/saatten 2012 yılında 239 milyar kilowatt/saate çıktığını, 2002'de 300 olan elektrik üretim santrali sayısının 861'e ulaştığını kaydetti.
Türkiye'nin 2002 yılında 100 milyon dolar olan petrol arama yatırımının 2012'de 910 milyon dolara çıktığını anlatan Öztürk, Türkiye'nin her tarafında arama yapıldığını, bazı ülkelerle işbirliğine gidildiğini anlattı.
Sataşma gerekçesiyle söz alan MHP'li Özensoy, hükümetin 2001'den sonra hiçbir doğalgaz anlaşması yapmadığını söyledi.
Özensoy, TPAO'nun 2000'de yurt içindeki 52 bin varil petrol üretiminin 34 bin varile düştüğünü ifade ederek, "Hükümetin üstüne koyduğu bir şey yok. Mirasyedi gibi davranıyorsunuz" dedi.
MHP'nin grup önerisi reddedildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP, ÖSYM'de meydana gelen aksaklıkların belirlenmesi için verdiği araştırma önergesinin bugün görüşülmesi için grup önerisi getirdi.
Önerge üzerinde CHP grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Nur Sertel, bazı üniversitelerde boş kontenjanlara ilişkin bilgiler vererek "Bu kontenjanların doldurulması için çaba göstermek, araştırma yapmak çok mu zor?" diye sordu.
Kredi ve Yurtlar Kurumu'nda da 24 bin 415 kontenjanın boş olduğunu ileri süren Sertel, "Bu boş kontenjan merakı nedendir ben anlamakta zorlanıyorum" dedi.
Kontenjan boşluklarının bir bölümünün yazılım programıyla giderilebileceğini, bir kısmının taban puanlarla ilgili olduğunu ifade eden Sertel, komisyonla bunların araştırılması gerektiğini söyledi.
AK Parti Ankara Milletvekili Emrullah İşler, hem milli eğitimde hem de üniversitelerde, bu kontenjanların azaltılması için gerekli çalışmaların yapıldığını söyledi.
MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık, kontenjanlarla ilgili sorunu Meclis'in çözmesi gerektiğini belirterek, "Bunu bürokratlara havale ederek çözemeyiz" diye konuştu.
Fikri Işık ise eğer bir eğitim sistemi tüm yönleriyle ölçülemiyor ve değerlendirilemiyorsa, bu sistemin sürdürülebilir gelişimini sağlamanın mümkün olmadığını kaydetti.
Şu anda MEB'in tüm yanlarıyla değerlendirebilir iddiasında olmadıklarını belirten Işık, "Ama bunu yapamayacağımız anlamına gelmez" dedi. Işık, şunları söyledi:
"Türkiye, sağlıkta ve ekonomide nasıl yapısal dönüşümü gerçekleştirdiyse eğitimde de bunu gerçekleştirecek. Neden 11 yıl bekledik? 11 yılda 408 bin yeni öğretmenin eğitim kadrosuna katıldı, 210 bin yeni derslik ilave edildi. Öğretmen olmazsa, derslik olmazsa eğitimde kalite olur mu?
Türkiye, tüm unsurlarıyla eğitim sistemini ölçen ve değerlendiren bir mekanizmayı kurguluyor. Önümüzdeki 3, en geç 4 yıl içinde eğitimde fırsat eşitliğine yönelik atılacak adımlarla beraber, artık merkezi nitelikte, çoktan seçmeye dayalı bir sınav sistemini Türkiye terk edecek. Okul ortamında, öğrencinin diploma notunun esas olduğu, merkezi sınavlardan büyük oranlarda vazgeçildiği ve sistemi ölçen ve değerlendiren mekanizma, eğitim sistemine hakim olacak."
CHP'nin önerisi reddedildi.
TBMM Genel Kurulu'nda bugün "Tam Gün Yasası"na ilişkin tasarının görüşmelerine başlanacak.
Genel Kurul'da, AK Parti'nin, Genel Kurul'un çalışma takvimini düzenleyen grup önerisi kabul edildi.
Buna göre, Genel Kurul, bugün, kamuoyunda "tam gün" tasarısı olarak bilinen, Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair "torba tasarı"yı görüşecek. Genel Kurul, bu hafta, "Tam Gün" tasarı ile ön sıralara alınan bazı uluslararası anlaşmaların görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışacak.
Genel Kurul, yarın ve perşembe günü dışında dışında, 6 Aralık Cuma ve 9 Aralık Pazartesi günleri de saat 14.00'te toplanacak ve saat 23.00'e kadar gündeminde konuları görüşecek.
AK Parti grup önerisinin aleyhinde söz alan MHP Isparta Milletvekili Süleyman Nevzat Korkmaz, son dönemde AK Parti'nin Genel Kurul'u çalıştıramadığını, bu nedenle yoğun bir çalışma temposu önerisi getirdiğini savundu.
Meclis'in hiçbir siyasi partinin genel merkezi olmadığını ifade eden Korkmaz, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda belediye başkan adayı tanıtımı yapılmasını eleştirdi.
AK Parti Grup Toplantısı'nda yaşananların siyasi geleneklere uygun düşmediğini savunan Korkmaz, "AKP, aday tanıtım toplantısını siyasi şov yerine çevirdi. Kulisler tıka basa dolu, milletvekillerinin geçmek için münakaşa etmek zorunda kaldığı keşmekeşlik. Adayların açıklanmasından sonra sonuçtan memnun olmayan katılımcıların, bayanları rahatsız eden söylemleri..." diye konuştu.
Bu tür toplantıların tekrarlanmamasını dileyen Korkmaz, "Umarım tüm siyasi partiler Meclis'in mehabetine uygun davranırlar" dedi.
Korkmaz, 2004'teki MGK kararının imzalanmasını ve hükümet yetkililerinden yapılan açıklamaları eleştirerek, "2004 kararlarını bugün neden uygulamaya soktunuz? 'Dün öyle değil, bugün böyle' derken kusura bakmayın 'bitimiz yeni kanlandı' mı demek istiyorsunuz?" diye sordu.
Genel Kurul'da Türkiye ile Azerbaycan arasında meteoroloji alanında işbirliği öngören kanun tasarısı da kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, kamuoyunda "tam gün" tasarısı olarak bilinen, Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarı'nın görüşmelerine başlandı.
Tasarının tümü üzerinde BDP grubu adına söz alan Muş Milletvekili Demir Çelik, bu ve benzeri yasaların 90 yıllık Cumhuriyet tarihinde çokça geçirildiğini kaydetti.
AK Parti iktidarları öncesinde de onlarca kez "Sağlığa neşter vuracağım. Radikal değişikliklerle sorunu çözeceğim" iddiasında bulunan hükümetlerin sorunu çözemeyip, kangrenleşmesinin önüne geçemediğini belirten Çelik, aynı şekilde AK Parti'nin de 11 yıllık iktidarında başta sağlık olmak üzere "çözeceğim" iddiasında bulunduğu alanlarda kaos yaşadığını öne sürdü.
Çelik, "90 yıl boyuncu ulus üniter devletin o katı, merkeziyetçi, hiyerarşik ilişkisiyle soruna yaklaştığımız, toplumun temel ihtiyaçlarını karşılamaktan öte, dar, elitist siyasetin öngördüğü bir kısım ihtiyaçları karşılama anlayışı ve acelesiyle hareket ettiğimiz için Meclis asli görevini yapmıyor. Özgürlükleri, demokrasiyi, ortaklaşmayı, diyaloğu, müzakereyi ve barışı esas alan bir algıdan çok, günü kurtaran bir kısım palyatif çözümlerle gündemi işgal etmeye devam ediyoruz. Buna hakkımız da yok, buna lüksümüz de yok" diye konuştu.
CHP Grubu adına söz alan Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, tasarının "akla ve vicdana uygun olmadığını" savundu.
"Paran çıkmazsa canın çıksın" anlayışıyla hareket edildiğini öne süren Atıcı, "11 yıldır halkın sağlığını unuttunuz, koruyucu hekimlik sorunlarını ihmal ettiniz. Bu nedenle çocuk felci ve kızamık gibi salgın hastalıklar yeniden hortladı" dedi.
En çok acile gidenlerin Türkiye'de olduğunu belirten Atıcı, "Çünkü polikliniğe gittiğinde para ödüyor" ifadesini kullandı.
Şehir hastahanelerine ilişkin eleştirilerini ifade eden Atıcı, tasarının adının "tam gün" olmaması gerektiğini kaydetti.
Atıcı, tasarının "yandaşlara ve candaşlara özel uygulamalar getirdiğini" öne sürdü.
MHP grubu adına konuşan Mersin Milletvekili Ali Öz, tasarının tüm sağlık çalışanlarını ilgilendirdiğini ifade etti.
Tasarının eşitlik ilkesine aykırı oluğu için Anayasa Mahkemesi'nden döneceğini öne süren Öz, yanlış olan kısımları düzeltmek için zaman olduğunu kaydetti.
Hastaneden eczaneye gidene kadar her aşamada para alındığını ifade eden Öz, "Bu, toplumun sağlığını düşünen hekimlerin suçu değil. Bu, AK Parti'nin sağlık politikalarının yerinde olmayan politikaları sonucudur" dedi.
Sağlıkta dönüşümde yanlış olan yönleri söylediklerinde buna kulak verilmesinin hükümetin de menfaatine olacağını ifade eden Öz, "Sağlıkta erişebilirliği kolaylaştırmak önemli olmakla birlikte asıl olan sağlık hizmetinde kalitenin artırılmasıdır" diye konuştu.
Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, yurt dışında mecburi hizmetini yapmayan 2 bin civarında Türk hekim olduğunun belirtildiğini ifade ederek, "Bizim de yurt dışından 500-1000 arasında dönmesini beklediğimiz doktor var" dedi.
Müezzinoğlu, kamuoyunda "tam gün" tasarısı olarak bilinen, Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarı'nın TBMM Genel Kurulu'nda tümü üzerindeki görüşmeleri sırasında milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Üniversitelerde asistan kadrosu açma çalışması yaptıklarını belirten Müezzioğlu, mevcut asistanların mağduriyetini de gidermeye çalışacaklarını, ancak bunun geçmişe dönük olamayacağını söyledi.
Yurt dışında mecburi hizmet yapmayan doktor sayısına ilişkin ellerinde net sayı bulunmadığını dile getiren Müezzioğlu, "Milletvekili yakını var mı bilmiyorum. Türkiye'nin insan kaynağının bu şekilde kalmasına mı razı olacağız, yabancı hekimlere çalışma hakkı verirken bu ülkenin yetiştirdiği insanlara 'ne hali varsa görsün, oralarda kalsın' mı diyeceğiz?" diye konuştu.
Müezzinoğlu, yurt dışında 2 bin civarında doktor olduğunun söylendiğini ifade ederek, "Bizim de yurt dışından 500-1000 arasında dönmesini beklediğimiz doktor var" dedi.
Belediye hekimlerinin yetersizliği ya da bazı belediyelerde hekim kadrosu olmaması nedeniyle aile hekimlerine defin ruhsatı verildiğini ve iş yükü bindiğini anlatan Müezzinoğlu, havuz oluşturarak nöbet şeklinde düzenleme yapılması konusunda çalışma yürütüldüğünü kaydetti.
Müezzinoğlu, hasta bilgilerinin üçüncü kişilere verildiğine yönelik iddialar hakkında "Hasta bilgilerinin başkasına verilmesi ve satılması yasal değil, doğru değil" diye konuştu.
Türkiye'nin 20 bin uzman hekim açığı olduğuna dikkati çeken Müezzinoğlu, hekim açığı olan yerlerde bu tip sorunun 5 yıl daha tartışılacağını söyledi. Müezzinoğlu, pratisyen hekim sayısında her yıl artış olduğunu belirterek, açığın yıllar içinde kapanacağının altını çizdi.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından, maddelerine geçilmesi için oylama yapıldı. Başkanvekili Meral Akşener, iki kez yapılan yoklamada toplantı yeter sayısının bulunmaması üzerine, birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
