2010-11-11 - 18:00
AVRUPA KONSEYİ PARLAMENTER MECLİSİ (AKPM) BAŞKANLIK DİVANI TOPLANTISI...
Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanı (AKPM) ve AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, AKPM'yi çok daha etkili, etkin, görünülür ve saygın bir kurum yapabilmek için reform süreci başlattıklarını söyledi.
Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanı
(AKPM) ve AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, AKPM'yi çok daha
etkili, etkin, görünülür ve saygın bir kurum yapabilmek için reform süreci
başlattıklarını söyledi.

AKPM toplantıları, Antalya'nın Belek turizm bölgesinde başladı.

Çavuşoğlu, Belek'teki National Golf Kulübü'nde düzenlenen AKPM Başkanlık
Komitesi toplantısı öncesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye'nin AKPM
Başkanlığının yanı sıra Bakanlar Komitesinin altı aylık dönem başkanlığını da
aldığını hatırlattı.

AKPM dönem başkanlığını alan ülkelerde yapılması gereken toplantılara
bugün Antalya'da başladıklarını ifade eden Çavuşoğlu, bu sabah Kadına Yönelik
Şiddet alt komisyonunun bir araya geldiğini söyledi.

Çavuşoğlu, AKPM Başkanlık Komitesinde beş partinin başkanlarıyla bir
araya geleceğini, bugün ve yarın düzenlenecek toplantıların gündemlerini
görüşeceklerini kaydetti. Toplantıda 24-28 Ocak 2011 tarihleri arasında
Strasbourg'da yapılacak AKPM Genel Kurulunun gündem maddelerini de
değerlendireceklerini belirten Çavuşoğlu, şunları söyledi:

''Bugün öğleden sonra da Genişletilmiş Başkanlık Divanı'nda gündemimiz
son derece geniş. Almamız gereken birçok karar var. Bundan sonraki süreçte
yapacağımız çalışmalar ve ocak ayındaki genel kurula kimleri davet edeceğimizle
ilgili. Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül'ü şimdiden davet ettik, Sırbistan ve
Romanya devlet başkanlarını davet ediyoruz. 2011 yılının nisan ayındaki genel
kurulda kültürler ve dinlerarası diyalogla ilgili hem dini hem siyasi parti
liderleriyle yapacağımız toplantının hazırlık çalışmalarını da değerlendirmiş
olacağız.

AKPM'de ciddi bir reform süreci başlattık. Bu kurumu çok daha etkili,
etkin, görünülür ve saygın bir kurum yapabilmek için. Bununla ilgili bir Reform
Komisyonu kurduk. Yarın öğleden sonra bu komisyon da Antalya'da toplanacak.''

Antalya'da iki gün boyunca Avrupa Konseyi'nin 5 toplantısının
yapılacağını belirten Çavuşoğlu, 2003'ten bu yana Türkiye'de düzenlenen Avrupa
Konseyi toplantıları nedeniyle sadece Antalya'ya toplamda en az 250
milletvekilinin geldiğini bildirdi.

Türkiye'yi ve Antalya'yı da en iyi şekilde tanıttıklarını kaydeden
Çavuşoğlu, ''Bu toplantının golf sahasında yapılması bile golf sporunun Antalya
için öneminin vurgulanmasıdır'' dedi.

AKPM Başkanlığı döneminde Ankara, İstanbul, İzmir ve Antalya'da çok
sayıda toplantı yapılacağını dile getiren Çavuşoğlu, bunların 2-3'ünün bakanlar
düzeyinde olacağına dikkati çekti. Bu nedenle Türkiye'ye 47 ülkeden bakanların
geleceğini ifade eden Çavuşoğlu, ''Avrupa Konseyinde aynı anda hem yürütme hem de
yasama ve denetim organının başında iki tane Türk var. Bu süreçte Türkiye'nin ve
Türklerin Avrupa'ya ne kadar katkı sağlayabileceğini bir kere daha göstermiş
olacağız'' diye konuştu.

Türkiye'nin dönem başkanlığının önceliklerini TBMM'nin de desteklediğini
vurgulayan Çavuşoğlu, ''AKPM Başkanı olarak, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve
Türkiye ile bu altı ay içinde çok yakın ilişki içinde olacağız'' ifadelerine yer
verdi.

Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü
Uluslararası İlişkiler Dairesi Başkanı Şengül Altan Arslan, genel müdürlükleri
tarafından 24 bin kadın üzerinde yapılan araştırmanın Türkiye'de her 10 kadından
4'ünün şiddete maruz kaldığını gösterdiğini bildirdi.

Avrupa Komisyonu Parlamenter Meclisi Kadına Yönelik Şiddet Alt Komite
Toplantısı, Belek'teki Susesi Otel'de yapıldı. Toplantıda konuşan Kadının Statüsü
Genel Müdürlüğü Uluslararası İlişkiler Dairesi Başkanı Şengül Altan Arslan,
kadına yönelik şiddetin önlenmesi için Türkiye'de hemen her boyutta önemli
çalışmalar yürütüldüğünü anlattı.

Türkiye'de hiçbir boyutu aksatmadan bütünlüklü bir politika yürütüldüğüne
dikkati çeken Arslan, Türkiye'de kadına yönelik şiddetle mücadelenin artık bir
''devlet politikası'' haline geldiğini vurguladı.

Arslan, bu amaçla öncelikle temel yasaların gözden geçirildiğini ve 2001,
2004 ve bu yıl yapılan değişikliklerle kadın ve erkek eşitliğini sağlamanın
devletin yükümlülüğü haline getirildiğini söyledi.

Arslan, 2004 yılında yapılan değişiklikle, iç hukuka ilişkin herhangi bir
itiraz olduğunda referansın uluslararası sözleşmeler olacağına ilişkin bir
düzenleme yapıldığını, ayrıca Türk Ceza Kanunu'nda ve Türk Medeni Kanunu'nda
eşitsizlik içeren ifadelerin değiştirildiğini aktardı.

Yapılan düzenlemelerle kadının cinsel bütünlüğüne karşı işlenen suçların
topluma karşı işlenen suçlar kategorisinden çıkarıldığını ve bireye karşı işlenen
suçlar kategorisine alındığını belirten Arslan, ayrıca cezaların da artırıldığını
bildirdi.

Uluslararası toplumda en çok namus ve töre cinayetleri konusunun gündeme
geldiğini hatırlatan Arslan, şöyle konuştu:

''Namus ve töre nedeniyle suç işleyenlere, ömür boyu hapis cezası
getirildi. Burada daha önce yapılan indirimler ve hafifletici nedenlerin
uygulanmaması konusunda da düzenlemeye gidildi. Dolayısıyla yasalarımızda hemen
hemen her türlü değişiklik yapıldı diyebiliriz.''

Şengül Altan Arslan, Türkiye'de şiddetin yaygınlığını ortaya koymak için
genel müdürlükleri tarafından araştırma yapıldığını ve bu araştırmada 24 bin
örneklem kullanıldığını bildirdi.

Araştırmanın Türkiye'nin tüm bölgelerini temsil edecek şekilde
planlandığına dikkati çeken Arslan, şunları kaydetti:

''Bu araştırmaya katılan kadınların yüzde 39'u, hayatlarının herhangi bir
döneminde en az bir kez şiddete maruz kaldığını söyledi. Bu da Türkiye'de her 10
kadından 4'ünün şiddete maruz kaldığını gösteriyor. Bu azımsanmayacak bir rakam.
Ancak burada daha önce şiddete maruz kaldığını ifade etmeyen kadınların da bu
konuda konuşmaya başladığını görüyoruz. Bu da şiddetin artık daha görünür,
telaffuz edilebilir hale geldiğinin göstergesi.''

Arslan, bu araştırmanın sonuçlarının ortaya çıkmasının ardından Kadından
ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığının, kadına yönelik şiddetle mücadelede kilit
rol oynayan İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı ile
protokoller imzaladığını anlattı.

Bu protokoller çerçevesinde ilgili bakanlıkların mensuplarına eğitimler
verildiğini belirten Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Öncelikle, ilk adım başvuru yerlerinden olan karakollardaki 40.400
polise eğitim verildi. Sağlık Bakanlığında yapılan protokolle sağlık ocakları,
hastanelerdeki elemanların, hemşirelerin, doktorların, ebelerin, psikologların
eğitimleri sağlandı. Bu eğitimlerde 75 bin sağlık personeline ulaşılması
hedefleniyor. Şu ana kadar 60 binin üzerinde sağlık personeli eğitildi. En önemli
ortaklarımızdan olan Adalet Bakanlığı ile bir protokol imzalandı ve bu çerçevede
Aile Mahkemelerinde görev yapan 320 hakim ve savcıya yönelik seminerler
düzenlendi. Bu çalışmalar Diyanet İşleri Başkanlığı ile imzalanan protokolle
tamamlanmış durumda. Ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri'nde her yıl 400 bin er ve
erbaşı kadına yönelik şiddet, kız çocuklarının okutulması konusunda
eğitiyoruz.''

Arslan, şiddete maruz kalan kadınların sonrasında ne yapacaklarının da
önemli olduğunu, bu amaçla kadın sığınma evlerinin sayısının artırılmasına karar
verildiğini anlattı. Türkiye'de 57 sığınma evi bulunduğunu belirten Arslan,
Avrupa Birliği desteğiyle 8 yeni sığınma evinin daha yapımının sürdüğünü
kaydetti.

Komisyon üyelerinin sorularını da yanıtlayan Arslan, sığınma evlerinin
daha çok hangi bölgelerde olduğuna yönelik bir soruya şu yanıtı verdi:

''Doğu illerinde az da olsa sığınma evi var, ancak bu evlerin gizli
olması gerekiyor. Halbuki bu iller küçük olduğu için sığınma evlerinin yeri de
kısa sürede ortaya çıkabiliyor. Bu yüzden çözüm olarak ara istasyon kurmaya
başladık. O illerde kısa süre ara istasyonda kalıp, ardından daha büyük illerdeki
sığınma evlerine götürülüyorlar. Ayrıca nüfusu 50 bini geçen belediyelere sığınma
evi getirilmesi şartı da getirildi. Bu sığınma evlerinde kadınlara meslek
kursları da düzenleniyor.''

Arslan, yurt dışında yaşayan Türk göçmen kadınlara yönelik de eğitimler
verdiklerini, bu eğitimlerde Türkiye'de yaşanan gelişmeleri soydaşlara
anlattıklarını bildirdi. Göçmen kadınlara özellikle ''entegrasyonun asimilasyon
anlamına gelmediğini'' anlatmaya çalıştıklarını belirten Arslan, yaşadıkları
ülkelerdeki uygulamaların Türkiye'de de olduğunu, kadına yönelik şiddetin kabul
edilemeyeceğini bu eğitimlerde Türk kadınlarına aktardıklarını açıkladı.

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türk Delegasyonu Başkanı ve Sakarya
Milletvekili Erol Aslan Cebeci de 4 kız çocuk babası olduğunu belirterek, ''4 kız
çocuk babası olarak kadına yönelik şiddetin dünya üzerinden silinmesi beni daha
da ilgilendiriyor'' diye konuştu.

Cebeci, kadına yönelik şiddetin önlenmesi için yargı, eğitim, güvenlik
teşkilatı gibi toplumun tüm kesimlerinde eğitimler düzenlendiğini, yakın
gelecekte kadına yönelik şiddetin dünyada olduğu gibi Türkiye'de de asgariye
ineceğine inandığını ifade etti.

Avrupa Konseyi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komitesi Başkanı ve Portekiz
Milletvekili Jose Mendes Bota, Avrupa Konseyi Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi
Şiddeti Önleme Sözleşmesi çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Bota, Aralık ayında toplanacak komitenin göçmen kadınların durumunu ele
alacağını belirtti. Bota, konuşması sırasında Türk yetkililere ''Avrupa İnsan
Kaçakçılığı Konvansiyonu'nu imzalayınız'' çağrısında bulundu. Sadece Türkiye
değil, diğer ülkelerde de kadına yönelik ve aile içi şiddetin yaşandığına değinen
Bota, Türkiye'nin çocuk yaşta zorla yaptırılan evlilikler ve namus cinayetleri
konusunu da ele alması gerektiğini kaydetti.

Bota, ''Kadın ve erkek arasındaki eşitsizliğin kabul edilebilir
kılınmasının engellenmesi gerekiyor. Mücadeleye adım adım devam etmemiz
gerekiyor. Dürüst olmak gerekirse 10 sene önce durum çok daha kötüydü, ama
önümüze bakacak olursak, yapacak çok şeyimiz var, vazgeçemeyiz'' dedi.

Kadına yönelik şiddetin gelişmiş ülkelerde de yaşanabildiğine dikkati
çeken Bota, ''En iyi ülkelerde bile buz dağının ucundan görünen kısmına bakınca
bile bir şeylerin ters gittiğini görüyoruz'' diye konuştu.

Konuşması sırasında yakasındaki beyaz kurdeleye de dikkati çeken Jose
Mendes Bota, kurdelenin erkeklerin de kadına yönelik şiddete artık kayıtsız
kalamayacaklarını gösterdiğini söyledi. Kanada'da ''Beyaz Kurdele'' adıyla bir
sivil toplum kuruluşu bulunduğunu ve bu kuruluşta erkeklerin kadına yönelik
şiddetle mücadelede kadınlarla birlikte çalıştığını ifade eden Bota, sözlerini
şöyle sürdürdü:
'
'Erkeklerin de bu mücadeleye dahil edilmesi gerekmektedir. Erkekler
halen toplumda temel karar verici noktaları tutan, belirleyici noktaları tutan
kesimi oluşturuyorlar. Büyük şirketlerin, futbol kulüplerinin, siyasetin başında
onlar var. Her yerdeler. Bütün erkekler kötüdür, şeytani tarafları vardır
demiyorum, çoğunluğu iyi insanlardır. Ama iyi olmalarına rağmen bu konuya karşı
yeterli hassasiyet ve anlayışa sahip değiller ve bilinçlendirilmeleri gerekmekte.
Beyaz Kurdele gibi sivil toplum kuruluşları bu açıdan bizim için önemli. Onlar bu
süreci bizim için kolaylaştırabilirler.

Toplantılar yarın sona erecek.

(18.00)