2011-11-20 - 10:45
TBMM'nin ev sahipliğinde düzenlenen İslam Konferansı Örgütü Parlamenter Asamblesi (İKÖPAB) 26. İcra Komitesi Toplantısının açılışında konuşan TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam, 21. yüzyılda dünyanın birbirine sıkıca bağlı küresel bir köy haline geldiğine dikkati çekerek, dış politika gelişmelerinde sadece diplomatlara değil, parlamenterlere de önemli roller düştüğünü kaydetti.
TBMM'nin ev sahipliğinde Rixos Otel'de düzenlenen İslam Konferansı Örgütü Parlamenter Asamblesi (İKÖPAB) 26. İcra Komitesi Toplantısının açılışında konuşan TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam, 21. yüzyılda dünyanın birbirine sıkıca bağlı küresel bir köy haline geldiğine dikkati çekerek, dış politika gelişmelerinde sadece diplomatlara değil, parlamenterlere de önemli roller düştüğünü kaydetti.
Sağlam, değişen dünyanın sorunlarının niteliğinin de değiştiğini belirterek, uluslararası alanda daha katılımcı olmak gerektiğini, gelişmelerin akışına göre hareket eden değil de gelişmelere yön veren ülkelerin artık daha ön planda olduğunu bildirdi. İslam dünyasının da önemli bir süreçten geçmekte olduğunu hatırlatan Sağlam, kendi sorunlarına en iyi çözümleri yine İslam ülkelerinin getirebileceğini kaydetti.
TBMM Başkanvekili Sağlam, sözlerine şöyle devam etti:
"Artık parlamentolar, hükümetin dış politikasının sadece tartışıldığı bir platform değil; dünya sorunları ile ilgilenen, sorunların çözümünde klasik diplomasi faaliyetlerini tamamlayıcı roller üstlenen ve mevcut yapılanmaları zenginleştiren kurumlardır.
Parlamenterler, kendi vatandaşların uluslararası gelişmelerden ve tehditlerden haberdar ederken aynı zamanda başka ülkelerin kriz zamanlarında arabuluculuk yapan, ülkelerin seçimlerini gözlemci olarak takip ederek demokrasinin yerleşmesine katkıda bulunan, uluslararası arenada görüşlerini dile getiren ve diğer ülke yasa yapıcıları ve medyası ile doğrudan temas içinde bulunan aktörlerdir.
Dünyada siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda dinamik bir geçiş dönemi yaşanmakta, bu alışılagelmiş model ve kalıplar sorgulanmakta ve dengeler yeniden kurulmaktadır. Bu dönüşümlerle eşzamanlı olarak, değişen koşullara ve beklentilere cevap verecek yeni bir dünya düzeni kurulmasına yönelik çabalar da giderek hız kazanmaktadır.
Değişen dünyada sorunların niteliği de değişmektedir. Küreselleşme olgusunun, artan mali krizler, küresel ısınmanın olumsuz etkileri ve siber saldırılar gibi yeni sorunları gündeme getirdiği bir gerçektir. Buna karşılık, söz konusu süreç, aynı zamanda ekonomik büyümenin de itici gücünü teşkil etmekte, uluslararası alanda işbirliği imkânlarını ve karşılıklı bağımlılığı artırmakta ve dünyada büyük ölçekli çatışma riskini azaltıcı bir etki yapmaktadır.
Mevcut uluslararası ortama hâkim olan bu karmaşık tablo, belirsizlik ve endişelerin yanı sıra geleceğe yönelik iyimserlik nedenlerini de içinde barındırmaktadır. Uluslararası danışma ve karar alma süreçlerinin daha demokratik hale getirilmesi yönündeki anlayışın yaygınlaşmaya başlaması olumlu unsurlara bir örnektir.
Öte yandan, küresel değişim rüzgârlarının daha güçlü biçimde esmeye başladığı mevcut koşullarda pasif/reaktif tutumlar sürdürülebilir olmaktan çıkmakta, katılımcılık, sorumluluk alma ve liderlik sergileme, uluslararası alanda söz sahibi olabilmenin temel şartı haline gelmektedir. Böyle bir tablo içinde, geleceğe ilişkin bir vizyon geliştirebilen, gelişmelerin peşinden sürüklenmeyi değil yönünü tayin etmeyi seçen ve bu doğrultuda tüm milli güç unsurlarını etkili biçimde kullanabilen ülkeler, uluslararası alanda nazım bir rol oynayacaklardır.
Türkiye, paylaştığı tarih, coğrafya ve kültürden kaynaklanan ortak paydaları ortak faydalara tahvil edebilmesi sayesinde, bölgesel politikalarda "sorunları" ön plana çıkaran anlayıştan "işbirliği ve entegrasyon" anlayışına geçmiş, bu şekilde mevcut sorunların kalıcı biçimde çözümüne de zemin hazırlamaya başlamıştır. Türkiye bu süreçte uyguladığı ön alıcı politikalarla önce yakın komşularıyla çatışma riskini gündemden çıkarmış, ardından çevresinde dalga dalga genişleyen ortak işbirliği ve refah alanları kurma yönünde ciddi bir atılım içine girmiştir.
İslam Konferansı Örgütü Parlamento Birliği (İKÖPAB) kurulduğu 1999 yılından bu yana, ülkelerimizin ortak çıkarları temelinde, işbirliğinin artırılması, uygun diyalog ortamının yaratılması, insan haklarının geliştirilmesi ve barışın tesisi için çaba sarf etmektedir. Bu çerçevede çeşitli vesilelerle düzenlenen toplantılar dünyanın dört bir yanındaki İslam ülkelerinin parlamenterlerini bir araya getirmekte ve hemen her konuda istişare ve eşgüdümde bulunmamıza imkan sağlamaktadır.
Bu dönemde, İslam alemini ilgilendiren sorunlar da giderek daha fazla karmaşık bir nitelik kazanmaktadır. Orta Doğu'da yaşanmakta olan gelişmelerin bölgede zaten kırılgan olan barış ve istikrarı etkilememesi ve değişim sürecinin biran evvel tamamlanması en içten temennimizdir.
Unutulmaması gereken nokta, doğrudan bizi ilgilendiren bu sorunlara bizden başka hiç kimsenin kalıcı çözümler geliştiremeyeceğidir. Sorunlarımızı, ortak tarih ve kültürlerimizden aldığımız güçle çözüme ulaştırmak için samimiyetle çalışmamız gerekmektedir. ÜT ve İKÖPAB'ın İslam alemi açısından önemi bu bağlamda bir kez daha ortaya çıkmaktadır. ÜT ve İKÖPAB, İslam alemini bir araya getiren sağlam bir temel olarak bu sorunların çözümünde rol oynayabilecek en önemli forumların başında gelmektedir.
Türkiye, gerek İKÖPAB'ın gerek İTT'nin İslam alemi açısından sahip olduğu önemin ve oynadığı rolün bilincindedir. Bu bağlamda, Birliğin daha etkin ve fonksiyonel bir yapıya kavuşması yönündeki çabaları desteklemektedir. İKÖPAB üyesi ülkelerin parlamentoları İİT'nin hedeflerine ulaşmamız bakımından önemli rol oynamaktadırlar. ÜT çerçevesinde alınan kararlar, imzalanan anlaşmalar ve nihayetinde İİT'de uygulamaya koyulması kararlaştırılan proje ve faaliyetler için gereken bütçeler Parlamentolarımız tarafından onaylanmaktadır. İİT'nin hedeflerine ulaşmasında Parlamentolarımıza düşen görevlerde olumlu ve yapıcı bir işbirliği içinde olmaya devam etmeliyiz.
Bu çerçevede, kısa sürede önemli yol kateden İKÖPAB'ın daha güçlü ve sözü dinlenen bir kuruluş haline gelmesini ve günümüzde karşı karşıya kaldığımız ortak sorunlara çözümler üretilmesi yolunda daha etkin rol oynamasını arzu ediyoruz."
Konuşmasında Filistin ve Kıbrıs sorunlarına da değinen Sağlam, Türkiye olarak Filistin'e destek vermeyi sürdüreceklerini söyleyerek, İKÖPAB'ın da desteğini artırması gerektiğini belirtti. İslam ülkelerine üzerindeki ambargonun hafifletilmesi için KKTC ile daha çok temas kurma çağrısı da yapan Sağlam, bugünkü toplantıda Ocak 2012'de Endonezya'da düzenlenecek olan İİT toplantısının hazırlıklarının yapılacağını bildirdi.
Sağlam, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Arap-İsrail ihtilafının merkezinde yer alan Filistin sorunu tüm İKÖPAB üyelerinin ortak davasıdır. Türkiye Filistinli kardeşlerinin haklı davasını desteklemeye devam edecektir.
Filistin sorunu iki devletli çözüm temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, egemen ve yaşayabilir Filistin devletinin kurulmasıyla çözülmeli ve Filistinli kardeşlerimiz on yıllardır özlemini çektikleri devletlerine kavuşmalıdır.
Son dönemde yaşadığımız önemli ve umut veren bir gelişme, Filistinli kardeşlerimizin Birleşmiş Milletlere tam üye olarak kabul edilme hedefiyle geçen Eylül ayında yapmış oldukları başvurudur.
İKÖPAB'ın tüm üyelerinin bu başvuruyu kararlılıkla desteklemeye devam etmesi önem taşımaktadır. İsrailliler, 181 sayılı BM Genel Kurulu kararı çerçevesinde 63 yıldır kendi devletlerine sahipken, aynı hakkın Filistinlilere çok görülmesini, ne anlayabilmek ne de açıklayabilmek mümkündür. Bu adaletsizliğe son verilmesi zamanı çoktan gelmiştir.
Bu doğrultuda, Filistin'in UNESCO üyeliğini alkışlıyoruz. Uluslararası camianın UNESCO Genel Konferansında ortaya koyduğu iradeden başta BM Güvenlik Konseyi üyeleri olmak üzere, tüm ilgili tarafların gerekli mesajları almasını diliyoruz. Kalıcı barışa yönelik anlamlı müzakereler ancak eşit bir zeminde yapılabilir. Filistin'in devlet olarak resmen tanınmasıyla İsrail ile mevcut müzakere zemininin eşitlenmesi de mümkün olabilecektir. Bundan sonra iki devlet temelinde müzakerelerin yürütülmesi daha gerçekçi bir yaklaşım oluşturacaktır.
Tabiatıyla, Filistinli kardeşlerimizin aralarındaki sorunları bir an önce çözerek kalıcı barış ve özgür bir Filistin hedefi yolunda el ele yürümeleri içten dileğimizdir. Bugüne kadar bu yolda attıkları adımlar için tüm Filistinli kardeşlerimizi kutluyoruz. İKÖPAB olarak, Filistinli kardeşlerimizin Ulusal Uzlaşıyı ilerletme gayretlerini desteklemeye devam etmemiz kuşkusuz büyük önem arz etmektedir.
Gazze'de adeta bir hapishane hayatı yaşayan Filistinli kardeşlerimizin çektikleri cefayı da ne kabul etmemiz, ne de içimize sindirebilmemiz mümkündür. Bu insanlık ayıbının sona erdirilmesi amacıyla başta İKÖPAB üyeleri olmak üzere, tüm dost ve kardeş ülkelerle işbirliğinde gerekli adımları atmayı sürdüreceğiz.
Bölgemizde uzun yıllardır çözüm bulunamayan diğer bir konu da Kıbrıs sorunudur. Kıbrıs'ta BM çerçevesindeki kapsamlı müzakere süreci son aşamasına girmiştir. Türkiye olarak, Kıbrıs Türk tarafının yapıcı çabalarına tam destek veriyoruz. BM Genel Sekreteri ile mutabık kalınan somut takvimi, Ada'da kurulacak yeni ortaklık devletinin 2012'nin ilk yarısı içinde hayata geçirilmesini sağlayacağı inancıyla destekliyoruz. BM Genel Sekreteri'nin çağrıları, ÜT kararları ve İKÖPAB bildirileri çerçevesinde kardeş ülkelerimizden, girilen bu kritik aşamada Kıbrıs Türk halkına uygulanan haksız izolasyonun hafifletilebilmesini teminen onlarla temaslarını artırmalarını bekliyoruz.
Birliğimizin faaliyetlerine Kıbrıs Türk Devleti sıfatıyla katılan KKTC'nin birçok üye devlette temsilcilik açmış olmasından memnuniyet duyuyor ve bunların sayısının artmasını, pek çok alanda ilişkilerin geliştirilmesini ve KKTC'de düzenlenen etkinliklere yüksek katılım sağlanmasını bekliyoruz. Kıbrıs Türk tarafının yoğun çabalarına rağmen çözüm müzakerelerinde bu defa da bir sonuca ulaşılması mümkün olmazsa, İKÖPAB üyesi kardeşlerimizin Müslüman Kıbrıs Türklerini yalnız bırakmayacağına yürekten inanıyorum.
Sözlerime son vermeden, sizleri 13. İslam Zirvesi'nde ağırlamaktan büyük memnuniyet duyacağımızı belirtmek isterim. Ülkemiz bugüne kadar bir İslam Zirvesi'ne ev sahipliği yapmamıştır. Başka vesilelerle tanıştığınızdan emin olduğum Türk misafirperverliğini, İslam Zirvesi vesilesiyle sizlere sunmaktan mutluluk duyacağız.
Bu iki gün içerisinde yapacağınız çalışmalarla Ocak 2012'de Endonezya'da yapılacak Konferans'ın gündemini belirleyeceksiniz. Her iki toplantının da İslam alemine hayırlar getirmesini temenni ederek en kalbi duygularla hepinizi selamlıyor çalışmalarınızda başarılar diliyorum."
İKÖPAB Dönem Başkanı Uganda'nın Meclis Başkanı Rebecca Kadaga da konuşmasında ev sahipliği dolayısıyla Türkiye'ye teşekkür ederek, Van depremi nedeniyle Türkiye'ye başsağlığı diledi.
İKÖPAB toplantısında İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) isminin İslam İşbirliği Teşkilatı olarak değiştirilmesi çerçevesinde İKÖPAB ismi de İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği olarak değiştirilmesi Endenozya'da yapılacak İKÖPAB Genel Kurul Toplantısı'nda gündeme getirilmesinine karar verildi.
Toplantıda ayrıca "Moro Ulusal Kurtuluş Ordusu'na İKÖPAB'da gözlemci statüsü verilmesi" , " İKÖPAB Genel Komitesi'nin (Konsey) 14. Oturumunun taslak gündeminin güncelleştirilmesi" ve İKÖPAB 7. Konferans Oturumunun taslak gündemi güncelleştirilmesi konuları görüşülerek kabul edildi.
(10.45)
Sağlam, değişen dünyanın sorunlarının niteliğinin de değiştiğini belirterek, uluslararası alanda daha katılımcı olmak gerektiğini, gelişmelerin akışına göre hareket eden değil de gelişmelere yön veren ülkelerin artık daha ön planda olduğunu bildirdi. İslam dünyasının da önemli bir süreçten geçmekte olduğunu hatırlatan Sağlam, kendi sorunlarına en iyi çözümleri yine İslam ülkelerinin getirebileceğini kaydetti.
TBMM Başkanvekili Sağlam, sözlerine şöyle devam etti:
"Artık parlamentolar, hükümetin dış politikasının sadece tartışıldığı bir platform değil; dünya sorunları ile ilgilenen, sorunların çözümünde klasik diplomasi faaliyetlerini tamamlayıcı roller üstlenen ve mevcut yapılanmaları zenginleştiren kurumlardır.
Parlamenterler, kendi vatandaşların uluslararası gelişmelerden ve tehditlerden haberdar ederken aynı zamanda başka ülkelerin kriz zamanlarında arabuluculuk yapan, ülkelerin seçimlerini gözlemci olarak takip ederek demokrasinin yerleşmesine katkıda bulunan, uluslararası arenada görüşlerini dile getiren ve diğer ülke yasa yapıcıları ve medyası ile doğrudan temas içinde bulunan aktörlerdir.
Dünyada siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda dinamik bir geçiş dönemi yaşanmakta, bu alışılagelmiş model ve kalıplar sorgulanmakta ve dengeler yeniden kurulmaktadır. Bu dönüşümlerle eşzamanlı olarak, değişen koşullara ve beklentilere cevap verecek yeni bir dünya düzeni kurulmasına yönelik çabalar da giderek hız kazanmaktadır.
Değişen dünyada sorunların niteliği de değişmektedir. Küreselleşme olgusunun, artan mali krizler, küresel ısınmanın olumsuz etkileri ve siber saldırılar gibi yeni sorunları gündeme getirdiği bir gerçektir. Buna karşılık, söz konusu süreç, aynı zamanda ekonomik büyümenin de itici gücünü teşkil etmekte, uluslararası alanda işbirliği imkânlarını ve karşılıklı bağımlılığı artırmakta ve dünyada büyük ölçekli çatışma riskini azaltıcı bir etki yapmaktadır.
Mevcut uluslararası ortama hâkim olan bu karmaşık tablo, belirsizlik ve endişelerin yanı sıra geleceğe yönelik iyimserlik nedenlerini de içinde barındırmaktadır. Uluslararası danışma ve karar alma süreçlerinin daha demokratik hale getirilmesi yönündeki anlayışın yaygınlaşmaya başlaması olumlu unsurlara bir örnektir.
Öte yandan, küresel değişim rüzgârlarının daha güçlü biçimde esmeye başladığı mevcut koşullarda pasif/reaktif tutumlar sürdürülebilir olmaktan çıkmakta, katılımcılık, sorumluluk alma ve liderlik sergileme, uluslararası alanda söz sahibi olabilmenin temel şartı haline gelmektedir. Böyle bir tablo içinde, geleceğe ilişkin bir vizyon geliştirebilen, gelişmelerin peşinden sürüklenmeyi değil yönünü tayin etmeyi seçen ve bu doğrultuda tüm milli güç unsurlarını etkili biçimde kullanabilen ülkeler, uluslararası alanda nazım bir rol oynayacaklardır.
Türkiye, paylaştığı tarih, coğrafya ve kültürden kaynaklanan ortak paydaları ortak faydalara tahvil edebilmesi sayesinde, bölgesel politikalarda "sorunları" ön plana çıkaran anlayıştan "işbirliği ve entegrasyon" anlayışına geçmiş, bu şekilde mevcut sorunların kalıcı biçimde çözümüne de zemin hazırlamaya başlamıştır. Türkiye bu süreçte uyguladığı ön alıcı politikalarla önce yakın komşularıyla çatışma riskini gündemden çıkarmış, ardından çevresinde dalga dalga genişleyen ortak işbirliği ve refah alanları kurma yönünde ciddi bir atılım içine girmiştir.
İslam Konferansı Örgütü Parlamento Birliği (İKÖPAB) kurulduğu 1999 yılından bu yana, ülkelerimizin ortak çıkarları temelinde, işbirliğinin artırılması, uygun diyalog ortamının yaratılması, insan haklarının geliştirilmesi ve barışın tesisi için çaba sarf etmektedir. Bu çerçevede çeşitli vesilelerle düzenlenen toplantılar dünyanın dört bir yanındaki İslam ülkelerinin parlamenterlerini bir araya getirmekte ve hemen her konuda istişare ve eşgüdümde bulunmamıza imkan sağlamaktadır.
Bu dönemde, İslam alemini ilgilendiren sorunlar da giderek daha fazla karmaşık bir nitelik kazanmaktadır. Orta Doğu'da yaşanmakta olan gelişmelerin bölgede zaten kırılgan olan barış ve istikrarı etkilememesi ve değişim sürecinin biran evvel tamamlanması en içten temennimizdir.
Unutulmaması gereken nokta, doğrudan bizi ilgilendiren bu sorunlara bizden başka hiç kimsenin kalıcı çözümler geliştiremeyeceğidir. Sorunlarımızı, ortak tarih ve kültürlerimizden aldığımız güçle çözüme ulaştırmak için samimiyetle çalışmamız gerekmektedir. ÜT ve İKÖPAB'ın İslam alemi açısından önemi bu bağlamda bir kez daha ortaya çıkmaktadır. ÜT ve İKÖPAB, İslam alemini bir araya getiren sağlam bir temel olarak bu sorunların çözümünde rol oynayabilecek en önemli forumların başında gelmektedir.
Türkiye, gerek İKÖPAB'ın gerek İTT'nin İslam alemi açısından sahip olduğu önemin ve oynadığı rolün bilincindedir. Bu bağlamda, Birliğin daha etkin ve fonksiyonel bir yapıya kavuşması yönündeki çabaları desteklemektedir. İKÖPAB üyesi ülkelerin parlamentoları İİT'nin hedeflerine ulaşmamız bakımından önemli rol oynamaktadırlar. ÜT çerçevesinde alınan kararlar, imzalanan anlaşmalar ve nihayetinde İİT'de uygulamaya koyulması kararlaştırılan proje ve faaliyetler için gereken bütçeler Parlamentolarımız tarafından onaylanmaktadır. İİT'nin hedeflerine ulaşmasında Parlamentolarımıza düşen görevlerde olumlu ve yapıcı bir işbirliği içinde olmaya devam etmeliyiz.
Bu çerçevede, kısa sürede önemli yol kateden İKÖPAB'ın daha güçlü ve sözü dinlenen bir kuruluş haline gelmesini ve günümüzde karşı karşıya kaldığımız ortak sorunlara çözümler üretilmesi yolunda daha etkin rol oynamasını arzu ediyoruz."
Konuşmasında Filistin ve Kıbrıs sorunlarına da değinen Sağlam, Türkiye olarak Filistin'e destek vermeyi sürdüreceklerini söyleyerek, İKÖPAB'ın da desteğini artırması gerektiğini belirtti. İslam ülkelerine üzerindeki ambargonun hafifletilmesi için KKTC ile daha çok temas kurma çağrısı da yapan Sağlam, bugünkü toplantıda Ocak 2012'de Endonezya'da düzenlenecek olan İİT toplantısının hazırlıklarının yapılacağını bildirdi.
Sağlam, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Arap-İsrail ihtilafının merkezinde yer alan Filistin sorunu tüm İKÖPAB üyelerinin ortak davasıdır. Türkiye Filistinli kardeşlerinin haklı davasını desteklemeye devam edecektir.
Filistin sorunu iki devletli çözüm temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, egemen ve yaşayabilir Filistin devletinin kurulmasıyla çözülmeli ve Filistinli kardeşlerimiz on yıllardır özlemini çektikleri devletlerine kavuşmalıdır.
Son dönemde yaşadığımız önemli ve umut veren bir gelişme, Filistinli kardeşlerimizin Birleşmiş Milletlere tam üye olarak kabul edilme hedefiyle geçen Eylül ayında yapmış oldukları başvurudur.
İKÖPAB'ın tüm üyelerinin bu başvuruyu kararlılıkla desteklemeye devam etmesi önem taşımaktadır. İsrailliler, 181 sayılı BM Genel Kurulu kararı çerçevesinde 63 yıldır kendi devletlerine sahipken, aynı hakkın Filistinlilere çok görülmesini, ne anlayabilmek ne de açıklayabilmek mümkündür. Bu adaletsizliğe son verilmesi zamanı çoktan gelmiştir.
Bu doğrultuda, Filistin'in UNESCO üyeliğini alkışlıyoruz. Uluslararası camianın UNESCO Genel Konferansında ortaya koyduğu iradeden başta BM Güvenlik Konseyi üyeleri olmak üzere, tüm ilgili tarafların gerekli mesajları almasını diliyoruz. Kalıcı barışa yönelik anlamlı müzakereler ancak eşit bir zeminde yapılabilir. Filistin'in devlet olarak resmen tanınmasıyla İsrail ile mevcut müzakere zemininin eşitlenmesi de mümkün olabilecektir. Bundan sonra iki devlet temelinde müzakerelerin yürütülmesi daha gerçekçi bir yaklaşım oluşturacaktır.
Tabiatıyla, Filistinli kardeşlerimizin aralarındaki sorunları bir an önce çözerek kalıcı barış ve özgür bir Filistin hedefi yolunda el ele yürümeleri içten dileğimizdir. Bugüne kadar bu yolda attıkları adımlar için tüm Filistinli kardeşlerimizi kutluyoruz. İKÖPAB olarak, Filistinli kardeşlerimizin Ulusal Uzlaşıyı ilerletme gayretlerini desteklemeye devam etmemiz kuşkusuz büyük önem arz etmektedir.
Gazze'de adeta bir hapishane hayatı yaşayan Filistinli kardeşlerimizin çektikleri cefayı da ne kabul etmemiz, ne de içimize sindirebilmemiz mümkündür. Bu insanlık ayıbının sona erdirilmesi amacıyla başta İKÖPAB üyeleri olmak üzere, tüm dost ve kardeş ülkelerle işbirliğinde gerekli adımları atmayı sürdüreceğiz.
Bölgemizde uzun yıllardır çözüm bulunamayan diğer bir konu da Kıbrıs sorunudur. Kıbrıs'ta BM çerçevesindeki kapsamlı müzakere süreci son aşamasına girmiştir. Türkiye olarak, Kıbrıs Türk tarafının yapıcı çabalarına tam destek veriyoruz. BM Genel Sekreteri ile mutabık kalınan somut takvimi, Ada'da kurulacak yeni ortaklık devletinin 2012'nin ilk yarısı içinde hayata geçirilmesini sağlayacağı inancıyla destekliyoruz. BM Genel Sekreteri'nin çağrıları, ÜT kararları ve İKÖPAB bildirileri çerçevesinde kardeş ülkelerimizden, girilen bu kritik aşamada Kıbrıs Türk halkına uygulanan haksız izolasyonun hafifletilebilmesini teminen onlarla temaslarını artırmalarını bekliyoruz.
Birliğimizin faaliyetlerine Kıbrıs Türk Devleti sıfatıyla katılan KKTC'nin birçok üye devlette temsilcilik açmış olmasından memnuniyet duyuyor ve bunların sayısının artmasını, pek çok alanda ilişkilerin geliştirilmesini ve KKTC'de düzenlenen etkinliklere yüksek katılım sağlanmasını bekliyoruz. Kıbrıs Türk tarafının yoğun çabalarına rağmen çözüm müzakerelerinde bu defa da bir sonuca ulaşılması mümkün olmazsa, İKÖPAB üyesi kardeşlerimizin Müslüman Kıbrıs Türklerini yalnız bırakmayacağına yürekten inanıyorum.
Sözlerime son vermeden, sizleri 13. İslam Zirvesi'nde ağırlamaktan büyük memnuniyet duyacağımızı belirtmek isterim. Ülkemiz bugüne kadar bir İslam Zirvesi'ne ev sahipliği yapmamıştır. Başka vesilelerle tanıştığınızdan emin olduğum Türk misafirperverliğini, İslam Zirvesi vesilesiyle sizlere sunmaktan mutluluk duyacağız.
Bu iki gün içerisinde yapacağınız çalışmalarla Ocak 2012'de Endonezya'da yapılacak Konferans'ın gündemini belirleyeceksiniz. Her iki toplantının da İslam alemine hayırlar getirmesini temenni ederek en kalbi duygularla hepinizi selamlıyor çalışmalarınızda başarılar diliyorum."
İKÖPAB Dönem Başkanı Uganda'nın Meclis Başkanı Rebecca Kadaga da konuşmasında ev sahipliği dolayısıyla Türkiye'ye teşekkür ederek, Van depremi nedeniyle Türkiye'ye başsağlığı diledi.
İKÖPAB toplantısında İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) isminin İslam İşbirliği Teşkilatı olarak değiştirilmesi çerçevesinde İKÖPAB ismi de İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği olarak değiştirilmesi Endenozya'da yapılacak İKÖPAB Genel Kurul Toplantısı'nda gündeme getirilmesinine karar verildi.
Toplantıda ayrıca "Moro Ulusal Kurtuluş Ordusu'na İKÖPAB'da gözlemci statüsü verilmesi" , " İKÖPAB Genel Komitesi'nin (Konsey) 14. Oturumunun taslak gündeminin güncelleştirilmesi" ve İKÖPAB 7. Konferans Oturumunun taslak gündemi güncelleştirilmesi konuları görüşülerek kabul edildi.
(10.45)
