2011-03-22 - 14:30
CHP TBMM GRUP TOPLANTISI...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Libya'ya askeri harekatın derhal durdurulmasını istedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Libya'ya
askeri harekatın derhal durdurulmasını istedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubu'nda, Libya'da daha fazla kan
dökülmemesi, Libya'nın birlik, bütünlük ve geleceğinin korunmasının en büyük
talepleri olduğunu söyledi.

Libya'ya karşı yürütülen hava operasyonları ve füze saldırısı sonucunda
büyük ölçüde askeri hedeflerin bertaraf edildiğinin söylediğini, ancak çok sayıda
sivilin öldüğünün de bilindiğini belirten Kılıçdaroğlu, ''Bu nedenle CHP, askeri
harekatın derhal durdurulmasını arzu eder'' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, biraz geç de olsa Libya lideri Muammer
Kaddafi'yi eleştirdiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Hangi Türkiye Cumhuriyeti
Başbakanı, hangi çağdaş ülkenin başbakanı veya herhangi bir siyasetçisi, bir
diktatörden insan hakları ödülü almıştır? Tek örneği vardır; Recep Tayyip
Erdoğan. Bizim bir isteğimiz; o ödülü sakın Başbakanlık makamında tutmasın, evine
götürsün. Televizyonlarda zulmü, baskıyı izlerken ödüle baksın, 'ben bunu nasıl
aldım' diye hayıflansın. Belki vicdanı sızlar'' diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP
iktidarında taşeron işçiliğe son vereceklerini, bu kapsamda çalışanların kadrolu,
sendikalı işçi statüsüne kavuşacağını söyledi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında gündemdeki konulara ilişkin
değerlendirmelerde bulundu.

Grup toplantısında ANAVATAN ve Demokrat Parti'den bir grup, bazı sivil
toplum örgütlerinin temsilcileri ile Türkiye Muhtarlar Federasyonu Başkanı
Ramazan Özinal CHP'ye katıldı.

Katılanlardan bazılarına parti rozeti takan Kılıçdaroğlu, katılımların
CHP'ye güç ve destek verdiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, ülkenin içinde bulunduğu
çıkmazdan kurtulmasını isteyen, aydınlık yolu tercih eden herkesi CHP çatısı
altına beklediklerini söyledi.

Tüm vatandaşların Nevruz Bayramı'nı da kutlayan Kılıçdaroğlu, geçmişte
yaşanan üzücü olayların dünkü kutlamalarda yaşanmadığını belirterek, bundan sonra
da sevinç ve mutluluk içinde kutlamalar gerçekleştirilmesi dileğinde bulundu.
Kılıçdaroğlu, ''Dün Nevruz'u kutladık ama işimiz var. Çalışacağız. Bu bayramı 12
Haziran'da başka bir bayrama dönüştürmek durumundayız. O açıdan çalışacağız,
üreteceğiz, her yerde projelerimizi anlatacağız... 12 Haziran'ı bayrama
döndüreceksek bu güç bizim elimizde. Çaba, emek harcar, geniş kitlelere gidersek
sonuç alırız. Nevruzumuz kutlu olsun ama 12 Haziran'a hazırlıklı olalım'' diye
konuştu.

Geçen hafta Balıkesir, Kocaeli, Gebze ve Karadeniz Ereğli'ye gittiklerini
hatırlatan Kılıçdaroğlu, gezileri hakkında bilgi verdi.

Balıkesir'de Çanakkale Savaşı'nın önemli isimlerinden Seyit Onbaşı'nın
köyünü ziyaret ettiğini belirten Kılıçdaroğlu, burada yaşayan vatandaşların köy
yolunun yapılması talebini ilettiklerini anlattı. Kılıçdaroğlu, köyün yolunun bu
zamana kadar yapılmamış olmasını eleştirerek, CHP iktidarında yolu yapma sözü
verdi.

Balıkesir ziyareti sırasında da Sanayi ve Ticaret Odası üyeleriyle bir
araya geldiklerini ve onlara CHP'nin projelerini anlattıklarını belirten
Kılıçdaroğlu, sivil toplum örgütleriyle de çok faydalı bir toplantı
gerçekleştirdiklerini söyledi. Bu tür toplantılarda katılımcılara kendisine her
türlü soruyu sorabileceklerini söylediğini aktaran Kılıçdaroğlu, ''Onlarla
sağlıklı, tutarlı bir ilişki kurmak istiyoruz. Geçmişte aramızda var olan
mesafeyi kapatmak istiyoruz'' dedi. Kılıçdaroğlu, artık ''sağırlar diyaloğuna''
son vereceklerini, projelerini birinci elden halka anlatacaklarını, soruları
birinci elden yanıtlayacaklarını söyledi.

Gebze'de de ''Taşeronlaşmaya Dur De'' mitingi düzenlediklerini anlatan
Kılıçdaroğlu, ''Taşeron aracılığıyla işçi çalıştırma uygulaması 12 Eylül
ürünlerinden birisidir. Örgütlü topluma karşı çıkan 12 Eylül, sendikacılığa da
karşıydı. Farklı bir yöntem geliştirdiler, taşeron aracılığıyla işçi istihdam
etmeye başladılar'' ifadesini kullandı. Taşeron işçilikte en büyük istihdam
olanağını kamunun yarattığını kaydeden Kılıçdaroğlu, TBMM'den, bakanlıklara kadar
her yerde taşeron işçi çalıştırıldığını söyledi.

Taşeronluk sisteminin işçiyi asgari ücrete mahkum ettiğin, grev, sendika
ve toplu sözleşme hakkından mahrum bıraktığını anlatan Kılıçdaroğlu, ''çağdaş
kölelik'' olarak nitelenen bu sisteme CHP iktidarında son vereceklerini bildirdi.
Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Taşeron işçisi kardeşlerim unutmasınlar, sayıları milyonu aştı. Biz
taşeronluğa son vereceğiz, 'taşeronluk sürsün' diyen Adalet ve kalkınma
Partisi'dir. Biz her çalışanın İş Yasası'na tabi olmasını, örgütlenmesini
isteriz, örgütlenmeye karşı olan Adalet ve Kalkınma Partisi'dir. Biz herkesin iş
güvencesi olsun isteriz, iş güvencesini tırpanlayan Adalet ve Kalkınma
Partisi'dir. Her taşeron işçisi CHP'nin iktidarında, yani onların, emeğin
iktidarın görecekler ki taşeron işçiliğe son vereceğiz. Hepsi devlette kadrolu,
sendikalı işçi olacak, haklarını teslim edeceğiz.''

Taşeron işçilerin kadrolu hale getirilmesinin maddi yük getirmeyeceğini
savunan Kılıçdaroğlu, herkesin uluslararası çalışma örgütünün kurallarına göre
istihdam edileceğini, çağdaş kölelik düzenine karşı çıkacaklarını söyledi.

Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

''Bütün sendikacı, işçi arkadaşlarım şunu da çok net duysunlar, biz
işçinin hakkını koruruz, emeğin hakkını koruruz, onların örgütlenmesini
savunuruz, ama biz ücret sendikacılığına karşıyız. Onu da bilsinler. Bizim
amacımız, hedefimiz şu, işçi ve işverenler artık karşıt gruplar değildir. Aynı
ortak alanda çalışan, beraber emek harcayan, beraber riski paylaşan, üretim
yapan, rekabet yapan bir düzeni artık savunuyorlar. O açıdan biz ücret
sendikacılığı gibi çağ dışı anlayışa karşıyız... İşçinin hakkını teslim edeceği,
işverenin de hakkını teslim edeceğiz beraber çalışacaklar, üretecekler. O açıdan
ücret sendikacılığı bizim kitabımızda yoktur.''

Taşeron işçiliğin çok iyi anlatılmasını da isteyen Kılıçdaroğlu, ''Neden
benim hakkımı CHP savunuyor?'' sorusuyla karşılaşılması halinde ise ''Senin
sendikalı olmanı, örgütlü olmanı sağlayan, grevli toplu sözleşmeli hakkı getiren
de CHP'dir. Onun için senin hakkını savunacağız'' yanıtının verilmesini istedi.

Kılıçdaroğlu, kendi içinde barışık, bir tarafı ezen değil, iki tarafı da
onurlandıran bir toplum kurmak istediklerini söyledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan'ın, biraz geç de olsa Libya lideri Muammer Kaddafi'yi
eleştirdiğini ifade ederek, ''(Çekil, halkına baskı yapma) diyen Sayın Erdoğan, o
insandan insan hakları ödülü alırken hiç bunları düşünmedin mi? O ödülü sakın
Başbakanlık makamında tutmasın, evine götürsün. Televizyonlarda zulmü, baskıyı
izlerken ödüle baksın 'ben bunu nasıl aldım' diye hayıflansın. Belki vicdanı
sızlar'' dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmada, Japonya'daki
nükleer tehlikeye işaret etti. Teknoloji devi Japonya'nın, böyle bir riskle karşı
karşıya olduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, bu olaydan sonra İngiltere, ABD,
Almanya, Çin'in nükleer teknolojinin, santrallerinin güvenliği üzerinde yeniden
durmaya başladığına dikkati çekti.

Bir ülkenin başbakanının, tüpgaz ile nükleer teknolojiyi aynı kefeye
koymasını anlamanın mümkün olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, ''Ne denir böyle
birisine; Allah akıl fikir versin diyeceğiz, başka söylenecek bir şey yok.
Radyasyonun ne olduğunu, insanların genlerinde ciddi tahribat yarattığını,
havayı, suyu, besini kirlettiğini bilmiyor. Bilmiyor da ülkeyi yönetiyor. Sorun
da orada zaten. Cama bakarak konuşsaydı herhalde böyle konuşmazdı'' dedi.

Türkiye'nin, Rusya ile ''Gelin Türkiye'de bir nükleer santral kurun''
diyerek, bir anlaşma yaptığını anımsatan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Yapılacak bu santral daha önce dünyanın herhangi bir ülkesinde inşa
edildi mi, hayır. Yeni bir şey diyorlar, ne olduğunu kimse biliyor. Nükleer
santrali sadece Ruslar değil birçok ülke yapıyor, niçin uluslararası ihale
açılmadı? Ruslara 'Gel bize 20 milyar dolara nükleer santral yap' denildi.
Nükleer santrali, daha ucuz elektrik elde edilmesi için yaparlar. Ruslara, 12,35
cent ile 15,5 cent arasında kilovat saatine, bir alım garantisi verilmiş.
Dünyanın en pahalı elektriğini üretecekler. İhalesiz veriyorsunuz, ne olduğunu
belli olmayan bir teknolojiyle yapacaklar.

Bütün sanayicilere sesleniyorum, iktidarın arkasındaki şakşakçı
sanayicilere özellikle sesleniyorum, itiraz etmediğiniz için size sesleniyorum;
15,5 centten size elektrik satacaklar, daha bunu devlet alacak, sanayiciye kaça
satacaklar bilmiyoruz. 15,5 centten aldığınız elektrikle ürettiğiniz ürünü, nasıl
dış pazarlarda, hangi maliyet anlayışıyla pazarlayacaksınız hiç düşündünüz mü?
Benim bildiğim sanayici geleceği, teknolojiyi gören, bilimi araştıran, araştırma,
geliştirmeye önem veren insandır. Size AKP iktidarı getirecek, 15,5 cente
elektriği dayatacak ve siz buna evet mi diyeceksiniz, niye sesiniz çıkmıyor, her
şeye biz mi itiraz edeceğiz, üretecek olan sizsiniz. Bu fiyatla, uluslararası
alanda rekabet mi edeceksiniz, sizi bu fiyatlar kayıt dışı ekonomiye
zorlayacaktır. Yazık günah değil mi bu ülkeye? Uluslararası Enerji Ajansı'nın
raporlarına bakın 15,5 centten elektrik üreten nükleer santral dünyada var mı yok
mu? Dünyada yoksa size dayatılan bu fiyatı nasıl kabul edeceksiniz?''

Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin enerji alanında Rusya'ya bağımlı hale
geldiğini, nükleer santralle beraber bağımlılık oranının yüzde 60-70'leri
bulduğunu söyledi.

Akkuyu'da yapılmak istenen nükleer santralin, Ecemiş Fay Hattı'na 25
kilometre uzaklıkta olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, yer lisansının bundan 38
yıl önce alındığını ancak aradan geçen 38 yılda teknoloji ve bilimin geliştiğini
söyledi. CHP lideri, şunları kaydetti:

''İnsan bir daha bakar, nedir ne değildir, buraya kurulur mu kurulamaz
mı? Bütün bunları, bunlar bilmiyor değil, hepsini biliyorlar. Nedeni şu;
Samsun'dan Ceyhan'a petrol gelecek, orada bir rafineri kurulacak. O rafineri
bizim Çalık'a ait. Acaba bunun bedeli bu mu? Senin bir yandaşın rafineri yapsın
diye bütün Türkiye'yi, sanayiyi bu kadar riskin altına atmaya değer mi? Bunları,
herkese anlatmanız lazım. Hani kul hakkından söz ediyorlardı, kesinlikle
inanmayın, kul hakkı yiye yiye zaten köşeyi döndüler. Yandaşına rafineri
yaptıracaksın diye bütün milletin sırtına bu kadar büyük yükü, 20 milyar dolarlık
faturayı yükleyen insanda, Allah aşkına toplu iğne ucu kadar vicdan var mı? Böyle
bir anlayış olabilir mi? Kimse korkudan itiraz edemiyor. Baskı rejimi var,
sanayici bile korkuyor. Bu faturayı, millet ödeyecek. Beyefendilerin keyfi
yerinde. Bu rakamlar benim bulduğum değil, resmi rakamlardır. Halen ihalesiz, bu
anlaşmayı niçin Ruslara verdiğini bir Allah'ın kulu çıkıp anlatmadı. Parlamentoda
yasa olarak geçirdiler, parlamentoyu da buna alet ettiler. Ülkeye yükledikleri
faturaya bakın.''

Kemal Kılıçdaroğlu, konuşmasında Libya'daki gelişmelere de yer verdi.

Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin bu ülke ile tarihsel, kültürel bağları
bulunduğunu, Libya halkının, zor zamanlarda Türkiye'nin yanında olduğunu,
Türkiye'nin de aynı şekilde Libya'nın yanında olması gerektiğini anlattı.

Zaman zaman sorunlar çıksa da dost Libya halkı ile Türkiye arasında köklü
sorunlar yaşanmadığını dile getiren Kılıçdaroğlu, 21. yüzyılının, baskıcı
rejimler yüzyılı olduğuna inanmadıklarını, bu yüzyılı despotların tarih
sahnesinden silineceği, baskıcı rejimlerin yok olacağı bir yüzyıl olarak
gördüklerini anlattı.

Kılıçdaroğlu, ilke olarak, hiçbir gücün bir başka ülkeye dışardan
müdahale etmesini istemediklerini, her halkın kendi sorunlarını kendilerinin
çözmesini istediklerini belirtti. Kılıçdaroğlu, ''Halklar mücadele etmeli, kendi
sorunlarını çözmeli, demokrasi, özgürlük bağlamında mücadele etmeli, gerekirse
bedel de ödemekten çekinmemelidirler. Çünkü insanlık tarihi, demokrasi ve
özgürlük bağlamında çok bedeller ödemiştir. Bedel ödeyenleri tarih unutmamıştır,
baskı yapanlar ise tarihin kara sayfalarında yer almıştır'' diye konuştu.

Hükümet'in, Libya lideri Kaddafi'nin çekilmesi, Libya halkına özgürlük,
demokrasi gelmesi, bu ülkenin zenginliklerinin emperyal ülkelerce paylaşılmaması,
bu amaçla baskı yapılmaması söylemlerini doğru bulduklarını vurgulayan
Kılıçdaroğlu, aslında bunların kendilerinin söylemleri olduğunu belirtti.

Kılıçdaroğlu, ''Baskıcı rejimleri bitirmemiz gerekiyor. Baskıyla kendi
yurttaşlarını kurşunlayan, yok eden, öldüren bir düzeni, herhalde hiçbir
sağduyulu insan, ülke savunamaz'' diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Ama bir başka gerçek daha var. Türkiye, izlediği dış politikayla
uluslararası alanda gittikçe yalnızlaşıyor, dışlanıyor. Batı, Arap Birliği,
Afrika Ligi, İslam ülkeleriyle doğrudan ilişkiye geçti, Türkiye bypass edildi.
Hani deniliyordu ya 'Türkiye dünyada oyun kuran ülke'. Bırakın oyun kurmayı, bu
olayda figüran bile olamadı. Paris toplantısına davet bile edilmedik, dikkate
bile alınmadık. Türkiye'nin izlediği dış politika, Türkiye'yi bu noktaya
getirdi.

Kaddafi elbette eleştirilir. Demokrasiye, insan haklarına inanıyorsak,
baskı kuran, halkına zulüm yapan her kişiyi eleştirmek bizim görevimizdir. Ama
Sayın Erdoğan, biraz geç de olsa Kaddafi'yi eleştirdi. Sormamız gereken şu;
'Çekil, halkına baskı yapma, zulmetme' diyen Sayın Erdoğan, o insandan insan
hakları ödülü alırken hiç bunları düşünmedin mi? Hangi Türkiye Cumhuriyeti
başbakanı, hangi çağdaş ülkenin başbakanı veya herhangi bir siyasetçi bir
diktatörden insan hakları ödülü almıştır? Tek örneği vardır; Recep Tayyip
Erdoğan. Bizim bir isteğimiz; o ödülü sakın Başbakanlık makamında tutmasın, evine
götürsün. Televizyonlarda zulmü, baskıyı izlerken ödüle baksın 'ben bunu nasıl
aldım' diye hayıflansın. Belki vicdanı sızlar. Libya'da daha fazla kan
dökülmemesi, Libya'nın birlik, bütünlük ve geleceğinin korunması en büyük
talebimizdir. Libya'ya karşı yürütülen hava operasyonları ve füze saldırısı
sonucunda büyük ölçüde askeri hedeflerin bertaraf edildiği söyleniyor ancak çok
sayıda sivilin öldüğü de biliniyor. Bu nedenle CHP, askeri harekatın derhal
durdurulmasını arzu eder.''

**** HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DÖKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ ****
(14.30)