2013-05-22 - 14:48
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu'nun başkanlığında toplandı. Türk Petrol Kanunu Tasarısı'nın TBMM Genel Kurul'da görüşülmesine başlandı. Tasarının tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından Başkanvekili Güldal Mumcu birleşime ara verdi. Mumcu, aranın ardından komisyonun yerini almaması üzerine birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu'nun başkanlığında toplandı. BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, bütün dünyada yenilenebilir enerji kaynaklarının öncelendiğini, termik ve nükleer santrallerin dışlandığını iddia etti.

Gündemdışı söz alan CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu olarak NSU davasını izlemek üzere Almanya'ya gittiklerini anımsatarak, ''Orada Türkiye'de olduğu gibi 3 metre demir bariyer yoktu. Plastik lego tipinde yarım metre bariyerler vardı. Orada biber gazı, cop yoktu. Milletvekili arkadaşlarla birlikte uzun süreli bekleyişten sonra duruşmaya girebildik'' dedi.

Kendilerinde davanın ne Türkçe ne de Almanca iddianamesinin bulunmadığını belirten Tanal, bugüne kadar da ellerine ulaşmadığını söyledi.

Tanal, ''Benim hükümet yetkililerinden ve Dışişleri Bakanlığı'ndan istirhamım, bu iddianameye bir an önce ulaşıp, Tükçeye çevirip vatandaşlarımıza bu yardım ve katkıyı sunmalarıdır'' diye konuştu.

BDP'li Baluken, termik santrallerin pek çoğunun soğutma suyuna ihtiyaç duyduğu için akarsu ya da deniz kıyısına kurulduğunu belirterek, yapılan araştırmalara göre, bu santrallerin olduğu yerleşim yerlerinde, bacadan çıkan kimyasalların ve suya karışan atıkların etkisiyle kanser hastalarında ciddi artışlar olduğunu iddia etti.

Bütün dünyada yenilenebilir enerji kaynaklarının öncelendiğini, termik ve nükleer santrallerin artık neredeyse dışlandığını ve yasaklandığını ifade eden Baluken, ''İzmir'de, Manisa'da, Siirt'te, Mardin'de halkımız bu termik santralleri istemediğini açıkça ifade etmiştir. Aynı riskle Bingöl halkı karşı karşıyadır. Bingöl'de termik santral yapılmasıyla ilgili plan ve projeler hayata geçirilmek istenmektedir. Doğayı talan eden projelere Bingöl halkı müsaade etmeyeceğini söylüyor'' diye konuştu.

MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, alınması planlanan 10 bin koruma memurunun, kolluk açısından kargaşa ve karmaşaya neden olacağını ileri sürdü.

TBMM Genel Kurulu'nda, MHP grubunun, özel güvenlik görevlilerinin sorunlarıyla ilgili verdiği araştırma önergesinin bugün ele alınması önerisi görüşüldü.

MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, özel güvenlik görevlilerinin kıdem ve ihbar tazminatı açısından sorunlarının mutlaka giderilmesi gerektiğini ifade ederek, "Her yaşta özel güvenlik personeli istihdam etmenin yolu açılmalıdır" dedi.

Hükümetin 10 bin özel koruma memuru alacağına yönelik çalışmalarına değinen Türkoğlu, "Koruma memurları gibi yeni bir sınıf istihdam ediyorsunuz. Bu yeni sınıf kolluk açısından kargaşa ve karmaşaya sebep olacaktır. Bu niyetinizden vazgeçin. Sizin 'koruma memuru istihdam edeceğiz' dediğiniz andan itibaren bizim aklımıza gelen PKK'lı teröristlerin dağdan inerek kamuda istihdam edileceğine dair iddialardır. Eğer PKK'lı teröristleri koruma memuru olarak istihdam etmeyi düşünüyorsanız, eğer PKK ile yapmış olduğunuz mutabakattaki gibi teröristlerin öz güvenlik gücü olarak görev yapmalarını hesaplıyorsanız bunun karşısında sonuna kadar direneceğimizi bilin" diye konuştu.

AK Parti Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu bugün itibariyle özel güvenlik sektörünün ülkemizde çok sayıda kişiye istihdam sağlayan bir sektör olduğuna dikkati çekerek, ülkemiz genelinde bin 260 adet faaliyet gösteren özel güvenlik şirketi ve 575 özel güvenlik eğitim kurumu bulunduğunu söyledi. Kavaklıoğlu, fiilen çalışan özel güvenlik görevlisi sayısının da 272 bin 596 olduğunu kaydetti.

Kavaklıoğlu, emniyet hizmetleri sınıfı içinde koruma memuru olarak görev alacak yeni bir yapının oluşturulmasına ilişkin bir çalışma yürütüldüğünü anımsatarak, çalışmanın yasalaşmasıyla ilk etapta 10 bin koruma memurunun alınmasının öngörüldüğünü ifade etti.

CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli AK Parti hükümetleri döneminde çalışma hayatının gittikçe artan bir şekilde ILO normlarından uzaklaştığını iddia ederek, yaygın bir taşeronlaşmanın tesis edilmeye başlandığını kaydetti.

BDP de 1990'dan günümüze faili meçhul cinayetler için verdiği Meclis araştırması açılması önergesinin TBMM Genel Kurulu'nda bugün görüşülmesine yönelik grup önerisi getirdi.

BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, binlerce kişinin faili meçhul cinayetlere kurban gittiğini, devlet otoritesi olmadan bu kadar yoğun faili meçhul cinayet ve gözaltına kaybolmanın mümkün olmadığını savundu.

"Kayıplarımızın vebali bizlerin de devletin de omzundaki en büyük yüktür" diyen Buldan, devletin hakikat ve adalet arayışına bir an evvel dahil olması gerektiğini söyledi. Buldan, "Geçmişle yüzleşmeden, hakikatler ortaya çıkarılıp adalet sağlanmadan bu ülke için ne gerçek anlamda bir barış ne de eşitlik ve kardeşlik temelli bir yaşam mümkündür" diye konuştu.

Pervin Buldan, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması için hakikat komisyonu kurulmasını, adli tıp, ceza ve usul yasalarında gerekli değişikliklerin yapılmasını istedi.

AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ise 1990'lı yıllarda faili meçhul cinayetlerin zirve yaptığını ifade ederek, Türkiye'nin bu yıllarda faili meçhullerle, yargısız infaz ve işkencelerle anılan ülke haline geldiğini söyledi.

Faili meçhul cinayetler ve sonrasındaki Susurluk ve 28 Şubat süreçlerinde Türkiye'nin hem ekonomide hem demokraside kan kaybettiğini dile getiren Tunç, AK Parti iktidarıyla birlikte faili meçhullerin son bulduğunu belirtti.

Tunç, iktidarları döneminde faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmaya çalışıldığını, hiçbir şeyin üzerinin örtülmediğini ifade etti.

Meclis'te daha önce de aynı nitelikte araştırma komisyonları kurulduğunu anlatan Tunç, faili meçhul cinayetlerin çözüm sürecine ilişkin Meclis Araştırma Komisyonu'nun da çalışma kapsamında olduğundan, öneriye karşı olduklarını kaydetti.

CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker ise faili meçhul cinayetlerin Türkiye'nin demokrasi tarihinin "kara lekesi" olduğunu söyledi.

Faili meçhul cinayetlerde Türkiye'nin önemli aydınlarının kaybedildiğini dile getiren Şeker, milyonlarca vatandaşın devlete ve adalete güven duygusunun zedelendiğini ifade etti. Şeker, geçmişte kurulan komisyonlara atıfta bulunarak, o çalışmalarda hiçbir faili meçhul cinayetin aydınlatılmadığını, devlet sırrı ve ticari sır gibi gerekçelerle çalışmaların istenen noktaya ulaşmadığını belirtti.

BDP ve MHP'nin grup önerileri reddedildi.

Genel Kurul'da, Türk Petrol Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerine geçildi.

CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, Bingöl'deki HES ve demiryolu güzergahı değişikliği ihalelerinde yolsuzluk yapıldığını iddia etti. AK Parti İzmir Milletvekili Ali Aşlık, Atıcı'nın iddialarına, "Çok güzel senaryo yazmış" diye cevap verdi.

CHP, Murat Nehri üzerine yapılan HES'lerin Muş-Palu demiryoluna etkilerinin araştırılması önergesinin, bugün TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmesi için grup önerisi getirdi.

CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, Bingöl'de 4 HES yapılacağını söyledi. HES inşaatı yapan bir firmanın bölgeden geçen demiryolu güzergahının değiştirilmesini devlete havale ettiğini ifade eden Atıcı, TCDD'nin firmanın yapması gereken iş için Palu-Genç-Muş arasındaki 114 kilometrelik güzergahı ihaleye çıkardığını belirtti. Güzergah değişikliğinin 744 milyon liraya ihale edildiğini anlatan Atıcı, "Bir vurgunla demiryolu yer değiştirme projesi bir firmaya ihale ediliyor. Bakın şu Allah'ın işine, yer değiştirme işini, HES projesini yapacak olan firma kapıyor" dedi.

Bingöl ve bölgedeki ihalelerde genel indirim oranının yüzde 60 iken bu ihalenin genel indiriminin yüzde 16.7 olduğunu öne süren Atıcı, demiryolunun geçeceği yerlerdeki kamulaştırma işlerini firmanın yapması gerekirken, devlete kaldığını iddia etti.

İhalelerde yolsuzluk olduğunu öne süren Atıcı, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım'ın bu konuda verdiği soru önergelerine cevap vermediğini söyledi.

Yıldırım'ı itham ettiğini belirten Atıcı, iddialarına cevap verilmesini istedi.

AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Muş, Türkiye'nin enerji ihtiyacını karşılayabilmek için her yıl 5 milyar dolar yatırım yapılması gerektiğini vurguladı.

İhale bedelinin KDV dahil 744 milyon lira, asıl rakamın ise 634 milyon lira olduğuna işaret eden Muş, DSİ'nin ihalelerinde yüzde 30-60 tenzilat yapıldığını, ancak ihaleyi TCDD'nin yaptığını kaydetti. Atıcı'nın olayı çarpıttığını ifade eden Muş, kanunlara aykırı işlem yapılmadığını söyledi.

Tekrar söz alan Atıcı, aynı firmaya hem baraj hem demiryolu hattı deplasesi ihalesi verildiğini yineleyerek, "HES yapın dediysek yolsuzluk mu yapın dedik- 1 lira da yetim hakkı 634 milyon lira da" diye konuştu.

BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de Atıcı'nın iddialarının Bingöl'de konuşulduğunu belirterek, "Atıcı'nın söylediklerine imzamı atıyorum" dedi.

Baluken, Bingöl'deki HES projelerinin bölgedeki tarım ve hayvancılığı olumsuz etkilediğini, doğanın katledildiğini savunarak, bu projelerden vazgeçilmesi gerektiğini söyledi.

Daha sonra söz alan AK Parti İzmir Milletvekili Ali Aşlık, Atıcı'nin iddiaları için "Çok güzel senaryo yazmış. Bu senaryonun yüzde 10'u bile doğruysa suç duyurusunda bulunulur, bu işlemleri yapanların dokunulmazlığı olmadığına göre savcı dosyayı götürür" dedi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin yıllardır metro ihalesini tamamlayamadığını dile getiren Aşlık, en düşük teklifin batık firmaya verildiğini savundu. Aşlık, CHP sıralarına, "Bu kadar iyi biliyorsanız belediyeye ihale danışmanlığı yapın" diye seslendi.

Aşlık'ın ifadeleri üzerine söz isteyen CHP İzmir Milletvekili Musa Çam, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin beceriksiz olmadığını söyledi. Aşlık'ın, ihalede keşif artış bedeli talebinde bulunması nedeniyle imzaların 8 ay bekletildiğini savunan Çam, "İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin keşif artışları 3 günde onaylanıyor, İzmir'inki 8 ay bekletiliyor. Bakanlar bilinçli olarak imzalamıyor" dedi.

CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Türk Petrol Kanunu Tasarısı ile ilgili, "Türkiye'de petrol arama faaliyetlerine daha çok yer vermemiz gerekiyor. Çantacıları ayırdığımız, gerçek manada faaliyet yürütecek olanların önünü açtığımız tasarı" dedi.

Türk Petrol Kanunu Tasarısı'nın TBMM Genel Kurul'da görüşülmesine başlandı.

Tasarının tümü üzerinde hükümet adına konuşan Yıldız, petrolün, dünyada 2050'ye kadar doğalgazla birlikte en önemli enerji kaynağı olduğunu söyledi.

Tasarının TPAO'nun teşkilat yasası olmadığının altını çizen Yıldız, aramadan, üretimden, iletimden, dağıtıma varana kadar piyasa kanunlarının ayıklanmasıyla 29 maddelik özlü bir tasarı oluşturulduğunu kaydetti.

Türkiye'de arama faaliyetlerine daha çok yer verilmesi gerektiğini dile getiren Yıldız, "Uluslararası sermayeyle beraber TPAO'nun önderliğini yürüttüğü bu çalışmaların daha fazla artırılmasına dönük tasarıdır. Madencilikte, enerji sektörünün diğer segmentlerinde olduğu gibi, tabiri caizse çantacıları ayırdığımız, gerçek manada faaliyet yürütecek olanların önünü açtığımız tasarı. Kanunlaştığında finansman koyacak yatırımcıların işlerinin daha kolaylaştığı yapı olacaktır" diye konuştu.

Kanunun 2007 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından veto edildiğini anımsatan Yıldız, milli menfaatlere yer verilmemesinin gerekçe olarak gösterildiğini anlattı.

Yıldız, milli menfaatlerin Anayasa ile güvenceye alındığını ve istense de aksinin yapılamayacağını vurgulayarak, "AK Parti hükümetlerimiz, tamamen milli menfaatlerle alakalı işler yapmıştır. Madem milli kelimesini koymak ya da koymamak Anayasa ile güvenceye alındı ve farketmiyorsa, 'milli' kelimesini koyuyoruz. 2007'de veto gerekçesi olarak konulan maddenin, 'milli' kelimesi konarak farketmeyeceğini göstermiş olduk" dedi.

Veto gerekçesi doğrultusunda piyasa fiyatlarıyla ilgili düzenlemelerin tasarıda yer aldığını belirten Yıldız, il özel idarelerinin tasarrufuyla ilgili düzenlemeye de yer vermediklerini ifade etti.

Yıldız, tasarının, Bakanlar Kurulu'na verilen yetkiyle beraber çıkartılan petrolün memleket ihtiyacının tamamını karşılamasına dönük olduğunu söyledi.

Türkiye'de, kullanılan petrolün yüzde 8-9 civarındaki oranının çıkarıldığına dikkati çeken Yıldz, 48-49 bin varil civarında günlük tüketime yaklaşıldığını kaydetti.

Tasarının tümü üzerinde konuşan BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, tasarıyla ilgili itirazlarını dile getiren meslek kuruluşlarının tezlerinin göz önüne alınması gerektiğini söyledi.

Tasarıda, stratejik öneme sahip arama ve üretim faaliyetlerinde diğer devletlerin öncelik kazanmasına yol açan hükümler yer aldığını iddia eden Kürkçü, ''Petrol ve doğalgazın aranmasında kamunun önceliğe sahip olmasına ilişkin öneriler göz önüne alınmadı'' diye konuştu.

MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, enerji arz güvenliğinin Türkiye'nin geleceği açısından hayati öneme sahip olduğunu ifade etti.

Türkiye'nin enerji ihtiyacının neredeyse 4'te 3'ünü ithal ettiğini anımsatan Ayhan, ''Enerji ithal faturamız toplam ithalatımızın önemli bir kısmını teşkil etmektedir'' dedi.

Ayhan, enerji arz güvenliği konusunda önemli adımlar atmadan Türkiye'yi bölgesel güç yapmanın hayalden öteye gidemeyeceğini savunarak, enerji konusunun milli beka meselesi olduğunu ve milli güvenliğin bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

CHP Adana Milletvekili Ümit Özgümüş ise petrolün sadece petrol, bir meta veya enerji ham maddesi olmadığına, dünyanın bugünkü konjonktüründe uluslararası ilişkileri, siyaseti etkileyen bir konu olduğuna işaret etti.

Özgümüş, tasarıyı uluslararası tekellerin dayattığını öne sürdü.

IMF'ye olan borcunun kapatılmasıyla övünüldüğünü ifade eden Özgümüş, AK Parti'nin 10 yıllık iktidarı döneminde kapatılan toplam borcun 23 milyar dolar olduğunu söyledi. Bu süreç içinde sadece 38 milyar dolarlık özelleştirme yapıldığına dikkati çeken Özgümüş, ''Bu borcun kapatılmasıyla övünülmez. Türkiye'nin AK Parti iktidara geldiğinde toplam 130 milyar dolar olan dış borcu, 337 milyar dolara çıktı'' diye konuştu.

Özgümüş, varlık barışının da ekonominin kötü gittiğinin, iflasının hükümet tarafından itirafı olduğunu ileri sürdü.

Türkiye'nin petrol konusunda çok tehlikeli oynadığını öne süren Özgümüş, ''Bu tasarı, uluslararası tekeller buraya gelip yerleşsin, ilerde var olacak petrolü kullansın diye ortaya çıkarılan bir yasadır. Tamamıyla milli çıkarlarımızın dışındadır'' dedi.

CHP Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat, tasarının kamu yararına ve ulusal çıkarlara aykırı olduğunu, yabancı şirketlerin önünün açıldığını savundu.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından Başkanvekili Güldal Mumcu birleşime ara verdi. Mumcu, aranın ardından komisyonun yerini almaması üzerine birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.