2008-04-22 - 12:47
MHP GRUP TOPLANTISI...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: ''Bu karanlık gidişe dur denilemez ve bir son verilemezse, ülkemiz önce iki dilli ve iki ortaklı, gelişmelere göre çok dilli ve çok ortaklı bir federal devlet yapılanmasına doğru hızla sürüklenmektedir''
MHP Grubu toplandı.

Partisinin grup toplantısındaki konuşmasına, Ulusal Egemenlik ve Çocuk
Bayramını kutlayarak başlayan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 88 yıl önce,
23 Nisan 1920 tarihinde bir Cuma günü, Ankara'ya ulaşabilmiş vekillerin
katılımıyla Ulus'taki eski taş binada başlayan ilk toplantının, milletin
makus talihinin mutlaka döneceğini müjdeleyen bir iradenin eseri
olduğunu ifade etti.
En yaşlı üye olması sıfatı ile Başkanlık Kürsüsü'ne çıkan Sinop
Milletvekili Şerif Bey'in yaptığı açılış konuşmasının, yabancı kuvvetler
tarafından işgal edilen İstanbul'un, devletin bağımsızlığını ve milletin
hürriyetini korumaktan düştüğü aczi ve teslimiyeti vurgulaması açısından
önemli ve tarihi olduğunu anlatan Devlet Bahçeli, Büyük
Millet Meclisinin, başkan seçilen Atatürk'ün imzası ile bir bildiri
yayınlayarak, Türk milletinin birlik ve beraberliğini öne çıkardığını ve
dönemin işgalcilerine karşı mücadeleye çağırdığını vurguladı.
Bahçeli, ''Ne mutlu ki bu çağrı, yılların tahribatı ile atıl ve
hareketsiz duran aziz millet vicdanında cevap bulmuştur. Başta Atatürk
olmak üzere kurucu kahramanların, Büyük Millet Meclisi çatısı altındaki
sevk ve idaresi ile ülkemiz, Cumhuriyetle sonuçlanacak ihtişamlı
başarıyı yakalamıştır'' diye konuştu.

-''İHMAL VE GAFLETLE GEÇEN SENELER...''-

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türkiye'de geride kalan inişli çıkışlı bir
asra yakın zamandan sonra, ihmal ve gafletle geçen senelerin birikmiş
sorunlarının yeniden baş gösterdiğini dile getirerek, şöyle dedi:
''Milletimiz bugün, beka düzeyindeki tehditlerle dolu bir süreci ve
devletimiz ise kurucu hassasiyetlerin sarsıntısını bütün şiddetiyle
yaşamaktadır. Türkiye'miz bu çalkantılar neticesinde, kudretli,
kaynaşmış, huzurlu, gelişmiş ve geleceğinden emin bir lider ülke olma
hedefinden giderek uzaklaşmaktadır. Küresel güçlerce yazılan
senaryoların acımasızca sahnelendiği yakın coğrafyamızda yıkıcı etkiler
altına giren ülkemiz ağır sorunlarla karşı karşıyadır. Dışa bağımlılığın
giderek arttığı, halkının çaresizlik içinde yoksullukla, yolsuzlukla
boğuştuğu, milli kardeşlik duygularının sarsıldığı bir dönemin bütün
tahribatı, hayatın her alanında hissedilmektedir. Gecikilmesi halinde,
kapanması mümkün olmayan derin yaraların açılacağı, milli birlik ve
bütünlüğümüzün onarılamayacak kadar zedeleneceği bu çok tehlikeli süreç,
Türkiye'nin önüne adım adım ve sinsice konulmuştur. Karşımızdaki gerçek;
basit, kısır ve günlük siyasi çekişmelerle geçiştirilemeyecek kadar
ciddi, devlet ve millet hayatımızın devamını etkileyecek kadar önemli
boyutlara ulaşmıştır. Türkiye'nin bölünmesi, Türk milletinin kardeş
kavgalarına sürüklenmesi gibi çok ağır bir yıkımla sonuçlanabilecek
gelişmeler, maalesef Milli Mücadele dönemimizin kaygı ve tehditleri ile
stratejik benzerlikler göstermeye başlamıştır.''

-''KARDEŞLİK DUYGUSU ZEDELENDİ...''-

MHP Lideri Bahçeli, Türkiye'nin, dört bir yandan yabancı sermaye
çevreleri ve onların yerli acente ve işbirlikçileriyle kuşatılmak
istendiğini, Türk milletini ayakta tutan yapı taşı olan birlik ve
beraberliğin tahrip edildiğini ve kardeşlik duygularının zedelendiğini
savundu.
Tarihi şerefle dolu Türk milletinin, kanlı önyargılardan beslenen,
''Soykırım'' yalanıyla mahkum edilmek istendiğine dikkati çeken Bahçeli,
''Milletimizi binlerce yıldır ayakta tutan temel manevi yapı, gelenek,
aile, ahlak ve inanç gibi değerlerimiz, eğitimsizlik ve istismarın yanı
sıra ağır yoksulluğun vicdanlardaki tahribatı ile giderek
yozlaşmaktadır'' dedi.
Devlet Bahçeli, can ve mal güvenliğini yakından etkileyen, emniyet ve
asayiş sorunlarının, milli varlığı tehdit edecek boyutlara ulaştığını
öne sürerek, milli kültür ve güzel Türkçe'nin, küresel ilişki ve
etkileşimin neden olduğu tahribata ilave olarak, bu kavramlara
gösterilmeyen özen ile milli bağların kopma noktasına geldiğini kaydetti.

-''SADIK HİZMETKARLAR...''-

Türkiye Cumhuriyeti'ne dayatılan dönüşümün sosyal, ekonomik, psikolojik
ve siyasal şartlarının, bu talepleri bir talimat gibi algılayan sadık
hizmetkarları ve ilkesiz siyaset tüccarları tarafından kayıp yıllar
içerisinde adım adım olgunlaştırıldığını ifade eden Bahçeli, şöyle devam
etti:
''Milletçe yaşamaya başladığımız buhranın kaçınılmaz sonucu; mali
yapımızda ve milli sermayemizde güçsüzlük ve yabancılaşma; ekonomik
yapımızda taviz ve teslimiyet, sosyal yapımızda güvensizlik ve kargaşa,
siyasi yapımızda ilkesizlik ve istismar, milli kimlikte çözülme ve
ayrışma, ahlaki bünyemizde çürüme ve yozlaşma, uluslararası ilişkilerde
ise şantaj ve dayatma olarak bütün şiddetiyle karşımızdadır. Bu gelişme
Sevr'e boyun eğen, Mondros'u imzalayan son Osmanlı hükümetlerinin
girdiği sarmalla benzerlikler göstermektedir. Türkiye yaklaşık bir asır
sonra, yine uluslararası iktisadi mahkumiyetin neden olduğu bir
stratejik denklemin içine hapsolmuştur. Gelinen nokta, Cumhuriyetin
kuruluşu ile elde edilen kazanımlarla, devlet ve millet hayatımızın
temelini oluşturan kurucu ilkelerin bir yol ayrımına sürüklendiğini
ortaya koymaktadır. Bu karanlık gidişe dur denilemez ve bir son
verilemez ise ülkemiz önce iki dilli ve iki ortaklı, gelişmelere göre
çok dilli ve çok ortaklı bir federal devlet yapılanmasına doğru hızla
sürüklenmektedir. Türkiye Cumhuriyeti'nin yıkımı anlamına gelecek bu
sözde formüller, maalesef artık bazı çevrelerce makul bulunmaya, girilen
çıkmaz sokaktan bir kurtuluşun reçetesi olarak dillendirilmeye
başlanmıştır.''

-''YIKICI VE BÖLÜCÜ TALEPLER''-

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, işin üzücü ve hayret uyandırıcı
yanının, bir türlü durdurulamayan terörün vesayetinde bulunan yıkıcı ve
bölücü taleplerin, kendilerini aydın ilan eden çevrelerce,
çağdaşlaşmanın ve Avrupalı olmanın bir gereği olarak algılanması ve bu
dayatmaların bilimsel ve akademik gelişme şeklinde sunulmaya çalışılması
olduğunu bildirdi.
Bu mihrakların, çağın vazgeçilmez bir gerçeği olan, ''Demokrasi,
özgürlükler, insan hakları'' gibi sihirli sözcükleri basamak yaparak,
sözde gelişmiş toplum projelerinin kılıfını hazırlamakta mahir hale
geldiklerini ifade eden Bahçeli, ''Yerli ve yabancı mekanizmaların
yardım ve kontrolünde, topluma ustaca dayatılan 'Demokratikleşme, çok
kültürlülük, alt kimliklerin siyasallaşması, ana dilde eğitim,
bölücülüğe ve teröre af, yerel yönetimlere özerklik' gibi yıkım
projelerinin ilerleme kaydetmesi durumunda, bu badireden ne
cumhuriyetimizin ne de milletimizin bütünlük içinde ve salimen çıkması
mümkün görülmemektedir'' dedi.
MHP Lideri Bahçeli, süreci okuyamayan veya okumak istemeyen odakların,
hadiselerin akışına olumsuz etkileri ve tahribatlarının bütün hızıyla
devam ettiğini vurgulayarak, Türkiye'yi Osmanlı Devleti'nin yıkılış
şartlarına ve şablonuna kadar götürmesi kaçınılmaz olan bu sürecin,
herkes tarafından mutlaka iyi analiz edilmesi, devletimizin ve
milletimizin geleceği açısından hayati derecede önemli olacağını ifade
etti.

-KİMLİK ARAYIŞLARI-

''Türk Milleti'' tanımını kapsayıcı ve yeterli bulmayıp, iç ve dış etki
ve baskılarla, başka kimlik arayışlarının artış göstermesinin ve bunun
da önümüzdeki dönemde özellikle anayasa hazırlığındaki siyasal iktidar
tarafından hukuki ve siyasi bir karşılığa oturtulmasının, ''Türkiye'nin
yıkım sürecinin başlaması'' anlamına geleceğini belirten Bahçeli,
konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Bilinmelidir ki 'Türk Milleti'nin alt kimliklere doğru dönüş
göstereceği bu vahim süreçte, Cumhuriyetimizin üzerinde yükseldiği
ulus-devleti ve üniter yapıyı korumak ve yönetmek, bu şartlar altında
tamamen imkansız hale gelecektir. Buradan, önce bir Türk milliyetçisi,
sonra Milliyetçi Hareket Partisi'nin bir mensubu ve nihayet Genel
Başkanı olarak aziz milletimizi aydınlatmayı bir milli sorumluluk ve
vatan görevi telakki ediyorum. Biliniz ki gözardı edilemeyecek, basit
tedbirlerle geçiştirilemeyecek, masum talepler olarak küçümsenmeyecek
derecede önemli olan, karşımızdaki bu ağır tehdit; Türkiye
Cumhuriyeti'nin varlığını, geleceğini ve sınırlarını hayati derecede
yakından etkileyecek düzeyde bir beka sorunudur.
Milletimizin bin yıllık kardeşliğini ve milli kimliğini aşındırarak,
milletleşmeyi alt kimliklere; ulus-devleti ise çok kimlikli ve çok dilli
bir yapıya dönüştürecek olan sosyolojik parçalanma sorunudur.
Türkiye'nin kendi coğrafyası ve insanların kendi başkentinden yönetemez
hale geleceği ve hükümranlık gücünü kaybedeceği, devlet yapısına yönelik
bir tehdit olarak stratejik çözülme ve siyasal dağılma sorunudur.
Türkiye'nin ayrışma dinamiklerinin etkisini tırmandırması ve etnik
bölücülüğün siyasallaşması halinde yaşanabilecek çatışma ortamı
nedeniyle, birliğimize de tehdit teşkil eden bir milli güvenlik ve
asayiş sorunudur. Türkiye'nin karşısındaki tehlikenin ana hatları özetle
budur. Bu itibarla, Türkiye, 1910'lu yıllara eşdeğer bir ateş
çemberinden geçerken, yüreğinde vatan sevgisi, millete mensubiyet ve
Cumhuriyet kaygısı olan hiç kimsenin bu gelişmelere kayıtsız kalması
düşünülemez ve asla kabul edilemez.''
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli,
Türkiye'nin başka devletlerin izni ve müsamahası ile kurulmuş bir lütuf
cumhuriyeti ve sömürge artığı olmadığının tarihi bir gerçek olduğunu
bildirdi.
Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, oynanan oyunun
belli olduğunu belirterek, ''Küresel güçler, kurguladıkları gelecek
projelerinin önündeki milli devlet engellerini zayıflatmak, kontrol
altında tutmak veya ortadan kaldırmak peşindedirler'' dedi.
Buna ulaşmanın sözde çağdaş yorumunun ise milli devletlerin, ya alt
kimliklere ve kültürlere ayrılarak sosyal ve siyasal yapısının
çözülmesi, ya da milli direncin kırılması için küresel üst birliklerle
yakınlaşarak egemenliğin paylaşılması olduğunu bildiren Bahçeli,
Türkiye'nin, iki sürecin de aynı anda ortaya çıkardığı sorunlarla
uğraşmak zorunda kaldığını söyledi.
Devlet Bahçeli, Türkiye'nin ayrıca, AB dayatmaları ile etnik ayrışma ve
milli kimliğini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya bulunduğuna da
vurgu yaparak, ''Bu durum ülkemizi, iki ağır tehlikeyle ve aynı anda
mücadele etmek mecburiyeti ile yüz yüze bırakmıştır. Bu
itibarla, düşe kalka gelinen bu aşamadan sonra, Türkiye, AB ile
ilişkilerini daha fazla tahribata neden olmadan, sonu karanlık bir
maceraya dönüşmeden derhal yeniden sorgulamalıdır. Bugünkü
şartlar ve müzakere zihniyetinin ortaya koyduğu gerçek, mevcut millet ve
devlet yapımızla Avrupa ile birlikte müşterek bir geleceği
paylaşamayacağımızı işaret etmektedir'' diye konuştu.

-''TÜRKİYE ÜZERİNDE KUMAR OYNAYANLAR...''

Avrupalı olma adına göz yumulan kimlik tahriklerine, iç ve dış etki ve
baskılarla tavizlere devam edilmesi ve bu taleplere önümüzdeki dönemde
anayasal kılıf ve zemin hazırlanmasının, bekledikleri vahim gelişmeler
olduğunu dile getiren Bahçeli, şöyle devam etti:
''Bunun gerçekleşmesi halinde, Türk Milletine olan mensubiyet bağlarını
kopartmadan korumak ve ortak bir geleceği, ortak bir coğrafyada, ortak
devlet çatısı altında paylaşma arzusunu canlı ve diri tutmak imkansız
hale gelecektir.
Son zamanlarda dikkatleri bölücülüğün silahlı boyutu olan terör
örgütünün imhasına yoğunlaştırarak, silahsız bölücülüğe toplumu razı
edecek ve isteklerini masum hale getirecek ince bir siyasetin izlendiği
dikkatleri çekmektedir.
Bugün, terörden beslenerek masumane istekler olarak meşrulaşma eğilimi
gösteren bölücü talepler olan federasyon, ayrı bayrak, ayrı eğitim dili,
ortak kurucu halk, çokluklar devleti ve hatta ayrılma tehditleri gibi
ihanet kavramları, karşımızdaki tehlikenin boyutlarını algılamak
açısından yeterlidir.
Türkiye'nin ve büyük Türk milletinin kaderi üzerinde kumar oynayanların
maksadının, Türkiye'yi ayrışma, ayrıştırma ve çatışma ortamına
yönlendirmek olduğu artık bütün gerçeği ile ortadadır.''

-''BÖLGEMİZDE ETKİSİ HİSSEDİLEN KÜRESEL GÜÇ''-

Yaşanan olumsuzluklara ilave olarak, bölgede yaşanan küresel
gelişmelerin de Türkiye'nin içine sürüklendiği süreci hızlandırdığını
savunan Bahçeli, çözüm adı altındaki önerilerin bölgesel senaryolarla
ortak payda oluşturmasını ise kaçınılmaz hale getirdiğini belirtti.
Bahçeli, ''Bölgemizde etkisi hissedilen küresel güç, işbaşındaki ilkesiz
iktidarı, tehdit, telkin, şantaj, dayatma, işbirliği veya sözde iyi
ilişkiler gibi elastiki ve değişken mekanizmaları ardı ardına deneyerek
kontrolüne alabilmiştir. Bu süre içinde ülkemizi denetim altında tutacak
ekonomik ve siyasi tuzaklar döşenmiş, Türkiye komşusu Irak'taki
gelişmelere müdahale sürecinden tamamen dışlanarak, başta Türkmen
nüfusun hakları olmak üzere sözde kırmızı çizgileri defalarca ihlal
edilmiştir'' ifadesini kullandı.
MHP lideri Devlet Bahçeli, ''Türkiye'nin başka devletlerin izni ve
müsamahası ile kurulmuş bir lütuf cumhuriyeti ve sömürge artığı olmadığı
tarihi bir gerçektir'' diyerek konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Tıpkı 88 yıl önce Meclisimizin açılışında anlam bulduğu gibi, vatanın
her köşesinden mücadeleye katılan evlatlarının teriyle, kanıyla ve emeği
ile doğmuş; aklın, cesaretin ve kahramanlığın milliyetçilikle yoğrulduğu
milli, üniter ve laik bir devlettir. Bin yıla yakın bir süredir
beraber yaşayan ve ortak bir kaderi paylaşan bütün Türk vatandaşları, bu
yapı içinde Türk Milletinin eşit ve onurlu evlatlarıdır. Bu
sarsılmaz milli bağ, Türk milli kimliğinin ve Türkiye Cumhuriyeti
devletinin temel harcıdır.
Türk milletinin en büyük zenginliği ve güç kaynağı ise bu temel harca
ruh ve anlam katarak tarihin her döneminde koruduğu ve yücelttiği milli
birliği ve kardeşliğidir. Biz herkesi, büyük Türk
milletinin saygıdeğer bir evladı olarak görmeye sonuna kadar devam
edeceğiz. Bize göre, bu topraklara 'vatanım', bu insanlara
'milletim', 'Bu bayrak ve bu ülke benim' diyen herkesle kucaklaşmak, üç
kıtayı asırlarca yönetmiş aziz ceddimizin manevi mirası ve kutlu bir
emanetidir.''

-''GEREN VE GERİLEN ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİ...''-

Bahçeli, ''Büyük Atatürk'ün 'Ne mutlu Türküm diyene' sözünde anlamını
bulan millet gerçeği, Türkiye'mizin bağımsız, güçlü ve demokratik bir
ülke olarak ilelebet var olmasının da sosyal ve kültürel temeli ve
olmazsa olmaz ön şartıdır. Önümüzdeki dönem, önemli
siyasi ve sosyal gelişmelere açık gerilimlerle dolu bir yeni çatışma
alanının yaklaştığını işaret etmektedir. Geren ve gerilen arasındaki
ince çizgi kopma noktasına gelmeden gösterilecek hassasiyete büyük
ihtiyaç vardır'' dedi.
Devlet Bahçeli, Türkiye'nin kavramları putlaştırarak, milletsiz
demokrasi peşinde koşmak gibi bir lüksünün olmadığının da açık olduğunu
belirterek, ''Parçalanmış, birliği bozulmuş, çözülmeye yüz tutmuş bir
millet varlığının, yalnızca demokrasi ile yaşatılmaya çalışılması, yoğun
bakım şartlarında solunum cihazına bağlı bir hayatı bilinçsizce
sürdürmek gibi anlamsız ve yetersiz bir çaba olacaktır'' ifadesini
kullandı.

-''DEVLETİMİZİN ADI TÜRKİYE CUMHURİYETİ'DİR''-

''Toplumsal çatışma fitilini ateşleme riski bulunan önümüzdeki
gelişmeler hepimiz için hayati önem taşımaktadır'' diyen Bahçeli,
kimsenin tahrik, tertip peşinde koşmamasını ve Türk milletinin gücü ve
kararlılığı üzerinde yanlış hesap yapmamasını istedi.
MHP lideri Bahçeli şöyle dedi:
''Yarın açılışını kutlayacağımız Türkiye Büyük Millet Meclisimizin şanlı
mücadelesi, bundan 88 yıl önce de yanlış hesap peşinde koşanların acı
akıbetlerini göstermesi bakımından, ibret alınması gereken bir tarihi
vakıadır. Bu gerçekten yola çıkarak, tarihin hiçbir döneminde,
Türk milletine yapılan ihanetlerin karşılıksız ve başkaldırıların
cezasız kalmamış olduğu hatırlardan çıkarılmamalıdır. MHP
ve ona gönül vermiş Türk milliyetçilerinin asırlık fikriyatını ve
sarsılmaz kararlılığını buradan bir kez daha, bu vesile ile aziz
milletimizle paylaşmak istiyorum:
Devletimizin adı Türkiye Cumhuriyeti, dayandığımız milletin adı Türk
milletidir. Büyük Türk milleti asla ayrılık kabul etmeyen ve etmeyecek
olan bölünmez bir bütündür. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, büyük Türk
milletinin kalpgahı, hayat ve varlık alanıdır. Başkentimiz Ankara,
Cumhuriyetimizin yönetim merkezi ve milli mücadele kahramanlarının
Türklüğe bir emanetidir. Bayrağımız, hiçbir renk ve işaretle değişmesi
ve ortak koşulması mümkün olmayan, rengini ecdat kanından almış ay
yıldızlı albayraktır. Yüksek kahramanlığı abideleştiren, milli
mücadeleyi destanlaştıran manzum şaheserimiz, alsa yenisi yazılmayacak
olan İstiklal Marşı'dır. Türk milletine binlerce yıldır ihtişamlı
eserler kazandıran, varlığımıza mana katan kültür ve gönül pınarımız ise
lisanımız Türkçemizdir.''

-KUCAKLAŞMAYA DAVET-

MHP'nin, iş işten geçmeden, ayrılma ve kırılma yaşanmadan, herkesi,
vatan ve millet sevgisi etrafında, siyasi kaygıların üstünde, bir gönül
birliğine ve kucaklaşmaya davet ettiğini dile getiren Bahçeli şunları
kaydetti:
''Bunu gerçekleştirdiğimiz takdirde; 1920 yılının yoklukları ile isli
gaz lambalarının aydınlattığı, teneke sobaların ısıttığı, mekteplerden
sıraların getirildiği ilk meclisin Ulus semtindeki aziz hatıraları, işte
o anda gerçek değerini ve yerini bulacaktır.
Ve ne zaman ki milletimizin kardeşliği üzerinden kara bulutlar kalkar
ise işte o zaman da Meclisimizin ilk dönem temsilcilerinin
fedakarlıkları, gayretleri ve mücadeleleri daha da anlam kazanacak ve
ruhları şad olacaktır.''
MHP Lideri Bahçeli, konuşmasını Atatürk'ün, ''Ne Mutlu Türküm Diyene''
sözüyle bitirdi.