2010-12-16 - 11:31
2011 YILI BÜTÇESİ GENEL KURULDA...
TBMM Genel Kurulunda, Gümrük Müsteşarlığı, Devlet Personel Başkanlığı, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü, SHÇEK, Özürlüler İdaresi Başkanlığı, Aile ve Sosyal Araştırmalar ile Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü bütçeleri TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.
TBMM Genel Kurulunda, Gümrük Müsteşarlığı,
Devlet Personel Başkanlığı, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü,
SHÇEK, Özürlüler İdaresi Başkanlığı, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel
Müdürlüğü, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü bütçeleri görüşülmeye başlandı.

Bütçe görüşmelerinin 5. turu üzerinde ilk sözü BDP Batman Milletvekili
Ayla Akat Ata aldı.

TBMM Genel Kurulunda, Gümrük Müsteşarlığı,
Devlet Personel Başkanlığı, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü,
SHÇEK, Özürlüler İdaresi Başkanlığı, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel
Müdürlüğü, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü bütçeleri görüşülüyor.

BDP Grubu adına konuşan Batman Milletvekili Ayla Akat Ata, Türkiye'nin
sosyal devlet olma konusunda çok yol kat etmesi gerektiğini savundu. İşsizliğin
Türkiye'nin en büyük sorunu olduğunu ve AK Parti'nin bu soruna yönelik ciddi bir
çözümünün olmadığını savunan Ata, Türkiye'de yoksullukla mücadelenin ''yoksulluğu
azaltmadığını'' söyledi. Ata, sosyal dayanışmaya ve yardımlaşmaya ayrılan payın
yetersiz olduğunu öne sürdü.

Bacağı kırık olduğu için bir süredir tedavi gören BDP Şırnak Milletvekili
Sevahir Bayındır, bu süreç içerisinde ilk kez Genel Kurula geldi. Kürsüye koltuk
değneğiyle çıkan Bayındır, ''olma ya da olmamak'' sözünü İngilizce ve Kürtçe de
söyledi. Bayındır, ''Bu, sizi yaraladı mı?'' diye sordu.

Milletvekillerine ''Bugün burada bu halde konuşmamın sorumlusu hepiniz
değil misiniz?'' diye seslenen Bayındır, ''Devletin resmi ideolojisi değil midir?
Beni yok ederseniz Kürt halkını da yok edeceğinizi mi sanıyorsunuz? Bedenim lime
lime de olsa bir bacağım değil iki bacağım da kırılsa beni ruhen, inanç olarak
özgürlük mücadelemden asla vazgeçiremeyeceksiniz'' dedi.

Bayındır, Devlet Bakanı Aliye Selma Kavaf'a yönelik, ''Kadından sorumlu
Bakansınız. Benim hakkımı aramak, soruşturmak, bu şiddetin sonuçlarını ortaya
çıkarmak sizin göreviniz değil miydi? Hiç bir şey yapmadınız'' diye konuştu.

Kavaf'ı istifaya davet eden Bayındır, ''Benim hakkımı aramıyorsanız,
haklarını savunmakla sorumlu olduğunuz kadınların haklarını da arayamazsınız.
Adınız kadından sorumlu ama neden sorumlu olduğunuz belli değil'' dedi.

Bayındır, konuşması sırasında söz atılması üzerine AK Parti Konya
Milletvekili Hasan Angı'ya dönüp değnek koltuğunu göstererek ''Benim T.C. kimlik
numaram bu, zoruna mı gitti? Otur oturduğu yerde'' karşılığını verdi.

Bayındır, 2011 bütçesinin ''seçim bütçesi'' olduğunu savundu.

MHP Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçın, çocuklara, yaşlılara gösterilen
ihtimamın ''medeniyet ölçüsü'' haline geldiğini kaydetti.

''Yardım'' kelimesinin incitici bir kavram olduğunu ve bunun yerine
''hak'' kelimesinin kullanılması gerektiğini söyleyen Yalçın, ''Kim hangi
kurumdan hangi yardımı almaktadır belirsizdir ve önemli kaynaklar heba olup
gitmekte, yardımlar gerçek hak sahiplerine ulaşmamaktadır'' dedi.

Yalçın, ''Kış günü kırmızı ışıkta arabaya yanaşan çocukları sadece biz mi
görüyoruz?'' diye sordu.

MHP İzmir Milletvekili Şenol Bal, AK Parti'nin 8 yıllık süreçte ''dönüşüm
ve değişim'' gibi kavramları ''iyi kullandığını'' belirterek, ''Demokrasiyi,
etnik bölücülüğü siyasallaştırmak için kılıf yaptınız'' dedi.

Hiç bir dönemde olmadığı kadar aile yapısının sarsıntı geçirdiğini ileri
süren Bal, son beş yılda boşanmaların yüzde 40 arttığını, ailenin korunması için
devletin gereken tedbirleri alması gerektiğini ifade etti.

Bal, Türkiye'nin cinsiyet eşitsizliğinde sınıfta kaldığını öne sürdü.

Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, Türkiye'de 1
doların altında gelirle geçinmek zorunda olan birey kalmadığını söyledi.

TBMM Genel Kurulunda, Gümrük Müsteşarlığı, Devlet Personel Başkanlığı,
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü bütçeleri üzerinde konuşma yapan
ve soruları yanıtlayan Yazıcı, sosyal yardımların ''sadaka mantığı içinde
yapılmadığını'' ifade etti.

Yardımların, plan proje dahilinde ve değişik kurumların katılımıyla son
derece şeffaf şekilde yapıldığını dile getiren Yazıcı, 2003 yılından bu yana
sosyal yardımların, hiçbir ayrım yapmadan muhtaç vatandaşlara adil şekilde
erişimini sağladıklarını belirtti.

Yazıcı, Diyarbakır'da yapılan toplam yardımın kişi başına dağılımının
798,33 TL olduğunu söyledi.

Eleştiri konusu yapıldığı üzere Türkiye'ye ''50 bin ton çayın kaçak
yollarla girmesinin mümkün olmadığını'' anlatan Yazıcı, yurt dışından gelişlerde
kişinin beraberinde 1 kilogram çay getirebildiğini ifade etti.

''Torba'' tasarıdaki uzmanlarla ilgili düzenlemeyi geri çektiklerini,
ancak bu düzenlemeyi daha da genişleterek getireceklerini bildiren Yazıcı, Gümrük
Müsteşarlığında meslekte yükselme sınavının da 2009'un Aralık ayında yapıldığını
ve kazananların şef ve müdür seviyesine yükseltildiğini belirtti.

Gümrük Müsteşarlığının önemli bir işlevi olduğunu, müsteşarlığı hem
altyapı hem insan donanımı hem de işlemlerin sürat ve kolaylığı bakımından büyük
ölçüde modernize ettiklerini bildiren Yazıcı, kurumun hukuksal altyapısının da
tamamlandığını dile getirdi.

Yazıcı, gümrüklerle ilgili yapılan çalışmaları anlattı.

''2003 yılından bu yana ne söylediysek onu yaptık'' diyen Yazıcı, dünyada
1.5 milyar insanın 1 dolar gelirin altında yaşadığını, 1 milyar insanın da temiz
suya ulaşmaktan yoksun olduğunu söyledi. Yazıcı, ''Türkiye'de 1 doların altında
gelirle geçinmek zorunda olan birey kalmamıştır'' dedi.

Proje destek oranlarını artırdıklarını, böylece yoksul vatandaşların iş
sahibi olmasının sağlandığını belirten Yazıcı, ücretsiz kitap ve barınma yardımı
uygulamalarından bahsetti.

TOKİ ile birlikte sosyal konut üretimine başladıklarını anımsatan Yazıcı,
hedeflerinin ilk etapta 50 bin konut olduğunu, Eskişehir'de 928 konutun bittiğini
ve anahtarlarının dağıtımını yapacaklarını söyledi.

Yazıcı, ''İnşallah 2012 yılı kamu görevlileri mali ve sosyal haklarını
toplu sözleşme yöntemi uygulama suretiyle hayata geçireceğiz'' diye konuştu.

Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, kişilerin
siyasete; mücadelesini parlamentoda yapmak için talip olduğunu ifade ederek,
''Ama mücadele yeri olarak parlamentoyu değil de sokak çatışmalarını tercih
ediyorsunuz, onun sonuçlarından dolayı Hükümet'i sorumlu tutmanın takdirini
parlamentoya bırakıyorum'' dedi. BDP Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır ise
''Kendisini hedef gösterdiği için'' Kavaf'ı kınadığını ve istifa etmesi
gerektiğini söyledi.

Kavaf, TBMM Genel Kurulunda, bakanlığına bağlı kurumların 2011 yılı
bütçeleri üzerinde yaptığı konuşmada, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün,
iktidarları döneminde teşkilat yasasına kavuştuğunu, bütçe alabilir hale
geldiğini anlattı.

Konuşmalarda, OECD'nin, Dünya Ekonomik Forumu'nun bazı sıralamalarından
söz edildiğini anımsatan Kavaf, Türkiye'de kadınların yılda tahmini olarak 5 bin
352, erkeklerin 20 bin 441 dolar; Surinam'da kadınların 4 bin 794, erkeklerin 10
bin 875; Uganda'da kadınların 865, erkeklerin ise bin 256 dolar kazandığını
söyledi.

Kavaf, Türkiye'de yüksek öğrenimde okullaşma oranlarının kadınlarda yüzde
34, erkeklerde yüzde 43, Surinam'da kadınlarda yüzde 16, erkeklerde yüzde 9,
Uganda'da kadınlarda yüzde 3, erkeklerde yüzde 4 olduğunu kaydetti. Bakan Kavaf,
''Aradaki makas farkından dolayı ülkemiz, sözü edilen sıralarda yer almıştır.
Türkiye'yi, Surinam ve Uganda ile kıyaslamıyoruz. Bizim ülkemizde kadınlarımızın
elde ettiği gelir, Uganda'nın 10 katıdır'' dedi.

Kadınları, bireysel tercihlerinden dolayı başörtülü-başı açık diye
ayırmadıklarını ifade eden Kavaf, ''Ya da ideolojik tercihlerinden dolayı
kategorize etmiyoruz. Bu ayırımı ve bu kategorizasyonu yapanların kimler olduğunu
Meclisin takdirine sunuyorum. İkna odalarını ve insanın en temel hakkı olan
eğitim hakkını, bireysel tercihinden, başörtüsünden dolayı kimlerin engellediğini
yine Meclisin takdirine bırakıyorum'' dedi.

Kadına yönelik şiddeti kınadıklarını, tasvip etmediklerini belirten
Kavaf, sadece kınamakla kalmadıklarını, TCK'da, Ailenin Korunmasına Dair Kanun'da
değişiklik yaptıklarını anımsattı.

Kavaf, ''Bir insan niye siyasete, milletvekilliğine talip olur,
mücadelesini meşru siyasi zeminde, parlamentoda yapmak için. Ama mücadele yeri
olarak parlamentoyu değil de sokağı, sokak çatışmalarını tercih ediyorsunuz, onun
sonuçlarından dolayı Hükümet'i ya da beni sorumlu tutmanın takdirini parlamentoya
bırakıyorum'' dedi.

Bakan Kavaf, sosyal sorumluluk anlayışlarının temelinde ise kaynakların
gelecek nesillere çoğalarak, geliştirilerek aktarılmasını sağlayacak olan
sürdürülebilirlik ilkesinin yer aldığını vurgulayarak, bu nedenle hizmetlerini
sadece bugünün değil, yarının Türkiye'sine de çözümler üretecek biçimde
planladıklarını anlattı. Kavaf, bunun için bütün Türkiye'yi taradıklarını,
ihtiyaç analizleri yaptıklarını, sosyal hizmet haritaları hazırladıklarını
söyledi.

SHÇEK'in hizmet önceliğini; aile merkezli koruyucu ve önleyici
çalışmaların oluşturduğuna işaret eden Kavaf, kurum bakımına ihtiyacı olan çocuk,
genç, özürlü, kadın ve yaşlılar için sunulan hizmetlerin her kesimin farklı
ihtiyaçlarına göre alternatifler oluşturacak biçimde yeniden düzenlendiğini ifade
etti.

Kavaf, yeni hizmet modellerinin; ihtiyaç sahiplerine, en yüksek kalitede
ve bulundukları yerde hizmet verme ilkesiyle oluşturulduğunu vurguladı. Kavaf,
Hükümet'in, devletin himayesine ihtiyaç duyan ancak sosyal güvencesi olmayan
vatandaşlara ulaşabilmek amacıyla SHÇEK'in bütçesinde, önceki yıllara oranla
önemli artışlar sağladığını dile getirdi.

Öz ailesi yanında destek, koruyucu aile, evlat edindirme, evde bakım gibi
yeni hizmet modellerinin, başka ülkelerce örnek alındığını anlatan Kavaf, bu
kapsamda yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.

2003 yılına kadar 6 bin 976 çocuk evlat edindirilirken, bugün 10 bin 948
çocuğun evlat edindirildiğini bildiren Kavaf, ''2003'te 515 çocuğumuza koruyucu
aile yanında bakım hizmeti verilirken bu kapsamda yer alan çocuk sayısı bin
227'ye ulaşmıştır. Aile yanında bakımın mümkün olmadığı durumlarda ise koğuş tipi
uygulamalardan süratle vazgeçiyoruz. Bunun yerine küçük merkezlerde veya müstakil
binalardan oluşan siteler içinde çocuklarımızın yaşlarına ve ihtiyaçlarına uygun
biçimde düzenlenmiş mekanlarda hizmetlerimizi sürdürüyoruz'' diye konuştu.

Çocukların ev ve aile ortamının güvenliğini, sıcaklığını, toplumsal
yaşamı, komşuluk ilişkilerini, örf ve adetleri yaşayarak öğrenebilecekleri, 5-6
çocuğun bir arada kaldığı çocuk evlerini yaygınlaştırdıklarını anlatan Kavaf,
''Çocuk evleri, SHÇEK tarihinde ve kurum bakımı yaklaşımında reform niteliğindeki
örnek bir uygulamadır. Türkiye genelinde 284 çocuk evimiz var ve 201l sonuna
kadar bu sayıyı 400'e çıkarmayı planlıyoruz'' dedi.

Kavaf, 2003'de 170 kapasiteli 8 kadın konukevine karşılık bugün 867
kapasiteyle 38 kadın konukevinin hizmet verdiğini anlattı. Kavaf, bu sayıyı
2011'de 50'ye çıkarmayı hedeflediklerini bildirdi.

Özürlülere yönelik çalışmalar hakkında da bilgi veren Kavaf,
iktidarlarından önce özürlülerin evlerin bodrum katlarında, insan önüne
çıkarılmadığını söyledi.

BDP Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır, bakanın konuşmasının ardından
yerinden söz alarak, Kavaf'ı eleştirdi.

Bayındır, Kavaf'ın özeleştiri yapması ve hesap vermesi gerektiğini
savunarak, ''Yoksa, şurada kıyameti koparacağım. Aynası Uganda, Ruanda olanın
zaten yüzüne bakılmaz. Kadından sorumlu bakan olarak özeleştiri vermesi, istifa
etmesi gerekirken beni bu şekilde itham etmesini, hedef göstermesini kınıyorum.
Kusur, panzerden su sıkan değil, burada o tazyiki yaratan anlayıştır. Siz burada
papağanlık mı yapacaksınız yoksa gerçek anlamda kadın haklarını mı
savunacaksınız'' diye konuştu.

Bayındır, daha sonra Kavaf'ın yanına giderek, kullandığı koltuk değneğini
Kavaf'ın oturduğu sıraya bıraktı. Bir süre Kavaf ile konuşan Bayındır, ardından
koltuk değneğiyle Genel Kurul Salonundan ayrıldı.

Gümrük Müsteşarlığı, Devlet Personel
Başkanlığı, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü, SHÇEK, Özürlüler
İdaresi Başkanlığı, Aile ve Sosyal Araştırmalar ile Kadının Statüsü Genel
Müdürlüğü bütçeleri TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.

Bütçe görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Devlet
Bakanı Hayati Yazıcı, sosyal yardımlar çerçevesinde dağıtılan kömürlerden eğer
hava kirliliğine neden olan varsa, bunlarla ilgili soruşturma yapacaklarını
kaydetti.

''Yardımların merkezileşmesinin'' söz konusu olmadığını dile getiren
Yazıcı, herhangi bir yerde uygulamada somut olarak bir kayırma, haksızlık varsa,
bunun kendisine bildirilmesini istedi.

Kömür yardımlarının devam edeceğini ifade eden Yazıcı, bu yardımların
sadece vatandaşların ihtiyacını gidermeye dönük olmadığını, bu proje çerçevesinde
binlerce kişinin kömür ocaklarında çalıştığını, binlerce nakliyecinin iş
bulduğunu ve istihdam oluşturduğunu söyledi.

''Yazın kömür dağıtıldığına'' ilişkin eleştiriler olduğunu belirten
Yazıcı, 2 milyon ton kömür dağıtıldığını, bu kadar kömürü kısa zamanda dağıtmanın
mümkün olamadığını ve bu dağıtımın her mevsim uygulanmak durumunda olduğunu
anlattı.

Devlet Bakanı Aliye Kavaf da sokakta yaşayan veya çalıştırılan çocukların
mobil ekiplerle toplandığını belirterek, ''Ailelerine ulaşılabilirse gerekli
hukuki işlemleri başlatıyoruz. Eğer ailesi çocuğunu sahiplenmiyor ve
ilgilenmiyorsa o zaman kendi kurumlarımızda bakım altına alıyoruz, yaşlıları da
huzurevine yerleştiriyoruz'' dedi.

Kayıp çocukların sayısının emniyet rakamlarına göre 1100 olduğunu dile
getiren Kavaf, ''580'i bizim kurumlarımızda kayıtlı olup, kayıp olarak
nitelendirilen ama gerçekte kayıp olmayan, sokağın kontrolsüz yaşamına alışkın
oldukları için kurum bakımını reddeden çocuklarımız. Yine onlara yönelik de
çalışmalarımızı sürdürüyoruz'' diye konuştu.

Kavaf, kurumlarda, bayramlarda ve özel günlerde çocukların özel
alanlarının, onların iradesi dışında ziyarete açılmasına müsaade etmediklerini
belirtti.

Bir soru üzerine Kavaf, Milli Eğitim Bakanlığının sınav açarak 5 bin
özürlüyü istihdam ettiğini, şimdi Sağlık Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı ile
diğer kurum ve kuruluşların özürlü istihdamındaki sorumluluklarını yerine
getirmek üzere girişimde bulunduklarını söyledi.

Özürlü kadrolarının doldurulamamasının; özürlülerin meslek sahibi
olmamasından kaynaklandığını ifade eden Kavaf, ancak eğitimden kaynaklanan
eksikliklerinin giderilmesi için çalışmaların sürdüğünü bildirdi.(11.31)