2009-01-20 - 11:00
CHP Grup başkanvekilleri Hakkı Suha Okay, Kemal Kılıçdaroğlu ve Kemal Anadol'un imzasını taşıyan gensoru önergesinde, ifadeleri Ergenekon soruşturmasının ana eksenini oluşturan Tuncay Güney'in 14 Ocak 2009 tarihinde TRT 2'de ''Büyüteç'' adlı programa çıkarıldığı anımsatıldı.
CHP, TRT'nin son dönemlerdeki yayınlarıyla ilgili olarak Devlet Bakanı Mehmet Aydın
hakkında hazırladığı gensoru önergesini, TBMM Başkanlığına sundu.
CHP Grup başkanvekilleri Hakkı Suha Okay, Kemal Kılıçdaroğlu ve Kemal
Anadol'un imzasını taşıyan gensoru önergesinde, ifadeleri Ergenekon
soruşturmasının ana eksenini oluşturan Tuncay Güney'in 14 Ocak 2009 tarihinde TRT
2'de ''Büyüteç'' adlı programa çıkarıldığı anımsatıldı.
Güney'in 4 saat boyunca, Anamuhalefet Partisi ve Genel Başkanı Deniz
Baykal'ın da aralarında bulunduğu birçok kişi ile kurumsal yapı hakkında hakaret,
iftira, şantaj ve tehditle dolu açıklamalar yaparak, kişilik haklarına saldırıda
bulunduğu ifade edilen gensoru önergesinde, ''TRT ekranından, Ergenekon
soruşturmasının bir sonraki aşaması için hedefler gösterilmiş, kamuoyu
oluşturulmuştur'' denildi.
Gensoru önergesinde, TRT'nin özerkliği ve yayınlarının tarafsızlığı
ilkelerinin Anayasada tanımlandığı ifade edilerek, Türkiye Radyo ve Televizyon
Kanununda da ''Kişilerin özel hayatlarına, şeref ve haysiyetlerine saygılı olmak
ve dürüstlük anlayışına bağlı kalmak; kamuoyunun sağlıklı ve serbestçe
oluşabilmesi için kamuoyunu ilgilendirecek konularda yeterli yayın yapmak; tek
yönlü, taraf tutan yayın yapmamak ve bir siyasi partinin, grubun, çıkar
çevresinin, inanç veya düşüncenin menfaatlerine alet olmamak'' şeklinde yayın
esaslarının belirlendiği kaydedildi.
Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda da
televizyonların yayın ilkelerine ilişkin hükümde, ''Suçlu olduğu yargı kararıyla
kesinleşmedikçe hiç kimsenin suçlu ilan edilmemesi veya suçluymuş gibi
gösterilmemesi'', ''Haberlerin yayınlanmasında tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk
ilkelerine bağlı olunması; özgürce kanaat oluşumunun engellenmemesi; haber
kaynaklarının kamuoyunun yanıltılmasının amaçlandığı haller dışında gizliliğinin
korunması'' şeklinde ilkeler belirlendiği anımsatıldı.
-''YASALARIN AÇIK İHLALİ''-
Kamu hizmeti yayıncılığı yapması gereken TRT'nin yayın politikalarının
çerçevesinin Anayasa ve yasalarla çizildiği belirtilen gensoru önergesinde, şöyle
devam edildi:
''Tuncay Güney'in TRT ekranlarına çıkarılması, habercilik refleksi ya da
bu kişinin daha önce diğer televizyon kanallarına çıkmış olması gibi basit ve
hukuki dayanaktan yoksun açıklamalarla geçiştirilemez. TRT'nin, Tuncay Güney'e
ekranlarını açması ve bu kişiyi saygın, güvenilir bir kişi formatı ile
izleyicilere sunması, sadece yayın etiğinin değil, yasaların da açık ihlali
niteliğindedir.
Firari şüpheli bir kişiye siyasi iktidarın, TRT'nin ekranlarını açması,
kamuoyu oluşturma, yargıyı etkilemeye ve siyasi muhalifleri sindirmeye dönük bir
girişimdir.''
-''PLANLI BİR KOMPLO ÇALIŞMASI''-
Gensoru önergesinde, Tuncay Güney'in açıklamalarının zamanlamasının da
düşündürücü olduğu savunularak, Güney'in 2001 yılı ifade görüntülerinin
dağıtıldığı gün, TRT ekranlarına çıkarılmasının siyasi amaçlara yönelik planlı
bir komplo çalışması olduğu iddia edildi.
CHP'nin önergesinin son bölümünde şu görüşlere yer verildi:
''Tuncay Güney'in iftira, tehdit ve şantajlarına aracı olmanın yanında,
Sabih Kanadoğlu'nun gözaltına alınacağının sadece TRT tarafından saatlerce önce
açıklanması, kazı çalışmalarının sadece TRT üzerinden servis edilmesi gibi
olaylar, bugüne kadar yandaş medya üzerinden yürütülen dezenformasyonun, bundan
sonra devletin resmi televizyonu önderliğinde gerçekleştirileceğini ortaya
koymaktadır.
Yaşanan süreçte TRT'den sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Aydın, TRT'nin yayın
etiği ve yasaları ihlal eden yayın politikası konusunda, suskunluğunu koruyarak
sorumluları himaye etmiş ve bu siyasi komplonun planlayıcısı konumunda hareket etmiştir.
TRT'yi, Ergenekon soruşturmasının propaganda aracına dönüştüren, firari
şüphelileri TRT ekranlarına çıkararak siyasi muhalifleri sindirmeye yönelik
açıklamalarına göz yuman, saygın insanların kişilik haklarına saldırtan, yargıyı
etkilemesine zemin oluşturan Devlet Bakanı Mehmet Aydın hakkında, Anayasanın 98
ve 99'uncu, İçtüzüğün 106. maddeleri gereğince gensoru açılmasını arz ve teklif ederiz.''
hakkında hazırladığı gensoru önergesini, TBMM Başkanlığına sundu.
CHP Grup başkanvekilleri Hakkı Suha Okay, Kemal Kılıçdaroğlu ve Kemal
Anadol'un imzasını taşıyan gensoru önergesinde, ifadeleri Ergenekon
soruşturmasının ana eksenini oluşturan Tuncay Güney'in 14 Ocak 2009 tarihinde TRT
2'de ''Büyüteç'' adlı programa çıkarıldığı anımsatıldı.
Güney'in 4 saat boyunca, Anamuhalefet Partisi ve Genel Başkanı Deniz
Baykal'ın da aralarında bulunduğu birçok kişi ile kurumsal yapı hakkında hakaret,
iftira, şantaj ve tehditle dolu açıklamalar yaparak, kişilik haklarına saldırıda
bulunduğu ifade edilen gensoru önergesinde, ''TRT ekranından, Ergenekon
soruşturmasının bir sonraki aşaması için hedefler gösterilmiş, kamuoyu
oluşturulmuştur'' denildi.
Gensoru önergesinde, TRT'nin özerkliği ve yayınlarının tarafsızlığı
ilkelerinin Anayasada tanımlandığı ifade edilerek, Türkiye Radyo ve Televizyon
Kanununda da ''Kişilerin özel hayatlarına, şeref ve haysiyetlerine saygılı olmak
ve dürüstlük anlayışına bağlı kalmak; kamuoyunun sağlıklı ve serbestçe
oluşabilmesi için kamuoyunu ilgilendirecek konularda yeterli yayın yapmak; tek
yönlü, taraf tutan yayın yapmamak ve bir siyasi partinin, grubun, çıkar
çevresinin, inanç veya düşüncenin menfaatlerine alet olmamak'' şeklinde yayın
esaslarının belirlendiği kaydedildi.
Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda da
televizyonların yayın ilkelerine ilişkin hükümde, ''Suçlu olduğu yargı kararıyla
kesinleşmedikçe hiç kimsenin suçlu ilan edilmemesi veya suçluymuş gibi
gösterilmemesi'', ''Haberlerin yayınlanmasında tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk
ilkelerine bağlı olunması; özgürce kanaat oluşumunun engellenmemesi; haber
kaynaklarının kamuoyunun yanıltılmasının amaçlandığı haller dışında gizliliğinin
korunması'' şeklinde ilkeler belirlendiği anımsatıldı.
-''YASALARIN AÇIK İHLALİ''-
Kamu hizmeti yayıncılığı yapması gereken TRT'nin yayın politikalarının
çerçevesinin Anayasa ve yasalarla çizildiği belirtilen gensoru önergesinde, şöyle
devam edildi:
''Tuncay Güney'in TRT ekranlarına çıkarılması, habercilik refleksi ya da
bu kişinin daha önce diğer televizyon kanallarına çıkmış olması gibi basit ve
hukuki dayanaktan yoksun açıklamalarla geçiştirilemez. TRT'nin, Tuncay Güney'e
ekranlarını açması ve bu kişiyi saygın, güvenilir bir kişi formatı ile
izleyicilere sunması, sadece yayın etiğinin değil, yasaların da açık ihlali
niteliğindedir.
Firari şüpheli bir kişiye siyasi iktidarın, TRT'nin ekranlarını açması,
kamuoyu oluşturma, yargıyı etkilemeye ve siyasi muhalifleri sindirmeye dönük bir
girişimdir.''
-''PLANLI BİR KOMPLO ÇALIŞMASI''-
Gensoru önergesinde, Tuncay Güney'in açıklamalarının zamanlamasının da
düşündürücü olduğu savunularak, Güney'in 2001 yılı ifade görüntülerinin
dağıtıldığı gün, TRT ekranlarına çıkarılmasının siyasi amaçlara yönelik planlı
bir komplo çalışması olduğu iddia edildi.
CHP'nin önergesinin son bölümünde şu görüşlere yer verildi:
''Tuncay Güney'in iftira, tehdit ve şantajlarına aracı olmanın yanında,
Sabih Kanadoğlu'nun gözaltına alınacağının sadece TRT tarafından saatlerce önce
açıklanması, kazı çalışmalarının sadece TRT üzerinden servis edilmesi gibi
olaylar, bugüne kadar yandaş medya üzerinden yürütülen dezenformasyonun, bundan
sonra devletin resmi televizyonu önderliğinde gerçekleştirileceğini ortaya
koymaktadır.
Yaşanan süreçte TRT'den sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Aydın, TRT'nin yayın
etiği ve yasaları ihlal eden yayın politikası konusunda, suskunluğunu koruyarak
sorumluları himaye etmiş ve bu siyasi komplonun planlayıcısı konumunda hareket etmiştir.
TRT'yi, Ergenekon soruşturmasının propaganda aracına dönüştüren, firari
şüphelileri TRT ekranlarına çıkararak siyasi muhalifleri sindirmeye yönelik
açıklamalarına göz yuman, saygın insanların kişilik haklarına saldırtan, yargıyı
etkilemesine zemin oluşturan Devlet Bakanı Mehmet Aydın hakkında, Anayasanın 98
ve 99'uncu, İçtüzüğün 106. maddeleri gereğince gensoru açılmasını arz ve teklif ederiz.''
