2008-10-07 - 15:00
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
CHP Grubu toplandı. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, gündemdeki konuları değerlendirdiği
partisinin grup toplantısına TBMM'nin yeni çalışma döneminin hayırlı olması dileğiyle başladı.
Global ekonomik krizin pek çok açıdan bazı temel anlayışların önemini
ortaya çıkardığını belirten Baykal, dünyanın nasıl yapay bir refah ve mutluluk
içinden geçtiğinin anlaşıldığını belirtti. Gerçek refahın, gerçek üretim, gerçek
tasarruf ve gerçek yatırımdan geçtiğini vurgulayan Baykal, dünyanın ekonomik
açıdan ''acı gerçeklerle'' karşı karşıya kaldığını ifade etti.
Liberal ekonomi anlayışının, global ekonomi anlayışının kendi başına
herkes için mutlak refahı, zenginliği ve mutluluğu güvence altına alacağı
varsayımının gerçeklerden kopuk olduğunun ortaya çıktığını belirten Baykal,
Türkiye'nin yaklaşmakta olan bu büyük global krize kendisini yeterince
hazırlamadığını savundu.
Baykal, Türkiye'nin bu kriz karşısında iki önemli ve ters yönde gelişme
ile karşı karşıya olduğunu ifade etti. Türkiye'de 2001 yılında yaşanan krizden
sonra bankacılık alanında atılmış adımların, bankaların mali konumunu
sağlamlaştırmaya yönelik tedbirlerin bankacılık sistemini güvenceli bir noktaya
getirdiğinin yaşanan krizle ortaya çıktığını belirten Baykal, bunun memnuniyet
verici olduğunu söyledi. Baykal, bunun AK Parti hükümeti öncesinde başlayan
sürecin ortaya çıkardığı bir gelişme olduğunu kaydetti.
Global krizin Türkiye'yi ciddi bir borç içinde, borca endeksli bir
ekonomik yapıda yakaladığını kaydeden Baykal, ciddi bir cari açık olduğunu ve bu
açığın kriz ortamında daha da büyük bir sorun haline dönüşeceğini ileri sürdü.
Türkiye'de bankacılık kesiminin yabancı bankalara satılmış olmasının
böyle bir kriz ortamında ülkeyi ciddi bir sorunla karşı karşıya bırakacağını da
savunan Baykal, ''Gelinen noktada hükümet satma kararı aldığı iki temel bankayı,
Ziraat Bankasını ve Halk Bankasını artık satamayacağını görmeye başlamıştır. Ve
bu satışı ertelemek durumundadır. Aslında bu çok daha önceden ciddi bir
bankacılık politikasının gereği olarak ele alınması ve yeniden yapılandırılarak
çözülmesi gereken bir konuydu'' diye konuştu.
-''ZAMLAR HAYATI ÇEKİLMEZ HALE GETİRDİ''-
Yaşanan krizin ve vatandaşın içinde bulunduğu sıkıntının çok ağır bir
biçimde kendini gösterdiğini ifade eden Baykal, ''Bu yılbaşından itibaren temel
zorunlu bazı maddelere, enerji tüketimine yönelik yapılan zamlar hayatı çekilmez
hale getirmiştir'' dedi.
Vatandaşın kabul edilemez ağır yüklerle karşı karşıya kaldığını,
geleceğin Türkiye açısından çok daha sıkıntılı bir dönem olacağını savunan
Baykal, ''Bu sıkıntının altında da hiç kuşku yok ki 6 yıldan beri izlenmekte olan
sorumsuz politika yatmaktadır'' dedi. Baykal, şöyle devam etti:
''Günlük iniş çıkışların, borsa hareketlerinin ötesinde Türkiye yeni
sıkıntılı bir konjonktüre girmiştir. Türkiye dışardan kredi bulmakta giderek
sıkıntıya düşecektir, kredinin maliyeti artacaktır, ekonomi yanlış
yapılandırılmıştır, büyük cari açığa Türkiye angaje olmuştur. Bütün bunların
sıkıntıları hayatı ekonomiyi ciddi şekilde rahatsız edecektir. Türkiye üretimi,
yatırımı, alın terini ödüllendirmeyi bir kenara bırakan yapay konularda tatmin
arayan, parasal açılımları borçlanmayı temel kabul eden bir anlayışın içinde
bugünkü çıkmaza doğru gelmiştir. Türkiye, sorunlarının çözümü için, üretime
dayalı, yatırıma dayalı, tasarrufa dayalı, ihracata dayalı bir ekonomi politikası
için gerekeni yapmalıdır.''
Hükümetin, ekonomik sorunların giderilmesine yönelik kalıcı çözümlerin
peşinde olmadığını iddia eden Baykal, ''Bu işlerle meşgul değildir,
sanayileşmeyle meşgul değildir, tarımı ayağa kaldırmakla meşgul değildir,
üreticinin sorunlarına sahip çıkmakla meşgul değildir. O, banka, borsa, kredi,
borç ilişkileriyle ortalığı yapay, sanal bir refah ortamı olarak sunma gayreti
içindedir. Bunun da sınırlarına gelinmiştir, artık Türkiye için gerçekle
yüzleşmek kaçınılmaz hale gelmiştir. Gerçeğin saati ekonomide artık çalmıştır.
Türkiye bunu kavramalı ve yeni bir ekonomi politikası ile yeni bir rota yeni bir
yol haritası bir an önce çizmelidir'' diye konuştu.
partisinin grup toplantısına TBMM'nin yeni çalışma döneminin hayırlı olması dileğiyle başladı.
Global ekonomik krizin pek çok açıdan bazı temel anlayışların önemini
ortaya çıkardığını belirten Baykal, dünyanın nasıl yapay bir refah ve mutluluk
içinden geçtiğinin anlaşıldığını belirtti. Gerçek refahın, gerçek üretim, gerçek
tasarruf ve gerçek yatırımdan geçtiğini vurgulayan Baykal, dünyanın ekonomik
açıdan ''acı gerçeklerle'' karşı karşıya kaldığını ifade etti.
Liberal ekonomi anlayışının, global ekonomi anlayışının kendi başına
herkes için mutlak refahı, zenginliği ve mutluluğu güvence altına alacağı
varsayımının gerçeklerden kopuk olduğunun ortaya çıktığını belirten Baykal,
Türkiye'nin yaklaşmakta olan bu büyük global krize kendisini yeterince
hazırlamadığını savundu.
Baykal, Türkiye'nin bu kriz karşısında iki önemli ve ters yönde gelişme
ile karşı karşıya olduğunu ifade etti. Türkiye'de 2001 yılında yaşanan krizden
sonra bankacılık alanında atılmış adımların, bankaların mali konumunu
sağlamlaştırmaya yönelik tedbirlerin bankacılık sistemini güvenceli bir noktaya
getirdiğinin yaşanan krizle ortaya çıktığını belirten Baykal, bunun memnuniyet
verici olduğunu söyledi. Baykal, bunun AK Parti hükümeti öncesinde başlayan
sürecin ortaya çıkardığı bir gelişme olduğunu kaydetti.
Global krizin Türkiye'yi ciddi bir borç içinde, borca endeksli bir
ekonomik yapıda yakaladığını kaydeden Baykal, ciddi bir cari açık olduğunu ve bu
açığın kriz ortamında daha da büyük bir sorun haline dönüşeceğini ileri sürdü.
Türkiye'de bankacılık kesiminin yabancı bankalara satılmış olmasının
böyle bir kriz ortamında ülkeyi ciddi bir sorunla karşı karşıya bırakacağını da
savunan Baykal, ''Gelinen noktada hükümet satma kararı aldığı iki temel bankayı,
Ziraat Bankasını ve Halk Bankasını artık satamayacağını görmeye başlamıştır. Ve
bu satışı ertelemek durumundadır. Aslında bu çok daha önceden ciddi bir
bankacılık politikasının gereği olarak ele alınması ve yeniden yapılandırılarak
çözülmesi gereken bir konuydu'' diye konuştu.
-''ZAMLAR HAYATI ÇEKİLMEZ HALE GETİRDİ''-
Yaşanan krizin ve vatandaşın içinde bulunduğu sıkıntının çok ağır bir
biçimde kendini gösterdiğini ifade eden Baykal, ''Bu yılbaşından itibaren temel
zorunlu bazı maddelere, enerji tüketimine yönelik yapılan zamlar hayatı çekilmez
hale getirmiştir'' dedi.
Vatandaşın kabul edilemez ağır yüklerle karşı karşıya kaldığını,
geleceğin Türkiye açısından çok daha sıkıntılı bir dönem olacağını savunan
Baykal, ''Bu sıkıntının altında da hiç kuşku yok ki 6 yıldan beri izlenmekte olan
sorumsuz politika yatmaktadır'' dedi. Baykal, şöyle devam etti:
''Günlük iniş çıkışların, borsa hareketlerinin ötesinde Türkiye yeni
sıkıntılı bir konjonktüre girmiştir. Türkiye dışardan kredi bulmakta giderek
sıkıntıya düşecektir, kredinin maliyeti artacaktır, ekonomi yanlış
yapılandırılmıştır, büyük cari açığa Türkiye angaje olmuştur. Bütün bunların
sıkıntıları hayatı ekonomiyi ciddi şekilde rahatsız edecektir. Türkiye üretimi,
yatırımı, alın terini ödüllendirmeyi bir kenara bırakan yapay konularda tatmin
arayan, parasal açılımları borçlanmayı temel kabul eden bir anlayışın içinde
bugünkü çıkmaza doğru gelmiştir. Türkiye, sorunlarının çözümü için, üretime
dayalı, yatırıma dayalı, tasarrufa dayalı, ihracata dayalı bir ekonomi politikası
için gerekeni yapmalıdır.''
Hükümetin, ekonomik sorunların giderilmesine yönelik kalıcı çözümlerin
peşinde olmadığını iddia eden Baykal, ''Bu işlerle meşgul değildir,
sanayileşmeyle meşgul değildir, tarımı ayağa kaldırmakla meşgul değildir,
üreticinin sorunlarına sahip çıkmakla meşgul değildir. O, banka, borsa, kredi,
borç ilişkileriyle ortalığı yapay, sanal bir refah ortamı olarak sunma gayreti
içindedir. Bunun da sınırlarına gelinmiştir, artık Türkiye için gerçekle
yüzleşmek kaçınılmaz hale gelmiştir. Gerçeğin saati ekonomide artık çalmıştır.
Türkiye bunu kavramalı ve yeni bir ekonomi politikası ile yeni bir rota yeni bir
yol haritası bir an önce çizmelidir'' diye konuştu.
