2017-11-02 - 23:59
TBMM Başkanı İsmail Kahraman, "Bugün yeniden ayağa kalkıyoruz saygın bir devletiz. Biz büyük bir tarihin sahibiyiz, biz 1071'de geldik bu topraklara, Selçukluyuz, Osmanlıyız ve Türkiye Cumhuriyeti devletiyiz. Türkiye Cumhuriyeti olarak, ilelebet güçlü olarak yaşayacağız. Gittiğimiz yerlerde büyük bir itibar görüyoruz." dedi.
TBMM Başkanı İsmail Kahraman, "Bugün yeniden ayağa kalkıyoruz saygın bir devletiz. Biz büyük bir tarihin sahibiyiz, biz 1071'de geldik bu topraklara, Selçukluyuz, Osmanlıyız ve Türkiye Cumhuriyeti devletiyiz. Türkiye Cumhuriyeti olarak, ilelebet güçlü olarak yaşayacağız. Gittiğimiz yerlerde büyük bir itibar görüyoruz." dedi.
Yıldız Şale Köşkü'nde düzenlenen Sultan V. Mehmed Reşad ve Dönemi Uluslararası Sempozyum Açılış Yemeği'nin öncesinde, Sultan V. Mehmed Reşad ile ilgili bir belgesel gösterimi yapıldı.
Belgeselin ardından konuşan Kahraman, tarihin öğrenilmesi gerektiğini, tarihin bir deniz feneri olduğunu, istikamet ve yol gösterdiğini söyledi.
Ancak tarihten ders alınırsa tekrarın önlenebileceğini ifade eden Kahraman, tarihin incelenmesi ve ibret alınması gerektiğini dile getirdi.
Kahraman, Selçuklu ile başlayan ve Osmanlı ile devam eden ilerlemenin durmasını, İkinci Mahmut dönemine bağladığını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bence bu dönem kırılma noktasıdır. Niye? Taklitçilik başladı, kendimiz olmayı bıraktık. Adalet, eğitim, idare ve bürokraside yanlış yapıldı. Olmamalıydı, kendimiz olarak devam etmeliydik, taklide girmemeliydik. Harbiye'nin eğitim dili Fransızca idi. Eski cihat ruhunun yerini seküler bir düşünce aldı. Şehitlik duygusu yerine dünyevilik yerleşti. Sekülerizm yani her şey dünya için, dünya her şey. Bu materyalist düşünce ve maddecilik sarstı. Yoksa Balkanları neden kaybedeceğiz? Güçlü bir devlet gücünü muhafaza etmeli ve özüne dönmeli. Sultan İkinci Abdülhamid, dağınıklığı topladı öze dönüş yaptı ama dışarısı bizi bırakmıyor, şimdi de bırakmadığı gibi ve tahttan indirildi. Neden o güzelim sistemi bozuyorsun da adına hürriyet, adalet, kardeşlik masalları uydurup, milleti de kandırarak deviriyorsun. Kendi kendine neden bunu yapıyorsun?
Bu propagandalar bugün de var. 1960'da vardı, hep var olagelmiştir, İttihat ve Terakki kafasını çok iyi tanımamız gerekir. İttihat ve Terakki kafasının mutlaka incelenmesi kanaatindeyim. Küllerinden doğan Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşamalı bunu için tarihten ders almalıyız. Kendimiz olmalıyız, mukallitlik olmamalı. Propagandaya kanmamalıyız. 1960'da bu propaganda nedeniyle Başbakan Menderes ve iki bakanı asıldı. Demokrat Parti'nin ne diktatörlüğü vardı? Çünkü hamle yapıyor, ülkeyi kalkındırıyor. Tekrar büyük devlet olacak. Buna mani oldular. İçerideki kişileri aldattılar. Sultan Abdülhamid'e de 'diktatör' denirdi. Ne diktatörlüğü?"
Kahraman, tarihin bilinmesi gerektiğini dile getirerek, Sultan 5. Mehmet Reşad ile ilgili hazırlanan belgeselin bu anlamda büyük değer taşıdığını söyledi.
1. Dünya Savaşı'na girildiğinde tarımın tamamen durduğunu hatırlatan Kahraman, "Gıda yolları kapanınca İstanbul'da büyük kıtlık yaşandı. Ne istedin bizden İttihat ve Terakki? Bu İttihat ve Terakki, Divan-ı Harb'e verildi. O yüzden 1 Kasım 1918'de bir Alman gemisi ile kaçtılar. 1922'de hepsi peş peşe öldürüldü." diye konuştu.
Bugün yeniden ülkenin dirildiğini belirten Kahraman, şunları kaydetti:
"Bugün yeniden ayağa kalkıyoruz saygın bir devletiz. Biz büyük bir tarihin sahibiyiz, biz 1071'de geldik bu topraklara, Selçukluyuz, Osmanlıyız ve Türkiye Cumhuriyeti devletiyiz. Türkiye Cumhuriyeti olarak, ilelebet güçlü olarak yaşayacağız. Gittiğimiz yerlerde büyük bir itibar görüyoruz. Türkiye'nin önderliğini önlemek istiyorlar. Bunun için Yurtta Sulh Konseyi kuruluyor. Kendi ülkesini devirecek, iç harp çıkacak ve sulh sağlanmış olacak. Büyük bir varta atlattık ve Cenab-ı Allah yardım etti. 15 Temmuz'un önlenmesinde önder Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'dır. Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi eklendi hareketin içine ve karşı durdu. Bendeniz kendi irademle, telkin olmadan Meclis'i topladım, değerli arkadaşlarla sabahladık. Ertesi gün 4 partinin dördü de ortak bildiri yayımladık. Bu anayasa bir daha Türkiye'nin böyle badirelere yuvarlanmasına engel olacaktır. Darbe diye bir hadise olmayacaktır. Bir daha 'darbe olacak' diye hırlayan karargahlar, hüsrana uğrayacaktır. Dünyanın 160 ülkesinde okul, banka, sigorta şirketi, televizyon, gazete ve derginiz olacak, bürokrasiye ve eğitimde güçleneceksin ve bunu bir tek kişi yapacak. Hayır, kukla."
Kahraman, projenin büyük bir proje olduğunu ve ahtapotun kollarını kullandığını belirterek, "Önlendi evvelallah. İnşallah çok güçlü günlere gideceğiz, tarihten ders alacağız. Eksiğiyle, noksanıyla tarih bizim, inkar etmeyeceğiz, eksikliklerden ders alacak ve daha ötelere gideceğiz." dedi.
Bu arada Kahraman'a, dedesi Osmanlı'nın ilk Meclis-i Mebusanı'nda Halep Mebusu olan Bahauddin el Emiri'nin torunu Saadettin Mücahid el-Emiri, Kur'an-ı Kerim hediye etti.
TBMM Genel Sekreteri Mehmet Ali Kumbuzoğlu ise "Sultan V. Mehmed Reşad ve Dönemi Uluslararası Sempozyumu." açılış yemeğinde gerçekleştirdiği konuşmasında belgeselin kendisini çok etkilediğini ifade etti. Kumbuzoğlu, TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın kendileri ile gerçekleştirdiği sohbet toplantılarında her fırsatta kendilerine tavsiyelerde bulunduğunu, tarihin sadece kitaplardan okuyarak öğrenilemeyeceğini, kitaplardan okuyup yetinmemek gerektiğini, tecrübelerden faydalanılması gerektiğini ve tarihle iç içe olunması gerekliliğini sürekli hatırlattığını söyledi.
Sempozyumun önemine değinen Kumbuzoğlu, TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın emir ve talimatları doğrultusunda buna benzer sempozyumları sürdürme kararlılığında olduklarını belirtti.
Kumbuzoğlu, başta Yasin Yıldız ve ekibi olmak üzere sempozyumun gerçekleşmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti.
TBMM Milli Saraylardan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Yasın Yıldız da gerçekleştirdiği konuşmasında yemek verilen Yıldız Şale Köşkü tarihi hakkında konuklara bilgi verdi.
Yıldız Şale Köşkünün TBMM Milli Saraylar envanterine bağlı 3.ncü büyük tarihi salon olduğunu ifade eden Yıldız, Yıldız Şale Köşkünün tarihinde devlet konukevi olarak kullanıldığını belirterek birçok tarihi şahsiyetin sarayda kaldığını söyledi.
Belgesellerin ve sempozyumların düzenlenmesinde asıl amaçlarının tarihe ve kültüre yeni bilgi ve belge sunmak olduğunu ifade eden Yıldız, sempozyumda akademisyenler tarafından sunulan bilgi ve belgelerin tarih açısından çok değerli olduğunu kaydetti.
Yıldız, belgeselin ve sempozyumun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür etti.
Yemeğe, İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal'ın yanı sıra çok sayıda davetli katıldı.
Yıldız Şale Köşkü'nde düzenlenen Sultan V. Mehmed Reşad ve Dönemi Uluslararası Sempozyum Açılış Yemeği'nin öncesinde, Sultan V. Mehmed Reşad ile ilgili bir belgesel gösterimi yapıldı.
Belgeselin ardından konuşan Kahraman, tarihin öğrenilmesi gerektiğini, tarihin bir deniz feneri olduğunu, istikamet ve yol gösterdiğini söyledi.
Ancak tarihten ders alınırsa tekrarın önlenebileceğini ifade eden Kahraman, tarihin incelenmesi ve ibret alınması gerektiğini dile getirdi.
Kahraman, Selçuklu ile başlayan ve Osmanlı ile devam eden ilerlemenin durmasını, İkinci Mahmut dönemine bağladığını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bence bu dönem kırılma noktasıdır. Niye? Taklitçilik başladı, kendimiz olmayı bıraktık. Adalet, eğitim, idare ve bürokraside yanlış yapıldı. Olmamalıydı, kendimiz olarak devam etmeliydik, taklide girmemeliydik. Harbiye'nin eğitim dili Fransızca idi. Eski cihat ruhunun yerini seküler bir düşünce aldı. Şehitlik duygusu yerine dünyevilik yerleşti. Sekülerizm yani her şey dünya için, dünya her şey. Bu materyalist düşünce ve maddecilik sarstı. Yoksa Balkanları neden kaybedeceğiz? Güçlü bir devlet gücünü muhafaza etmeli ve özüne dönmeli. Sultan İkinci Abdülhamid, dağınıklığı topladı öze dönüş yaptı ama dışarısı bizi bırakmıyor, şimdi de bırakmadığı gibi ve tahttan indirildi. Neden o güzelim sistemi bozuyorsun da adına hürriyet, adalet, kardeşlik masalları uydurup, milleti de kandırarak deviriyorsun. Kendi kendine neden bunu yapıyorsun?
Bu propagandalar bugün de var. 1960'da vardı, hep var olagelmiştir, İttihat ve Terakki kafasını çok iyi tanımamız gerekir. İttihat ve Terakki kafasının mutlaka incelenmesi kanaatindeyim. Küllerinden doğan Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşamalı bunu için tarihten ders almalıyız. Kendimiz olmalıyız, mukallitlik olmamalı. Propagandaya kanmamalıyız. 1960'da bu propaganda nedeniyle Başbakan Menderes ve iki bakanı asıldı. Demokrat Parti'nin ne diktatörlüğü vardı? Çünkü hamle yapıyor, ülkeyi kalkındırıyor. Tekrar büyük devlet olacak. Buna mani oldular. İçerideki kişileri aldattılar. Sultan Abdülhamid'e de 'diktatör' denirdi. Ne diktatörlüğü?"
Kahraman, tarihin bilinmesi gerektiğini dile getirerek, Sultan 5. Mehmet Reşad ile ilgili hazırlanan belgeselin bu anlamda büyük değer taşıdığını söyledi.
1. Dünya Savaşı'na girildiğinde tarımın tamamen durduğunu hatırlatan Kahraman, "Gıda yolları kapanınca İstanbul'da büyük kıtlık yaşandı. Ne istedin bizden İttihat ve Terakki? Bu İttihat ve Terakki, Divan-ı Harb'e verildi. O yüzden 1 Kasım 1918'de bir Alman gemisi ile kaçtılar. 1922'de hepsi peş peşe öldürüldü." diye konuştu.
Bugün yeniden ülkenin dirildiğini belirten Kahraman, şunları kaydetti:
"Bugün yeniden ayağa kalkıyoruz saygın bir devletiz. Biz büyük bir tarihin sahibiyiz, biz 1071'de geldik bu topraklara, Selçukluyuz, Osmanlıyız ve Türkiye Cumhuriyeti devletiyiz. Türkiye Cumhuriyeti olarak, ilelebet güçlü olarak yaşayacağız. Gittiğimiz yerlerde büyük bir itibar görüyoruz. Türkiye'nin önderliğini önlemek istiyorlar. Bunun için Yurtta Sulh Konseyi kuruluyor. Kendi ülkesini devirecek, iç harp çıkacak ve sulh sağlanmış olacak. Büyük bir varta atlattık ve Cenab-ı Allah yardım etti. 15 Temmuz'un önlenmesinde önder Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'dır. Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi eklendi hareketin içine ve karşı durdu. Bendeniz kendi irademle, telkin olmadan Meclis'i topladım, değerli arkadaşlarla sabahladık. Ertesi gün 4 partinin dördü de ortak bildiri yayımladık. Bu anayasa bir daha Türkiye'nin böyle badirelere yuvarlanmasına engel olacaktır. Darbe diye bir hadise olmayacaktır. Bir daha 'darbe olacak' diye hırlayan karargahlar, hüsrana uğrayacaktır. Dünyanın 160 ülkesinde okul, banka, sigorta şirketi, televizyon, gazete ve derginiz olacak, bürokrasiye ve eğitimde güçleneceksin ve bunu bir tek kişi yapacak. Hayır, kukla."
Kahraman, projenin büyük bir proje olduğunu ve ahtapotun kollarını kullandığını belirterek, "Önlendi evvelallah. İnşallah çok güçlü günlere gideceğiz, tarihten ders alacağız. Eksiğiyle, noksanıyla tarih bizim, inkar etmeyeceğiz, eksikliklerden ders alacak ve daha ötelere gideceğiz." dedi.
Bu arada Kahraman'a, dedesi Osmanlı'nın ilk Meclis-i Mebusanı'nda Halep Mebusu olan Bahauddin el Emiri'nin torunu Saadettin Mücahid el-Emiri, Kur'an-ı Kerim hediye etti.
TBMM Genel Sekreteri Mehmet Ali Kumbuzoğlu ise "Sultan V. Mehmed Reşad ve Dönemi Uluslararası Sempozyumu." açılış yemeğinde gerçekleştirdiği konuşmasında belgeselin kendisini çok etkilediğini ifade etti. Kumbuzoğlu, TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın kendileri ile gerçekleştirdiği sohbet toplantılarında her fırsatta kendilerine tavsiyelerde bulunduğunu, tarihin sadece kitaplardan okuyarak öğrenilemeyeceğini, kitaplardan okuyup yetinmemek gerektiğini, tecrübelerden faydalanılması gerektiğini ve tarihle iç içe olunması gerekliliğini sürekli hatırlattığını söyledi.
Sempozyumun önemine değinen Kumbuzoğlu, TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın emir ve talimatları doğrultusunda buna benzer sempozyumları sürdürme kararlılığında olduklarını belirtti.
Kumbuzoğlu, başta Yasin Yıldız ve ekibi olmak üzere sempozyumun gerçekleşmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti.
TBMM Milli Saraylardan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Yasın Yıldız da gerçekleştirdiği konuşmasında yemek verilen Yıldız Şale Köşkü tarihi hakkında konuklara bilgi verdi.
Yıldız Şale Köşkünün TBMM Milli Saraylar envanterine bağlı 3.ncü büyük tarihi salon olduğunu ifade eden Yıldız, Yıldız Şale Köşkünün tarihinde devlet konukevi olarak kullanıldığını belirterek birçok tarihi şahsiyetin sarayda kaldığını söyledi.
Belgesellerin ve sempozyumların düzenlenmesinde asıl amaçlarının tarihe ve kültüre yeni bilgi ve belge sunmak olduğunu ifade eden Yıldız, sempozyumda akademisyenler tarafından sunulan bilgi ve belgelerin tarih açısından çok değerli olduğunu kaydetti.
Yıldız, belgeselin ve sempozyumun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür etti.
Yemeğe, İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal'ın yanı sıra çok sayıda davetli katıldı.
