2013-06-06 - 16:32
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı. Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, beş yeni vakıf üniversitesi kurulması bir vakıf üniversitesininin isminin de değiştirilmesine ilişkin tasarının 2. maddesi üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Güldal Mumcu başkanlığında toplandı. Gündem dışı söz alan MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Türkoğlu, AK Parti hükümetlerinin ağaçları betonlaştırma konusunda tam bir ustalık dönemi yaşadığını iddia ederek, "Gezi Parkı'na yaklaşımlar, 3. köprünün yapımı dolayısıyla heba edilecek ormanlar, sayısız ve sınırsız şekilde inşa edilen hidroelektrik santrallerini düşünecek olursak, AKP hükümetleri kalkınma mı çevre koruma mı ikileminde tercihini talan ve ranttan yana kullanmıştır" iddiasında bulundu.

Türkoğlu, Başbakan'ın, ''Buradan rant elde edeceksiniz" söylemlerine karşılık, "Biz milletimize rant sağlamak istiyoruz" cevabını verdiğini ifade ederek, rantın terlemeden, çalışmadan kazanılan mal olduğunu söyledi.

İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel direnen milyonların basit bir çevreci olmadığını ifade ederek, "Birleşen bir halk var. Ranta, keyfiliğe, bilime, sanata, saldırıya karşı direnmiş ve ayağa kalkmıştır" dedi.

Gündemdışı konuşmalara Hükümet adına cevap veren Eroğlu, çevrecilik ve yeşillendirmenin, sözde değil özde ve çalışmakla olacağını söyledi.

"Çevrecilik atık su arıtma tesislerini inşa etmektir, katı atık bertaraf tesislerini kurmaktır, hava kirlenmesini önlemektir, denizleri temiz tutmaktır, yeşillendirmektir, ağaçlandırmaktır" diyen Eroğlu, çevre profesörü ve Türkiye'deki çevrecilik ve ağaçlandırma faaliyetlerini en iyi bilen kişi olduğunu vurguladı.

Hükümetleri döneminde çevreyi korumak için yapılan çalışmaları anlatan Eroğlu, 2002 yılında 145 adet atık su arıtma tesis varken, bu rakamı 444'e çıkardıklarını ifade etti.

Eroğlu, yüzde 30'lardan yüzde 70'lere çıkardıkları atık su arıtma oranını, kısa zaman içinde yüzde 95'e çıkarmayı hedeflediklerini bildirdi.

Kendilerinden önceki dönemde 58 yerleşim yerinde su bulunmadığına dikkati çeken Eroğlu, "Çoğu yerde arsenikli su içiliyordu. Son 10 yılda biz tam 58 şehir ve büyük yerleşim yerine temiz kaliteli, 2050 yılına kadar yetecek suyu getirdik. İzmir'e de Mersin'e de Sinop'a da Kars'a da su getirdik. Türkiye'nin her yerine suyu biz getirdik" diye konuştu.

Eroğlu, şu anda bu alanda 24 tane projenin devam ettiğini söyledi.

Günde toplam 7 milyon metreküp AB standartlarında arıtılmış suyu vatandaşa verdiklerini dile getiren Eroğlu, "Bu gerçekten bizim büyük başarımız" şeklinde konuştu.

Eroğlu, 54 ilde tıbbi atık tesisi kurduklarını kaydederek, Hopa'dan İskenderun'a kadar 231 noktada şu anda denizdeki su kalitesi ölçüm istasyonu bulunduğunu bildirdi.

Eroğlu, AB'ye üyelik çerçevesinde çevre faslının en zor açılan fasıl olduğunu vurgulayarak, bunun AB'ye dahil olan ülkeler tarafından da en son açılan fasıl olduğunu söyledi. Eroğlu, "Ama biz gerçekten ağaçlandırmayla, çevreyle, yeşillendirmeyle, tabiatı korumayla yaptığımız büyük başarılar neticesinde 2009 yılında müracaat ettik, çevre faslı açıldı. Gerçekten AB'de bu konuda takdirlerini belirtti" dedi.

Son 10 yılda 3 milyon 691 bin hektar alanda 2 milyar 711 milyon adet fidanı toprakla buluşturduklarını ifade eden Eroğlu, şöyle devam etti:

"Bazılarının bunu hafzalası almıyor. Geçmişte yılda 70 milyon adet fidan üretilirken şu anda bizim fidanlıklara bakın; 470-500 milyon adet fidan üretiliyor. Yani 7 misli artırdık. Geçmişte fidan bulunamıyorldu. Ama şu anda biz bu fidanları bütün kamu kurumlarına, sivil toplum kuruluşlarına, tarafsız bir şekilde bütün belediyelere proje getirince veriyoruz. Son 5 yılda muazzam bir ağaçlandırma seferberliği yaptık. 5 yılda 2 milyon 429 bin hektar alanda yani belçikaya yakın bir alanda çalışma yapıldı. Son 5 yılda 2 milyar adet fidan toprakla buluştu. 27 bin okul bahçesine 5 milyon 500 bin fidan dikmişiz."

Eroğlu, 2002 yılında bütün ormanlarındaki 1 milyon 200 bin mektreküp olan odun servetinin, şu anda 1.5 milyar metreküp olduğunu vurgulayarak, "Bunu da mı takdir etmeyeceksiniz, bunu da mı görmeyeceksiniz" dedi.

Eroğlu, 3 tane daha yeni büyük seferberlik başlattıklarını hatırlatarak, bunları "Erozyonla Mücadele Eylem Planı 2013-2017, Yukarı Havza Sel Kontrol Eylem Planı, Baraj Havzaları Yeşil Kuşak Ağaçlandırma Eylem Planı" olarak sıraladı.

Eroğlu, daha önce "şehir ormanı" diye bir mefhum bulunmadığını, kendilerinin 120 adet şehir ormanı kurduklarını söyledi. Eroğlu, şunları kaydetti:

"Bakın, gidin okullara okullarda da gerçekten çocuklarınızda ağaç sevgisi oluşmaya başlamıştır. Vatandaşlarımız da ağaç sevgisi oluştu. Geçmişte yol kenarına dikilen ağaç sökülüyordu. Ama bugün vatandaş hakikaten ağaçlara bakıyor. Milli park sayısını 33'ten 40'a yükselttik. Tabiat parkı sayısını 17'den 186'ya yükseldi. 10 yılda rekor yatırım yaptık. Yeşillendirme, ağaçlandırma, atık su, çevre deyince bütün dünya bizi takip ediyor, izliyor lütfen siz de bizi izlemeye devam edin. En çevreci hükümet biziz."

Eroğlu, bir milletvekilinin, 2/B alanlarıyla ilgili "talan ettiniz" dediğini belirterek, "Son 10 yılda bir metrekarelik orman alanı asla talan edilmemiştir, hiçbir şekilde işgal edilmemiştir. Hatta bütün Türkiye'ye söylüyorum; son 10 yılda bir metrekare orman alanı talan edilmişse lütfen bunu ispat edin" dedi.

Eroğlu, kendisine laf atan milletvekillerine, " Bizim ne kadar çevreci olduğumuz ortada. Bakın gelmiş geçmiş hükümetler şimdi en çevreci hükümet bizim hükümetimiz. Bunu da gururla ifade ediyor, rakamlarla ispat ediyorum. Daha ne istiyorsunuz" karşılığını verdi.

AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar'ın, "Başbakan'ın kontrol altına alınması lazım" sözlerine tepki göstererek, "Başbakan'ı kontrol altına alma düşüncesinin altında, 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat'lar vardır. İktidar olmak için 'birileri gelsin yönetime el koysunlar' diye bekliyorsunuz" dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, Kocaeli'ndeki kent içi trafik sorunları hakkında gündemdışı konuşmak için kürsüye gelen CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, Taksim Gezi Parkı sonrasında ülkeye yayılan protestolara değindi.

"Başbakan'ın minübüsünün frenleri patlamış sağa sola savruluyor" diyen Akar, bu direnişin iyi okunması gerektiğini, bunun sadece çevre ve 2 ağaç kesme meselesi olmadığını ifade etti.

Akar, AK Parti'li milletvekillerinin sadece kendilerine oy verenlerin değil herkesin milletvekili olduğunu belirterek, "Kontrolsüz güç güç değildir, Başbakan'ın kontrol altına alınması lazım" dedi. Akar'ın bu sözleri Genel Kurul'da tansiyonu yükseltti, AK Parti'li milletvekilleri Akar'a tepki gösterdi. CHP'li milletvekillerinin de laf atmasıyla, iki partinin milletvekilleri tartıştı.

Bu sözlere tepki gösteren AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, "Başbakan'ı kontrol altına alma düşüncesinin altında, 27 Mayıs'lar, 12 Mart'lar, 12 Eylül'ler, 28 Şubat'lar vardır. Hala ordu eşittir CHP ikileminden kurtulamamışsınız, iktidar olmak için birileri gelsin yönetime el koysunlar diye bekliyorsunuz. Liderimiz, genel başkanımız bu milletin hizmetkarı olarak görevine devam ediyor. Sizde genel başkan kim, grup başkanvekili kim? Belirsiz. 3 tane grup var, bunlardan birisi ulusalcı grup. Partinizi iyi koruyun, aksi halde partinizin içinden nur topu gibi bir grup çıkabilir" diye konuştu.

Akar, Adana'da komiserin köprüden düşerek hayatını kaybettiğini anımsatarak, "Ağaçları konuşalım derken, insan hayatının son bulmasına, polislerin şehit olmasına imkan tanımayalım" dedi.

Başta AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş olmak üzere AK Parti'li milletvekilleri, TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu'nun, Akar'a hem şahsı hem de grubu adına konuşma yapması için söz vermesine tepki gösterdi.

Mumcu da AK Parti'li milletvekillerine, "Başkanlığı baskı altına almayınız. Kime ne söz vereceğimin bırakın da takdirini ben yapayım. Siz Genel Kurul'u biraz daha iyi dinlerseniz, kime neden söz verdiğimi daha iyi anlarsınız" dedi.

Tekrar kürsüye gelen Akar, CHP'nin hiç bir dönemde darbeleri desteklemediğini belirterek, "O sıraları darbelere borçlusunuz. Darbelerde kayrılan kesim, sizin düşüncelerinizi paylaştığınız kesimdir" diye konuştu.

Elitaş ise bir milletvekilinin şahsı ve grubu adına yapacağı konuşmaları birleştirerek konuşabileceğini ancak bunun yapılmadığını ifade ederek, "Burada şahsı ve grubu adına ayrı ayrı konuşulduğunu ilk kez gördüm. O kürsüde adil olmak mecburiyetindesiniz" dedi.

Bunun üzerine Mumcu, "Çok rica edeceğim" diyerek Elitaş'ı uyardı.

Yerlerinden söz alan milletvekilleri de Hatay'daki protesto gösterilerinde köprüden düşerek hayatını kaybeden polisin ailesine başsağlığı diledi.

CHP Balıkesir Milletvekili Haluk Ahmet Gümüş, "Yelken yırtılmıştır dikmek nafiledir, yeni bir döneme girilmiştir" dedi.

AK Parti Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu, CHP'li milletvekillerinin halkı kışkırtığını iddia ederek, "Kendileriyle aynı çatı altında olmaktan utanç duyuyorum. Bu arkadaşları sağduyuya davet ediyorum. İktidara ortak olmak istiyorsanız sandıktan çıkmalısınız, başka yolu yok" diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Türkmenoğlu'nun sözlerini anımsatarak, "Biz bu çatı altında, AK Parti'li, MHP'li ve BDP'li milletvekilleri ile birarada olmaktan onur duyuyoruz, Eğer kendisi onur duymak istemiyorsa onu o ayıbıyla başbaşa bırakıyoruz" diyerek tepki gösterdi.

AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, millet iradesinin rızası ile buraya gelen herkesin kendileri için önemli olduğunu belirtti.

Zaman zaman gerginleşen ve milletvekillerinin birbirlerine karşılıklı olarak laf attığı Genel Kurul'da, MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, kendisine doğru parmak sallayan AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç'a, "O parmağı alır, gözlüğünü çıkarır... Kiminle muhatap olduğuna dikkat et" dedi.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural da tablet bilgisayarından, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı padişah olarak resimleyen Ekonomist Dergisi'nin kapağını gösterdi.

AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, "TBMM'de siyaset yapamayanlar, sokaktaki çocukların eylemlerine sığınıp onlar üzerinden siyaset yapmaya başlıyorlar. Şu anda ana muhalefet partisinin dikkat etmesi gereken en önemli nokta bu" dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, BDP'nin asgari ücretle ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi ele alındı.

Görüşmelerde söz alan Elitaş, "Maalesef TBMM'de siyaset yapamayanlar sokaktaki çocukların eylemlerine sığınıp onlar üzerinden siyaset yapmaya başlıyorlar. Şu anda ana muhalefet partisinin dikkat etmesi gereken en önemli nokta bu" diye konuştu.

Muhalefet boşluğundan dolayı "sokaktaki çocukların bazı şeyleri ifade ettiklerini" dile getiren Elitaş, şöyle devam etti:

"Sizi seçenler niye buraya gönderdi? 'Konuşun' diye gönderdi. Sizi seçenler, sizi eylem yapmak için oraya göndermedi, isyana teşvik etmek için oraya göndermedi, 'ağaç sevgisi' diye ortaya çıkıp, 'oradaki gençlerin ölümüne, polisin şehit olmasına sebep olun' diye göndermedi. Sizin ağaç sevginizin ne olduğunu dün grup başkanvekilimiz söyledi. Ağaç sevgisinin ne olduğunu bilirsiniz. Ağaç sevgisini dar ağacını yapmak için bilirsiniz. Onun için ağaçları seversiniz. Bakın milletvekilleri şimdi polis üzerinden de siyaset yapmaya çalışıyorsunuz. polis arkadaşlarımıza bir taraftan hakaret edeceksiniz, öbür taraftan polis kardeşlerimiz de bu işe girmesin diyeceksiniz."

Elitaş, "şuurunu ve kendini kaybetmiş bir milletvekilinin güvenlik görevlilerine 'ana avrat' küfrederken, 'o arkadaş onu söylememiştir' denilerek olayın örtbas edilmeye çalışıldığın" ifade ederek, "Kınama becerisini bile gösteremediniz" dedi.

Rize'deki olaylara değinen Elitaş, "Rize'deki olayları kalkıp, kışkırtıp, arkasından başka vatandaşların bu işe girmesinden de maalesef zevk alıyorsunuz. 'Biz bu işin içinde yokuz' diyorsunuz. Ama sizin güdümünüzdeki Halk TV'yi izlerseniz kimin kışkırtıcı olduğunu görürsünüz" şeklinde konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, "Zannediyorum emir büyük yerden geldi. Başbakanınız yollara düşmüş ve emir vermiş sanıyorum. Biraz daha ortamı germek, tansiyonu yükseltmek için düğmeye basıldığı anlaşılıyor" dedi.

Küçücük liseli çocukların iki gündür okula gidip gitmediklerinin araştırıldığını ve çocukların fişlendiğini ifade eden Tarhan, şunları kaydetti:

"Bunlar hep sizin eseriniz. O çocukları dahi fişleme kabiliyetini gösterdiniz. Hoyratça talan edip, sattığınız bu topraklar var ya dövüp hırpaladığınız bu çocuklar, söktüğünüz bu ağaçlar başkasının tarlasında değil. İktidarınızın bize demokrasinin ne olmadığını, tiranlığın ne olduğunu bir kez daha hatırlattı. O darbelerden sonra yeniden ve yeniden hatırlattı iktidarınız. Siz sanki başkasının tarlasına girmiş gibisiniz. Sanki bu memleket sizin değil gibi davranıyorsunuz. Yapıyorsunuz, yıkıyorsunuz. Ankara'nın en ünlü caddelerinden Tunalı Hilmi Caddesi'ne sizin yüzünüzden ne diyorlar biliyor musunuz; Tomalı Hilmi Caddesi, sayenizde.

Çocukken annelerimiz, babalarımız bize şöyle derdi: Lüzumsuz ampulleri, lambaları söndürün. Sizin lüzumsuzluğunuz halk tarafından idrak edildi. Sokaktaki insanlar sizi lüzumsuz ampul olarak görüyorlar. Lüzumsuz ampulün de yakında halk tarafından söndürüleceğine eminim."

CHP Samsun Milletvekili İhsan Kalkvan, Rize'deki olaylara değinerek, "Rize'de bütün olayların sebebi bir haftadır orada Başbakan lehine slogan attıran belediye başkanı Halil Bakırcı'dır" iddasında bulundu.

MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, asgari ücretten vergi yükünün kaldırılmasının sosyal ve ekonomik bir gereklilik olduğunu vurgulayarak, bu yöndeki kanun tekliflerinin AK Parti'nin oylarıyla reddedildiğini anımsattı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, asgari ücretin geçim ücreti değil, bir taban ücreti olduğunu ifade ederek, "Bir koruma ücretidir, 'bunun altında ücret teklif edilemez' ücretidir" dedi.

BDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, üniversiteyi bitirdikten sonra 2 yıl iş bulamadığı için kredisini geri ödemeye başlayamayanların, dilekçe vererek 1 yıl daha uzatma isteyebildiğini ve bu uzatma istemlerinin 10 yıla kadar karşılandığını kaydetti.

Avcı, TBMM Genel Kurulu'nda, beş yeni vakıf üniversitesi kurulması bir vakıf üniversitesininin isminin de değiştirilmesine ilişkin tasarının 2. maddesi üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Sınav sisteminde değişiklerin geçmişte de bugün de olacağını belirten Avcı, "Çünkü eğitim dinamik bir süreç. Pek çok düzeltilmesi gereken konular var. Hem eleştirip hem de 'bir şeyi değiştirmeyin' derseniz, bunun yapmak mümkün değil. Eleştirilenizde haklı olanları dikkate alacağız, bizim de değerlendirmelerimiz var. Yapılan çalışmalar doğrultusunda revizyonlar var, gözden geçirmeler var. Bu işin mahiyeti böyle. Eğitim sistemi dinamik bir süreç, değişiklik yapmak zorundayız" dedi.

Bakan Avcı, SBS ile ilgili de açıklamalarda bulundu. SBS'ye müracaat ettiği halde giremeyen, belge alamamış öğrenciler ile ilgili tereddütlerin belirtildiğini kaydeden Avcı, "132 bin 409 kişi SBS için bu sene başvuru yapamamış. Bunlardan 74 kişi yanlış hesaba para yatırmak gibi nedenlerle itiraz etmiş ve tamamının başvurusunu kabul etmişiz. Ama asıl sevindirici nokta şu; 4-22 Mart tarihleri arasında para yatırıp başvuru yapmayanlar, il ve ilçe müdürlüğüne bugün bile başvuru yaptıkları takdirde onlar için yedek sınıf açılıyor, bu doğrultuda 133 kişi başvurdu ve onların başvurular kabul edildi" diye konuştu.

Nabi Avcı, katkı kredilerinin üniversite bittikten 2 yıl sonra ödenmeye başlandığı bilgisinin doğru olmadığını belirterek, "2 yıl iş bulamadığı için kredisini geri ödemeye başlayamayanlar, 2 yılın sonunda bir dilekçe vererek 1 yıl daha uzatma isteyebiliyorlar ve bu uzatma istemleri, 10 yıla kadar karşılanıyor. Yani her yıl iş bulamadıysa çocuk 10 yıla kadar uzatabiliyor. Geri ödeme konusunda kolaylık sağlanmış oluyor" dedi.

TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, birleşime ara verdi. Mumcu, aranın ardından komisyonun yerini almaması üzerine, 11 Haziran Salı günü saaat 15.00'de toplanmak üzere birleşimi kapattı.