2007-11-20 - 12:48
AK PARTİ GRUP TOPLANTISI..
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada,daha önce birilerinin yaptığı gibi ovaya kimseyi davet etmediklerini belirterek, ''Biz, demokratik bir ortamda bu mücadelemizi sürdüreceksek o zaman bir tercih yapmak durumundayız. Ya silahı tercih edersiniz, ya demokrasiyi tercih edersiniz'' dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, perşembe günü Prag'ta AB hedeflerini anlattığını, cuma günü Bakü'de 11. Türk Kurultayı'nda olduğunu anımsatarak, ''İşte budur Türkiye'nin büyük iddiasına sahip çıkmak, çok boyutlu dış politika yürütmek'' dedi. Başbakan Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, yurt dışı temasları ve dış politikadaki gelişmelerle ilgili bilgi verdi. Erdoğan, ''Biz gücümüzü dağıtmadıkça, millet olarak aynı ufka baktıkça, devletimiz ile milletimizin rüyalarını birleştirdikçe, hariçten hiçbir müdahale bizi zaafa uğratamaz. Yeter ki şartlar ne olursa olsun bir olalım, diri olalım, kardeşliğimizi daha çok derinleştirelim, adalet meşalesini daha çok yükseltelim'' diye konuştu.
Bu yılın Türkiye için büyük kazanımlar elde edeceği bir yıl olacağını dile getiren Erdoğan, gelinen noktada bu öngörüdeki haklılıklarının ortaya çıktığını söyledi. Erdoğan, 2007 yılının, seçimler yılı olduğunu, bir çok badireler atlattıklarını ancak kararlılık ve disiplinden taviz vermediklerini belirtti. Erdoğan, taviz vermedikleri için de bazılarının beklediği krizlerin olmadığını ifade ederek, ''Adalet ve kalkınma idealleri için geri atmayan Türkiye, ileriye doğru büyük adımlar atmaktadır'' dedi.
Türkiye'nin, sadece ekonomik değil, siyasi ve diplomatik açılardan da büyük kazanımlar elde ettiğine işaret eden Erdoğan, son zamanlarda yaptıkları temaslar, son 5 yılda katettikleri mesafe, elde ettikleri istikrar ve güvenin, Türkiye'yi dünya kamuoyu nezdinde çok itibarlı seviyeye taşıdığını vurguladı.Erdoğan, Türkiye'nin menfaatlerini, bölgesinde ve dünyada barışı esas alan tezlerini, her zamankinden çok daha açık yüreklilikle ve yüksek sesle dile getirdiğini kaydetti.

-''ÖNEMLİ YANKILAR UYANDIRDI''-

''İç politikamıza paralel olarak dış politikada izlediğimiz bu kararlı tutum, Türkiye'yi, dünyada barış arayışlarının merkezi durumuna getirmiştir'' diyen Erdoğan, Türkiye'nin, sadece son birkaç hafta içinde çok yoğun bir diplomasi süreci yaşadıklarını anlattı. Erdoğan, İstanbul'da Irak'a Komşu Ülkeler Zirvesi gerçekleştirdiklerini, ABD'de bölgesel barışın tesisi için temaslarda bulunduklarını, AB hedefleri ve ikili ilişkiler için İtalya ve omanya'da son derece yararlı görüşmeler yaptıklarını anlattı.
Eş zamanlı olarak Ankara'da doğu ve batılı ülkelerin önde gelen liderlerini konuk ettiklerini dile getiren Erdoğan, Filistin ve İsrail Devlet Başkanlarının, Ankara'da Ortadoğu barışı için tarihi zirve gerçekleştirdiklerini söyledi. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Türkiye'nin öncülüğündeki bu barış girişimleri, bütün dünyada önemli yankılar uyandırdı. Geçen hafta hem Avrupa hem Asya'daydık. Prag ve Bakü'den aldığımız enerji gücümüze güç kattı. Çek Cumhuriyeti, Türkiye'nin AB'ye katılım sürecine açık destek veren, Türkiye ile çok boyutlu ve derinlikli ilişkileri olan, 2009'un ilk yarında AB Dönem Başkanlığını üstlenecek ülke. Çek Cumhuriyeti'ndeki dostlarımız, Türkiye'nin dışarda tutulduğu
AB'nin, küresel bir güç, küresel bir aktör olabilmesinin mümkün olamayacağının bilincinde olduklarını bir kez daha gösterdiler. Yaptığımız son görüşmelerde, istikrarlı ekonomisi, demokrasisi güçlü bir Türkiye'nin, hem AB'ye hem de AB ülkelerine son derece önemli katkılar sağlayacağını bir kez daha dile getirdik. Çek Cumhuriyeti ile 2002'de 250 milyon dolarlık iş hacmimiz vardı. 2006 sonu itibariyle 1,1 milyar dolara ulaştı, bu yıl sonu itibariyle 1,5 milyar dolara ulaşacağı görülüyor. Bu dönemimiz içinde nedenli bir sıçramanın olduğunu gösteriyor. Bu ilişkiler olmasa, bu gelişmelerin olması da mümkün değil.''

-''ADIMLAR, BİRBİRİNİ TAMAMLAR NİTELİKTE''-

Erdoğan, Türkiye adına, hükümetin, uluslararası ilişkilerini, diplomatik temaslarını çok büyük dikkatle yürüttüğünü bildirdi. Attıkları adımların hepsinin, birbirini tamamlar nitelikte olduğunu vurgulayan Erdoğan, Asya'da adım atarken, Ortadoğu'yu unutmadıklarını, AB'deki dostluk çemberini genişletmeye çalışırken, ABD ile rasyonel ilişkileri gözden kaçırmadıklarını belirtti.
Erdoğan, ''Perşembe günü Prag'ta AB hedeflerimizi anlatırken, cuma günü Bakü'de 11. Türk Kurultayı'ndaydık. İşte budur Türkiye'nin büyük
iddiasına sahip çıkmak, çok boyutlu dış politika yürütmek'' dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''Türk Devlet ve Toplulukları Barış, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı''nın daimi sekretaryasının Ankara'da kurulacağını, böylece kurultaya daha fazla işlerlik kazandırılacağını söyledi. Geçmişte Orta Asya ve Türk Cumhuriyetleriyle ''Kardeşlik edebiyatları'' yapıldığını ifade eden Erdoğan, ''Ne yazık ki ilişkilerimiz istenen düzeyde, rasyonel esasta gelişmemiştir. Bu edebiyatı yapanların olaya nerelerden baktığını bilirsiniz. Hala bu edebiyatı yapanlar var. Biz, işin edebiyatında değiliz. Biz uygulamasındayız. Farkımız bu'' diye konuştu.

Erdoğan, grup toplantısında terörle mücadele konusuna değindi. Tüm zorluklara rağmen Türkiye'nin istikrarını büyük bir aşk ve sadakatle korumayı amaçladıklarını belirten Erdoğan, ''Tabii bu arada birçok sataşmalar olacak. Hele hele terörün bir karabasan gibi ülkemizde olduğu dönemde bunun üzerinden hala rant sağlamaya gayret edenler var. Bunu benim açıklamama gerek var mı?'' diye konuştu.
Konuşacak hiçbir şeyi olmayanların yatıp kalkıp terörü konuştuklarını, Türkiye'nin gündeminin sadece terör olmadığını kaydeden Erdoğan, hem
terörle mücadele edeceklerini hem de ülkenin diğer sorunlarında mesafe alacaklarını ifade etti. ''Olayı sadece teröre kilitlerseniz... Sanki 2 ay önce başladı, bu ülkede terör. Terör bu ülkede 30 yıldır var'' diyen Erdoğan, terörün ülkede adeta bir istatistiki eğri gibi azalıp, yükseldiği dönemler yaşandığını ve 1994, 1995 ve 1996 gibi ''zirve yaptığı'' tarihler olduğunu anlattı.
Türkiye'de şu anda terör belasının yine başını gösterdiğine işaret eden Erdoğan, bunun siyasi, diplomatik, askeri boyutu olan bir mücadele
olduğunu vurguladı. Erdoğan, ''Burada sürekli olarak kalkıp bir fatura kesmek, buradan rant elde etme gayreti içerisine girmek hiç yakışmıyor. Çok çirkin bu... Bununla AK Parti'yi yaralamak isteyenler bilsin ki kendileri yara alacaktır. Çünkü bu bugüne kadar kimseye bir şey kazandırmadı, bunu söyleyenlere de bir şey kazandırmayacak. Biz bu konuda çok fazla konuşmak istemiyoruz, bu konuda da iş yapmak istiyoruz'' görüşünü kaydetti.

-''GÜVERCİN BOL, HERKES UÇURUR''-

Erdoğan, AK Parti'yi terörizm ve teröristle yan yana getirmenin, ''büyük bir gaflet'' olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
''Özellikle vurgulamak istiyorum. Bu konuda AK Parti iktidarının şu ana kadar ne yaptığı, şu anda ne yapmak istediği ortadadır. AK Parti'yi affedersiniz, bir savaşçı gibi ortaya sürmek, bir savaşçı edasıyla bu ülkede dolaştırma gayreti içerisine giren sözde siyasetçiler, şunu bilsinler ki demokrasiyi daha kavrayamamışlar. Önce demokrasiyi kavrasınlar. Bizlerin, daha önce birilerinin yaptığı gibi ovaya filan kimseyi davet ettiği yok. Biz, demokratik bir ortamda bu mücadelemizi sürdüreceksek, o zaman bir tercih yapmak durumundayız. Ya silahı tercih edersiniz, ya demokrasiyi tercih edersiniz. Ya silahı tercih edenlerle beraber olursunuz veya barışı, sevgiyi kendine şiar edinmiş olanlarla beraber olursunuz. Bu tercihi yapmak durumundasınız. Bizim söylediğimiz budur.
Meydanlarda güvercin uçurmak kolay... Güvercin bol, herkes uçurur. İcraat, icraat... Öyle güvercin uçurmakla bu olmuyor. Bir taraftan güvercin uçur,öbür taraftan gel bu ülkenin barış dinamiklerine fitili koy ve ateşle...Yok böyle bir şey. Bunu bir defa çok iyi bileceksin ve bunu da kimse yutmaz. Yutmuyor da...Benim Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki Kürt kökenli vatandaşım, kardeşim de yutmaz, Doğudaki de yutmaz, 7
bölgesindeki de yutmaz. Zaten yutmuyor da...''

-''KARDEŞİM TABİİ...''-

Erdoğan, birilerinin kalkıp ''Ama bunlar Kürtlere 'kardeşim' dedi'' dediğini belirterek, ''Ee ne diyeceğim? kardeşim tabii... Kardeşim. Benim Kürt de kardeşim, Türk de kardeşim, Laz, Boşnak, Arnavut da hepsi kardeşim benim. Yani bu ülkenin kadim değerlerini benimsemiş herkes benim kardeşim. Ama siz bunu kavrayamadığınız içindir ki ülke bugünlere gelmiştir. Biz de bunu kavradığımız içindir ki Güneydoğu Anadolu Bölgesinin, Doğunun açık ara önde bir numaralı partisi olduk. Böyle olduk'' diye konuştu.
AK Parti'nin Tunceli hariç 80 ilde milletvekiliyle Mecliste temsil edilmesinin nedeninin bu olduğunu belirten Erdoğan, halkın duygularını kendilerinin paylaştığını, onlarla hiçbir ayrıma tabi tutmaksızın kendilerinin el ele omuz omuza olduklarını, diğerlerinin ise olamayacağını kaydetti. Erdoğan, hiçbir siyasi partinin AK Parti'nin gösterdiği özveriyi gösteremediğini ifade ederek, o bölgelere gidip miting bile yapamadıklarını, kendilerinin ise istisnasız her yerde gittiklerini belirtti. ''Farkımız bu... Bugün de aynıyız. Olaya tek boyutlu bakmıyoruz'' diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Şimdi kalkmış, 'Ee biz tezkereyi verdik'... Verdin ne olmuş? 'Ne duruyorsun?' diyor. Bir dakika ya... Biz tezkereyi aldıysak, senden harekat emrini almadık ki... Sadece tezkere aldık. Bu tezkerenin içinde ne yazdığı da belli. Bunun zamanını, şümulünü bu Hükümet belirleyecek. Bu orada yazıyordu, okumadın mı? Okudun. Şimdi biz bunu ilgili kurumlarla istişaresini sürekli yapıyoruz. Askerimizle sürekli istişare ediyoruz. Ama ikide bir çıkarsan, dersen 'ne bekliyorsun, ne duruyorsun?' Kusura bakmayın, bu devlet adamlığına yakışmaz. Bunu bir defa bilelim. Bu liderliğe yakışmaz. Biz affedersin eli silahlı kovboylardan değiliz. Yeri geldiği zaman onu kullanacak olan güvenlik güçlerimiz, yeri geldiğinde kullanmasını da bilir. Ama siyasetçiden bu beklenmez. Siyasetçiden yönetim, aklıselim beklenir.''

-''DİPLOMATİK ÇERÇEVESİNİ DE HALLETMEK İÇİN...''-

Kendilerinden kimsenin duygusallık beklememesini isteyen Erdoğan, aklıselimle, akılla, bilgiyle, tecrübeyle, ilgili kurumlarla bunun çalışmasını yaptıklarını ve yapacaklarını bildirdi. Erdoğan, mücadelenin siyasi, askeri ve diplomatik boyutu olduğunu yineleyerek, ''Niçin Körfez ülkelerinde benim bakan arkadaşlarımı dolaştırdım? Niçin AB üyesi ülkelerinde arkadaşlarım niçin şu anda sürekli dolaşıyor? Amerikalara kadar niye gittik? İşte bunların bütün diplomatik çerçevesini de halletmek için... Yarın uluslararası hukuk karşısında güçlü olmak için bunları da yaptık, yapıyoruz'' diye konuştu. Gelinen noktada kimsenin bu konuda Türkiye'nin karşısında olmadığını belirten Erdoğan, herkesin ''Türkiye'nin haklı olduğunu öğrendiği için''Türkiye'nin yanında yer aldığını söyledi. Terör örgütünün de eski desteğini bulamadığını ve ve bulamayacağına işaret eden Erdoğan, ''Er geç bu işi de başaracağız ama bu böyle hop oturup hop kalkmakla olmaz, akılla, bilgiyle, tecrübeyle, aklıselimle olacak. Bunu da kavramayanlara
bu duyurulur'' dedi.
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, son 5 yılda izledikleri politikalarla Türkiye'nin dış ticaretinin ciddi anlamda büyüdüğünü, bu alanda önemli bir atılım gerçekleştiğini söyledi. ''Bu dinamizmin en somut örneklerinden biri'' olarak dün katıldığı ödül törenini gösteren Erdoğan, yurtdışında müteahhitlik hizmetleri yürüten 22 Türk firmasına törenle ödül verdiklerini anlattı. ''Neyi başardı bu firmalar?'' diye soran Erdoğan, dünyanın en büyük 225 müteahhitlik firması arasına girdiklerini, 2005 yılında 14 olan bu sayının bugün 22'ye yükseldiğini, 2002 yılında 1.7 milyar dolar olan iş tutarının ise 2007 Kasım ayı itibarıyla 19 milyar dolara yükseldiğine dikkati çekti. Erdoğan, ''48 ülkede şirketlerimizin iş bitirmeleri, 105
milyar dolara ulaşmıştır. Türkiye bugün yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinde ABD ve Çin'den sonra 3. ülke durumuna yükselmiştir'' dedi. Müteahhitlerin yapı inşa ederken, yatırım yaparken, aynı zamanda o ülkenin yeniden imarında önemli roller üstlendiğini, beşeri ve kültürel ilişkiler kurduklarını, bir yerde Türkiye'nin de tanıtımını yaptığını anlatan Erdoğan, bunların ülkenin ufkunun açılmasında, büyümeye katkılar sağlamada çok önemli başarıları olduğunu vurguladı.
Sağlanan ekonomik istikrarın, ciddi olarak azaltılan bürokrasi ve özel sektörün dünyaya açılmasının en önemli kozu olduğunu belirten Erdoğan,
bu siyaset anlayışıyla bugünlere geldiklerini ifade etti.

-''TAKOZ OLMA!''-

Erdoğan, 5 yıldan beri Türkiye'de istikrar ve güven olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu: ''Düşünün bundan önceki 10, 15, 30, 40 yıl bu istikrarla geçmiş olsaydı, bugün Türkiye nerede olurdu? Hadi geçmişi bir yana bırakalım; bundan sonra Türkiye'nin bu istikrarla yürüyüşüne devam ettiğini düşünelim... Biz, 'Türkiye'nin önü açık, geleceği aydınlık' derken işte bunu anlatmaya çalışıyoruz. Ama birileri de çıkıyor, 'acaba biz bunun önüne nasıl takoz oluruz' diye bu gayretin içine giriyor. Yapabileceğin bir şey varsa gel bu sürece yardımcı ol. Takoz olma! Bu millet gene senin
kadrini, kıymetini bilir.''
Türkiye'de siyasetin, ''Acaba hayır yapanı nasıl engellerim, engellersem iktidar olur muyum'' şeklinde anlaşıldığını belirten Erdoğan, bu şekilde
muhalefetin kolay olduğunu, ancak gerçek anlamda muhalefetin bu olmadığını, çözüm üretmek ve çözüme katkıda bulunmayı gerektirdiğini söyledi. Türkiye'deki muhalefete bunu da anlatmaya çalıştıklarını kaydeden Erdoğan, ''Bakın bunun acısını geçen 5 yılda çektik. Birçok projelerimizi ne yazık ki hep engellediler. Eğer o projelerimiz engellenmemiş olsaydı, bugün Türkiye çok daha farklı yerde olacaktı. Çok açık söylüyorum. Türkiye'de bir dikili ağacı olmayanlar bundan anlamaz ki... Yok bunların dikili ağacı. 'Ne yaptınız' diye sorun, 'biz şunu, şunu yaptık' diyemezler, diyecek mecalleri yok'' dedi.

-''İSTANBUL'DA DEV PROJELERİMİZ ENGELLENDİ''-

Kendilerinin İstanbul'da ortaya koydukları dev projelerinin engellendiğini, daha projenin adı konuşulmaya başlandığı anda engellenme yollarının açıldığını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Bir Sosyal Güvenlik Yasası için neler yaptılar, biliyorsunuz. Düşünün her doğanın sosyal güvence altında doğmasını hedefleyen bir yasa engellenir mi? Bunu engellediler. Kim? Halkçı olduğunu söyleyen CHP...Bunun halkçılıkla alakası yok, bunlar halkçı olamaz. Bunlar bu ülkede kaymak takımıyla birlikte yürüyenler...Bunların durumu bu. Evet vaka budur.İnşallah bu parlak 5 yıla, nice parlak 5 yıllar ekleyeceğiz. Devletimizle, özel sektörümüzle, büyük yatırımcılarımızla dünyanın zirvelerine yürüyeceğiz. Bakın Parti olarak bizim en büyük idealimiz; ülkemizi bu hedefe doğru taşımaktır. Bütün zorluklara karşı Türkiye'nin istikrarını büyük aşk ve sadakatle korumaktır.''

-KIZILCAHAMAM TOPLANTISI-

Hafta sonu Kızılcahamam'da yapacakları milletvekili istişare toplantısında ülke ve parti meselelerini konuşacaklarını hatırlatan Erdoğan, ''İnşallah bu toplantımızda her birinizin bilgi ve tecrübelerinden yararlanmak, uyarı ve önerilerinizi dinlemek istiyoruz. İstişare; bizim demokratik siyaset anlayışının temelidir ve bizim için çok önemli bir kavramdır. Doğruyu bulmak, istikameti korumak ve milleten aldığımız o büyük emanetin sorumluluğunu birbirimize hatırlatmak için bu istişare zeminin korumaya, yaşatmaya önem veriyoruz'' dedi.
Konuşmasını bitirirken Dünya Çocuk Hakları Gününü kutlayan Erdoğan, her alanda olduğu gibi çocuk hakları alanında evrensel standartlara ulaşmak
için yoğun çaba sarf ettiklerini, bunu Anayasa maddesi haline getirmenin gayreti içinde olduklarını söyledi.Çocukların bugüne kadar hep ihmal edildiğini, kendilerinin ihmal eden değil, onları kazanan ve geleceğe hazırlayan bir anlayışı Anayasa ile teminat altına almayı istediklerini kaydeden Erdoğan, hafta sonunda yapacakları toplantıyla bu dönemin daha farklı hale geleceğine olan inancını dile getirdi.