2010-10-26 - 12:10
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, başörtüsü
sorunuyla ilgili olarak CHP'nin uzlaşma sürecine aktif katılımı olmadığı
takdirde, daha önceden belirledikleri esaslar çerçevesinde AKP'nin başlatacağı
girişimi her şart altında desteklemeye hazır olduklarını bildirdi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, başörtüsü
sorunuyla ilgili olarak CHP'nin uzlaşma sürecine aktif katılımı olmadığı
takdirde, daha önceden belirledikleri esaslar çerçevesinde AKP'nin başlatacağı
girişimi her şart altında desteklemeye hazır olduklarını bildirdi.
Bahçeli, AK Parti'nin yanında yer almak için içten içe heveslenen CHP'nin, başörtüsü
yasağının kalkması konusunda gerekli istek ve samimiyete sahip olmadığını savundu.
Her meselede ''başı ve sonu belli olmayan bir siyasi yaklaşımla'', ''önce
ben yaparım'' diyerek öne çıkan ana muhalefetin, şimdiye kadar temel sorun
alanlarına yönelik hiçbir değerli fikir beyan etmediğini ileri süren Bahçeli,
''Ne yazık ki CHP, AKP ile birlikte milletimizi hayal kırıklığına uğratmakta ve
anlayışındaki bulanıklıkları özellikle başörtüsü konusunda fazlasıyla açığa
çıkarmaktadır'' dedi. Bahçeli, şunları kaydetti:
''Öyle ki çarşaf giymiş hanımefendilere parti rozeti takarak, samimiyet
ve siyasi dürüstlük ispat edilemeyecektir. Referandum öncesinde sırf siyasi
kaygılar gözetilerek 'Başörtüsü sorununu biz çözeriz' diyerek ortalığa atılmak ve
arkasından bu meselenin akıbetini, mesela, seçim barajının düşürülmesine ya da
YÖK meselesine bağlamak esasında başörtüsü sorununu çözmemek için oluşturulan
şark kurnazlığından başka bir anlam ifade etmeyecektir.
Kabul edemeyeceğimiz bir boyuta ulaşmaya başlayan başörtüsü sorununu,
fırsatı ganimet gören bir anlayışla pazarlık malzemesi yapmak, anamuhalefet
partisinin düştüğü çukurun derinliğini göstermesi bakımından ibretliktir.
Başörtüsü sorununun odaklandığı alanın üniversiteler olduğu malumdur.
İşin içine, kafa karışıklığı yaratacak ve şüpheleri tetikleyecek başka hususları
sokmak, başörtüsü sorunu üzerinden korkuları depreştirmek, en başta çözümsüzlüğe
lojistik destek sağlayacaktır. Yoksa CHP'nin ve AKP'nin istediği bu mudur?
Elbette başörtüsüyle ilgili yapılacak düzenlemenin yeri ve adresi ortadadır.
Özellikle bazı illerimizde, ilköğretim çağındaki çocukların okula başörtüsüyle
girmeye çalışmaları ve ailelerinin de bunu körüklemesi, meselenin bu safhasında
endişeleri haklı olarak artıracak ve çözüme yönelik umutları zedeleyecektir.
Eğer hükümet, başörtüsü serbestisinin sınırlarını kesin çizgilerle ortaya
koymaz ve yapılacak düzenlemenin yalnızca üniversitelerle sınırlı kalacağını
kamuoyuna taahhüt etmezse, tabiidir ki toplumsal tansiyon yükselecektir ve konuyu
kaşımak isteyen çevreler harekete geçecektir.
Artık başörtüsü sorununun beklemeye ve gecikmeye tahammülü kalmamıştır.
Bu çağda, kılık kıyafetlerinden dolayı kızlarımızın üniversite eğitiminden mahrum
edilmeleri son derece ilkel ve geri bir yaklaşımdır. Bundan dolayı laikliğin
tehlikeye düştüğünü kim iddia ediyorsa ve bunun üzerinden milletin temsilcilerini
açıkça kim tehdide yelteniyorsa unutulmasın ki çözümsüzlüğün devam etmesini en
başta onlar istiyordur.''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ''Başını örtmeyen hanım kardeşim, kalkıp
başı örtülü olan için 'Senin için bu mücadeleyi vereceğim' diyemiyor'' sözlerini
anımsatan Bahçeli, ''Bu seviyesiz ve başkalarına görev hatırlatan değerlendirme
sahibinin, bu ülkede Başbakanlık makamını işgal ediyor olması inanın bana büyük
bir talihsizliktir'' dedi.
Erdoğan'a ''Bu sorunun çözüm yeri nettir. Vatandaşlarımızı itham
etmekten, özellikle başı açık hanımefendileri suçlamaktan bir an önce vazgeçmek
senin ve partinin hayrına olacaktır'' diye seslenen Bahçeli, ''Başbakan
Erdoğan'ın kendisinde ve çevresinde olmayan hoşgörüsüzlüğü ve samimiyetsizliği
başkalarına yıkmaya ve ihale etmeye çabalaması da mutlaka geri tepecek ve bu
zihniyete Türk kadını en güzel cevabı mutlaka verecektir'' diye konuştu.
MHP'nin çözüm konusundaki görüşlerinin bilindiğini belirten Bahçeli, AK
Parti ile 2008 yılında yapılan mutabakatın tüm unsurlarına bağlı olduklarını
söyledi.
Bahçeli, ''Başörtüsü sorununun bu kapsamda ele alınıp çözüleceğine
inanmaktayız. CHP'nin uzlaşma sürecine aktif katılımı olmadığı takdirde, AKP'nin
daha önceden belirlediğimiz esaslar çerçevesinde TBMM çatısı altında başlatacağı
girişimi her şart altında desteklemeye hazır olduğumuzu taraflarına duyurmak
isterim'' dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Milletimize
verilen yardımlar söz konusu olduğunda her şeyi AKP yaptı olacak, ancak sıra PKK
ile müzakereye gelince top devlete atılacak. Sayın Başbakan, yüreğin yetiyorsa,
cesaretin varsa buna da sahip çıkarsın ve mertçe ortaya atılarak PKK ile yapılan
görüşmeleri milletimize anlatırsın'' dedi.
Bahçeli, Cumhuriyeti içine sindiremeyenlerin, nesiller boyunca aktardıkları öfke ve garezin, her
fırsatta kendine yeni ittifaklar bulduğunu ve sürekli olarak mutasyona uğrayarak
kılıktan kılığa girdiğini ifade etti.
''Geleneklere saygı altında maskelenmiş ikiyüzlülükler, inançlara
bağlılık ekseninde üzeri örtülmüş tahammülsüzlükler, geçmişin yüceltilmesi
etrafında gizlenmiş derin nefretler ve demokrasinin geniş perspektifine tutunmuş
kötü emellerin'' Cumhuriyet'in karşısındaki odaklar olarak varlığını her geçen
güçlendirdiğini belirten Bahçeli, bugün Cumhuriyeti tartışanların, başına numara
vermeye çalışanların, üniter yapıyı parçalamayı arzulayanların, ayrılmaya ve
dağılmaya rumuzlu mesajlarla davetiye çıkaranların, önceki nesillerinin de
bugünkünden farksız olduğunu kaydetti.
Bahçeli, ''Ankara'da bölücü menşeli bir siyasi partinin kongresinde,
Türkçe dışındaki bir başka dilde marş okunmuş ve burada konuk olarak bulunan
iktidar partisine mensup milletvekilleri bu marşı ayakta dinleyecek kadar
alçalmışlardır'' dedi. Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''AKP'nin, PKK ile yaptığı mutabakat tüm iğrençliğiyle medyaya
yansımıştır. Biz, Referandum öncesinde AKP ile PKK arasındaki ilişkiye ve
müzakereye dikkat çekerken, Başbakan kendisinden geçercesine bunu reddetmiş ve bu
iddiayı şerefsizlikle suçlamıştı. Görüldüğü kadarıyla, PKK terör şebekesinin
aldığı eylemsizlik kararı, AKP hükümetiyle karşılıklı mutabakat çerçevesinde
olgunlaşmıştır. Tarafların uymak ve uygulamak üzere, birbirlerine taahhüt
ettikleri hususlar olduğu açıklamalarla ortaya çıkmış ve altı konu hakkında
anlaşmaya varıldığı belirginleşmiştir. Bu demektir ki, PKK, AKP ile masaya
oturmuş ve kan üzerinden pazarlık yapmıştır. AKP hükümeti de buna çanak tutmuş ve
zillete boyun eğmiştir. Şimdi sıra kimin şereften mahrum olup olmadığı konusuna
gelmiştir. Başbakan Erdoğan bize şerefi ve haysiyeti öğretecek kadar sicili ve
niyeti berrak biri değildir ve kötü sözlerini aynısıyla kabullenmek
durumundadır.
Bundan sonra, görüşmelerin devlet tarafından yapıldığını söyleyerek işin
içinden sıyrılması da mümkün değildir ve bu işin peşini bırakmayacağımızı iyi
bilmelidir. Milletimize verilen yardımlar söz konusu olduğunda her şeyi AKP yaptı
olacak, ancak sıra PKK ile müzakereye gelince top devlete atılacak. Sayın
Başbakan yüreğin yetiyorsa, cesaretin varsa buna da sahip çıkarsın ve mertçe
ortaya atılarak PKK ile yapılan görüşmeleri milletimize anlatırsın. Eğer PKK'ya
verilen tavizlerle ve tam teslimiyetle terörle mücadele edileceği sanılıyorsa,
bilinsin ki şehitlerimizin ve yakınlarının kahır ve bedduaları her zaman AKP'nin
üzerinde olacaktır.
Şu tesadüfe bakın ki, Büyük Taarruzla birlikte Akdeniz'e koşan
kahramanların o anda saflarında bulunmayarak ihanet tohumlarını saçan zihniyet
bugün tekrar işbaşındadır.''
İhanetle kol kola girerek Cumhuriyet'in korunmayacağını ve milletin
hakkının savunulmayacağını belirten Bahçeli, ''Federasyon özlemi çekenleri,
ikinci cumhuriyet rüyası görenleri ve hayalleri uygulanmayan Sevr paçavrasının
yapraklarında kalanları çok yakından takip ettiğimizi ve bizim de Cumhuriyet'in
ayakta kalması için her şeyi göze aldığımızı herkese bildirmek isterim'' dedi
Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff'un Meclis Genel Kurulunda yaptığı
konuşmayı anımsatan Bahçeli, ''TBMM'de konuşma imkanına kavuşan herhangi bir
ülkenin devlet başkanı, mutlaka sözü milli konularımıza da getirmekte ve bize
akıl vermeye çalışmaktan bir an olsun kaçınmamaktadır'' diye konuştu.
Türkiye Cumhuriyetinin başkalarının teşviki, cesaretlendirmesi ve yol
göstericiliğiyle yürüyecek ve mesafe alacak kadar sonradan olma ve gevşek
ilkeleri bulunan bir devlet olmadığını dile getiren Bahçeli, ''Konuşmasında ne
hikmetse, kültürel çoğulculuktan bahseden Almanya Cumhurbaşkanı; sıra Almancanın
öğrenilmesi ve Alman yaşam biçiminin kabul edilmesiyle ilgili değerlendirmeye
geldiğinde tavizsiz bir duruş sergilediği görülmüştür'' dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun AB Komisyonu'nun Genişlemeden
Sorumlu Üyesiyle yaptığı görüşme ve sonrasında kamuoyuna yansıyan beyanları da
anımsatan Bahçeli, şunları kaydetti:
''Biz de HSYK seçimlerini eleştirdik ve AKP tarafından yargının
kuşatıldığını dile getirdik. Evet, doğrudur, medya üzerinde de baskılar vardır ve
demokrasiyi ağzından düşürmeyen AKP hükümetinin bir ayıbıdır. Ancak bizim
aklımızdan hiçbir zaman ülkemizdeki bir konunun, sorunun ya da iç politika
alanına giren bir meselenin yabancı ülkelerin temsilcilerine iletilmesi
gelmemiştir. Gelse bile, bunu asla yapmayız ve böylesi bir kendini bilmezliğe
tevessül etmeyiz. İşte CHP ile AKP'yi ortak kılan ve biraraya getiren hususlardan
birisi de burada ortaya çıkmıştır.
Biz AKP hükümetinin yanlışlarını ve hıyanete uzanan politikalarını yüzüne
vururuz ve arkasından da yalnızca büyük Türk milletine anlatırız ve şikayetimizi
ona yaparız. Yabancı muhataplar yerine, destek ve ilgiyi milletimizden
bekleriz.''
Vatandaşların çarpık, bozuk ve yanlış ekonomi politikalarından dolayı
hayatın tüm zorluklarına maruz kaldıklarını savunan Bahçeli, ''Son zamanlarda
artan fiyat artışları sofraların bereketini kaçırmış ve pahalanan yiyecek
ürünleri mutfaklara pimi çekilmiş bomba gibi düşmüştür. Artık insanımızın domates
almaya bile gücü yetmemektedir'' dedi.
Her şeyi satıp savan hükümetin, şimdi de gözünü köprü ve otoyollara
diktiğini ve buradan sağlanacak paralarla açıklarını kapatmaya niyetlendiğini
ileri süren Bahçeli, ''2010 yılında başta enerji dağıtım şirketlerinin satışı
olmak üzere, yaklaşık 11 milyar dolarlık bir özelleştirme yapan hükümet, 2 bin
kilometrelik otoyolu ve 2 boğaz köprüsünü yandaşlarına peşkeş çekmek için gerekli
şartları sağlamak için harekete geçmiştir'' diye konuştu.
Hükümetin ''milletin alın teriyle kazandıklarını elden çıkararak
ekonomiyi ayakta tutmaya çalıştığını'' öne süren Bahçeli, ''Başbakan Erdoğan
miras yedi gibi, önüne geleni satmakta ve milletin kazandığını düşüncesizce
harcamaktadır. Hadi diyelim, enerji sektöründe ne varsa satıyorsunuz da, söyler
misiniz otoyollardan, köprülerden ne istiyorsunuz?'' dedi.
Bahçeli, 2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesinin işçiye, çiftçiye, memura,
esnafa ve emekliye bir umut vaat etmediğini savundu.
Bahçeli, Marmara Üniversitesi öğretim üyesi Durmuş Hocaoğlu'nun vefat
etmesiyle, Denizli'nin Buldan ilçesi Yenicekent Beldesi Belediye Başkanı Nail
Sancak'ın saldırıda hayatını kaybetmesinin kendilerini üzdüğünü belirterek,
''Şimdilik bizi teselli eden tek olumlu gelişme ise bu saldırıyı gerçekleştiren
şahısların yakalanarak adalete teslim edilmiş olmasıdır. Camiamızın bu iki
değerli ismine Cenab-ı Allah'tan rahmet, ailelerine, sevenlerine ve milletimize
başsağlığı dileklerimi iletirim'' diye konuştu.
(12.10)
sorunuyla ilgili olarak CHP'nin uzlaşma sürecine aktif katılımı olmadığı
takdirde, daha önceden belirledikleri esaslar çerçevesinde AKP'nin başlatacağı
girişimi her şart altında desteklemeye hazır olduklarını bildirdi.
Bahçeli, AK Parti'nin yanında yer almak için içten içe heveslenen CHP'nin, başörtüsü
yasağının kalkması konusunda gerekli istek ve samimiyete sahip olmadığını savundu.
Her meselede ''başı ve sonu belli olmayan bir siyasi yaklaşımla'', ''önce
ben yaparım'' diyerek öne çıkan ana muhalefetin, şimdiye kadar temel sorun
alanlarına yönelik hiçbir değerli fikir beyan etmediğini ileri süren Bahçeli,
''Ne yazık ki CHP, AKP ile birlikte milletimizi hayal kırıklığına uğratmakta ve
anlayışındaki bulanıklıkları özellikle başörtüsü konusunda fazlasıyla açığa
çıkarmaktadır'' dedi. Bahçeli, şunları kaydetti:
''Öyle ki çarşaf giymiş hanımefendilere parti rozeti takarak, samimiyet
ve siyasi dürüstlük ispat edilemeyecektir. Referandum öncesinde sırf siyasi
kaygılar gözetilerek 'Başörtüsü sorununu biz çözeriz' diyerek ortalığa atılmak ve
arkasından bu meselenin akıbetini, mesela, seçim barajının düşürülmesine ya da
YÖK meselesine bağlamak esasında başörtüsü sorununu çözmemek için oluşturulan
şark kurnazlığından başka bir anlam ifade etmeyecektir.
Kabul edemeyeceğimiz bir boyuta ulaşmaya başlayan başörtüsü sorununu,
fırsatı ganimet gören bir anlayışla pazarlık malzemesi yapmak, anamuhalefet
partisinin düştüğü çukurun derinliğini göstermesi bakımından ibretliktir.
Başörtüsü sorununun odaklandığı alanın üniversiteler olduğu malumdur.
İşin içine, kafa karışıklığı yaratacak ve şüpheleri tetikleyecek başka hususları
sokmak, başörtüsü sorunu üzerinden korkuları depreştirmek, en başta çözümsüzlüğe
lojistik destek sağlayacaktır. Yoksa CHP'nin ve AKP'nin istediği bu mudur?
Elbette başörtüsüyle ilgili yapılacak düzenlemenin yeri ve adresi ortadadır.
Özellikle bazı illerimizde, ilköğretim çağındaki çocukların okula başörtüsüyle
girmeye çalışmaları ve ailelerinin de bunu körüklemesi, meselenin bu safhasında
endişeleri haklı olarak artıracak ve çözüme yönelik umutları zedeleyecektir.
Eğer hükümet, başörtüsü serbestisinin sınırlarını kesin çizgilerle ortaya
koymaz ve yapılacak düzenlemenin yalnızca üniversitelerle sınırlı kalacağını
kamuoyuna taahhüt etmezse, tabiidir ki toplumsal tansiyon yükselecektir ve konuyu
kaşımak isteyen çevreler harekete geçecektir.
Artık başörtüsü sorununun beklemeye ve gecikmeye tahammülü kalmamıştır.
Bu çağda, kılık kıyafetlerinden dolayı kızlarımızın üniversite eğitiminden mahrum
edilmeleri son derece ilkel ve geri bir yaklaşımdır. Bundan dolayı laikliğin
tehlikeye düştüğünü kim iddia ediyorsa ve bunun üzerinden milletin temsilcilerini
açıkça kim tehdide yelteniyorsa unutulmasın ki çözümsüzlüğün devam etmesini en
başta onlar istiyordur.''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ''Başını örtmeyen hanım kardeşim, kalkıp
başı örtülü olan için 'Senin için bu mücadeleyi vereceğim' diyemiyor'' sözlerini
anımsatan Bahçeli, ''Bu seviyesiz ve başkalarına görev hatırlatan değerlendirme
sahibinin, bu ülkede Başbakanlık makamını işgal ediyor olması inanın bana büyük
bir talihsizliktir'' dedi.
Erdoğan'a ''Bu sorunun çözüm yeri nettir. Vatandaşlarımızı itham
etmekten, özellikle başı açık hanımefendileri suçlamaktan bir an önce vazgeçmek
senin ve partinin hayrına olacaktır'' diye seslenen Bahçeli, ''Başbakan
Erdoğan'ın kendisinde ve çevresinde olmayan hoşgörüsüzlüğü ve samimiyetsizliği
başkalarına yıkmaya ve ihale etmeye çabalaması da mutlaka geri tepecek ve bu
zihniyete Türk kadını en güzel cevabı mutlaka verecektir'' diye konuştu.
MHP'nin çözüm konusundaki görüşlerinin bilindiğini belirten Bahçeli, AK
Parti ile 2008 yılında yapılan mutabakatın tüm unsurlarına bağlı olduklarını
söyledi.
Bahçeli, ''Başörtüsü sorununun bu kapsamda ele alınıp çözüleceğine
inanmaktayız. CHP'nin uzlaşma sürecine aktif katılımı olmadığı takdirde, AKP'nin
daha önceden belirlediğimiz esaslar çerçevesinde TBMM çatısı altında başlatacağı
girişimi her şart altında desteklemeye hazır olduğumuzu taraflarına duyurmak
isterim'' dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Milletimize
verilen yardımlar söz konusu olduğunda her şeyi AKP yaptı olacak, ancak sıra PKK
ile müzakereye gelince top devlete atılacak. Sayın Başbakan, yüreğin yetiyorsa,
cesaretin varsa buna da sahip çıkarsın ve mertçe ortaya atılarak PKK ile yapılan
görüşmeleri milletimize anlatırsın'' dedi.
Bahçeli, Cumhuriyeti içine sindiremeyenlerin, nesiller boyunca aktardıkları öfke ve garezin, her
fırsatta kendine yeni ittifaklar bulduğunu ve sürekli olarak mutasyona uğrayarak
kılıktan kılığa girdiğini ifade etti.
''Geleneklere saygı altında maskelenmiş ikiyüzlülükler, inançlara
bağlılık ekseninde üzeri örtülmüş tahammülsüzlükler, geçmişin yüceltilmesi
etrafında gizlenmiş derin nefretler ve demokrasinin geniş perspektifine tutunmuş
kötü emellerin'' Cumhuriyet'in karşısındaki odaklar olarak varlığını her geçen
güçlendirdiğini belirten Bahçeli, bugün Cumhuriyeti tartışanların, başına numara
vermeye çalışanların, üniter yapıyı parçalamayı arzulayanların, ayrılmaya ve
dağılmaya rumuzlu mesajlarla davetiye çıkaranların, önceki nesillerinin de
bugünkünden farksız olduğunu kaydetti.
Bahçeli, ''Ankara'da bölücü menşeli bir siyasi partinin kongresinde,
Türkçe dışındaki bir başka dilde marş okunmuş ve burada konuk olarak bulunan
iktidar partisine mensup milletvekilleri bu marşı ayakta dinleyecek kadar
alçalmışlardır'' dedi. Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''AKP'nin, PKK ile yaptığı mutabakat tüm iğrençliğiyle medyaya
yansımıştır. Biz, Referandum öncesinde AKP ile PKK arasındaki ilişkiye ve
müzakereye dikkat çekerken, Başbakan kendisinden geçercesine bunu reddetmiş ve bu
iddiayı şerefsizlikle suçlamıştı. Görüldüğü kadarıyla, PKK terör şebekesinin
aldığı eylemsizlik kararı, AKP hükümetiyle karşılıklı mutabakat çerçevesinde
olgunlaşmıştır. Tarafların uymak ve uygulamak üzere, birbirlerine taahhüt
ettikleri hususlar olduğu açıklamalarla ortaya çıkmış ve altı konu hakkında
anlaşmaya varıldığı belirginleşmiştir. Bu demektir ki, PKK, AKP ile masaya
oturmuş ve kan üzerinden pazarlık yapmıştır. AKP hükümeti de buna çanak tutmuş ve
zillete boyun eğmiştir. Şimdi sıra kimin şereften mahrum olup olmadığı konusuna
gelmiştir. Başbakan Erdoğan bize şerefi ve haysiyeti öğretecek kadar sicili ve
niyeti berrak biri değildir ve kötü sözlerini aynısıyla kabullenmek
durumundadır.
Bundan sonra, görüşmelerin devlet tarafından yapıldığını söyleyerek işin
içinden sıyrılması da mümkün değildir ve bu işin peşini bırakmayacağımızı iyi
bilmelidir. Milletimize verilen yardımlar söz konusu olduğunda her şeyi AKP yaptı
olacak, ancak sıra PKK ile müzakereye gelince top devlete atılacak. Sayın
Başbakan yüreğin yetiyorsa, cesaretin varsa buna da sahip çıkarsın ve mertçe
ortaya atılarak PKK ile yapılan görüşmeleri milletimize anlatırsın. Eğer PKK'ya
verilen tavizlerle ve tam teslimiyetle terörle mücadele edileceği sanılıyorsa,
bilinsin ki şehitlerimizin ve yakınlarının kahır ve bedduaları her zaman AKP'nin
üzerinde olacaktır.
Şu tesadüfe bakın ki, Büyük Taarruzla birlikte Akdeniz'e koşan
kahramanların o anda saflarında bulunmayarak ihanet tohumlarını saçan zihniyet
bugün tekrar işbaşındadır.''
İhanetle kol kola girerek Cumhuriyet'in korunmayacağını ve milletin
hakkının savunulmayacağını belirten Bahçeli, ''Federasyon özlemi çekenleri,
ikinci cumhuriyet rüyası görenleri ve hayalleri uygulanmayan Sevr paçavrasının
yapraklarında kalanları çok yakından takip ettiğimizi ve bizim de Cumhuriyet'in
ayakta kalması için her şeyi göze aldığımızı herkese bildirmek isterim'' dedi
Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff'un Meclis Genel Kurulunda yaptığı
konuşmayı anımsatan Bahçeli, ''TBMM'de konuşma imkanına kavuşan herhangi bir
ülkenin devlet başkanı, mutlaka sözü milli konularımıza da getirmekte ve bize
akıl vermeye çalışmaktan bir an olsun kaçınmamaktadır'' diye konuştu.
Türkiye Cumhuriyetinin başkalarının teşviki, cesaretlendirmesi ve yol
göstericiliğiyle yürüyecek ve mesafe alacak kadar sonradan olma ve gevşek
ilkeleri bulunan bir devlet olmadığını dile getiren Bahçeli, ''Konuşmasında ne
hikmetse, kültürel çoğulculuktan bahseden Almanya Cumhurbaşkanı; sıra Almancanın
öğrenilmesi ve Alman yaşam biçiminin kabul edilmesiyle ilgili değerlendirmeye
geldiğinde tavizsiz bir duruş sergilediği görülmüştür'' dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun AB Komisyonu'nun Genişlemeden
Sorumlu Üyesiyle yaptığı görüşme ve sonrasında kamuoyuna yansıyan beyanları da
anımsatan Bahçeli, şunları kaydetti:
''Biz de HSYK seçimlerini eleştirdik ve AKP tarafından yargının
kuşatıldığını dile getirdik. Evet, doğrudur, medya üzerinde de baskılar vardır ve
demokrasiyi ağzından düşürmeyen AKP hükümetinin bir ayıbıdır. Ancak bizim
aklımızdan hiçbir zaman ülkemizdeki bir konunun, sorunun ya da iç politika
alanına giren bir meselenin yabancı ülkelerin temsilcilerine iletilmesi
gelmemiştir. Gelse bile, bunu asla yapmayız ve böylesi bir kendini bilmezliğe
tevessül etmeyiz. İşte CHP ile AKP'yi ortak kılan ve biraraya getiren hususlardan
birisi de burada ortaya çıkmıştır.
Biz AKP hükümetinin yanlışlarını ve hıyanete uzanan politikalarını yüzüne
vururuz ve arkasından da yalnızca büyük Türk milletine anlatırız ve şikayetimizi
ona yaparız. Yabancı muhataplar yerine, destek ve ilgiyi milletimizden
bekleriz.''
Vatandaşların çarpık, bozuk ve yanlış ekonomi politikalarından dolayı
hayatın tüm zorluklarına maruz kaldıklarını savunan Bahçeli, ''Son zamanlarda
artan fiyat artışları sofraların bereketini kaçırmış ve pahalanan yiyecek
ürünleri mutfaklara pimi çekilmiş bomba gibi düşmüştür. Artık insanımızın domates
almaya bile gücü yetmemektedir'' dedi.
Her şeyi satıp savan hükümetin, şimdi de gözünü köprü ve otoyollara
diktiğini ve buradan sağlanacak paralarla açıklarını kapatmaya niyetlendiğini
ileri süren Bahçeli, ''2010 yılında başta enerji dağıtım şirketlerinin satışı
olmak üzere, yaklaşık 11 milyar dolarlık bir özelleştirme yapan hükümet, 2 bin
kilometrelik otoyolu ve 2 boğaz köprüsünü yandaşlarına peşkeş çekmek için gerekli
şartları sağlamak için harekete geçmiştir'' diye konuştu.
Hükümetin ''milletin alın teriyle kazandıklarını elden çıkararak
ekonomiyi ayakta tutmaya çalıştığını'' öne süren Bahçeli, ''Başbakan Erdoğan
miras yedi gibi, önüne geleni satmakta ve milletin kazandığını düşüncesizce
harcamaktadır. Hadi diyelim, enerji sektöründe ne varsa satıyorsunuz da, söyler
misiniz otoyollardan, köprülerden ne istiyorsunuz?'' dedi.
Bahçeli, 2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesinin işçiye, çiftçiye, memura,
esnafa ve emekliye bir umut vaat etmediğini savundu.
Bahçeli, Marmara Üniversitesi öğretim üyesi Durmuş Hocaoğlu'nun vefat
etmesiyle, Denizli'nin Buldan ilçesi Yenicekent Beldesi Belediye Başkanı Nail
Sancak'ın saldırıda hayatını kaybetmesinin kendilerini üzdüğünü belirterek,
''Şimdilik bizi teselli eden tek olumlu gelişme ise bu saldırıyı gerçekleştiren
şahısların yakalanarak adalete teslim edilmiş olmasıdır. Camiamızın bu iki
değerli ismine Cenab-ı Allah'tan rahmet, ailelerine, sevenlerine ve milletimize
başsağlığı dileklerimi iletirim'' diye konuştu.
(12.10)
