2011-04-07 - 11:59
TBMM'DE, YAZICIOĞLU'NUN HAYATINI KAYBETTİĞİ KAZAYLA İLGİLİ KURULAN ARAŞTIRMA KOMİSYONU RAPORU GENEL KURULDA GÖRÜŞÜLECEK
Kahramanmaraş'ta 25 Mart 2009 tarihinde meydana gelen ve eski BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve 5 kişinin ölümüyle sonuçlanan helikopter kazasıyla ilgili oluşturulan Araştırma Komisyonu raporu, TBMM Genel Kurulunda bugün görüşülecek.
Kahramanmaraş'ta 25 Mart 2009 tarihinde meydana
gelen ve eski BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve 5 kişinin ölümüyle
sonuçlanan helikopter kazasıyla ilgili oluşturulan Araştırma Komisyonu raporu,
TBMM Genel Kurulunda bugün görüşülecek.

Raporda yer alan bilgilere göre, helikopterin pilotu Mustafa Kaya
İstektepe'nin Kahramanmaraş Çağlayancerit'ten, yakıt ikmali için indiği
Kahramanmaraş Hava Meydanı'nda, bir sonraki seferi için meydandaki Meteoroloji
İstasyon Müdürlüğü ile irtibata geçmedi.

İstektepe'nin aldığı meteorolojik bilgi, yalnızca Kahramanmaraş Hava
Meydanında Hava Trafik Kontrol Merkezi Kule tarafından verilen ve havaalanı
çevresi ile sınırlı olan rutin meteorolojik bilgileri kapsıyor.

Kaza kırım raporunda, helikopterin güzergah üzerinde güvenli seyretmesini
sağlayacak olan ve uluslararası havacılık kuralları gereği bulundurulması gereken
Kar Saptırma Sistemi'nin (Snow Deflector Kit), helikopterde olmadığının
belirlendiği ifade edildi.

Helikopterin, Kahramanmaraş Kızılöz köyü dağlık alanından geçişi
süresince buzlanma, rüzgar kayması, kar yağışı ve bulut içi kısıtlı görüş
nedenlerinden dolayı atmosferik koşulların ''görerek uçuş'' için elverişli
olmadığı sonucuna varıldığı belirtildi.

Pilot İstektepe'nin mevzuatta belirtilen periyodik sağlık kontrollerini
süresi içinde yaptırdığı, ayrıca otopsi sonucuna göre uçuş emniyetini tehlikeye
sokacak herhangi bir uyuşturucu maddenin etkisi altında olmadığının anlaşıldığı
kaydedildi.

Helikopterdeki GPS'nin (küresel konumlama aygıtı) çarpma ihtimali
durumunda uyarı vermesi gerektiğinin belirtildiği, ancak cihazın böyle bir
özelliğe sahip olmadığının anlaşıldığına işaret edildi.

En güncel uçuş bilgilerini kaydedebilme özelliğine sahip olan ve uçuş
sırasında helikopterde olduğu belirlenen iki elektronik cihazın, kazanın ardından
bulunamadığı belirtildi.

Söz konusu sistemlerin, özellikle kötü hava koşullarında pilotlara çok
yararlı olduğu ifade edilen raporda, ''Cihazlar bulunmuş olsalardı helikopterin
izlediği gerçek rota ve zaman bilgilerine ulaşmak, çarpma istikametini tespit
etmek ve kaza ile ilgili daha sağlıklı değerlendirmeler yapmak mümkün
olabilecekti'' denildi.

Raporda, helikopterin teknik donanımının yeterli olmadığı, pilotun tüm
olumsuzluklara rağmen dönmeyi ya da iniş yapmayı düşünmeden uçuşta ısrarcı olduğu
sonucuna varıldı.

Raporda, kazanın ardından Kahramanmaraş Valiliği ile Başbakanlık
bünyesinde kriz merkezleri oluşturduğu ve iki merkezin çalışmalarını koordinasyon
içerisinde yürüttüğü kaydedildi.

Kaza Araştırma ve İnceleme Kurulunun hazırladığı raporda, helikopterdeki
ELT cihazının aktif durumda olmasına rağmen anteninin kırılması nedeniyle sinyal
gücünün uyduya ulaşmadığı, bu nedenle ELT cihazıyla kaza yerinin tespit
edilmediğinin belirtildiği ifade edildi.

Raporda, kazanın ardından helikopterin yerinin tespiti ile ilgili yapılan
çalışmalara ilişkin şunlar kaydedildi:

''Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından kendilerine iletilen
telefon numaralarından sinyal bilgileri elde edilerek Emniyet Genel Müdürlüğü,
Jandarma Genel Komutanlığı, Başbakanlık Kriz Merkezi ve Genelkurmay Başkanlığı
ile Ulaştırma Bakanlığına ulaştırıldığı, Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat
Daire Başkanlığı tarafından bu bilgilerin olabilecek en kısa sürede
değerlendirilerek, oluşturulan haritaların Kahramanmaraş İl Jandarma
Komutanlığına gönderildiği, neredeyse nokta şeklindeki konum bilgisinin gerek
Ankara gerekse Kahramanmaraş'taki jandarma görevlileri tarafından komutanlarına
aktarıldığı, fakat her nasılsa bu bilginin değerlendirme dışında tutulduğu gibi
yönetmelik gereği ana arama kurtarma koordinasyon merkezine gönderilmediği tespit
edilmiştir. Ayrıca TİB ve Jandarma Genel Komutanlığınca kaza günü ve sonrasında
üretilen harita ve krokilerin, arama ve kurtarma ekiplerine ulaştırılmadığı da
anlaşılmıştır.''

Raporda, Kahramanmaraş İl Emniyet Müdürlüğü yetkililerinin, kazayla
ilgili kendilerine gelen harita ve krokilerin Kahramanmaraş Valisi Niyazi Tanılır
ile paylaşıldığını belirttiğini, ancak bu belgelerin Valilik ile
paylaşılmadığının anlaşıldığı kaydedildi. Kahramanmaraş Emniyet Müdürlüğü
yetkililerinin, kendilerine gelen harita ve krokilerle ilgili verdikleri
bilgilerde çelişkiler bulunduğuna işaret edildi.

Arama ve kurtarma faaliyetleri icra edilirken bilgi, belge, doküman ve
ihbarların sağlıklı olarak değerlendirilmediği, eldeki tek teknik veri olan
telefon sinyallerinin ciddi bir analize tabi tutulmadan sahada çalışma yapan
ekiplere aktarıldığına, bunun da zaman kaybına neden olduğu bilgisine yer
verildi.

Kazada hayatını kaybedenlerden İHA muhabiri İsmail Güneş'in 112 Acil
Servis dışında çeşitli kişi ve kurumlarca 18 defa arandığı belirtilen raporda,
''Oysa Güneş ile arama-kurtarma konusunda uzman bir yetkilinin görüşmesi
durumunda kaza yerenin tespitine yönelik daha değerli bilgiler elde
edilebilirdi'' görüşü dile getirildi.

Kaza yerinin tespitinde, cep telefonu sinyallerinin belirlenmesi için
mobil baz istasyonlarından herhangi bir fayda elde edilemediği, söz konusu baz
istasyonlarının geç intikal ettiği anlatıldı.

Arama kurtarma faaliyetleri için bölgeye getirilen kamu ya da sivil
kişilere ait olan araçların, arazinin zorlu şartlarına uyumlu olmadığı, bunun da
çalışmaları güçleştirdiği belirtildi.

Raporda ayrıca, olayın basına yansımasının ardından bilgi kirliliği
yaşandığı kaydedildi.

Raporda, ''Son kararı verecek olan merci ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı
ve mahkemeler olduğundan, halen devam eden adli soruşturma da dikkate alınarak,
bu aşamada komisyonumuzca başka görüş bildirilmesinin doğru olmayacağı kanaatine
varılmıştır'' ifadesine yer verildi.

Raporda, kazanın ardından arama kurtarma çalışmalarında yaşanan sorunlar
ışığında bazı önerilere de yer verildi.

Türk Arama Kurtarma Yönetmeliğinde arama ve kurtarma faaliyetleri ile
ilgili yaklaşık 40 kurum ya da kuruluş bulunduğu, bunların koordine edilmesinde
ciddi anlamda zorluklar bulunduğu belirtildi.

Arama kurtarma çalışmalarında işlerliğin etkin bir şekilde sağlanabilmesi
için bu konudaki tüm yetkilerin Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi
Başkanlığının bünyesinde toplanması, sivil ve askeri kurumlar arası
koordinasyonun sağlanmasının önem taşıdığı vurgulandı.

Yer tespiti çalışmalarında ciddi önemi bulunan cep telefonu sinyallerinin
farklı operatörlere ait baz istasyonlarına ulaşmasına rağmen altyapı uyumsuzluğu
nedeniyle bu bilgilerin sim kartı sahibi olan firma dışındakiler tarafından
okunmadığı açıklandı.

Gerekirse mevzuat düzenlemesine gidilerek kaza yerinde yayılan
sinyallerin, ulaştığı tüm baz istasyonlarının işleticileri tarafından
değerlendirilmesine imkan tanınması gerektiğine işaret edildi.

ELT cihazlarındaki yanılma payı dikkate alınarak, GPS modülü içeren ELT
cihazlarının kullanılmasının zorunlu hale getirilmesinin önemine dikkat
çekildi.

Cep telefonun yeri ile ilgili bilgilerin mahkemeler tarafından
''haberleşmenin gizliliği'' kapsamında değerlendirilmesi nedeniyle hakim kararı
olmadan bu bilginin temin edilemediği ifade edilen raporda, acil durumlar göz
önüne alınarak bu konuda yasal düzenlemeye gidilmesi öneresine yer verildi.

Rapordaki diğer önerilerden bazıları şöyle:

''Sadece arama kurtarma faaliyetlerinde kullanılmak üzere kesintisiz bir
haberleşmenin sağlanması için Türkiye genelinde bir ana bir yedek olmak üzere iki
frekans tahsis edilmesi yerinde olacaktır.

Kriz durumlarında bilgi kirliliğinin önüne geçilmeli.

Değişik amaçlara hizmet eden 112, 155, 156 gibi çağrı merkezleri tek bir
çatı altında toplanmalı ve gelen her türlü ihbar ve şikayetler kayıt altına
alınmalı.

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün imkanları artırılmalı.

Arama kurtarma hizmetlerinin kesintisiz ve etkinlikle yürütülebilmesi
için Ulusal Arama Kurtarma Eylem Planı hazırlanması gerekiyor.

Ülkemizde havacılık uluslararası uluslararası uygulamaları ile tam bir
paralellik sağlamlı.

Pilotların, risk taşıyan durumlarda inisiyatif kullanmasını zorlaştırdığı
ifade edilen mevcut mevzuat yeniden gözden geçirilmeli.

Helikopter yolcularına da uçak yolcularında olduğu gibi uçuş öncesi acil
durum eğitimi verilmesi zorunlu hale getirilmeli.

İstihbarat birimlerinin teftiş ve denetimleri İçişleri Bakanlığı
müfettişlerince düzenli olarak yapılmalı.''

Pilot Mustafa Kaya İstektepe'nin kullandığı, Eski BBP Genel Başkanı
Muhsin Yazıcıoğlu ile Erhan Üstündağ, Yüksel Yancı, Murat Çetinkaya, İHA muhabiri
İsmail Güneşin bulunduğu helikopter, 25 Mart 2009 tarihinde, Kahramanmaraş
Çağlayancerit-Yozgat Yerköy uçuşu sırasında, Kahramanmaraş Keş Dağı'nda düşmüş,
Yazıcıoğu ve diğer 5 kişi hayatını kaybetmişti.

Kazasının ardından, 5 Nisan 2009'da, AK Parti Kastamonu Milletvekili
Hakkı Köylü başkanlığında kurulan Meclis Araştırması Komisyonu, ek süre imkanını
da kullanarak 4 aylık çalışmasını tamamlamış, ancak, araştırma için önemli bir
ayrıntı olan kaza kırım raporu, komisyon çalışmalarını tamamladıktan sonra
yayımlanmıştı. Bunun üzerine, AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak
Başkanlığında yeniden bir komisyon oluşturulmuştu.

(11.59)