2018-03-28 - 23:59
TBMM Kültür Sanat ve Yayın Kurulu tarafından yapılmasına karar verilen, "Meclis Sohbetleri"nin "1. Meclis, Gazilik ve Şehitlik Ruhu" başlıklı ikinci toplantısı yapıldı.
TBMM Kültür Sanat ve Yayın Kurulu tarafından yapılmasına karar verilen, "Meclis Sohbetleri"nin "1. Meclis, Gazilik ve Şehitlik Ruhu" başlıklı ikinci toplantısı yapıldı.
Toplantının açılışını, TBMM Kültür Sanat ve Yayın Kurulu Başkanı, TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın yaptı. Aydın, konuşmasına başladığı sırada salonda ışıklar kesilerek, devlet tiyatroları sanatçıları tarafından "Çanakkale Savaşı" temalı kısa bir gösteri gerçekleştirildi. Gösteride, Çanakkale Şiiri seslendirildi.
Programın açılışında şehitler için dua edildi.
İçinde bulunduğumuz ayın 12 Mart İstiklal Marşı'nın kabulü ile 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi'nin yıl dönümleri olduğunu anımsatan Aydın, "Milli Mücadele ile dolu sayısız zaferlerinde olduğu o mücadele aşkının, azminin ve ruhunun olduğu bir ay vesilesi ile bu ay ki oturumun konu başlığı olarak Sayın Meclis Başkanımızın tavsiyesi üzerine '1. Meclis, Gazilik ve Şehitlik Ruhu' yani Milli Mücadele ruhunu konu alsın diye özellikle arzu ettik ve bu anlamda da bugün bu alanda çok değerli üstatlarımızı inşallah biraz sonra dinleyeceğiz." diye konuştu.
Aydın, Meclis Sohbetleri'nin gerçekleşmesi konusunda desteklerinden dolayı Meclis Başkanı İsmail Kahraman'a ve ilgililere teşekkür etti.
Sohbetin oturum başkanlığını yapan 23. Dönem TBMM Başkanı ve AK Parti Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin, "Meclis Sohbetleri"nin geleneksel hale gelmesini temenni etti.
Şahin, "Sanırım bu gösteriyle Meclis Başkanımız 'Biz Çanakkale'yi unutmadık, unutturmayacağız' demek istedi. Şehitlerimizi, kahramanlarımızı unutmayacağız." ifadesini kullandı.
Şahin, sözlerine şöyle devam etti:
"Resmî kayıtlara göre, 211 bin şehit vermişiz Çanakkale'de. 'Bu şehitlerimizi unutmayacağız.' demek istediniz. 'Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa'yı aslında unutmayacağız.' dediniz. Çünkü o bir emirle Çanakkale Boğazı'nın bir gecede baştan başa mayınlanma talimatını vermiş komutandı 'Onu unutmayacağız.' dediniz ve dönemin İngiliz Bahriye Nazırı şöyle der: 'Ben dünyayı bilmem ama Tophaneli Hakkı'nın yaptığını kimse yapmamıştır.' Tophaneli Hakkı Nusret Mayın Gemisi'nin kaptanıdır, Cevat Paşa'nın talimatını bir gecede yerine getirerek Çanakkale Deniz Zaferi'nin müttefik donanması aleyhine sonuçlanmasını sağlayan kaptandır. Bunları unutmayacağız. İşte, Çanakkale Deniz Zaferi'nin üzerinden yüz üç yıl geçti, on gün sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında çok güzel bir gösteriyle hepimizi yeniden duygulandırdınız. 'Seyit Onbaşı'yı da unutmayacağız, Anafartalar'da komutanlık yapmış Miralay Mustafa Kemal Paşa'yı unutmayacağız, bunların hiçbirini unutmayacağız ve unutturmayacağız.' demek istediniz. O bakımdan gerçekten tebriklerimi ve takdirlerimi sunuyorum."
Şahin, sohbetin konusunun, Türkiye'nin, güvenliğini sağlamak için yaptığı sınır ötesi operasyonlar bağlamında son derece güncel olduğunu belirtti.
Konuşmacılardan Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Turan, Çanakkale'nin bir zafer değil "zaferler dizisi" olduğunu belirterek, ülkenin genç insan neslini Çanakkale'de kaybettiğini ifade etti.
Aynı dönemde Osmanlı'nın 7 cephede mücadelede verdiğini dile getiren Turan, "1071 yılında Anadolu'ya girdik ama Anadolu'yu gerçekten fethedebilmek için 400 yıl savaştık." dedi. Turan, "Çanakkale'nin bize kazandırdığı, aynı yıl içerisinde aralık ayında Sarıkamış'ta da biz müthiş bir mücadele verdik, Kutülamare'de de mücadele verdik, 7 cephede, Yemen'de de mücadele verdik. Bizim için fethedilen her toprak vatandır, Yemen'de de savaşırız, Kutülamare'de de savaşırız, Sarıkamış'ta da savaşırız" diye konuştu.
"Ya şehit ol ya gazi ol." anlayışının başka milletlerde olmadığını dile getirdi Turan sözlerini şöyle sürdürdü:
"Amerikalı General Harbord'ın Sivas Kongresi'nin bitiminde Mustafa Kemal Paşa'yla bir görüşmesi var, o ruhu yansıtması bakımından bu çok önemli. General Harbord diyor ki: 'Siz ne yapmak niyetindesiniz?' O sırada, Mustafa Kemal'in elinde tespih var, tespihin ipi kopuyor 'bu sinirinden mi koptu, yoksa kopacağı geldi eskimişti ondan mı koptu bilmiyoruz' Mustafa Kemal Paşa eğiliyor, tek tek o tespihin tanelerini topluyor avcunda. 'Sözlerinizin cevabı budur General' diyor. 'Bunu nasıl yapacaksınız?' diyor. 'Biz bazı insanların intihar ettiklerine tanıklık ediyoruz, şimdi bir millet olarak intihar mı edeceksiniz? Yapmaya çalıştığınız askerî bakımdan, akıl bakımından mümkün değil, böyle bir şeyi başaramazsınız.' diyor. 'Doğrudur, bir ecdadımızın yaptığı gibi yapmak istiyoruz. Bir kuş gibi düşmanın avuçlarının içerisine düşmektense, şerefsizce ölmektense şereflice ölmeyi tercih ederiz. Biz 'Ya istiklal ya ölüm' dedik.' diyor."
İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Budak ise "15 Temmuz'da gösterdiği fedakar çabayla, TBMM'nin Gazi Meclis hüviyetini devam ettirdiğini gördük." diye konuştu.
Çanakkale'ye yapılan ziyaretlerin "turistik gezi olamayacağını"; bugün hala topraklarından kemiklerin çıktığını anlatan Budak, "Bu mübarek topraklarda şehit olanlara, gazilerimize vefamızı göstermemiz gerekir. Kim ne derse desin, Çanakkale'de mücadele edip şehit olanlar, vatanları, dinleri, imanları uğruna mücadele ettiler ve şehit oldular. Onlar fazlasıyla saygıyı hak ediyorlar. İmanınız, azminiz, gayretiniz varsa, zafer sizindir. Yeni neslin Çanakkale'den alması gereken en önemli ders, budur. Bunlar bizi Çanakkale gibi yeni, büyük, modern zaferlere taşıyacaktır." diye konuştu.
Tarihin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkati çeken Budak, Osmanlı'nın son dönem ricalinin yaptıklarını göz ardı etmemek gerektiğini ifade etti.
Sevr taslağına o dönemde Ankara ve İstanbul?un verdiği yanıtların "temelde aynı şeyleri söylediğini" belirten Budak, "(O dönemde 'Osmanlı'nın yaptıkları tamamen kötüdür; Ankara'nın yaptıkları tamamen iyidir) gibi bir tarih bakış açısı doğru değil. O dönemde Osmanlı hükümetlerinin, Damat Ferit hükümeti hariç, Anadolu'da Milli Mücadele'ye yardımlar yaptığını bilmekteyiz." dedi.
Birinci Meclisin orijinal, bilgili ve birikimli bir Meclis olduğunu ifade eden Budak, "Birinci Meclis, kimsenin kimseye eyvallahının olmadığı, liderine bile karşı gelen milletvekillerinden ibaretti. Birinci Meclis ortak değerler üzerinde birleşen bir Meclisti. Ortak vatan ve ortak din diyerek harekete geçti, mücadeleyi yürüttü ve zaferlerini de bu suretle kazandı." değerlendirmesini yaptı.
Budak, son Osmanlı Mebusan Meclisinden 87 üyenin Birinci Mecliste de görev aldığını hatırlattı.
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Hakkı Ünal, şehitlik ve gaziliğin Kur'an-ı Kerim ve hadislerdeki yerini anlattı.
Ünal, "Gazilik ve şehitlikle ilgili olarak, Kur'an'dan ve Peygamber Efendimizden aldığımız bu değerleri, asırlar boyunca yaşattık ve dinimizi, vatanımızı, değerlerimizi böyle ayakta tuttuk. Bu değerler, bu unvanlar, bu manevi ikramlar olmasa ve biz buna inanmasak ne vatan kalır, ne din kalır, ne de mukaddesat kalır. Dolayısıyla biz bu değerlere sonuna kadar sahip çıkmak ve nesillerimize bunları öğretmek, aşılamak mecburiyetindeyiz." diye konuştu.
Konuşmacıların ardından yeniden söz alan eski Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin, "Milletimiz için asıl olan barıştır. Biz zorunluluk duymadıkça savaşmayız. Türkiye'nin müdafaası Afrin'den, El Bab'dan başlıyor. Emperyalistler oradaki terör örgütlerini kullanarak sınır boyunca bir terör devleti kurmak için projelerini yapmış. Türkiye, bu hain projeyi yerle yeksan etti. Oranın insanları orayı yönetmeye başladığında bizim askerlerimiz oradan çekilecektir." değerlendirmesini yaptı.
Daha sonra programın kapanış konuşmasını yapan TBMM Başkanı İsmail Kahraman, "Meclis Sohbetleri" etkinliğine katılan konuşmacılara teşekkür ederek, katılımlarından dolayı porselen tabak hediye etti.
Toplantının açılışını, TBMM Kültür Sanat ve Yayın Kurulu Başkanı, TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın yaptı. Aydın, konuşmasına başladığı sırada salonda ışıklar kesilerek, devlet tiyatroları sanatçıları tarafından "Çanakkale Savaşı" temalı kısa bir gösteri gerçekleştirildi. Gösteride, Çanakkale Şiiri seslendirildi.
Programın açılışında şehitler için dua edildi.
İçinde bulunduğumuz ayın 12 Mart İstiklal Marşı'nın kabulü ile 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi'nin yıl dönümleri olduğunu anımsatan Aydın, "Milli Mücadele ile dolu sayısız zaferlerinde olduğu o mücadele aşkının, azminin ve ruhunun olduğu bir ay vesilesi ile bu ay ki oturumun konu başlığı olarak Sayın Meclis Başkanımızın tavsiyesi üzerine '1. Meclis, Gazilik ve Şehitlik Ruhu' yani Milli Mücadele ruhunu konu alsın diye özellikle arzu ettik ve bu anlamda da bugün bu alanda çok değerli üstatlarımızı inşallah biraz sonra dinleyeceğiz." diye konuştu.
Aydın, Meclis Sohbetleri'nin gerçekleşmesi konusunda desteklerinden dolayı Meclis Başkanı İsmail Kahraman'a ve ilgililere teşekkür etti.
Sohbetin oturum başkanlığını yapan 23. Dönem TBMM Başkanı ve AK Parti Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin, "Meclis Sohbetleri"nin geleneksel hale gelmesini temenni etti.
Şahin, "Sanırım bu gösteriyle Meclis Başkanımız 'Biz Çanakkale'yi unutmadık, unutturmayacağız' demek istedi. Şehitlerimizi, kahramanlarımızı unutmayacağız." ifadesini kullandı.
Şahin, sözlerine şöyle devam etti:
"Resmî kayıtlara göre, 211 bin şehit vermişiz Çanakkale'de. 'Bu şehitlerimizi unutmayacağız.' demek istediniz. 'Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa'yı aslında unutmayacağız.' dediniz. Çünkü o bir emirle Çanakkale Boğazı'nın bir gecede baştan başa mayınlanma talimatını vermiş komutandı 'Onu unutmayacağız.' dediniz ve dönemin İngiliz Bahriye Nazırı şöyle der: 'Ben dünyayı bilmem ama Tophaneli Hakkı'nın yaptığını kimse yapmamıştır.' Tophaneli Hakkı Nusret Mayın Gemisi'nin kaptanıdır, Cevat Paşa'nın talimatını bir gecede yerine getirerek Çanakkale Deniz Zaferi'nin müttefik donanması aleyhine sonuçlanmasını sağlayan kaptandır. Bunları unutmayacağız. İşte, Çanakkale Deniz Zaferi'nin üzerinden yüz üç yıl geçti, on gün sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında çok güzel bir gösteriyle hepimizi yeniden duygulandırdınız. 'Seyit Onbaşı'yı da unutmayacağız, Anafartalar'da komutanlık yapmış Miralay Mustafa Kemal Paşa'yı unutmayacağız, bunların hiçbirini unutmayacağız ve unutturmayacağız.' demek istediniz. O bakımdan gerçekten tebriklerimi ve takdirlerimi sunuyorum."
Şahin, sohbetin konusunun, Türkiye'nin, güvenliğini sağlamak için yaptığı sınır ötesi operasyonlar bağlamında son derece güncel olduğunu belirtti.
Konuşmacılardan Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Turan, Çanakkale'nin bir zafer değil "zaferler dizisi" olduğunu belirterek, ülkenin genç insan neslini Çanakkale'de kaybettiğini ifade etti.
Aynı dönemde Osmanlı'nın 7 cephede mücadelede verdiğini dile getiren Turan, "1071 yılında Anadolu'ya girdik ama Anadolu'yu gerçekten fethedebilmek için 400 yıl savaştık." dedi. Turan, "Çanakkale'nin bize kazandırdığı, aynı yıl içerisinde aralık ayında Sarıkamış'ta da biz müthiş bir mücadele verdik, Kutülamare'de de mücadele verdik, 7 cephede, Yemen'de de mücadele verdik. Bizim için fethedilen her toprak vatandır, Yemen'de de savaşırız, Kutülamare'de de savaşırız, Sarıkamış'ta da savaşırız" diye konuştu.
"Ya şehit ol ya gazi ol." anlayışının başka milletlerde olmadığını dile getirdi Turan sözlerini şöyle sürdürdü:
"Amerikalı General Harbord'ın Sivas Kongresi'nin bitiminde Mustafa Kemal Paşa'yla bir görüşmesi var, o ruhu yansıtması bakımından bu çok önemli. General Harbord diyor ki: 'Siz ne yapmak niyetindesiniz?' O sırada, Mustafa Kemal'in elinde tespih var, tespihin ipi kopuyor 'bu sinirinden mi koptu, yoksa kopacağı geldi eskimişti ondan mı koptu bilmiyoruz' Mustafa Kemal Paşa eğiliyor, tek tek o tespihin tanelerini topluyor avcunda. 'Sözlerinizin cevabı budur General' diyor. 'Bunu nasıl yapacaksınız?' diyor. 'Biz bazı insanların intihar ettiklerine tanıklık ediyoruz, şimdi bir millet olarak intihar mı edeceksiniz? Yapmaya çalıştığınız askerî bakımdan, akıl bakımından mümkün değil, böyle bir şeyi başaramazsınız.' diyor. 'Doğrudur, bir ecdadımızın yaptığı gibi yapmak istiyoruz. Bir kuş gibi düşmanın avuçlarının içerisine düşmektense, şerefsizce ölmektense şereflice ölmeyi tercih ederiz. Biz 'Ya istiklal ya ölüm' dedik.' diyor."
İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Budak ise "15 Temmuz'da gösterdiği fedakar çabayla, TBMM'nin Gazi Meclis hüviyetini devam ettirdiğini gördük." diye konuştu.
Çanakkale'ye yapılan ziyaretlerin "turistik gezi olamayacağını"; bugün hala topraklarından kemiklerin çıktığını anlatan Budak, "Bu mübarek topraklarda şehit olanlara, gazilerimize vefamızı göstermemiz gerekir. Kim ne derse desin, Çanakkale'de mücadele edip şehit olanlar, vatanları, dinleri, imanları uğruna mücadele ettiler ve şehit oldular. Onlar fazlasıyla saygıyı hak ediyorlar. İmanınız, azminiz, gayretiniz varsa, zafer sizindir. Yeni neslin Çanakkale'den alması gereken en önemli ders, budur. Bunlar bizi Çanakkale gibi yeni, büyük, modern zaferlere taşıyacaktır." diye konuştu.
Tarihin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkati çeken Budak, Osmanlı'nın son dönem ricalinin yaptıklarını göz ardı etmemek gerektiğini ifade etti.
Sevr taslağına o dönemde Ankara ve İstanbul?un verdiği yanıtların "temelde aynı şeyleri söylediğini" belirten Budak, "(O dönemde 'Osmanlı'nın yaptıkları tamamen kötüdür; Ankara'nın yaptıkları tamamen iyidir) gibi bir tarih bakış açısı doğru değil. O dönemde Osmanlı hükümetlerinin, Damat Ferit hükümeti hariç, Anadolu'da Milli Mücadele'ye yardımlar yaptığını bilmekteyiz." dedi.
Birinci Meclisin orijinal, bilgili ve birikimli bir Meclis olduğunu ifade eden Budak, "Birinci Meclis, kimsenin kimseye eyvallahının olmadığı, liderine bile karşı gelen milletvekillerinden ibaretti. Birinci Meclis ortak değerler üzerinde birleşen bir Meclisti. Ortak vatan ve ortak din diyerek harekete geçti, mücadeleyi yürüttü ve zaferlerini de bu suretle kazandı." değerlendirmesini yaptı.
Budak, son Osmanlı Mebusan Meclisinden 87 üyenin Birinci Mecliste de görev aldığını hatırlattı.
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Hakkı Ünal, şehitlik ve gaziliğin Kur'an-ı Kerim ve hadislerdeki yerini anlattı.
Ünal, "Gazilik ve şehitlikle ilgili olarak, Kur'an'dan ve Peygamber Efendimizden aldığımız bu değerleri, asırlar boyunca yaşattık ve dinimizi, vatanımızı, değerlerimizi böyle ayakta tuttuk. Bu değerler, bu unvanlar, bu manevi ikramlar olmasa ve biz buna inanmasak ne vatan kalır, ne din kalır, ne de mukaddesat kalır. Dolayısıyla biz bu değerlere sonuna kadar sahip çıkmak ve nesillerimize bunları öğretmek, aşılamak mecburiyetindeyiz." diye konuştu.
Konuşmacıların ardından yeniden söz alan eski Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin, "Milletimiz için asıl olan barıştır. Biz zorunluluk duymadıkça savaşmayız. Türkiye'nin müdafaası Afrin'den, El Bab'dan başlıyor. Emperyalistler oradaki terör örgütlerini kullanarak sınır boyunca bir terör devleti kurmak için projelerini yapmış. Türkiye, bu hain projeyi yerle yeksan etti. Oranın insanları orayı yönetmeye başladığında bizim askerlerimiz oradan çekilecektir." değerlendirmesini yaptı.
Daha sonra programın kapanış konuşmasını yapan TBMM Başkanı İsmail Kahraman, "Meclis Sohbetleri" etkinliğine katılan konuşmacılara teşekkür ederek, katılımlarından dolayı porselen tabak hediye etti.
