2008-07-08 - 14:00
DTP Genel Başkan Vekili ve Grup Başkanı Emine Ayna, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, parti kapatma
davaları, Ergenekon operasyonu, darbe tartışmaları, iktidar çatışması ve
siyasi gerilim ortamının ''Türkiye'yi hızla bir yol ayrımına doğru
götürdüğünü'' söyledi.
DTP Genel Başkan Vekili ve Grup Başkanı Emine Ayna, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, parti kapatma
davaları, Ergenekon operasyonu, darbe tartışmaları, iktidar çatışması ve siyasi gerilim ortamının
''Türkiye'yi hızla bir yol ayrımına doğru götürdüğünü'' söyledi.
''Türkiye, demokrasi ve özgürlükler ülkesine mi dönüşecek? Yoksa
otoriter milliyetçi bir anlayışa mı teslim olacak?'' diye soran Ayna,
''Bu iktidar savaşının kazananı kesinlikle Türkiye'de yaşayan halklar
olmayacaktır'' dedi.
Ergenekon soruşturması çerçevesinde tutuklanan 58 kişiden 11'inin emekli
ordu görevlileri olduğuna dikkati çeken Ayna, ''Bu kadar asker kökenli
ismin ön plana çıkması, Türkiye'deki hukuk dışı örgütlenmelerin,
çeteleşmenin devlet içindeki mekanizmalardan beslendiğini göstermesi
açısından dikkat çekicidir. Sadece devletten mi? Siyaset kurumundan da
destek gördükleri tartışma götürmez bir gerçektir. Yaşananlar,
Türkiye'deki iktidar gücünü oluşturan mekanizmalara sahip olma
savaşıdır. Bu savaş demokrasi ve özgürlük savaşı ya da sivil demokratik
siyaset adına yürütülen bir mücadele değildir'' diye konuştu.
-''SİSTEMİN ADI, KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜDÜR''-
''Türkiye'deki Gladio tipi kontrgerilla örgütlenmesinin ve bu gizli
yapılanmaların gerçekleştirdiği kirli, gizli, kanlı faaliyetlerin açığa
çıkartılmasının, demokratik hukuk devleti olabilmenin temel koşulu''
olduğunu ifade eden Ayna, şunları söyledi:
''Temiz toplum ve şeffaf yönetim yaratmanın yolu çetelerle, hukuk dışı
yapılarla mücadeleden geçmektedir. Devlet içi, hukuk dışı
örgütlenmelerin bugüne kadar Türkiye'de neler gerçekleştirdiğini hepimiz
iyi biliyoruz. Kürtler yıllardır bu kontrgerilla faaliyetlerinin hedefi
oldu.
Yarın nerede ve kime karşı nasıl bir saldırının gerçekleştirileceğini
bilmiyoruz. Çünkü bu ülkede kontrgerilla örgütlenmesi halen devam
ediyor. Hiçbir zaman bu örgütlenmeler tasfiye edilmedi; 1990'da
Hizbullah'tı, sonra Susurluk oldu; dün Şemdinli'ydi bugün Ergenekon...
Yarın farklı bir isimle karşımıza çıkabilirler. Bu nedenle ortaya çıkan
çetelerden ziyade bu çeteleri üreten sistemi iyi görmek gerekiyor. İşte
o sistemin adı Kürt sorununun çözümsüzlüğü, izlenen askeri şiddet
politikalarıdır. Bu ülkede Kürt sorunu çözülmediği, çatışmalar
durmadığı sürece de devlet içi bu tür 'derin örgütlenmeler' de devam
edecektir.''
-MINTIKA TEMİZLİĞİ BENZETMESİ-
Dönemin Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş'ın, Meclis
Şemdinli Araştırma Komisyonuna ''Yasa dışı faaliyetler durduğu anda
Susurluk olayı da bitmiş olur ancak, bu asla ve kata tekrarlanamaz
anlamına gelmez. Devletin birilerinin eline sopa vererek birilerinin
kafasını kırmaya yönlendirmesi yanlıştır'' değerlendirmesinde
bulunduğunu belirten Ayna, ''İşte bugün karşılaştığımız Ergenekon da
Gladio örgütlenmesinin bir devamıdır'' dedi.
Ergenekon operasyonunun, Genelkurmay Başkanlığının ''bilgisi, izni,
onayı ve desteğiyle'' gerçekleştiğini savunan Ayna, şöyle devam etti:
''Ordu yönetiminin onayı olmadan AKP'nin özellikle de kapanma riskiyle
karşı karşıya kaldığı bir süreçte böylesi bir operasyonun altına imza
atması imkansızdır. Bunun en bariz örneği Şemdinli'dir. Dolayısıyla
siyasal iktidara burada yaptırılan bir mıntıka temizliğidir.
Aslında buradaki sorun darbe yapılıp yapılmaması değildir. Özellikle
hükümet konuyu darbe tartışmalarına odaklayarak, darbe karşıtlığını
AKP'ye bir siyasal destek haline dönüştürmek istemektedir. Burada
sorunun özünde ne darbe ve darbe girişimi vardır ne de bu operasyon
darbecilerin tasfiyesine yöneliktir. AKP kendini iktidardan düşürmeye
dönük planı boşa çıkarmayı, temiz toplum mücadelesi gibi sunuyor.''
-''DARBECİLERLE HESAPLAŞMA OLSAYDI...''-
Darbeye teşebbüs edenlerin gözaltına alındığını, asıl darbecilerin ise
dokunulmaz olduklarını ifade eden Ayna, ''Eğer 12 Martların, 12
Eylüllerin hesabı sorulsaydı bugün bunlar yaşanmazdı. Burada gerçekten
darbecilerle bir hesaplaşma olsaydı önce darbeyi yapanlar yargı önüne
çıkartılırdı'' diye konuştu.
12 Eylül darbesinin nedenlerinin ve sonuçlarının ortaya çıkarılması;
dönemin sorumlularının yargılanmasının sağlanması için gerekli
araştırmaları yapmak üzere Meclis Araştırma Komisyonunun kurulması için
önerge verdiklerini anımsatan Ayna, bu önergelerine hükümet ile
muhalefet partilerinin destek vermesini istedi.
Ayna, konuşmasını şöyle tamamladı:
''Bu operasyon, darbeci çizgiye karşı bir demokrasi ve sivilleşme
mücadelesi değil, tam tersine derin devlete bir çeki düzen verme
operasyonudur. Ordu içindeki belli bir kanada dayanan Ergenekoncular
gözaltına alınarak, var olan dağınıklık ve başıboşluluk giderilmeye,
düzeltilmeye çalışılıyor. Deyim yerindeyse derin devlet bir
reorganizasyona tabi tutuluyor.
Ergenekon operasyonunun arkasında Türkiye'nin, İran ve Ortadoğu'da daha
etkili kullanılır hale getirilmesi rolü de yatıyor. Yakın bir süreçte
İran'a olası bir İsrail ya da ABD müdahalesi durumunda Türkiye'ye daha
etkin bir rol verilmesi gündeme gelecek. Eğer gerçek Ergenekon ortaya
çıkartılmak isteniyorsa çetenin asıl faaliyetleri, Doğu ve Güneydoğu'da
aranmalı; Şemdinli'de, Hakkari'de, Van'da aranmalı.''
davaları, Ergenekon operasyonu, darbe tartışmaları, iktidar çatışması ve siyasi gerilim ortamının
''Türkiye'yi hızla bir yol ayrımına doğru götürdüğünü'' söyledi.
''Türkiye, demokrasi ve özgürlükler ülkesine mi dönüşecek? Yoksa
otoriter milliyetçi bir anlayışa mı teslim olacak?'' diye soran Ayna,
''Bu iktidar savaşının kazananı kesinlikle Türkiye'de yaşayan halklar
olmayacaktır'' dedi.
Ergenekon soruşturması çerçevesinde tutuklanan 58 kişiden 11'inin emekli
ordu görevlileri olduğuna dikkati çeken Ayna, ''Bu kadar asker kökenli
ismin ön plana çıkması, Türkiye'deki hukuk dışı örgütlenmelerin,
çeteleşmenin devlet içindeki mekanizmalardan beslendiğini göstermesi
açısından dikkat çekicidir. Sadece devletten mi? Siyaset kurumundan da
destek gördükleri tartışma götürmez bir gerçektir. Yaşananlar,
Türkiye'deki iktidar gücünü oluşturan mekanizmalara sahip olma
savaşıdır. Bu savaş demokrasi ve özgürlük savaşı ya da sivil demokratik
siyaset adına yürütülen bir mücadele değildir'' diye konuştu.
-''SİSTEMİN ADI, KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜDÜR''-
''Türkiye'deki Gladio tipi kontrgerilla örgütlenmesinin ve bu gizli
yapılanmaların gerçekleştirdiği kirli, gizli, kanlı faaliyetlerin açığa
çıkartılmasının, demokratik hukuk devleti olabilmenin temel koşulu''
olduğunu ifade eden Ayna, şunları söyledi:
''Temiz toplum ve şeffaf yönetim yaratmanın yolu çetelerle, hukuk dışı
yapılarla mücadeleden geçmektedir. Devlet içi, hukuk dışı
örgütlenmelerin bugüne kadar Türkiye'de neler gerçekleştirdiğini hepimiz
iyi biliyoruz. Kürtler yıllardır bu kontrgerilla faaliyetlerinin hedefi
oldu.
Yarın nerede ve kime karşı nasıl bir saldırının gerçekleştirileceğini
bilmiyoruz. Çünkü bu ülkede kontrgerilla örgütlenmesi halen devam
ediyor. Hiçbir zaman bu örgütlenmeler tasfiye edilmedi; 1990'da
Hizbullah'tı, sonra Susurluk oldu; dün Şemdinli'ydi bugün Ergenekon...
Yarın farklı bir isimle karşımıza çıkabilirler. Bu nedenle ortaya çıkan
çetelerden ziyade bu çeteleri üreten sistemi iyi görmek gerekiyor. İşte
o sistemin adı Kürt sorununun çözümsüzlüğü, izlenen askeri şiddet
politikalarıdır. Bu ülkede Kürt sorunu çözülmediği, çatışmalar
durmadığı sürece de devlet içi bu tür 'derin örgütlenmeler' de devam
edecektir.''
-MINTIKA TEMİZLİĞİ BENZETMESİ-
Dönemin Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş'ın, Meclis
Şemdinli Araştırma Komisyonuna ''Yasa dışı faaliyetler durduğu anda
Susurluk olayı da bitmiş olur ancak, bu asla ve kata tekrarlanamaz
anlamına gelmez. Devletin birilerinin eline sopa vererek birilerinin
kafasını kırmaya yönlendirmesi yanlıştır'' değerlendirmesinde
bulunduğunu belirten Ayna, ''İşte bugün karşılaştığımız Ergenekon da
Gladio örgütlenmesinin bir devamıdır'' dedi.
Ergenekon operasyonunun, Genelkurmay Başkanlığının ''bilgisi, izni,
onayı ve desteğiyle'' gerçekleştiğini savunan Ayna, şöyle devam etti:
''Ordu yönetiminin onayı olmadan AKP'nin özellikle de kapanma riskiyle
karşı karşıya kaldığı bir süreçte böylesi bir operasyonun altına imza
atması imkansızdır. Bunun en bariz örneği Şemdinli'dir. Dolayısıyla
siyasal iktidara burada yaptırılan bir mıntıka temizliğidir.
Aslında buradaki sorun darbe yapılıp yapılmaması değildir. Özellikle
hükümet konuyu darbe tartışmalarına odaklayarak, darbe karşıtlığını
AKP'ye bir siyasal destek haline dönüştürmek istemektedir. Burada
sorunun özünde ne darbe ve darbe girişimi vardır ne de bu operasyon
darbecilerin tasfiyesine yöneliktir. AKP kendini iktidardan düşürmeye
dönük planı boşa çıkarmayı, temiz toplum mücadelesi gibi sunuyor.''
-''DARBECİLERLE HESAPLAŞMA OLSAYDI...''-
Darbeye teşebbüs edenlerin gözaltına alındığını, asıl darbecilerin ise
dokunulmaz olduklarını ifade eden Ayna, ''Eğer 12 Martların, 12
Eylüllerin hesabı sorulsaydı bugün bunlar yaşanmazdı. Burada gerçekten
darbecilerle bir hesaplaşma olsaydı önce darbeyi yapanlar yargı önüne
çıkartılırdı'' diye konuştu.
12 Eylül darbesinin nedenlerinin ve sonuçlarının ortaya çıkarılması;
dönemin sorumlularının yargılanmasının sağlanması için gerekli
araştırmaları yapmak üzere Meclis Araştırma Komisyonunun kurulması için
önerge verdiklerini anımsatan Ayna, bu önergelerine hükümet ile
muhalefet partilerinin destek vermesini istedi.
Ayna, konuşmasını şöyle tamamladı:
''Bu operasyon, darbeci çizgiye karşı bir demokrasi ve sivilleşme
mücadelesi değil, tam tersine derin devlete bir çeki düzen verme
operasyonudur. Ordu içindeki belli bir kanada dayanan Ergenekoncular
gözaltına alınarak, var olan dağınıklık ve başıboşluluk giderilmeye,
düzeltilmeye çalışılıyor. Deyim yerindeyse derin devlet bir
reorganizasyona tabi tutuluyor.
Ergenekon operasyonunun arkasında Türkiye'nin, İran ve Ortadoğu'da daha
etkili kullanılır hale getirilmesi rolü de yatıyor. Yakın bir süreçte
İran'a olası bir İsrail ya da ABD müdahalesi durumunda Türkiye'ye daha
etkin bir rol verilmesi gündeme gelecek. Eğer gerçek Ergenekon ortaya
çıkartılmak isteniyorsa çetenin asıl faaliyetleri, Doğu ve Güneydoğu'da
aranmalı; Şemdinli'de, Hakkari'de, Van'da aranmalı.''
