2014-06-03 - 16:46
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'da değişiklik yapan yasa tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.
AK Parti Antalya Milletvekili Sadık Badak, Kanada'nın Toronto Üniversitesi'nde 1 Ekim 2014'te yapılacak "Ermeni soykırımı ve kitle suçları" konferansının barışa katkı sağlamayacağını, aksine radikal ırkçılığı cesaretlendireceğini belirtti.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı.
MHP İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak, İstanbul'un fethinin 561. yılı dolayısıyla yaptığı gündemdışı konuşmada, fethin dünya tarihinin dönüm noktalarından olduğunu söyledi. İstanbul'un fethinin birçok devleti etkilediğini ve çağların değişmesine neden olduğunu anlatan Torlak, İstanbul'un fethinin sadece bir şehir fethi olarak değil, yeni bir çağın yeni bir dünya ve insanlık anlayışının doğması olarak kavrandığı zaman gerçek anlamını bulacağını söyledi.
CHP Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbalat da gündemdışı konuşmasında, yurt dışında yaşayan vatandaşların siyasal ve toplumsal sorunlarının çözüm beklediğini ifade etti.
Yurt dışında 5 milyondan fazla vatandaşın yaşadığını anlatan Özbolat, yurt dışındaki vatandaşlara sadece seçme hakkına sahip olduğunu, seçilme hakkından mahrum olmasının demokratik olmadığını savundu. Seçimlerde oyların hazır bulunanların huzurunda tasnif edilmesi gerektiğini dile getiren Özbolat, "Yurt dışında oylar kullanılacak, uçakla Türkiye'ye getirilecek. 100 metre mesafede bile oyların tartışmalı olduğu Türkiye'de oyların 3-4 bin kilometreden getirilmesi tartışmaya neden olacaktır" diye konuştu.
AK Parti Antalya Milletvekili Sadık Badak ise 1 Ekim 2014'te Kanada Toronto Üniversitesi'nde "Ermeni soykırımı ve kitle suçları" konulu konferans yapılacağını belirterek, konferansın barışa katkı sağlamayacağını, aksine radikal ırkçılığı cesaretlendireceğini vurguladı.
Radikal, ırkçı ve ayrımcı ideolojiyle kurulan Ermeni komitaların 1890-1915 arasında isyan ve terör olayları gerçekleştirdiğini ifade eden Badak, "Osmanlı Devleti saldırıya uğrayan Türkler'i, Kürtler'i, Araplar'ı ve sivil Ermeniler'i korumak için 24 Nisan 1915'te ırkçı Taşnak ve Hınçak partileriyle komitaları kapatmış, Göç ve İskan Kanunu'nu uygulamaya koymuştur" dedi.
Irkçılığın Batı değerleriyle bağdaşmadığının altını çizen Badak, "Dost Kanada yetkililerinin 1910'lu yıllarda Anadolu'da yaşananlarla ilgili arşivlerin bilim adamlarına açılmasına öncülük etmesini diliyorum" diye konuştu.
AK Parti İzmir Milletvekili İlknur Denizli, Türkiye'de aşırı tüketimin yansımaları görüldüğüne dikkati çekerek, "1500 lira geliriniz var. Karı koca çalışıyorsunuz. Gidin bir restoranda dört kişilik bir aile oturuyor. Masanın üzerinde her biri 1500 lira olan dört telefon var. Bununla ilgili önlem almamız gerekiyor" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, HDP'nin, "5 Temmuz 1993 tarihli MGK'ya sunulan raporlarla birlikte o gün alınan kararları da kapsayan, bu tarihten sonra gerçekleştirilen ve bir dönemin kaybına neden olan tüm olayların" araştırılmasına ilişkin önergenin görüşülmesi ile ilgili grup önerisi ele alındı.
Partisinin önerisi üzerine söz alan Kars Milletvekili Mülkiye Birtane, söz konusu dönemin, "Kürtleri yok etmek, sindirmek, onlara Türk olmayı kabul ettirmek için insanlık dışı yöntemlere maruz bırakıldığı" dönemler olduğunu iddia etti. Birtane, faili meçhul cinayetlerle tarihinin en kirli sayfalarından birini oluşturan bu dönemde aynı zamanda binlerce köyün boşaltıldığını savundu.
CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, HDP'nin önergesinde, 1900'lı yıllarda yalnızca Kürt işadamlarının öldürülmesinin öne çıkarıldığını, ancak bu dönemde sadece Kürt işadamlarının değil, sendikacıların, gazetecilerin, öğrencilerin de öldürüldüğünü ifade etti. O dönem uygulanan politikanın herkesi etkilediğini anlatan Aygün, araştırma önergesinde de bunun bütün olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.
Önergenin ruhunda sanki kontrgerilla bitmiş gibi lanse edildiğini kaydeden Aygün, aslında bunun yerini şimdi MİT'in aldığını iddia etti.
AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, 1993 yılının, "faili meçhul cinayetler yılı" olarak hafızalara kazındığını belirtti. Suikastlerin, ihmallerin, ölümlerin arka arkaya geldiğini anlatan Tunç, bunun ekonomiye de yansıdığını ifade etti.
Bu dönemin karanlık tablosundan kurtulmak isteyen vatandaşın, 2000'li yıllarda tercihini AK Parti'den yana kullandığını vurgulayan Tunç, iktidarın 12 yıldır faili meçhulleri aydınlatmak için çalıştığını, mafyaların, çetelerin üzerine gittiğini söyledi.
HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Genel Kurul'da daha sonra MHP'nin, özel borçların artışına ilişkin araştırma önergesinin görüşülmesi ile ilgili grup önerisine geçildi.
MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, AK Parti'li milletvekillerinin, kamu alacaklarının yapılandırılmasına yönelik kanun teklifini anımsatarak, bunun bir af getirdiğini, ancak vatandaşların borcunu neden ödeyemediğinin sorgulanmadığını söyledi. Günal, bu durumun araştırılması için daha önce de önerge verdiklerini, iktidar partisinin kabul etmediğini belirtti.
Türkiye'de her iki dakikada bir 14 kişinin borç batağına saplandığını kaydeden Günal, vatandaşın borçlarını ödeyememesinin nedeninin, gelirinin artmamasından kaynaklandığını dile getirdi. Borçlanmanın getirdiği sosyal sonuçlara da dikkati çeken Günal, bu yüzden cinnet geçiren, intihar edenlerin sayısının arttığını söyledi.
AK Parti Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç tüketici kredileri ve kredi kartları borçlarının arttığının doğru olduğunu, ancak burada tüketim alışkanlıklarının ne kadar değiştiğine de dikkat edilmesi gerektiğini anlattı.
Endüstri toplumundan bilgi toplumuna geçerken insanların daha iyi ve daha yeniyi talep eder hale geldiğine işaret eden Bilgiç, bunun üzerine krediye ulaşım da kolay olunca borcun arttığını ifade etti.
Bilgiç ayrıca, vatandaşın, ekonomideki istikrarı görmesi, ekonominin iye doğru gideceğini bilmesi nedeniyle tasarrufa değil tüketime yöneldiğini kaydetti.
CHP İstanbul Milletvekili Müslim Sarı, Hükümetin "borçlarımız azaldı" derken, ekonominin toplam borçluluğuna, özel sektörün borçluluğuna değinmediğini, yalnızca kamu borçları üzerinde bu açıklamayı yaptıklarını savundu. Aslında son 12 yılda hane halkı borçluluk oranının 48 kat arttığını belirten Sarı, "Bunu 'insanlar tüketiyor, mutlu oluyor' diye açıklayamazsınız. Tüketimin yanında üretiminiz, geliriniz yoksa bir yere gidemezsiniz" dedi.
Hükümetin uyguladığı ekonomi modelini de eleştiren Sarı, bu modelde devam edilmesi halinde Türkiye'yi iyi günlerin beklemediğini öne sürdü.
AK Parti İzmir Milletvekili İlknur Denizli ise 12 yılda Türkiye'de her alanda yapılan reformlarla bir dönüşüm yaşandığını vurguladı. Bu durumun ekonomide de gerçekleştiğini belirten Denizli, özellikle bankacılık ve kamu maliyesi alanındaki sağlam politikalar nedeniyle, Türkiye'nin küresel krizden en az etkilenen ve krizden en hızlı çıkan ülkeler arasında olduğunu vurguladı.
Türkiye'de aşırı tüketimin yansımaları görüldüğüne dikkati çeken Denizli, bu durumun, genel tüketim alışkanlıklarının bakımından yaşanan değişim sürecini gösterdiğini söyledi. Denizli, "1500 lira geliriniz var. Karı koca çalışıyorsunuz. Gidin bir restoranda dört kişilik bir aile oturuyor. Masanın üzerinde her biri 1500 lira olan dört telefon var. Bununla ilgili önlem almamız gerekiyor. Tasarrufla ilgili yepyeni bir bakış açısına sahip olmalıyız. Halkımızın harcamalarını yönlendirme konusunda çalışmalar yapmalıyız" diye konuştu.
MHP'nin grup önerisi de kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu, yeni yargı paketini yasalaştırmak için hafta sonuna da çalışma kararı aldı.
AK Parti'nin, bu haftaki çalışma programını belirleyen grup önerisi, Genel Kurul'da kabul edildi.
Buna göre, Genel Kurul'da bugün Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı görüşülecek.
Adalet Komisyonu'nun geçen perşembe günü kabul ettiği çocuklara ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçların cezasını artıran ve bölge istinaf mahkemeleri kurulmasını öngören yeni Yargı Paketi de Genel Kurul gündeminin ön sıralarına alındı.
Genel Kurul, Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nı yasalaştırmak için cuma, cumartesi ve pazar günleri toplanacak. Tasarı, temel kanun olarak 4 bölüm halinde görüşülecek.
Genel Kurul, çalışmalarını günlük programlarının bitimine kadar sürdürecek.
CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, geçtiğimiz günlerde Soma'da maden faciası yaşandığını anımsatarak, olayın sıcaklığıyla daha önce verdiği taşeron sistemin kaldırılmasını öngören kanun teklifinin gündeme alınmasının AK Parti'nin de oylarıyla kabul edildiğini anımsattı.
Daha sonra teklifinin gündemin ön sırasına alınmasının da Genel Kurul'da kabul edildiğini anlatan Akar, iktidar sıralarına, "Taşeron sistemi, köleliği, emek hırsızlığını kaldıracaksınız diye düşündüm ama Meclis'i çalıştırmadınız. Ya insanları aldatmayın ya da 'taşeron işçiliğe karşıyız' demeyin. Benim kanun teklifimi önemsemiyorsunuz" diye seslendi.
Bu arada CHP de basın özgürlüğünün önündeki sorunların araştırılması ve kaldırılması için verdiği araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi getirdi.
CHP İstanbul Milletvekili Sedef Küçük, bir ülkedeki demokrasinin kalitesini ölçmek için ifade özgürlüğünü kriter almak, basının özgür olup olmadığına bakmak gerektiğini söyledi.
Türkiye'nin basın özgürlüğünde üçüncü dünya ülkesi olduğunu öne süren Küçük, "Basın demokrasinin bekçiliğini yapamıyor ya da yaptırılmıyorsa o ülkede demokrasi işlemiyordur. Türkiye için durum budur" dedi.
Türkiye'de bu dönemin basın özgürlüğü başta olmak üzere bütün özgürlükler için karanlık dönem olduğunu savunan Küçük, "Bu da bitecektir. Herkesi her zaman aldatamazsınız" diye konuştu.
HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan da Cumhuriyet döneminde hiçbir zaman özgür basın faaliyeti olmadığını ifade ederek, "her kesimden basın mensubunun devletin tokadını yediğini" söyledi.
Türkiye'de birinin "ak" dediğine diğeri "kara" diyen, birinin göklere çıkardığını diğerinin yerin dibine soktuğu medya bulunduğunu ifade eden Tan, "Evrensel basın ilkelerine göre bu kadar çelişkinin, bu kadar kamplaşmanın olması mümkün değil. Önce olanı biteni doğru bir şekilde ortaya koyarsınız, yorum serbesttir" dedi.
MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan ise basının en önemli işlevinin doğru ve tarafsız haber sunmak olduğunu belirterek, "Türkiye'de basın kuruluşları haber veremiyor, iktidarın şakşakçılığını yapıyor" diye konuştu.
Basının üzerinde Cumhuriyet tarihinde görülmemiş baskı olduğunu öne süren Türkkan, "Ben diktatöryal rejimden kaçmış bir ailenin çocuğuyum. Bana çocukken anlatılanları 55 yaşımdan sonra tekrar dinlemeye başladım. Çocukken, totaliter rejimlerde, eski Yugoslavya'da neler yapılıyorsa şu anda burada onu yapıyorsunuz" dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın gazete sahiplerini arayarak azarladığını ve talimatlar verdiğini ifade eden Türkkan'ın, "Bu Başbakan ilanihaye bu ülkeyi yönetmeyecek. Ömrü de sonsuz değil. Bir gün bu ülke sizi bu dalkavukluğunuzla anacak, bu şahsiyetsizliğinizle anacak, bu omurgasızlığınızla anacak" sözlerine AK Parti'li milletvekilleri tepki gösterdi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca ise Türkkan'ı hayretle dinlediğini belirterek, "Medya patronlarından bahsederken unutmuş olmalı pijamayla, eli cebinde karşılanan başbakanları" dedi.
Basının, demokrasinin güvencesi olduğunun altını çizen Kaynarca, "O yüzden özgür olmalı, o yüzden tarafsızlığını koruyabilmeli, o yüzden güven vermeli" diye konuştu.
Diğer ülkelerde Türkiye'deki basın özgürlüğüyle ilgili çok farklı fotoğraflar çizildiğini dile getiren Kaynarca, TRT'nin Hamburg olaylarını gösterdiği için Alman kablolu yayınından çıkarıldığını, Gezi olayları sırasında ise yabancı kanalların 8 saat aralıksız yayın yaptığını vurguladı.
CHP'nin grup önerisi reddedildi.
Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, "Türkiye 77 milyonluk dev ülke. Terör örgütüne teslim olmaz" dedi.
Güllüce, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Tapu için ilave harç alınmayacağını belirten Güllüce, harçların yönetmelikte belirlendiğini, ancak Anayasa Mahkemesi'nin kararı doğrultusunda rakamlaştırıldığını söyledi.
Güllüce, 17 Aralık operasyonundan sonra bakanlığının İstanbul'daki birimlerinde yaşanan görevden almalarla ilgili, Teftiş Kurulu'nun gerekeni yaptığını ve hukuk çerçevesinde bu işlemlerin yapıldığını ifade etti.
CHP Antalya Milletvekili Gürkut Acar'ın terör örgütünün yol kesme eylemine ilişkin sorusu üzerine Güllüce, terörle mücadelenin amansız bir şekilde sürdüğünü kaydetti. Devletin terörü yok etmek için 30 yıldır mücadele ettiğini ve etmeye devam edeceğini vurgulayan Güllüce, "Türkiye 77 milyonluk dev ülke. Terör örgütüne teslim olmaz. Bu devlet 3 eşkıyaya prim vermez" diye konuştu.
HDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani de terör örgütünün yol kestiği bilgisinin yalan olduğunu öne sürerek, aksi açıklamaların provokatif olduğunu söyledi.
Bunun üzerine tekrar söz alan Acar, terör örgütünün çocuk kaçırmasının ve yol kesme eyleminin günlerdir gazetelerde yer aldığını belirterek, "Biz hayal mi görüyoruz" dedi.
HDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani, Diyarbakır'da terör örgütünün çocuk kaçırmasına ilişkin, "Biz mi çocukları dağa kaldırıyoruz? Böyle mi düşünüyorsunuz? Biz dağdakilerin yerini bilmiyoruz, sadece dağda olduklarını biliyoruz. Mesele yer bilme meselesi ise hükümet bizden daha iyi biliyor" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Soma'da 301 işçinin yaşamını yitirdiği maden faciasıyla ilgili olarak kurulan Araştırma Komisyonu için parti gruplarının bildirdiği üyelerin isimleri okundu. Komisyonun yarın toplanarak görev bölümü yapması kararlaştırıldı.
Daha sonra, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'da değişiklik yapan yasa tasarı üzerinde görüşmelere geçildi.
Tasarının tümü üzerine HDP grubu adına söz alan Hakkari Milletvekili Adil Zozani, çözüm sürecini sahiplenmeye ve güçlendirmeye, süreci sabote edecek davranışların önüne geçmeye çalıştıklarını ifade etti. Ortaya çıkacak bir kıvılcımın her şeyi tersyüz edeceğini belirten Zozani, bu durumun, Ortadoğu'nun kaosa sürüklenmesini arzu eden güçlere yarayacağını söyledi.
Diyarbakır'da terör örgütünün çocuk kaçırması konusuna değinen Zozani, "Biz mi çocukları dağa kaldırıyoruz? Böyle mi düşünüyorsunuz? Bizi böyle mi biliyorsunuz? Son dönemlerdeki kirli propagandalardan gına geldi. Biz dağdakilerin yerini bilmiyoruz, sadece dağda olduklarını biliyoruz. Mesele yer bilme meselesi ise hükümet bizden daha iyi biliyor. Buyursunlar hep beraber gidelim birlikte getirelim" dedi.
MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, yabancılara toprak satışına değindi. Toprağın, bir ülkenin egemenliğinin asli unsurlarından biri olduğuna işaret eden Akçay, bu nedenle bütün ülkelerde yabancılara toprak satışı ile ilgili sınırlamaların olduğuna dikkati çekti. Akçay, bu sınırlamaların özellikle güvenlik arz eden noktalar ile tarım ve sulama alanlarında yoğunlaştığını dile getirdi.
AK Parti'nin, yabancılara toprak satışına ilişkin politikasını eleştiren Akçay, "Bu topraklar bizim için kutsaldır. Ama bunun anlamını kavrayamayan AKP hükümeti, vatan topraklarına bedel biçiyor. Özellikle kıyı kesimlerinde yabancılara ciddi miktarda toprak satışı yapıldı. Ülkenin önemli bir bölümü yabancıların eline geçti" dedi. Akçay, iktidarın çıkardığı kanunlarla, yabancıların toprak almasını kolaylaştırdığını, alabilecekleri alanı da genişlettiğini savundu.
Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, "Bakanlıkta birilerini değiştireceksem, onun nereli olduğuna bakmam. Benim önceliğim o olmaz. Performansına bakarım. Hukukla ilgili, kanunlarla ilgili sorunu var mı yok mu ona bakarım" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'nda değişiklik yapan yasa tasarı üzerindeki görüşmelerde söz alan CHP Trabzon Milletvekili Volkan Canalioğlu, İdris Güllüce'ye "Niye bizim bürokratlarımızı görevden alıyorsunuz? Bunların suçları ne? 25 tane bürokratı görevden aldınız. Bu yetmiyor, 180 tane öğrencimizin burslarını kesiyorsunuz. Günah değil mi?" diye sordu.
Bunun üzerine söz alan Güllüce, Türkiye'de yaşayan 77 milyon insanın hangi şehirde yaşadığına bakmadıklarını belirterek, " Türkiye'nin, 77 milyonunun kardeş olduğuna bakarız. Bu Trabzonlu da Edirneli de Ardahanlı da olabilir. Kimin damadı olduğuna bakarak görevden alıp ya da göreve tayin etmeyiz" dedi.
Güllüce, şöyle devam etti:
"Türkiye'deki bir il karşıtı olmamız mümkün olmaz. Bu topraklarda bunu yapmak bölücülük ve çirkinliktir. Soruşturma açılmış insanlar varsa ben bunları görevden alırım. Hepsi böyle midir, hayır değildir. Benim beraber çalışacağım insanlar vardır, beraber çalışamayacağım insanlar vardır. Performansını düşük görmüşümdür, daha uygun çalışacağım insanlar görmüşümdür. Kusura bakmayın, Bakanlığa gelmiş bir insan da kendi Bakanlık bünyesinde bazı değişiklikler yapar. Bu değişiklikleri yaparken de 'Bu nereli? Trabzonlu ise olmasın, Trabzonlu ise olsun' diyemezsiniz. Böyle bir mantık olmaz. Bu bir kere Türkiye'de başka siyasi partilerin yaptığı duruma düşürür sizi. Türkiye'de, 'il milliyetçiliği yapayım' derken, bölücülük yapacak noktaya götürür. Biz Allah'a sığınırız Trabzon'a karşı olmaktan. Ben bu toprağın bütünlüğü, birliği için hayatımı vermiş bir insanım. Çocukluğumda Trabzonluların kucağında büyümüşümdür. Trabzonlulara karşı bizim kinimiz olmaz. Canımız kadar da severiz.
Ama ben Bakanlıkta birilerini değiştireceksem, onun nereleri olduğuna bakmam. Benim önceliğim o olmaz. Performansına bakarım. Hukukla ilgili, kanunlarla ilgili sorunu var mı yok mu ona bakarım.
Savcılık mahkemeye vermiş. 'KPSS'ye uygun olmayan adamlar alındı' diye, savcılık el koymuş. Ben savcıya müdahale edemem. Ben bunu belirleyemem ki... Siz onu savcıya soracaksınız benimle ilgisi yok.
Sizin bu söyledikleriniz, Trabzon'a hoş görünmek için yaptığınız bir konuşma. Aslında Trabzon'a hoş görünmek gibi olabilir ama ülke bütünlüğünü için doğru bir konuşma değildir."
Canalioğlu'nun burs konusundaki iddialarına da cevap veren Güllüce, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın bu konuda aldığı kararı anımsattı. Güllüce şöyle devam etti:
"Demişiz ki 'Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, yüksek lisans ve doktora bursu versin.' Ortaokul ve liseyi başka kurumlar versin. Bize şehircilik, çevrecilik uzmanları lazım. Bunların yüksek lisans, doktora yapması lazım. Dolayısıyla karar almışız, 'Bundan böyle bir hiç kimseye burs vermeyeceğiz. Üniversitelere müracaat etmişiz, 'bize öğrenci gönderin' diye. Bizim verdiğimiz alanlarda doktora, yüksek lisans alanlarında yetişmiş insana ihtiyacımız var. Yüksek lisansa 600, doktoraya 900 lira burs vereceğiz. Bunun yanlış tarafı neresidir? Bu burs alanlar sadece bir şehirden ise o zaman 'Niye sadece bir şehirden' diye ben size soru sorarım.
İlime verdiğim hizmetlerden dolayı, Türkiye'nin 81 iline eşit davrandığımdan dolayı, üniversite ve akademisyenleri desteklediğimden dolayı beni kutlamalıydınız.
Bizim Trabzon ile derdimiz olur mu? Bizim dünyanın insanı ile derdimiz olmaz. Trabzon'da yerel gazetelere yazı yazdırıyorsunuz, 'Trabzon düşmanlığı' diye. Yakışıyor mu size? Sizi kınıyorum."
Tekrar söz alan Canalioğlu, "Kızmanın bir anlamı yok. Trabzonlular asla bölücülük yapmamıştır. O zaman sizden önce yapılan bu işlere soruşturma açtınız mı suç duyurusunda bulundunuz mu? Madem bir önceki Bakan bu işleri yaptı siz ne yaptınız bu konuda, suç duyurusunda bulundunuz mu? Ben sizi kınıyorum" diye konuştu.
Canalioğlu ayrıca, Trabzon'daki gazetelere kendisinin bir şey yazdırmadığını ifade etti.
***HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DOKÜMANLAR" KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı.
MHP İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak, İstanbul'un fethinin 561. yılı dolayısıyla yaptığı gündemdışı konuşmada, fethin dünya tarihinin dönüm noktalarından olduğunu söyledi. İstanbul'un fethinin birçok devleti etkilediğini ve çağların değişmesine neden olduğunu anlatan Torlak, İstanbul'un fethinin sadece bir şehir fethi olarak değil, yeni bir çağın yeni bir dünya ve insanlık anlayışının doğması olarak kavrandığı zaman gerçek anlamını bulacağını söyledi.
CHP Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbalat da gündemdışı konuşmasında, yurt dışında yaşayan vatandaşların siyasal ve toplumsal sorunlarının çözüm beklediğini ifade etti.
Yurt dışında 5 milyondan fazla vatandaşın yaşadığını anlatan Özbolat, yurt dışındaki vatandaşlara sadece seçme hakkına sahip olduğunu, seçilme hakkından mahrum olmasının demokratik olmadığını savundu. Seçimlerde oyların hazır bulunanların huzurunda tasnif edilmesi gerektiğini dile getiren Özbolat, "Yurt dışında oylar kullanılacak, uçakla Türkiye'ye getirilecek. 100 metre mesafede bile oyların tartışmalı olduğu Türkiye'de oyların 3-4 bin kilometreden getirilmesi tartışmaya neden olacaktır" diye konuştu.
AK Parti Antalya Milletvekili Sadık Badak ise 1 Ekim 2014'te Kanada Toronto Üniversitesi'nde "Ermeni soykırımı ve kitle suçları" konulu konferans yapılacağını belirterek, konferansın barışa katkı sağlamayacağını, aksine radikal ırkçılığı cesaretlendireceğini vurguladı.
Radikal, ırkçı ve ayrımcı ideolojiyle kurulan Ermeni komitaların 1890-1915 arasında isyan ve terör olayları gerçekleştirdiğini ifade eden Badak, "Osmanlı Devleti saldırıya uğrayan Türkler'i, Kürtler'i, Araplar'ı ve sivil Ermeniler'i korumak için 24 Nisan 1915'te ırkçı Taşnak ve Hınçak partileriyle komitaları kapatmış, Göç ve İskan Kanunu'nu uygulamaya koymuştur" dedi.
Irkçılığın Batı değerleriyle bağdaşmadığının altını çizen Badak, "Dost Kanada yetkililerinin 1910'lu yıllarda Anadolu'da yaşananlarla ilgili arşivlerin bilim adamlarına açılmasına öncülük etmesini diliyorum" diye konuştu.
AK Parti İzmir Milletvekili İlknur Denizli, Türkiye'de aşırı tüketimin yansımaları görüldüğüne dikkati çekerek, "1500 lira geliriniz var. Karı koca çalışıyorsunuz. Gidin bir restoranda dört kişilik bir aile oturuyor. Masanın üzerinde her biri 1500 lira olan dört telefon var. Bununla ilgili önlem almamız gerekiyor" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, HDP'nin, "5 Temmuz 1993 tarihli MGK'ya sunulan raporlarla birlikte o gün alınan kararları da kapsayan, bu tarihten sonra gerçekleştirilen ve bir dönemin kaybına neden olan tüm olayların" araştırılmasına ilişkin önergenin görüşülmesi ile ilgili grup önerisi ele alındı.
Partisinin önerisi üzerine söz alan Kars Milletvekili Mülkiye Birtane, söz konusu dönemin, "Kürtleri yok etmek, sindirmek, onlara Türk olmayı kabul ettirmek için insanlık dışı yöntemlere maruz bırakıldığı" dönemler olduğunu iddia etti. Birtane, faili meçhul cinayetlerle tarihinin en kirli sayfalarından birini oluşturan bu dönemde aynı zamanda binlerce köyün boşaltıldığını savundu.
CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, HDP'nin önergesinde, 1900'lı yıllarda yalnızca Kürt işadamlarının öldürülmesinin öne çıkarıldığını, ancak bu dönemde sadece Kürt işadamlarının değil, sendikacıların, gazetecilerin, öğrencilerin de öldürüldüğünü ifade etti. O dönem uygulanan politikanın herkesi etkilediğini anlatan Aygün, araştırma önergesinde de bunun bütün olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.
Önergenin ruhunda sanki kontrgerilla bitmiş gibi lanse edildiğini kaydeden Aygün, aslında bunun yerini şimdi MİT'in aldığını iddia etti.
AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, 1993 yılının, "faili meçhul cinayetler yılı" olarak hafızalara kazındığını belirtti. Suikastlerin, ihmallerin, ölümlerin arka arkaya geldiğini anlatan Tunç, bunun ekonomiye de yansıdığını ifade etti.
Bu dönemin karanlık tablosundan kurtulmak isteyen vatandaşın, 2000'li yıllarda tercihini AK Parti'den yana kullandığını vurgulayan Tunç, iktidarın 12 yıldır faili meçhulleri aydınlatmak için çalıştığını, mafyaların, çetelerin üzerine gittiğini söyledi.
HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Genel Kurul'da daha sonra MHP'nin, özel borçların artışına ilişkin araştırma önergesinin görüşülmesi ile ilgili grup önerisine geçildi.
MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, AK Parti'li milletvekillerinin, kamu alacaklarının yapılandırılmasına yönelik kanun teklifini anımsatarak, bunun bir af getirdiğini, ancak vatandaşların borcunu neden ödeyemediğinin sorgulanmadığını söyledi. Günal, bu durumun araştırılması için daha önce de önerge verdiklerini, iktidar partisinin kabul etmediğini belirtti.
Türkiye'de her iki dakikada bir 14 kişinin borç batağına saplandığını kaydeden Günal, vatandaşın borçlarını ödeyememesinin nedeninin, gelirinin artmamasından kaynaklandığını dile getirdi. Borçlanmanın getirdiği sosyal sonuçlara da dikkati çeken Günal, bu yüzden cinnet geçiren, intihar edenlerin sayısının arttığını söyledi.
AK Parti Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç tüketici kredileri ve kredi kartları borçlarının arttığının doğru olduğunu, ancak burada tüketim alışkanlıklarının ne kadar değiştiğine de dikkat edilmesi gerektiğini anlattı.
Endüstri toplumundan bilgi toplumuna geçerken insanların daha iyi ve daha yeniyi talep eder hale geldiğine işaret eden Bilgiç, bunun üzerine krediye ulaşım da kolay olunca borcun arttığını ifade etti.
Bilgiç ayrıca, vatandaşın, ekonomideki istikrarı görmesi, ekonominin iye doğru gideceğini bilmesi nedeniyle tasarrufa değil tüketime yöneldiğini kaydetti.
CHP İstanbul Milletvekili Müslim Sarı, Hükümetin "borçlarımız azaldı" derken, ekonominin toplam borçluluğuna, özel sektörün borçluluğuna değinmediğini, yalnızca kamu borçları üzerinde bu açıklamayı yaptıklarını savundu. Aslında son 12 yılda hane halkı borçluluk oranının 48 kat arttığını belirten Sarı, "Bunu 'insanlar tüketiyor, mutlu oluyor' diye açıklayamazsınız. Tüketimin yanında üretiminiz, geliriniz yoksa bir yere gidemezsiniz" dedi.
Hükümetin uyguladığı ekonomi modelini de eleştiren Sarı, bu modelde devam edilmesi halinde Türkiye'yi iyi günlerin beklemediğini öne sürdü.
AK Parti İzmir Milletvekili İlknur Denizli ise 12 yılda Türkiye'de her alanda yapılan reformlarla bir dönüşüm yaşandığını vurguladı. Bu durumun ekonomide de gerçekleştiğini belirten Denizli, özellikle bankacılık ve kamu maliyesi alanındaki sağlam politikalar nedeniyle, Türkiye'nin küresel krizden en az etkilenen ve krizden en hızlı çıkan ülkeler arasında olduğunu vurguladı.
Türkiye'de aşırı tüketimin yansımaları görüldüğüne dikkati çeken Denizli, bu durumun, genel tüketim alışkanlıklarının bakımından yaşanan değişim sürecini gösterdiğini söyledi. Denizli, "1500 lira geliriniz var. Karı koca çalışıyorsunuz. Gidin bir restoranda dört kişilik bir aile oturuyor. Masanın üzerinde her biri 1500 lira olan dört telefon var. Bununla ilgili önlem almamız gerekiyor. Tasarrufla ilgili yepyeni bir bakış açısına sahip olmalıyız. Halkımızın harcamalarını yönlendirme konusunda çalışmalar yapmalıyız" diye konuştu.
MHP'nin grup önerisi de kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu, yeni yargı paketini yasalaştırmak için hafta sonuna da çalışma kararı aldı.
AK Parti'nin, bu haftaki çalışma programını belirleyen grup önerisi, Genel Kurul'da kabul edildi.
Buna göre, Genel Kurul'da bugün Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı görüşülecek.
Adalet Komisyonu'nun geçen perşembe günü kabul ettiği çocuklara ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçların cezasını artıran ve bölge istinaf mahkemeleri kurulmasını öngören yeni Yargı Paketi de Genel Kurul gündeminin ön sıralarına alındı.
Genel Kurul, Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nı yasalaştırmak için cuma, cumartesi ve pazar günleri toplanacak. Tasarı, temel kanun olarak 4 bölüm halinde görüşülecek.
Genel Kurul, çalışmalarını günlük programlarının bitimine kadar sürdürecek.
CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, geçtiğimiz günlerde Soma'da maden faciası yaşandığını anımsatarak, olayın sıcaklığıyla daha önce verdiği taşeron sistemin kaldırılmasını öngören kanun teklifinin gündeme alınmasının AK Parti'nin de oylarıyla kabul edildiğini anımsattı.
Daha sonra teklifinin gündemin ön sırasına alınmasının da Genel Kurul'da kabul edildiğini anlatan Akar, iktidar sıralarına, "Taşeron sistemi, köleliği, emek hırsızlığını kaldıracaksınız diye düşündüm ama Meclis'i çalıştırmadınız. Ya insanları aldatmayın ya da 'taşeron işçiliğe karşıyız' demeyin. Benim kanun teklifimi önemsemiyorsunuz" diye seslendi.
Bu arada CHP de basın özgürlüğünün önündeki sorunların araştırılması ve kaldırılması için verdiği araştırma önergesinin bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi getirdi.
CHP İstanbul Milletvekili Sedef Küçük, bir ülkedeki demokrasinin kalitesini ölçmek için ifade özgürlüğünü kriter almak, basının özgür olup olmadığına bakmak gerektiğini söyledi.
Türkiye'nin basın özgürlüğünde üçüncü dünya ülkesi olduğunu öne süren Küçük, "Basın demokrasinin bekçiliğini yapamıyor ya da yaptırılmıyorsa o ülkede demokrasi işlemiyordur. Türkiye için durum budur" dedi.
Türkiye'de bu dönemin basın özgürlüğü başta olmak üzere bütün özgürlükler için karanlık dönem olduğunu savunan Küçük, "Bu da bitecektir. Herkesi her zaman aldatamazsınız" diye konuştu.
HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan da Cumhuriyet döneminde hiçbir zaman özgür basın faaliyeti olmadığını ifade ederek, "her kesimden basın mensubunun devletin tokadını yediğini" söyledi.
Türkiye'de birinin "ak" dediğine diğeri "kara" diyen, birinin göklere çıkardığını diğerinin yerin dibine soktuğu medya bulunduğunu ifade eden Tan, "Evrensel basın ilkelerine göre bu kadar çelişkinin, bu kadar kamplaşmanın olması mümkün değil. Önce olanı biteni doğru bir şekilde ortaya koyarsınız, yorum serbesttir" dedi.
MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan ise basının en önemli işlevinin doğru ve tarafsız haber sunmak olduğunu belirterek, "Türkiye'de basın kuruluşları haber veremiyor, iktidarın şakşakçılığını yapıyor" diye konuştu.
Basının üzerinde Cumhuriyet tarihinde görülmemiş baskı olduğunu öne süren Türkkan, "Ben diktatöryal rejimden kaçmış bir ailenin çocuğuyum. Bana çocukken anlatılanları 55 yaşımdan sonra tekrar dinlemeye başladım. Çocukken, totaliter rejimlerde, eski Yugoslavya'da neler yapılıyorsa şu anda burada onu yapıyorsunuz" dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın gazete sahiplerini arayarak azarladığını ve talimatlar verdiğini ifade eden Türkkan'ın, "Bu Başbakan ilanihaye bu ülkeyi yönetmeyecek. Ömrü de sonsuz değil. Bir gün bu ülke sizi bu dalkavukluğunuzla anacak, bu şahsiyetsizliğinizle anacak, bu omurgasızlığınızla anacak" sözlerine AK Parti'li milletvekilleri tepki gösterdi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca ise Türkkan'ı hayretle dinlediğini belirterek, "Medya patronlarından bahsederken unutmuş olmalı pijamayla, eli cebinde karşılanan başbakanları" dedi.
Basının, demokrasinin güvencesi olduğunun altını çizen Kaynarca, "O yüzden özgür olmalı, o yüzden tarafsızlığını koruyabilmeli, o yüzden güven vermeli" diye konuştu.
Diğer ülkelerde Türkiye'deki basın özgürlüğüyle ilgili çok farklı fotoğraflar çizildiğini dile getiren Kaynarca, TRT'nin Hamburg olaylarını gösterdiği için Alman kablolu yayınından çıkarıldığını, Gezi olayları sırasında ise yabancı kanalların 8 saat aralıksız yayın yaptığını vurguladı.
CHP'nin grup önerisi reddedildi.
Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, "Türkiye 77 milyonluk dev ülke. Terör örgütüne teslim olmaz" dedi.
Güllüce, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Tapu için ilave harç alınmayacağını belirten Güllüce, harçların yönetmelikte belirlendiğini, ancak Anayasa Mahkemesi'nin kararı doğrultusunda rakamlaştırıldığını söyledi.
Güllüce, 17 Aralık operasyonundan sonra bakanlığının İstanbul'daki birimlerinde yaşanan görevden almalarla ilgili, Teftiş Kurulu'nun gerekeni yaptığını ve hukuk çerçevesinde bu işlemlerin yapıldığını ifade etti.
CHP Antalya Milletvekili Gürkut Acar'ın terör örgütünün yol kesme eylemine ilişkin sorusu üzerine Güllüce, terörle mücadelenin amansız bir şekilde sürdüğünü kaydetti. Devletin terörü yok etmek için 30 yıldır mücadele ettiğini ve etmeye devam edeceğini vurgulayan Güllüce, "Türkiye 77 milyonluk dev ülke. Terör örgütüne teslim olmaz. Bu devlet 3 eşkıyaya prim vermez" diye konuştu.
HDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani de terör örgütünün yol kestiği bilgisinin yalan olduğunu öne sürerek, aksi açıklamaların provokatif olduğunu söyledi.
Bunun üzerine tekrar söz alan Acar, terör örgütünün çocuk kaçırmasının ve yol kesme eyleminin günlerdir gazetelerde yer aldığını belirterek, "Biz hayal mi görüyoruz" dedi.
HDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani, Diyarbakır'da terör örgütünün çocuk kaçırmasına ilişkin, "Biz mi çocukları dağa kaldırıyoruz? Böyle mi düşünüyorsunuz? Biz dağdakilerin yerini bilmiyoruz, sadece dağda olduklarını biliyoruz. Mesele yer bilme meselesi ise hükümet bizden daha iyi biliyor" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Soma'da 301 işçinin yaşamını yitirdiği maden faciasıyla ilgili olarak kurulan Araştırma Komisyonu için parti gruplarının bildirdiği üyelerin isimleri okundu. Komisyonun yarın toplanarak görev bölümü yapması kararlaştırıldı.
Daha sonra, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'da değişiklik yapan yasa tasarı üzerinde görüşmelere geçildi.
Tasarının tümü üzerine HDP grubu adına söz alan Hakkari Milletvekili Adil Zozani, çözüm sürecini sahiplenmeye ve güçlendirmeye, süreci sabote edecek davranışların önüne geçmeye çalıştıklarını ifade etti. Ortaya çıkacak bir kıvılcımın her şeyi tersyüz edeceğini belirten Zozani, bu durumun, Ortadoğu'nun kaosa sürüklenmesini arzu eden güçlere yarayacağını söyledi.
Diyarbakır'da terör örgütünün çocuk kaçırması konusuna değinen Zozani, "Biz mi çocukları dağa kaldırıyoruz? Böyle mi düşünüyorsunuz? Bizi böyle mi biliyorsunuz? Son dönemlerdeki kirli propagandalardan gına geldi. Biz dağdakilerin yerini bilmiyoruz, sadece dağda olduklarını biliyoruz. Mesele yer bilme meselesi ise hükümet bizden daha iyi biliyor. Buyursunlar hep beraber gidelim birlikte getirelim" dedi.
MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, yabancılara toprak satışına değindi. Toprağın, bir ülkenin egemenliğinin asli unsurlarından biri olduğuna işaret eden Akçay, bu nedenle bütün ülkelerde yabancılara toprak satışı ile ilgili sınırlamaların olduğuna dikkati çekti. Akçay, bu sınırlamaların özellikle güvenlik arz eden noktalar ile tarım ve sulama alanlarında yoğunlaştığını dile getirdi.
AK Parti'nin, yabancılara toprak satışına ilişkin politikasını eleştiren Akçay, "Bu topraklar bizim için kutsaldır. Ama bunun anlamını kavrayamayan AKP hükümeti, vatan topraklarına bedel biçiyor. Özellikle kıyı kesimlerinde yabancılara ciddi miktarda toprak satışı yapıldı. Ülkenin önemli bir bölümü yabancıların eline geçti" dedi. Akçay, iktidarın çıkardığı kanunlarla, yabancıların toprak almasını kolaylaştırdığını, alabilecekleri alanı da genişlettiğini savundu.
Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, "Bakanlıkta birilerini değiştireceksem, onun nereli olduğuna bakmam. Benim önceliğim o olmaz. Performansına bakarım. Hukukla ilgili, kanunlarla ilgili sorunu var mı yok mu ona bakarım" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'nda değişiklik yapan yasa tasarı üzerindeki görüşmelerde söz alan CHP Trabzon Milletvekili Volkan Canalioğlu, İdris Güllüce'ye "Niye bizim bürokratlarımızı görevden alıyorsunuz? Bunların suçları ne? 25 tane bürokratı görevden aldınız. Bu yetmiyor, 180 tane öğrencimizin burslarını kesiyorsunuz. Günah değil mi?" diye sordu.
Bunun üzerine söz alan Güllüce, Türkiye'de yaşayan 77 milyon insanın hangi şehirde yaşadığına bakmadıklarını belirterek, " Türkiye'nin, 77 milyonunun kardeş olduğuna bakarız. Bu Trabzonlu da Edirneli de Ardahanlı da olabilir. Kimin damadı olduğuna bakarak görevden alıp ya da göreve tayin etmeyiz" dedi.
Güllüce, şöyle devam etti:
"Türkiye'deki bir il karşıtı olmamız mümkün olmaz. Bu topraklarda bunu yapmak bölücülük ve çirkinliktir. Soruşturma açılmış insanlar varsa ben bunları görevden alırım. Hepsi böyle midir, hayır değildir. Benim beraber çalışacağım insanlar vardır, beraber çalışamayacağım insanlar vardır. Performansını düşük görmüşümdür, daha uygun çalışacağım insanlar görmüşümdür. Kusura bakmayın, Bakanlığa gelmiş bir insan da kendi Bakanlık bünyesinde bazı değişiklikler yapar. Bu değişiklikleri yaparken de 'Bu nereli? Trabzonlu ise olmasın, Trabzonlu ise olsun' diyemezsiniz. Böyle bir mantık olmaz. Bu bir kere Türkiye'de başka siyasi partilerin yaptığı duruma düşürür sizi. Türkiye'de, 'il milliyetçiliği yapayım' derken, bölücülük yapacak noktaya götürür. Biz Allah'a sığınırız Trabzon'a karşı olmaktan. Ben bu toprağın bütünlüğü, birliği için hayatımı vermiş bir insanım. Çocukluğumda Trabzonluların kucağında büyümüşümdür. Trabzonlulara karşı bizim kinimiz olmaz. Canımız kadar da severiz.
Ama ben Bakanlıkta birilerini değiştireceksem, onun nereleri olduğuna bakmam. Benim önceliğim o olmaz. Performansına bakarım. Hukukla ilgili, kanunlarla ilgili sorunu var mı yok mu ona bakarım.
Savcılık mahkemeye vermiş. 'KPSS'ye uygun olmayan adamlar alındı' diye, savcılık el koymuş. Ben savcıya müdahale edemem. Ben bunu belirleyemem ki... Siz onu savcıya soracaksınız benimle ilgisi yok.
Sizin bu söyledikleriniz, Trabzon'a hoş görünmek için yaptığınız bir konuşma. Aslında Trabzon'a hoş görünmek gibi olabilir ama ülke bütünlüğünü için doğru bir konuşma değildir."
Canalioğlu'nun burs konusundaki iddialarına da cevap veren Güllüce, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın bu konuda aldığı kararı anımsattı. Güllüce şöyle devam etti:
"Demişiz ki 'Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, yüksek lisans ve doktora bursu versin.' Ortaokul ve liseyi başka kurumlar versin. Bize şehircilik, çevrecilik uzmanları lazım. Bunların yüksek lisans, doktora yapması lazım. Dolayısıyla karar almışız, 'Bundan böyle bir hiç kimseye burs vermeyeceğiz. Üniversitelere müracaat etmişiz, 'bize öğrenci gönderin' diye. Bizim verdiğimiz alanlarda doktora, yüksek lisans alanlarında yetişmiş insana ihtiyacımız var. Yüksek lisansa 600, doktoraya 900 lira burs vereceğiz. Bunun yanlış tarafı neresidir? Bu burs alanlar sadece bir şehirden ise o zaman 'Niye sadece bir şehirden' diye ben size soru sorarım.
İlime verdiğim hizmetlerden dolayı, Türkiye'nin 81 iline eşit davrandığımdan dolayı, üniversite ve akademisyenleri desteklediğimden dolayı beni kutlamalıydınız.
Bizim Trabzon ile derdimiz olur mu? Bizim dünyanın insanı ile derdimiz olmaz. Trabzon'da yerel gazetelere yazı yazdırıyorsunuz, 'Trabzon düşmanlığı' diye. Yakışıyor mu size? Sizi kınıyorum."
Tekrar söz alan Canalioğlu, "Kızmanın bir anlamı yok. Trabzonlular asla bölücülük yapmamıştır. O zaman sizden önce yapılan bu işlere soruşturma açtınız mı suç duyurusunda bulundunuz mu? Madem bir önceki Bakan bu işleri yaptı siz ne yaptınız bu konuda, suç duyurusunda bulundunuz mu? Ben sizi kınıyorum" diye konuştu.
Canalioğlu ayrıca, Trabzon'daki gazetelere kendisinin bir şey yazdırmadığını ifade etti.
***HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DOKÜMANLAR" KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
