2015-03-31 - 13:45
TBMM BAŞKANVEKİLİ SADIK YAKUT, ALMANYA BADEN-WÜRTTEMBERG EYALETİ MECLİSİ DOSTLUK GRUBU ÜYELERİNİ KABUL ETTİ.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, Almanya Federal Cumhuriyeti Baden - Württemberg Eyaleti Meclisi, Almanya - Türkiye Parlamentolararası Dostluk Grubu Üyelerini TBMM'de makamında kabul etti.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, Almanya Federal Cumhuriyeti Baden - Württemberg Eyaleti Meclisi, Almanya - Türkiye Parlamentolararası Dostluk Grubu Üyelerini TBMM'de makamında kabul etti.

TBMM Başkanvekili Yakut, Almanya Federal Cumhuriyeti Baden - Württemberg Eyaleti Meclisi Dostluk Grubu Üyelerini TBMM'de görmekten ve ağırlamaktan dolayı memnuniyet duyduğunu ifade etti.

Yakut, "Kararlılıkla yürüttüğümüz reform çalışmalarına rağmen, AB ile ilişkilerimizin temelini oluşturan katılım müzakereleri durma noktasına gelmiştir. Bu durum ne Türkiye'nin ne AB'nin çıkarlarına hizmet etmektedir. Müzakere sürecinin canlandırılması hususunda Almanya'nın desteği önem taşımaktadır" dedi

TBMM Başkanvekili Yakut, makamında gerçekleştirdiği kabulde şunları kaydetti;

"Baden - Württemberg Eyaleti Dostluk Grubu üyeleri olarak sizleri ülkemizde ağırlamaktan memnuniyet duyuyorum. Dostluk Gurubu üyeleri olarak bu ziyaretinizin önümüzdeki dönemde ilişkilerimize yeni bir ivme kazandıracağına inanıyoruz.

Almanya ile karşılıklı üst düzey ziyaretler dâhil ikili temasların düzenli olarak gerçekleştirilmesi ülkelerimiz arasındaki yoğun işbirliğinin tezahürüdür. Ülkemiz ile Baden-Württemberg Eyaleti arasında da siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkiler gelişmektedir. Son dönemde Eyalet ile ülkemiz arasında gerçekleştirilen üst düzey ziyaretler de buna işaret etmektedir.

Eyaletler düzeyinde de Türkiye'ye yönelik parlamenter temasları önemsiyoruz. Almanya'da yarısından fazlası Alman vatandaşı olmak üzere nüfusu 3 milyonu bulan Türk toplumu ve her yıl ülkemizi ziyaret eden 5 milyon Alman dostumuz ile resmen sürekli olarak Türkiye'de yaşamayı tercih eden 15 bini aşkın Alman Hemşehrimiz Türkiye-Almanya ilişkilerinin emsalsiz insani boyutunu teşkil etmektedir.

Baden-Württemberg'teki yaklaşık 500.000 Türk vatandaşı ve Türkiye kökenli Alman vatandaşı, ülkemizle Eyalet arasında çok önemli bir köprü görevi görmektedirler.

AB ile ilişkilerimiz bağlamında, üyelik hedefimiz stratejik tercihimiz olmaya devam etmektedir. Avrupa ülkeleri olarak aynı temel endişeleri paylaşıyor, aynı ilke ve değerleri savunuyoruz. Ankara Anlaşmasını imzaladığımız 1963 yılından bugüne kadar geçen sürede AB ile ilişkilerimiz çok yönlü bir nitelik kazanmıştır.

Kararlılıkla yürüttüğümüz reform çalışmalarına rağmen, AB ile ilişkilerimizin temelini oluşturan katılım müzakereleri durma noktasına gelmiştir. Bu durum ne Türkiye'nin ne AB'nin çıkarlarına hizmet etmektedir. Müzakere sürecinin canlandırılması hususunda Almanya'nın desteği önem taşımaktadır.

Bu vesileyle, 1915 olayları konusunda bazı görüş ve endişelerimizi dikkatinize getirmek istiyorum. Son zamanlarda Ermeni yanlısı faaliyetlerin Almanya'da destek bulduğunu gözlemliyoruz. Geçtiğimiz yıl boyunca, üniversiteler, STK'lar ve resmi kurumların tertipledikleri çok sayıda etkinlikte, 1915 olaylarını sadece Ermenilerin bakış açısıyla ve tek taraflı hafızasıyla aktaran anlatıya yer verilmiştir. Bu faaliyetlerin kamu fonlarıyla desteklenmesinden üzüntü duyuyoruz.

Bizim temennimiz, bu etkinliklerin düzenlenmemesi değil, bu tür etkinliklerde 1915 yılında Anadolu'daki Türklerin de hafızasına yer veren diğer anlatıların ifade edilmesine imkan tanınmasıdır. Ermeni tarafının, üçüncü ülkelerde Türkiye'ye karşı mevzi kazanma arayışı yerine, konuyu diyalogla, ortak bilimsel çalışmalarla çözmeye teşvik edilmesi yararlı olacaktır.

Aralık 2014'te Federal Meclis'te Sol Parti tarafından sunulan 1915 olayları konulu soru önergesine Federal Hükümet verdiği cevapla konuya yönelik tutumunu ortaya koymuştur. Sözkonusu yanıtta, 1948 tarihli Soykırım Sözleşmesi'nin geriye yönelik olarak uygulanamayacağı, bu sebeple 1915 olaylarının "soykırım" olarak adlandırılmadığı belirtilmiş, ayrıca, ülkemiz ile Ermenistan arasındaki normalleşme sürecine destek verildiği vurgulanmıştır.

Soykırımın hukuki bir terim olduğu ve belli kişilerin veya grupların istekleri doğrultusunda gelişigüzel kullanılamayacağına ilişkin ifadelerimizin Federal Hükümet tarafından da teyit edilmesini memnuniyetle karşıladık.

Ancak bu buruk bir memnuniyettir. Zira Alman tarafı, bir yandan 1948 Sözleşmesi'nin geriye yürümeyeceğini belirtirken, diğer yandan, 1915 olaylarını "soykırım" olarak niteleyen Ermeni anlatısını destekleyen her türlü faaliyete federal fonlardan destek vermektedir.

Alman Hükümeti'nin yazılı cevabında belirtilen, Türk-Ermeni ilişkilerinin normalleşmesine katkı sağlamak amacıyla destek verildiği belirtilen etkinliklerin tamamına yakını, 1915 olaylarını "soykırım" olarak niteleyen tek taraflı Ermeni anlatısını yansıtmaktadır.

Türk kimliği ve tarihini karalayıcı nitelikte faaliyetler organize ederek Türk ve Ermeni toplumları arasında diyalog ve işbirliğinin gelişimine Federal Hükümetin nasıl bir katkı yapmayı amaçladığını anlamakta zorlanmaktayız.

Federal Meclis'te 2005 yılında kabul edilen karara benzer veya daha da ötesine giden bir karar alınmasının, kaçınılmaz olarak ikili ilişkilerimize olumsuz etkileri olacaktır. Böyle bir karar, Almanya'da yaşayan Türk-Alman toplumu tarafından da olumlu karşılanmayacaktır.

Türk kimliğini ve tarihini haksız bir şekilde itham eden bir karar, Türk-Alman toplumunun biraz daha dışlanmasına sebep olacak ve Alman kurumlarına olan güvenini olumsuz etkileyecektir.

Terörizmle mücadele müttefikler arasında samimi ve güven ortamına dayalı işbirliği gerektiren bir olgudur.Almanya ile bu çerçevede daha da gelişmesini umduğumuz uzun yıllara dayalı bir işbirliği kültürüne sahibiz.

Önemli bir müttefikimiz olan Almanya'yla NATO, BM, AGİT gibi çok-taraflı platformlarda yakın işbirliği içinde hareket etmekteyiz. Almanya'nın müttefik dayanışması çerçevesinde, ülkemizin hava sahasının güvenliğinin güçlendirilmesi amacıyla 2013 yılından bu yana Kahramanmaraş'ta konuşlandırdığı Patriot birliğinin görev süresini ahiren bir yıl daha (31 Ocak 2016 tarihine kadar) uzatmasından memnuniyet duyduk.

Türkiye, uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülükleri çerçevesinde, Suriye vatandaşlarının yardımına koşmayı ve sınırını açık tutmayı sürdürecektir.Türkiye'nin insani yardımları, DEAŞ'ın ilerlemesi sonucunda ülkemize sığınan Iraklıları da kapsayacak şekilde arttırılmıştır.

Türkiye yabancı terörist savaşçılar konusunda her türlü tedbiri almaktadır. Bu çerçevede, ülkemizce, yaklaşık 6.500'ü son 1 yıl içerisinde olmak üzere, 10.000'i aşkın kişiye yurda giriş yasağı konulmuştur. Keza, terör örgütleriyle ilişkisi olduğundan şüphelenilen ve yasadışı yollarla ülkemize giriş yapan yabancılar ilgili kurumlarımızca tespit edilerek

Tutuklanmakta ve sonrasında sınır dışı edilmektedir. Bu kapsamda yaklaşık 1.100 üzerinde kişi makamlarımızca sınır dışı edilmiştir. Hudut kapılarımızda ve sınır illerimizde güvenlik önlemleri yoğunlaştırılmış, Belli başlı havalimanlarında Risk Analiz Grupları oluşturulmuştur. Avrupalı müttefiklerimizin bu konuda tam, zamanlı ve operasyonel bilgi ve istihbarat paylaşımı önem taşımaktadır.

Çözüm sürecine paralel olarak, diğer bazı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, Almanya'da da bir takım çevrelerin PKK'nın AB Terör Örgütleri Listesi'nden çıkarılması ve PKK yasağının kaldırılması taleplerini daha yüksek sesle dillendirmeye başladıklarına şahit oluyoruz.

Bu itibarla, PKK yasağı ile çözüm süreci ve Ayn El Arap/Kobani'deki gelişmeler arasında bir bağ olmadığının ve Almanya'daki PKK yasağının süreceğinin üst düzeyde beyan edilmiş olmasını önemli buluyoruz. Almanya Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı ve en büyük ihracat pazarıdır.

İkili ticaret hacmimiz 2014 yılında 37,5 milyar Dolar olmuştur. Baden-Württemberg, Almanya ile ülkemiz arasındaki ekonomik ve ticari ilişkiler açısından en önemli eyaletlerden bir tanesi konumundadır. İkili ticaret hacmimiz 4,7 milyar Avro'nun üzerine çıkmıştır. Bu rakamın önümüzdeki yıllarda daha da yukarı çıkmasını arzu ediyoruz.

Eyalet Ekonomi ve Ticaret Bakanlığının öncelikli ekonomik işbirliği ortakları arasında Türkiye'yi görmesi de bizim açımızdan sevindiricidir. Zira, Baden-Württemberg'in buluşlara dayalı yenilikçi ekonomik yapısı ile hızla büyüyen Türkiye'nin dinamik ekonomik yapısı birbirlerini tamamlayıcı özelliklere sahiptirler.

Bu anlamda, Eyalet Ekonomi ve Ticaret Bakanlığının neredeyse her yıl düzenli olarak ülkemize ticaret heyeti ziyaretleri gerçekleştirmesinden memnunuz. Ayrıca, Türk şirketleri de Stuttgart'ta düzenlenen fuarlara yoğun bir şekilde katılmakta, ayrıca ülkemizden de muhtelif ticaret heyetleri Baden-Württemberg'i ziyaret ederek, muhataplarıyla temaslarda bulunmaktadırlar.

Ülkemizden göç ettikten sonra, yıllar içinde işçi konumundan işveren konumuna gelen Türklerin, Eyalet ekonomisine yaptıkları katkıları da bu vesileyle zikretmek gerekir. Otomotiv yan sanayii başta olmak üzere pek çok sektörde faaliyet gösteren bu işadamlarımızın Eyalet genelinde 80.000 civarında kişiye istihdam olanağı sağladıkları bilinmektedir. Bu gurur verici bir gelişmedir.

Öte yandan, 90 bin civarında Türk-Alman şirketi Almanya'da faaliyet göstermektedir. Çoğu küçük ve orta ölçekli işletmeler olan bu şirketler, yıllık toplam 55 milyar Dolar civarında ciroya sahiptir ve 400 bin kişiyi istihdam etmektedir.

Almanya, 2002 yılından bu yana ülkemize en fazla yatırım yapan ülkeler arasında 9. Sıradadır. 2002-2014 arasında ülkemizdeki doğrudan Alman yatırımları 8 milyar Dolara ulaşmıştır. Bu kapsamda, Baden-Württemberg'den firmaların da Türkiye'de daha fazla doğrudan yatırım yapmalarını arzu etmekteyiz.

Ticari ilişkilerimizi daha da güçlendirmek istiyorsak, vize işlemlerinin basitleştirilmesi konusunda ilave adımlara ihtiyaç duyulduğunu belirtmek isterim.

Almanya'da yaşayan Türk toplumunu iki ülke ilişkilerini zenginleştiren güçlü insani bir bağ olarak görmekteyiz. Baden-Württemberg'te yaşayan Türk vatandaşları ve Türkiye kökenli Alman vatandaşları, iş dünyasından siyasete, spordan sanata varıncaya kadar pek çok alanda başarılara imza atmaktadırlar.

Türk toplumunun, anavatanları, anadilleri ve kültürleri ile bağlarını koparmaksızın Almanya'nın sosyal, ekonomik ve siyasi hayatına aktif katılım sağlayan bireyler olmalarını arzu etmekteyiz. Bu nedenle, Almanya'ya yerleşecek vatandaşlarımızın, Almanca bilmeleri gerektiğini savunuyoruz.

Ancak, Almanya'ya göç edecek vatandaşlarımız için Almanca lisan bilgisi şartının aile kurmanın önünde bir engel olmaması gerektiğine inanıyoruz. ABAD 10 Temmuz 2014'te almış olduğu kararla, aile birliğinin korunması açısından temel hak ve hürriyetlerle de bağdaşmadığı düşünülen sözkonusu düzenlemenin, Türk vatandaşlarının, Türkiye'nin AB ile mevcut ortaklık hukukundan kaynaklanan haklarına halel getirdiğini teyit etmiştir.

ABAD kararı doğrultusunda vatandaşlarımızın mağduriyetine yol açan ayrımcı uygulamaları sona erdiren yasal ve idari düzenlemelerin yapılması ve uygulamaya başlanmasını teminen gerekli adımların atılmasını bekliyoruz.

Almanya genelinde vatandaşlarımızın 8-31 Mayıs 2015 tarihlerinde Türkiye'deki milletvekilliği genel seçimleri için Başkonsolosluklarımızda oy kullanmaları öngörülmektedir. Bu konuda ilgili Alman makamlarıyla olan izin süreci olumlu yönde ilerlemektedir. Sözkonusu seçimlerin selametle tamamlanması bakımından desteğinizi esirgemeyeceğinizi umuyorum.

Almanya'nın çeşitli eyaletlerinde yaygınlaşan ırkçılık ve İslamofobi eğiliminden ve artan eylemlerden endişe duyuyoruz. Bununla birlikte, Baden-Württemberg eyaletinde bu akımların bazı başka eyaletlerde olduğu kadar etkili olamamasından memnuniyet duyuyoruz.

Özellikle Almanya'nın doğudaki eyaletlerinde ve kentlerinde İslam karşıtlığının belirgin hale geldiği bu dönemde yaklaşık 8.000 kişinin 5 Ocak 2015 günü Stuttgart'ta biraraya gelip PEGİDA gibi hareketlere, yabancı düşmanlığına ve İslam karşıtlığına eyalette yer olmadığını vurgulaması bizim açımızdan da son derece memnuniyet verici olmuştur.

Eyalette 2006-2007 eğitim-öğretim yılından beri Almanca İslam din dersleri verilmesinin olumlu bir adım olduğunu değerlendiriyoruz. Bu dersler Müslüman gençlerin dinlerini doğru öğrenmelerini sağlamakta ve bu sayede radikal akımların pençesine düşmelerini engellemektedir.

Başbakan Kretschmann ile Eğitim Bakanı Andreas Stoch'un son dönemde bu yönde yaptıkları açıklamalar da bizim gözlemlerimizi teyit eder nitelikte olmuştur. Ayrıca, Başbakan Kretschmann'ın İslam'ın ve Müslümanların Baden-Württemberg'in parçası olduklarına ilişkin açıklamaları da hayli olumlu etki yaratmıştır.

Bununla birlikte, 31 Ocak günü Stuttgart şehrinde Yozgat soyadlı aileye yönelik olarak ve yılbaşı gecesinde de Pforzheim'da döner dükkânı olan bir vatandaşımıza yönelik fiziki saldırılar üzüntü vericidir. Bu tür saldırıların tekrarlanmaması için saldırganların uygun şekilde cezalandırılması gerekmektedir.

Yangın ve Kundaklamalar: -Türkler, Almanya'da Müslüman toplumun büyük çoğunluğunu oluşturmaktadır. Bu itibarla, camileri hedef alan saldırılar esasen Türk toplumunu etkilemektedir. Almanya genelinde artış gösteren yangın/kundaklama olaylarını endişeyle izliyoruz.

Bu olaylar vatandaşlarımızın içinde yaşadıkları toplumda güvende oldukları hissini zedelemektedir. Geçmişte yaşanan acı tecrübeler, yangınların toplumda büyük bir tedirginliğe yol açmasına neden olmaktadır. En küçük bir yangının dahi toplumu huzursuz etmesi için maalesef yeterince acı yaşanmıştır. Bu itibarla, güvenlik güçlerinin ve Alman siyasetinin konuyla yakından ilgilenildiği, olayların her boyutuyla araştırıldığı mesajını açıkça vermesinde yarar görmekteyiz.

Sözkonusu olayların biran önce kamuoyunu tatmin edecek şekilde aydınlatılmasını ve benzer olayların yaşanmamasını temenni ediyoruz"

Almanya Federal Cumhuriyeti Baden - Württemberg Eyaleti Meclisi Dostluk Grubu Üyeleri adına konuşan heyet başkanı Claus Schmiedel ise TBMM'nin yoğun gündemine rağmen kendilerini kabul ettiği için TBMM Başkanvekili Sadık Yakut'a teşekkür etti.

Claus Schmiedel, Türkiye - Almanya arasındaki ilişkilerin gelişmesi ve daha da güçlenmesi için ülkelerarası dostluk gruplarının önemine değindi ve iki ülke arasındaki kültürel ve ekonomik ilişkileri geliştirmek için çalıştıklarını ifade etti.