2007-05-22 - 14:27
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, ''Bu memlekette kim 'Elhamdülillah Müslümanım' diyorsa, bilsin ki imanını Allah'a, dinini devlete borçludur'' dedi.
Mumcu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, önceki grup
toplantılarında yaptığı konuşmalarının, muhatapları tarafından anlaşılmadığını
belirterek, ''Eğer anlaşılsaydı, bugün Türkiye'de yaşananların çoğu
yaşanmayacaktı'' dedi.
Türkiye'nin geçmiş yılları ile gelecek 10 yılının değerlendirilmesi
açısından konuşmalarının bir gün yeniden okunup dinleneceğini belirten Mumcu,
''İsteyenler nerede yanlış yapıldığını anlamak için bu konuşmalarıma müracaat
edecek'' dedi.
Marmara Denizi'nde yapılan sismik araştırmaya göre, bundan sonra olabilecek
depremin en az 7.6 büyüklüğünde olacağının tespit edildiğini bildiren Mumcu,
Marmara Depreminden sonra geçen 7 yıl sürede, bölgede değişen bir şey olmadığını
savundu. Mumcu, şöyle devam etti:
''O gün de büyük bir deprem yaşayacağımızı biliyorduk. Bir belediye, fay
hattının yerini değiştirmeye kalkıştı. TOKİ, yandaşlara fay hattı üzerinde arsa
verip, kat karşılığı anlaşma yapıyor. Rantı, yandaş müteahhitlerle bölüşülüyor.
Karaborsa ticareti gibi görünüyor ama 7.6 büyüklüğünde deprem olursa, bunun can
ticareti olduğunu hep beraber göreceğiz.
İstanbul'da 3 yıl belediye başkanlığı yapmış, 5 yıl Başbakanlık yapan şahıs,
'İstanbul'da çok güzel şeyler yaptığını' söylüyor. Ülke fay hatları üzerinde
yaşıyor. Karşı karşıya kaldığımız felaketi nasıl anlatayım? Nerede alarm düğmesi
varsa gösterin onlara basayım.''
-''UYANMAK İÇİN BİLDİRİ Mİ İSTİYORSUNUZ?''-
Erkan Mumcu, ''Türkiye, sadece yerin sarsılmasıyla değil; ekonomik, etnik,
kültürel gettoların çatışması,kırsal ile kentin çatışması, Doğu ile Batı'nın
atışmasıyla, büyük tehdit ve tehlikelerle karşı karşıya yaşıyor'' dedi.
Silahlı Kuvvetlerin bildirisine değinen Mumcu, ''Gece yarısı bildiri oluyor,
kıyamet kopuyor. Haftalarca, günlerce tartışılıyor. Önemsiz değil ama asıl
bildiriler hayatın içinden geliyor. Bir sağır, dilsiz gibi olup biteni
seyrediyoruz'' diye konuştu.
Kayseri'de 5 çocuğun yaşamını yitirdiği trafik kazası ile İzmir'de bir
binanın çökmesi sonucu, gecekonduda yaşayan 2 çocuğun ölümünü gündeme getiren
Mumcu, şöyle devam etti:
''Pazardan arta kalmış, kokuşmak üzere olan sebzelerden yenilebilir
olanlarını ayırırken 5 çocuk ehliyetsiz sürücü yüzünden hayatını kaybediyor.
Uyanmak için bildiri mi istiyorsunuz, ne istiyorsunuz? İzmir'de çökecek bina
boşaltılıyor, gecekonduda yaşayanlara kimse haber vermiyor. Bina 2 bebeğin üstüne
yıkılıyor. Sorumlusu, hepimiziz. Siz hala bildiri bekliyorsunuz. Silahlı
Kuvvetler bildirisine saatini, günlerini, sayfalarını tahsis eden aydınlar, diğer
olaylarda tık çıkarmıyor. Eğer laiklik için birileri toplanıyorsa; o insanlar, bu
insanlar, hepimiz şimdi bu manzara karşısında 10 milyonlar toplanmalıyız. Millet
olma vasfımızı yitiriyoruz.''
-''KİM 'ELHAMDÜLİLLAH MÜSLÜMANIM' DİYORSA...''-
Din, laiklik ve devlet tartışmalarına dikkati çeken Mumcu, şöyle devam etti:
''Bu memlekette kim 'Elhamdülillah Müslümanım' diyorsa, bilsin ki imanını
Allah'a, dinini devlete borçludur. 'Müslümanım' diyen herkes, aklını başına
alsın. Hele hele Müslümanlığı, birilerine üstünlüğüymüş gibi takdim edenler,
Müslümanlıklarını sanki bedeli, mükafatı dünyada talep edilecek bir fedakarlıkmış
gibi algılayanlar bilsinler ki eğer imanları varsa; imanları, Allah'ın onlara bir
lütfüdür. Bunun için şükretmelidirler, onun yolu da hayırdır, hasenadır. Onun
dışında imanından gayrı bir din yaşayabiliyorlarsa, 'Müslümanım' dedikleri bir
din yaşıyorlarsa, bunu devletlerine, devlete borçludurlar. Ama bu ülkede din ve
devlet birbirinin karşısındaymış gibi sunuluyor. Bu, devlete de ihanettir, dine
de ihanettir, vatana da ihanettir. Bu, millete kurulacak en büyük tuzaktır...''
-''ZEKAT TOPLAYIP BANKA KURUYORLAR''-
Türkiye'de birilerinin örgütlenerek, fakir ve fukaranın hakkı olan zekatı
topladığını ifade eden Mumcu, ''Zekat toplayıp, banka kuruyorlar. Banka kurmakla
yetinmeyip, devlet kudretini istiyorlar. Devleti ele geçirmek için hırçınlaşıp,
her türlü ahlak dışı din dışı yola başvuruyorlar. Bunun adını da din koyuyorlar''
diye konuştu.
Almanya'da Deniz Feneri'ne bir operasyon düzenlendiğini ve Kanal 7
televizyonunun yöneticilerinin zimmetine milyonlarca avro aktarıldığının tespit
edildiğini bildiren Mumcu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Sanki bunları bir tek ben mi biliyorum ey millet? Milletten sadaka ve
zekat diye topladıkları paralarla faizcilik yaptıklarını bir tek ben mi
biliyorum? İslami holdingler adı altında yüksek oranlı faiz getirilerini, sözüm
ona kar payı diyerek fakir fukaranın üç kuruşunun çıpalandığını bir tek ben mi
biliyorum? Milyarlarca doların medya gücü olduğunu, siyasi sermaye olduğunu bir
tek ben mi biliyorum? Siz bilmiyor musunuz?
Fakirin fukaranın hakkını batıran insanlar, bunların o paraları nasıl
batırdığını anlatayım size. Önce içinde 'müzik haramdır' yazan ilmihaller
sattılar. Sonra buradan oluşturdukları paralarla pazarlama ağı kurdular.
Bunlardan alırsanız sevaptır fetvası aldılar. Sonra finans kurumları kurdular.
Sonra televizyon kurup dansöz oynattılar. Oynattıkları dansözlerle, saatlerce
süren yemeklerde ağızlarının suyunu akıttılar. Bunların marifeti. Bunların bir
tek marifeti var; çaldıklarına fetva buluyorlar, çapkınlıklarına nikah
kıyıyorlar.''
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu,
''Kendince din saydığı şeylerle devlet kudretini ele geçirmeye çalışanlara
söylüyorum; hiç kimse durduk yerde, oturduğu yerden Kabakçı Mustafa hezeyanlarına
falan kapılmasın. Kimse de Osmanlı'ya oyun oynamasın. Osmanlı, oyunu affetmez''
dedi.
Partisinin grup toplantısında konuşan Mumcu, masum insanlarda din hakkında
yanlış kanaatlar oluşturulduğunu söyledi. ''Sayısız nikah, kimsenin bilmediği
nikahlar. Böyle nikah mı var?'' diye soran Mumcu, imam nikahı denilen şeyin bir
ciddiyeti, aleniyeti olduğunu söyledi.
''Dini nikahın'', özü itibariyle ''medeni nikah'' denilen şeyden hiçbir
farkı bulunmadığını savunan Mumcu, dini nikahta eşin rızası olmadan da hiçbir şey
yapılamayacağını belirtti.
Mumcu, ''Ama bir imam nikahı efsanesi yarattılar ki kendi nefsanilikleri
için dini istedikleri kılıfa döktüler. Daha bitmedi. Kanun bunların peşine düşmek
istedi, kanunu değiştirdiler. Şimdi ne yapıyorlar? Çalınan malları bölüşüyorlar.
Televizyon benim, şu senin'' diye konuştu.
-CUMHURBAŞKANI SEÇİMİ-
''Bu adamlar dindar adamlardı, iman etmiş adamlardı. Niye mani oldunuz Köşke
çıkmalarına'' gibi eleştiriler aldığını hatırlatan Mumcu, şunları kaydetti:
''Bunu söyleyenler, hadi diyelim ki hüsnü zanda bulunuyorlar. Ben kendi
şahadetimle karar veriyorum. Bu adamlara beytül mal emanet edilemez. Tüyü
bitmedik yetimin hakkından sorumluysam eğer, edilemez. Bu sorumluluğu ben
üstleneceğim. Siz iktidara ortak olacaksınız. Zekat toplayıp, faizcilik yapmak
üzere bankacılık yapacaksınız. Bankacılık yetmeyecek devlet isteyeceksiniz. Ben
sizin bütün vebalınızı çekeceğim. Mümin, dindar olacaksınız, mücahit olacaksınız,
her şey olacaksınız. Ama hem dünyada hem ahirette bunun hesabını ben vereceğim?
Öyle mi? Var mı bütün bunları açık yüreklilikle konuşabilecek bir babayiğit? Bu,
açık bir meydan okumadır. Var mı televizyona çıkıp, bu sözlerimin aksine söz
söyleyeceğiniz bir tane babayiğit?. Benden bunun belgelerini isteyebilecek bir
tane adam var mı? Adam istiyorum, yok.''
-ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ PAKETİ-
ANAVATAN Lideri Erkan Mumcu, AK Parti yöneticilerinin, Anayasa değişiklik
paketinden, cumhurbaşkanını halkın seçmesine ilişkin değişikliğin çıkarılması
konusunda teklifte bulunduğu'' haberleriyle ilgili olarak, şunları söyledi:
''Eğer bu doğruysa, millete gösterilecek hiçbir delil kalmamıştır. Eğer buna
rağmen de millet bu partiye oy verecekse, yaşayacağı her şeyi mukadderat olarak
yaşamayı kendisi seçmiş, kabul etmiş demektir. Hiç kimseye halk da dahil olmak
üzere goygoyculuk yapma ihtiyacı içinde değilim.''
Sadece bu ülkenin çocukları için siyaset yaptığını ifade eden Mumcu, ''Hiç
kimse kendisi dahi inanmadığı fetvalara bakarak, kendisinin dahi inanmadığı
gerekçelere bakarak, kendi tutumunu meşrulaştırmaya kalkmasın. Oy veren, sandığa
giden, siyaset yapan herkes, kendi vicdanıyla yüzleşmeye mecburdur'' diye
konuştu.
-5 YAŞINDAKİ ÇOCUKLARIN ÖRTÜNMESİ-
Erken Mumcu, 5 yaşındaki çocukların, ne dinde ne gelenekte örneği
görülebilen, örtülere büründürülüp kameraların önüne çıkarılmasını kendisinin de
yadırgadığını ifade ederek, ''Kimsenin, Hazreti Peygamberden daha fazla
Müslümanlık taslamaya hakkı da yoktur, haddi de yoktur. Hazreti Peygamber, kendi
çocuklarına bunu yapmıyor'' dedi.
Asıl bildirinin, Kayseri'de 5 çocuğun hayatını kaybettikten sonra ortaya
konulması gerektiğini savunan Mumcu, ''Onu koyduğunuz zaman, milletin
hissiyatının bir manifesto olduğunu hep beraber görecektik. Burada kastettiğim
şey, askerler değil. Siz de buradan, 'Mumcu, kürsüden askerlere yeni bir bildiri
önerdi' filan diye bir şey çıkarmayın. Herkes oturduğu yerde otursun'' şeklinde
konuştu.
-''OSMANLI, OYUNU AFFETMEZ''-
Bu sözleri, ''kendince din saydığı şeylerle devlet kudretini ele geçirmeye
çalışanlara'' söylediğini belirten Mumcu, şöyle devam etti:
''Bunun din olmadığını biz biliyoruz. Hiç kimse, durduk yerde, oturduğu
yerden Kabakçı Mustafa hezeyanlarına falan kapılmasın. Kimse de Osmanlı'ya oyun
oynamasın. Osmanlı, oyunu affetmez. Bir daha söylüyorum; 'Elimize 3 kuruş para
geçti, 3 gazetemiz oldu, 2 tane televizyonunuz oldu' diye bu ülkede devlet
kudretini kendi keyfine göre ele geçirme sevdasından vazgeçin. Osmanlı, oyunu
affetmez.
Bu hesapları yapanlar çok oldu. Birileri diyorlar ki 'Bizim şimdi dışarıda
da ortaklarımız var, destekçilerimiz var.' Tarih boyunca Türkiye'nin hainlerinin
tamamının dışarıda ortakları olmuştur. Dışarıdan destekleri olmuştur. Ama hepsi
de muvaffak olmamıştır, olamayacaksınız. Milletin ekseriyetinin duygularını,
inançlarını sömürerek, korkutarak, yıldırarak bir yere sürükleseniz dahi, bu
memleketin aslan gibi evlatları var. bu vatana can vermeye bin kere hazır. Bu
heveslerinizi kursağınıza tıkayacaktır.
Bu lafları kime söylüyorum: '3 tane süslü nutuk attık, şu kadar oy aldık'
deyip de 'Devlet kudretini elimize geçiririz, biz bu ülkeyi istetiğimiz mecrayı
sürükleriz' diyenlere söylüyorum. Fakirin fukaranın hakkı olan zekatını toplayıp
bankalar kurup, ondan sonra devleti ele geçirme sevdasına düşenlere söyledim.
Odalarda borsalarda, şuralarda buralarda çöreklenip iktidarla iyi geçirip, öbür
tarafta imar tezgahlarıyla ülkeye siyaset tasarlamaya çalışanlara söyledim.
Osmanlı'ya oyun oynamayın, Osmanlı, adamı affetmez. Ucuz kurnazlıkla devlet idare
edilmez, ucuz kurnazlıklarla devlet ele geçirilmez. Daha söylenecek bir laf var
ama o da bu kürsüden söylenmez.''
-RUS ŞAİRDEN ŞİİR-
Mumcu, bugün duygularını dile getirdiğini belirterek, ''Ne zaman bu kürsüden
bir daha buluşuruz bilmiyorum'' dedi. Bunun üzerine bir partili ''23 Temmuz''
diye laf attı. Bunun üzerine Mumcu, ''Bilmediğimi söylüyorum, buluşmam' demedim''
diye karşılık verdi.
Anavatan Partisi Genel Başkanı Mumcu, Rus şair Lermotov'un, kendini en iyi
ifade ettiğini söylediği ''Hançer'' adlı kitaptan bir şiir okuyarak konuşmasını
tamamladı.
toplantılarında yaptığı konuşmalarının, muhatapları tarafından anlaşılmadığını
belirterek, ''Eğer anlaşılsaydı, bugün Türkiye'de yaşananların çoğu
yaşanmayacaktı'' dedi.
Türkiye'nin geçmiş yılları ile gelecek 10 yılının değerlendirilmesi
açısından konuşmalarının bir gün yeniden okunup dinleneceğini belirten Mumcu,
''İsteyenler nerede yanlış yapıldığını anlamak için bu konuşmalarıma müracaat
edecek'' dedi.
Marmara Denizi'nde yapılan sismik araştırmaya göre, bundan sonra olabilecek
depremin en az 7.6 büyüklüğünde olacağının tespit edildiğini bildiren Mumcu,
Marmara Depreminden sonra geçen 7 yıl sürede, bölgede değişen bir şey olmadığını
savundu. Mumcu, şöyle devam etti:
''O gün de büyük bir deprem yaşayacağımızı biliyorduk. Bir belediye, fay
hattının yerini değiştirmeye kalkıştı. TOKİ, yandaşlara fay hattı üzerinde arsa
verip, kat karşılığı anlaşma yapıyor. Rantı, yandaş müteahhitlerle bölüşülüyor.
Karaborsa ticareti gibi görünüyor ama 7.6 büyüklüğünde deprem olursa, bunun can
ticareti olduğunu hep beraber göreceğiz.
İstanbul'da 3 yıl belediye başkanlığı yapmış, 5 yıl Başbakanlık yapan şahıs,
'İstanbul'da çok güzel şeyler yaptığını' söylüyor. Ülke fay hatları üzerinde
yaşıyor. Karşı karşıya kaldığımız felaketi nasıl anlatayım? Nerede alarm düğmesi
varsa gösterin onlara basayım.''
-''UYANMAK İÇİN BİLDİRİ Mİ İSTİYORSUNUZ?''-
Erkan Mumcu, ''Türkiye, sadece yerin sarsılmasıyla değil; ekonomik, etnik,
kültürel gettoların çatışması,kırsal ile kentin çatışması, Doğu ile Batı'nın
atışmasıyla, büyük tehdit ve tehlikelerle karşı karşıya yaşıyor'' dedi.
Silahlı Kuvvetlerin bildirisine değinen Mumcu, ''Gece yarısı bildiri oluyor,
kıyamet kopuyor. Haftalarca, günlerce tartışılıyor. Önemsiz değil ama asıl
bildiriler hayatın içinden geliyor. Bir sağır, dilsiz gibi olup biteni
seyrediyoruz'' diye konuştu.
Kayseri'de 5 çocuğun yaşamını yitirdiği trafik kazası ile İzmir'de bir
binanın çökmesi sonucu, gecekonduda yaşayan 2 çocuğun ölümünü gündeme getiren
Mumcu, şöyle devam etti:
''Pazardan arta kalmış, kokuşmak üzere olan sebzelerden yenilebilir
olanlarını ayırırken 5 çocuk ehliyetsiz sürücü yüzünden hayatını kaybediyor.
Uyanmak için bildiri mi istiyorsunuz, ne istiyorsunuz? İzmir'de çökecek bina
boşaltılıyor, gecekonduda yaşayanlara kimse haber vermiyor. Bina 2 bebeğin üstüne
yıkılıyor. Sorumlusu, hepimiziz. Siz hala bildiri bekliyorsunuz. Silahlı
Kuvvetler bildirisine saatini, günlerini, sayfalarını tahsis eden aydınlar, diğer
olaylarda tık çıkarmıyor. Eğer laiklik için birileri toplanıyorsa; o insanlar, bu
insanlar, hepimiz şimdi bu manzara karşısında 10 milyonlar toplanmalıyız. Millet
olma vasfımızı yitiriyoruz.''
-''KİM 'ELHAMDÜLİLLAH MÜSLÜMANIM' DİYORSA...''-
Din, laiklik ve devlet tartışmalarına dikkati çeken Mumcu, şöyle devam etti:
''Bu memlekette kim 'Elhamdülillah Müslümanım' diyorsa, bilsin ki imanını
Allah'a, dinini devlete borçludur. 'Müslümanım' diyen herkes, aklını başına
alsın. Hele hele Müslümanlığı, birilerine üstünlüğüymüş gibi takdim edenler,
Müslümanlıklarını sanki bedeli, mükafatı dünyada talep edilecek bir fedakarlıkmış
gibi algılayanlar bilsinler ki eğer imanları varsa; imanları, Allah'ın onlara bir
lütfüdür. Bunun için şükretmelidirler, onun yolu da hayırdır, hasenadır. Onun
dışında imanından gayrı bir din yaşayabiliyorlarsa, 'Müslümanım' dedikleri bir
din yaşıyorlarsa, bunu devletlerine, devlete borçludurlar. Ama bu ülkede din ve
devlet birbirinin karşısındaymış gibi sunuluyor. Bu, devlete de ihanettir, dine
de ihanettir, vatana da ihanettir. Bu, millete kurulacak en büyük tuzaktır...''
-''ZEKAT TOPLAYIP BANKA KURUYORLAR''-
Türkiye'de birilerinin örgütlenerek, fakir ve fukaranın hakkı olan zekatı
topladığını ifade eden Mumcu, ''Zekat toplayıp, banka kuruyorlar. Banka kurmakla
yetinmeyip, devlet kudretini istiyorlar. Devleti ele geçirmek için hırçınlaşıp,
her türlü ahlak dışı din dışı yola başvuruyorlar. Bunun adını da din koyuyorlar''
diye konuştu.
Almanya'da Deniz Feneri'ne bir operasyon düzenlendiğini ve Kanal 7
televizyonunun yöneticilerinin zimmetine milyonlarca avro aktarıldığının tespit
edildiğini bildiren Mumcu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Sanki bunları bir tek ben mi biliyorum ey millet? Milletten sadaka ve
zekat diye topladıkları paralarla faizcilik yaptıklarını bir tek ben mi
biliyorum? İslami holdingler adı altında yüksek oranlı faiz getirilerini, sözüm
ona kar payı diyerek fakir fukaranın üç kuruşunun çıpalandığını bir tek ben mi
biliyorum? Milyarlarca doların medya gücü olduğunu, siyasi sermaye olduğunu bir
tek ben mi biliyorum? Siz bilmiyor musunuz?
Fakirin fukaranın hakkını batıran insanlar, bunların o paraları nasıl
batırdığını anlatayım size. Önce içinde 'müzik haramdır' yazan ilmihaller
sattılar. Sonra buradan oluşturdukları paralarla pazarlama ağı kurdular.
Bunlardan alırsanız sevaptır fetvası aldılar. Sonra finans kurumları kurdular.
Sonra televizyon kurup dansöz oynattılar. Oynattıkları dansözlerle, saatlerce
süren yemeklerde ağızlarının suyunu akıttılar. Bunların marifeti. Bunların bir
tek marifeti var; çaldıklarına fetva buluyorlar, çapkınlıklarına nikah
kıyıyorlar.''
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu,
''Kendince din saydığı şeylerle devlet kudretini ele geçirmeye çalışanlara
söylüyorum; hiç kimse durduk yerde, oturduğu yerden Kabakçı Mustafa hezeyanlarına
falan kapılmasın. Kimse de Osmanlı'ya oyun oynamasın. Osmanlı, oyunu affetmez''
dedi.
Partisinin grup toplantısında konuşan Mumcu, masum insanlarda din hakkında
yanlış kanaatlar oluşturulduğunu söyledi. ''Sayısız nikah, kimsenin bilmediği
nikahlar. Böyle nikah mı var?'' diye soran Mumcu, imam nikahı denilen şeyin bir
ciddiyeti, aleniyeti olduğunu söyledi.
''Dini nikahın'', özü itibariyle ''medeni nikah'' denilen şeyden hiçbir
farkı bulunmadığını savunan Mumcu, dini nikahta eşin rızası olmadan da hiçbir şey
yapılamayacağını belirtti.
Mumcu, ''Ama bir imam nikahı efsanesi yarattılar ki kendi nefsanilikleri
için dini istedikleri kılıfa döktüler. Daha bitmedi. Kanun bunların peşine düşmek
istedi, kanunu değiştirdiler. Şimdi ne yapıyorlar? Çalınan malları bölüşüyorlar.
Televizyon benim, şu senin'' diye konuştu.
-CUMHURBAŞKANI SEÇİMİ-
''Bu adamlar dindar adamlardı, iman etmiş adamlardı. Niye mani oldunuz Köşke
çıkmalarına'' gibi eleştiriler aldığını hatırlatan Mumcu, şunları kaydetti:
''Bunu söyleyenler, hadi diyelim ki hüsnü zanda bulunuyorlar. Ben kendi
şahadetimle karar veriyorum. Bu adamlara beytül mal emanet edilemez. Tüyü
bitmedik yetimin hakkından sorumluysam eğer, edilemez. Bu sorumluluğu ben
üstleneceğim. Siz iktidara ortak olacaksınız. Zekat toplayıp, faizcilik yapmak
üzere bankacılık yapacaksınız. Bankacılık yetmeyecek devlet isteyeceksiniz. Ben
sizin bütün vebalınızı çekeceğim. Mümin, dindar olacaksınız, mücahit olacaksınız,
her şey olacaksınız. Ama hem dünyada hem ahirette bunun hesabını ben vereceğim?
Öyle mi? Var mı bütün bunları açık yüreklilikle konuşabilecek bir babayiğit? Bu,
açık bir meydan okumadır. Var mı televizyona çıkıp, bu sözlerimin aksine söz
söyleyeceğiniz bir tane babayiğit?. Benden bunun belgelerini isteyebilecek bir
tane adam var mı? Adam istiyorum, yok.''
-ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ PAKETİ-
ANAVATAN Lideri Erkan Mumcu, AK Parti yöneticilerinin, Anayasa değişiklik
paketinden, cumhurbaşkanını halkın seçmesine ilişkin değişikliğin çıkarılması
konusunda teklifte bulunduğu'' haberleriyle ilgili olarak, şunları söyledi:
''Eğer bu doğruysa, millete gösterilecek hiçbir delil kalmamıştır. Eğer buna
rağmen de millet bu partiye oy verecekse, yaşayacağı her şeyi mukadderat olarak
yaşamayı kendisi seçmiş, kabul etmiş demektir. Hiç kimseye halk da dahil olmak
üzere goygoyculuk yapma ihtiyacı içinde değilim.''
Sadece bu ülkenin çocukları için siyaset yaptığını ifade eden Mumcu, ''Hiç
kimse kendisi dahi inanmadığı fetvalara bakarak, kendisinin dahi inanmadığı
gerekçelere bakarak, kendi tutumunu meşrulaştırmaya kalkmasın. Oy veren, sandığa
giden, siyaset yapan herkes, kendi vicdanıyla yüzleşmeye mecburdur'' diye
konuştu.
-5 YAŞINDAKİ ÇOCUKLARIN ÖRTÜNMESİ-
Erken Mumcu, 5 yaşındaki çocukların, ne dinde ne gelenekte örneği
görülebilen, örtülere büründürülüp kameraların önüne çıkarılmasını kendisinin de
yadırgadığını ifade ederek, ''Kimsenin, Hazreti Peygamberden daha fazla
Müslümanlık taslamaya hakkı da yoktur, haddi de yoktur. Hazreti Peygamber, kendi
çocuklarına bunu yapmıyor'' dedi.
Asıl bildirinin, Kayseri'de 5 çocuğun hayatını kaybettikten sonra ortaya
konulması gerektiğini savunan Mumcu, ''Onu koyduğunuz zaman, milletin
hissiyatının bir manifesto olduğunu hep beraber görecektik. Burada kastettiğim
şey, askerler değil. Siz de buradan, 'Mumcu, kürsüden askerlere yeni bir bildiri
önerdi' filan diye bir şey çıkarmayın. Herkes oturduğu yerde otursun'' şeklinde
konuştu.
-''OSMANLI, OYUNU AFFETMEZ''-
Bu sözleri, ''kendince din saydığı şeylerle devlet kudretini ele geçirmeye
çalışanlara'' söylediğini belirten Mumcu, şöyle devam etti:
''Bunun din olmadığını biz biliyoruz. Hiç kimse, durduk yerde, oturduğu
yerden Kabakçı Mustafa hezeyanlarına falan kapılmasın. Kimse de Osmanlı'ya oyun
oynamasın. Osmanlı, oyunu affetmez. Bir daha söylüyorum; 'Elimize 3 kuruş para
geçti, 3 gazetemiz oldu, 2 tane televizyonunuz oldu' diye bu ülkede devlet
kudretini kendi keyfine göre ele geçirme sevdasından vazgeçin. Osmanlı, oyunu
affetmez.
Bu hesapları yapanlar çok oldu. Birileri diyorlar ki 'Bizim şimdi dışarıda
da ortaklarımız var, destekçilerimiz var.' Tarih boyunca Türkiye'nin hainlerinin
tamamının dışarıda ortakları olmuştur. Dışarıdan destekleri olmuştur. Ama hepsi
de muvaffak olmamıştır, olamayacaksınız. Milletin ekseriyetinin duygularını,
inançlarını sömürerek, korkutarak, yıldırarak bir yere sürükleseniz dahi, bu
memleketin aslan gibi evlatları var. bu vatana can vermeye bin kere hazır. Bu
heveslerinizi kursağınıza tıkayacaktır.
Bu lafları kime söylüyorum: '3 tane süslü nutuk attık, şu kadar oy aldık'
deyip de 'Devlet kudretini elimize geçiririz, biz bu ülkeyi istetiğimiz mecrayı
sürükleriz' diyenlere söylüyorum. Fakirin fukaranın hakkı olan zekatını toplayıp
bankalar kurup, ondan sonra devleti ele geçirme sevdasına düşenlere söyledim.
Odalarda borsalarda, şuralarda buralarda çöreklenip iktidarla iyi geçirip, öbür
tarafta imar tezgahlarıyla ülkeye siyaset tasarlamaya çalışanlara söyledim.
Osmanlı'ya oyun oynamayın, Osmanlı, adamı affetmez. Ucuz kurnazlıkla devlet idare
edilmez, ucuz kurnazlıklarla devlet ele geçirilmez. Daha söylenecek bir laf var
ama o da bu kürsüden söylenmez.''
-RUS ŞAİRDEN ŞİİR-
Mumcu, bugün duygularını dile getirdiğini belirterek, ''Ne zaman bu kürsüden
bir daha buluşuruz bilmiyorum'' dedi. Bunun üzerine bir partili ''23 Temmuz''
diye laf attı. Bunun üzerine Mumcu, ''Bilmediğimi söylüyorum, buluşmam' demedim''
diye karşılık verdi.
Anavatan Partisi Genel Başkanı Mumcu, Rus şair Lermotov'un, kendini en iyi
ifade ettiğini söylediği ''Hançer'' adlı kitaptan bir şiir okuyarak konuşmasını
tamamladı.
